In my last dream

🕒 Konu sahibi 8 saat önce aktifti
Bu sefer kısa.

Hastaneye yeni genç bi doktor başlamış. Bir siteye taşınmış.
Hayırlı olsun güle güle oturun demeye ev ziyaretine de ben gitmişim. Elimde bir hediye paketi var. Muhtemelen ev hediyesi. Ama adamın adını hatırlamıyorum. Telefonu da yok. Adres de net değil. Zorluyorum hafızamı adı Serkan olabilir, evet. Daire numarası 17. Ama çok blok var belki on tane. Hangi 17? Güvenliğe sorarım doktor Serkan hangi blokta oturuyor diye ama güvenlik yok. Site bahçesinde yürümeye devam ediyorum. Kadın çalışanlar var etrafta. Hepsi tenisçi eteği giymiş. Ama hepsi cüce. Bi tanesi bana "toplarını parlatmamı ister misin" dedi ve hepsi birlikte gülmeye başladılar. Kaçmam lazım, run!

Sonra sekans değişiyor. Blendırdaki çilekli sütü, icinde metal var mı diye bir dedektör ile kontrol ederken buldum kendimi.
 
Son düzenleme:
Foruma ara ver,hic saglikli degil bunlar.
 
abi bas baya aeg'in tenis eteği giymesinden etkilenmişsin işte.
tenis etekli kadınlar, 17 numarada oturan serkan, çilekli süt.
 
abi bas baya aeg'in tenis eteği giymesinden etkilenmişsin işte.
tenis etekli kadınlar, 17 numarada oturan serkan, çilekli süt.
Bir de Döngünün rendesinden etkilenmis.
Ama alisigiz biz.
Inkar mekanizmasi.
 
Bir de Döngünün rendesinden etkilenmis.
Ama alisigiz biz.
Inkar mekanizmasi.

forumda konuşulan futbol konularına da aşinalık var ayrıca az biraz da forumun top ten konularından olan cinsellik var.
toplarınızı patlatırım bir alt metin sanırım.
bariz esinlenme, tutmaz bu rüya dizisi.
 
forumda konuşulan futbol konularına da aşinalık var ayrıca az biraz da forumun top ten konularından olan cinsellik var.
toplarınızı patlatırım bir alt metin sanırım.
bariz esinlenme, tutmaz bu rüya dizisi.
Aci cekiyor muhtemelen.
 
Sıcak sıcak anlatayım yenisi var.

Youtuber olmuşum açmışım canlı yayını;

"evet arkadaşlar Aydın'ın Çine ilçesinde sanayi mahallesinde Serhat ustanın tamirhanesindeyiz. Hiçbir yerde çare bulamadığımız mekanik sorununu burada çözeceğiz inşallah"

Ama usta pek sıcak karşılamıyor.

Usta: kimsiniz la siz?

Ben: abi bizim kanalımız var, methini duyduk. Derdimize çare olacağınıza inanıyoruz

Usta: derdinize çare ararken bana mı sordunuz. Randevunuz var mı?

Ben: yok usta. Şu an canlı yayındayız. İnsanlar bizi izliyor

Usta: yayınına da izleyen insanlara da sövdürme şimdi. Dışarıdan iş almıyorum ben. Eş dost akrabanın işleri yeterince zamanımı alıyor zaten.

Ben: ama usta reklamın da yapılmış olacak bu vesile ile ne güzel işte

Usta: lan hala reklam diyo, s*ktirin gidin lan dükkanımdan!
 
"dolmalık biberden doğumgünü hediyesi mi olur şerefsiz" diye bağırıyordu kadın. "Geçen yıl da onluk çivi almıştın hediye olarak, inşaat mühendisine başka ne alınır ki diye de kendince espri yapmıştın!"

Yani neler olup bittiğini anlayamıyordum ama çıktım kadının yanından. Ben kimim burası neresi bilmiyorum ama yürüyorum.

Az ileride bir belediye otobüsü var duraktan yolcu aldı ama kalkmadı. O tarafa doğru yürüdüğüm için otobüse bineceğimi sanıyor ve beni bekliyor gibiydi şoför. Yavaşladım ki onunla ilgim olmadığını anlasın. Ama yo, ısrarla hareket etmiyordu. Koşarak gideyim bari otobüsü geçeyim ki onu beklemediğimi anlasın diye düşündüm. Tam yanından geçerken şoför kapıyı açıp bağırdı "e hadi binsene". Mahcup bir ses tonuyla "yok ben otobüse binmeyecektim" dedim. "be şerefsiz niye koşuyorsun madem binmeyecektin!" diye bağırdı. Cevap vermedim, hızlı adımlarla bir ara sokağa girdim.

Restoran var sağda. Kaldırıma taşmış servis yaptığı masalar. Hıncahınç dolu mekan. Pişi falan yapmışlar. Yumurtalı sucuklar, çeşit çeşit peynir... yok yok masalarda. İnsanlar çok mutlu.

Lavaboya gidip elimi yıkamak istedim. Boş bir masa bulup oturmak istiyordum. Sular kesikti. Ellerimi yıkayamadım salona geri döndüm ki..

İçeride kimse kalmamıştı. Bomboştu salon. Üstelik hiç servis yapılmamış gibi muntazamdı masa ve sandalyeler. Köşede garson olduğunu düşündüğüm bir genc adam mercimek çorbası içiyordu. "kahvaltı alabilir miyim" dedim. "biz kahvaltı vermiyoruz, çin restoranı burası" dedi garson. "Peki mercimek çorbası alabilir miyim ben de" dedim. "Çorba sadece çalışanlar için, müşteriye vermiyoruz" dedi. Restorandan sokağa yöneldiğimde sonbahar gelmişti. Yapraklar savruluyordu caddede esen rüzgarla.
 
İki binanın ortasında, bahcedeyim. Yönetmen bağırıyor "herkes setlerine dağılsın, aynı anda tüm sahneler çekilip montajlanacak!"

Soldaki binaya giriyorum.

Birkaç basamak çıkıyorum ki kocaman bir salonun ortasında bir masaya kadının tekini yatırmış iri kıyım bir adam. Bildiğin tecavüz ediyor.

Beni görür görmez "ooo hoş geldin, kaynanan seviyormuş buyur" diyor. Ben kem küm etmeye başlıyorum ki kadın "dediğini yapman lazım. Eğer şimdi burada beni adam gibi becermezsen ikimizi de öldürürler!" diyor. Mecburen görevi yerine getirmeye çalışıyorum ama konsantre olmak çok zor. "zemin" çok kaygan. Vıcık vıcık. Belli ki çok uzun süredir işkence devam etmiş.

Derken polis sireni.. ohh kurtulduk diyorum. Birden çevik kuvvet doluyor odaya. "yat yat yat!" Derdimi anlatmaya çalışıyorum "memur bey ben.." konuşmama izin vermiyor elinde telsiz olan. "herkes tutuklu!"

Tam o sırada bizim bi doktor arkadaş kafayı kapıdan uzatıp "akşam birlikte çıkalım mı araba yok da bende" diyor. "Abi benim durumum belli değil gözaltına aldılar " diyorum. "Ha tamam o zaman kardeşim kolay gelsin sana" diyip gidiyor dallama. Kalakalıyorum ortada.
 
İzlenilen bir dizi ya da film etkisinde kalınıyor galiba yoksa bu kadar ürkütücü rüya görmek biraz tuhaf değil mi?
 
Yenisi geldi arkadaşlar rüyaların. Okuyalım inşaallah

Hanım uyandırıyor beni.
"Kalk kapıya bak, kapı çalıyor" diyor.
Sen bak diyorum.
"Çıplağım, ben bakamam" diyor.
Aaa bi bakıyorum harbi çıplak.
Kalkıyorum üzerimde pijama var ama altım çıplak.
Çekiştirerek örtüp kapıya gidiyorum.
Yarım açıp kim olduğunu öğrenenmek isterken kapı sertçe itiliyor ve ablam "sarma yaptım size de getirdim" diyerek içeri dalıyor.
"Ha iyi yapmışsın, içeri geç" diyip yatak odasına koşuyorum altıma bişeyler giymek için. Baktım hanım yatakta uyumaya başlamış. Giyinik. Hatta çok kalın pamuklu bir takım giymiş.

O sırada mutfaktan bir ses "Hoşgeldin abla nasılsın?" Kafamı koridordan bir uzattım, hanım mutfakta çorba yapıyor!

Lan yataktaki hanımsa mutfaktaki kim!?

Biseyler ters gidiyor. Mutfağa gidip kontrol etmem lazım. Koridorda yavaş ve temkinli ilerledim. Tam o sırada kızım odasından çıktı mutfağa yöneldi. Omuzundan tuttum. Fısıldayarak " mutfağa gitme. O annen olmayabilir, annen odada!" dedim. Kızım yüzüme baktı gözleri bembeyaz oldu! "Asla kimin kim olduğundan emin olamayacaksın!" dedi.

Uyaaaan!
 
Dijital pazarlama ve network marketing dersindeyim.

Koca bir amfi dolusu öğrenci var. KBB ci Ömer (mesai arkadaşım) birden bağırıyor "muhalifler ön sıralara gelsin!" İnsanlar paldır kültürdür masaların üzerinden atlayarak ön sıralara yığılıyor.

Ömer arkada hareketsiz kalan öğrencilerden birine tepki gösteriyor " hey sen dombili! Hayatından çok mu memnunsun!" Aslında bağırdığı adamı da tanıyorum (fakülteden arkadaşım). Muhafazakar bir aileden gelen kendi halinde bi adam. "yapma" diyorum, o iyi biri hem de beyin cerrahi profesörü... "Bana ne" diyor bizimki. Hoca olmuş ama sırtına semer vuranlardan kurtulmak istemiyor!

Utanıyorum ve amfiden çıkıyorum. Kafede kızlar oturuyor "çok sinirli görünüyorsun" diyo Yasemin, "gel yanıma"

Oturuyorum Yasemin'in (asistanlıktan arkadaşım) yanına. Başımı omzuna koyuyorum. Saçlarımı okşuyor... Okşadıkça göz kapaklarim ağırlaşıyor...

Tam uykuya dalacağım ki sonradan polisomnografi teknisyeni olduklarını öğreneceğim üç kişi beni zorla bir odaya götürüyor. "Çok hızlı uykuya daldı, muhtemelen uyku apne sendromu veya narkolepsi. Hemen PSG yapmalıyız!"

Beni boş bir odaya tıkıp kapıyı kapatıyorlar. Karanlık nemli bir yer. Mahzen gibi. Dört yatak var ordada. Her taraf kir pas. Çarşaflar leş gibi.

Çıkmam lazım diyorum ve bir arka kapı buluyorum. Etraf bembeyaz.. lapa lapa kar yağıyor. Çam ağaçlarının kokusunu duyabiliyorum. O da ne, arabam boş arazinin ortasında. Basıp gidiyorum karlı dağ yollarında. Araba hiç kaymıyor, kış lastiği de takılı değil üstelik diyorum, gülümsüyorum.

Yerköy ilçe bitimi tabelasini geçiyorum..
 
@climax,

Rüyalarını kontrol edip düşündüğün şekilde yönlendirebiliyor musun?

Sanırım teknikleri var ve yapabilen kişiler olduğunu biliyorum.
 
@climax,

Rüyalarını kontrol edip düşündüğün şekilde yönlendirebiliyor musun?

Sanırım teknikleri var ve yapabilen kişiler olduğunu biliyorum.
Tabi. Lucid dream diyoruz. Ama bu ruyada bunu yapamadım. Rüyada olduğumu anlarsam yönlendiririm, burada anlayamadım.
 
Tabi. Lucid dream diyoruz. Ama bu ruyada bunu yapamadım. Rüyada olduğumu anlarsam yönlendiririm, burada anlayamadım.
Ben de bir gün deneyeceğim çünkü bazen çok net ve akılda kalıcı rüyalar görüyorum, gerçek gibi bir his oluşuyor sonra bazı şeyler saçma geliyor ve rüyada olmalıyım dediğim an da uyanıyorum.
 
İki arkadaş şarap seçmeye çalışıyorlar.
Bana danıştılar.
"Galapagosta penguen arkadaşım var, anlar şaraptan. Görüntülü arayıp soralım" dedim. Aradım, penguen "öküz gözünden şaşmayın" dedi.
 
Ambulansa bahçede yer bulamadım. Aldım gittim eve, sabah geri getiririm diye. Sonra aklıma geldi "lan ya lazım falan olursa?" Amaaan boşver bişe olursa ararlar zaten dedim yattım uyudum.
 
Gördüğüm rüyayı sabah ilk uyandığımda hatırlasam bile birkaç saat sonra unutuyorum.
 
Geri