In my last dream

🕒 Konu sahibi 7 saat önce aktifti
Tam bir kaos hakim. Her taraf hasta dolu. Ve sürekli yenileri geliyor. Hastalar yataklara enine yatırılmış. Üç hatta dört kişi var bir yatakta. Kelepçelerle yatak demirlerine bağlanmış, ama yine de zaptedilmekte güçlük yaşaniyor. Bir kısmı yatak bulamadığı için odada ve koridorlarda zombi gibi dolaşıyor. Bir tanesi sürekli başını duvara vuruyor. Ama öyle böyle değil, parçalarcasına vuruyor. Hemşireler ordan oraya koşuşturuyor. Anonslar birbirine karışıyor. Bugüne kadar çalıştığım eeg teknisyenlerinin hepsini bir arada gördüm. Yorgunluktan bitmisler. "buse, hastaların tümünün rutin eeg kaydını istiyorum. Kloralhidratla sedatize edin" dedim. "denedik, hepsi birbirinin aynısı" dedi ve yaptıkları testteri yere fırlattı. Metrelerce trase, hiç birinde temel biyoelektriksel aktivite yok. Yani tıbben ölüler!
 
Koridordan insanlara çarpa çarpa çıkıyorum. Yoğun bir toz bulutu hasaneye yaklaşıyor. Akşam saatleri. Personel akın akın yönetim binasına koşuyor. Klinikleri terkediyorlar. Sedef hemşireyi görüyorum kalabalık içinde. Omuzundan tutup durduruyorum;
- neler oluyor böyle?
- Kadir Topbaş... O döndü! İnsanlığı kurtarabilecek tek kişi!

Ya arkadaş, bu adam ölmedi mi. Mehdi mi yoksa? İnsanlığa ne oluyor da Topbaş kimi kimden kurtarıyor?
 
Son düzenleme:
beğeni mi istiyorsun buyur

Sedef hemşireyi görüyorum kalabalık içinde. omzundan tutup durduruyorum.

-yahu bu ne kalabalık biraz sakin bir yerlere gidip kendimize gelelim mi ?
-olur sana mı bana mı ?
-bana olmaz hanım evden çalışıyor.
 
"Heyy buradayız, gel çabuk!" Caddenin karşında karım ve kızım steyşın bir arabanin içinden beni çağırıyor. Bindim ve 100 metre gitmeden sağlı sollu tek katlı evler karşıladı bizi. Bahçe içinde, şu Hollanda evlerinden. Ama hepsi ters inşa edilmiş. "bunlar da ne böyle!" dedim. "büyük tufanla her şeyin tepetaklak olacağına inandiklari için böyle yapıyorlar evleri" dedi hanım.

Ters evlerin birinin önünde durduk. Burası bir sekerciye benziyor. "halime ablanın çikolata dükkanı burası. Bi selam verelim" dedi hanım. İçeri girdiğimizde kadın dükkanın tam ortasında boynundan bir iple asılı olarak duruyordu. Yerde bir not vardı. Hanım kağıdı yerden aldı. Notta yazılı olanları halime abla sesli olarak okumaya başladı! Evet, gözlerini açtı ve yazılı olanların aynısını ezbere okudu. Tam metni hatırlamıyorum ama dünyanın sonunu beklemenin sıkıcı oldugunu ve "son"u hızlandırmak istediğinden bahsediyordu. Ben kadının ölmediğini düşünerek bacaklarından yukarı kaldırarak kurtarmaya çalıştım ki hanım beni engelledi.
- Dur! Ne yapıyorsun sen! İntihar notunu kendisi okumalı. Buna engel olma, yoksa ruhu huzur bulmaz"
 
@feveran senin senaryo daha çekici ama bu yazdıklarım gerçek rüya. Lucid dream'ciyim. Çok acayip rüyalarım var.
 
@Favela hangi yazarın tarzı var sence, özellikle son pasaj çok aynı tatta. Du bakayım bana mı öyle geldi
 
@Larien Hakan Günday? Sanırım okumuştu bi kaç kitabını zaten değil mi sayın baldırı gubbak hocam?
 
Deniz kenarında bir restoran. Çok dik bir yokuş var ulaşmak için. "buradan inilir mi, insan bir yol, merdiven falan yapar" diye söylendim. Önden inmeye başladım yavaşça. "dikkatli olun, çok tehlikeli" dedim bizimkilere. Aşağı ulaştığımda hanım ve kızım restorana inmiş ve çoktan oturmuşlardi bir masaya. Hatta menüyü inceliyorlardi. "Burası çok ayak altı, başka yer bakacağım" dedim. Uzak köşede boş bir masa buldum ki o not ilişti gözüme. Üzerinde " ilk hafta biyofizik laboratuarında o kurbağanın kafatasını açmak için gönüllü olduğun an anlamıştım beyin cerrahi olacağını" yazıyordu. Ama bu benim lafımdı. Sınıf arkadaşım Gökhan için söylemiştim yıllar önce Taksim 45'lik barda bira içerken. Bunu başka kim bilebilirdi ki? Kafamı kaldırdım bizimkileri çağırmak için. Ama kimse yoktu. Garsona "birlikte geldiğim kadın ve kız nerede acaba" diye sordum. "buraya yalnız geldiniz beyefendi" dedi. Ortam yavaşça loşlaştı. Deniz karardı.
 
Son düzenleme:
Dali olacak aza.
 
Soğuk, çok soğuk... Morg soğuğu... Her taraf mermer. Aldığın nesef bile yankılanıyor. Osmanlı hamamlarına benziyor. Sadece su sesi var. Yürümeye devam ettiğimde karsıda bir taht tüm ihtişamı ile karşımda beliriyor. Altın vakaklı, büyük ve gösterişli bir taht. Kan.. çok fazla kan var etrafta. Yerde süzülen su, duvarlar, taht herşey kan!.. tahtta bir kadın. Annem, litotomi pozisyonda. Yeni doğum yapmış. Hareket etmiyor, nefes almıyor. Hemen çıkmam lazım ordan. Zemin seffaflastı. Artık alttaki otoparkı net olarak görüyorum. Hemen her arabanın aynasina rengarek uçan balonlar bağlanmış. Uyanman lazım, uyan, uyaaann!
 
Beğeni nereden atıyorduk?
Sen bana sizin hastaneden bir yatak ayarlar. tekli oda olsun. Denize de baksın.
 
Çok karanlık. Bina siluetleri seçiliyor sadece. Hiç bir ayrıntı yok. Ay ışığı var. Gökyüzü koyu mavi, bina siluetleri koyu lacivert. Sadece yağmur sesi var. Evet hiç rüzgar yok sadece sağanak. Üzerimde ince bi tişört var. Sırılsıklamım. Biraz yürüyünce mahalleyi tanıyorum. Burası karakol caddesi. Göbekten aşağı inersem pazar yolu. Oradan Seyhan sokak girişini bulabilirsem en azından ablama sığınabilirim diye düşündüm. Sağda bir dükkan var. Tüm ışıkları yanıyor. O karanlıkta güneş gibi parlıyor. Önünden geçiyorum. Ufak bir market bu. Kapının önünde bir adam var. Köpeğine ufak bir top atıyor ve köpek topu havada yakalarken DSLR kamera ile fotoğraflarını çekiyor.

Marketi geçer geçmez sahne gündüze dönüyor. Oldukça işlek bir şehir merkezi burası. İnsanlar düzgün giyimli. Geniş vitrinli mağazalar falar. Kolumda sarışın bir kadın. Yürüyoruz. Bir sokağa dönüyoruz. Yüksek duvarlı bahçesi olan evler var. Her yerde begonviller... Hemen hemen bütün duvarları kaplamış. Kemerli kapısında "agnucaston" (adet düzenleyici, premenstrual sendromda kullanılan bir ilaç adı aslinsa bu) yazan bir motele giriyoruz. Cebimden bir kalem çıkartıyorum. Sedef yaldızlı bir marker. Havaya (evet boşluğa) el yazısı ile “ve celle senâüke” (senin övgün yücedir) yazıp içeri geçiyoruz.

Kadını yatağa fırlatıyorum ve üzerine uzanıyorum. Çiçek desenli beyaz bir bluzu ve kot eteği var. Evlilik hazırlıklarını ağırdan aldığı için ona sitem ediyorum. O da " ama işlerim şu dönem ne kadar yoğun biliyorsun. Acele etme, bana zaman ver lütfen" diyor Rus aksanı ile (He ya kadın Rus çıktı). Ben tam sevişme girişimlerine başlıyorum ki "pardon hanımefendi, size telefon var diyor adamın biri. Evet elinde dect telefon, otel görevlisi başımızda dikiliyor! Kadın (nişanlım sanırım, evlilik hazırlığı yaptığınıza göre) telefonu alıp balkona geçiyor (evet odada balkon varmış). Hararetli bir şekilde Rusça birşeyler konuşuyor. Tül perde şişip balonlaşıyor rüzgardan. Kalkıp eşyaları topluyorum (seksim yarım kalınca sinirleniyorum herhalde). Ne bulursam valize tıkıştırıyorum. Boğazımı rahatsız eden bişey var. Elimi ağzıma sokup kravatın ucunu yakalıyorum. Çektikçe geliyor. Üzeri kanlı bir bez parçasına dönmüş artık bu şey. İçimden metrelerce uzunlukta kravat çıkartıyorum. Rahatlıyorum...
 
Yazlık bir yerdeyim. Gök simsiyah. Yıldızlar pırıl pırıl. Bir balkonun dibindeyim. Balkondan annem bana doğru uzanmış sohbet ediyoruz. Boş boş bakarken uyanıyorum. E uyandık ya hani? Evimizdeyim antrede. Rüyamı anneme anlatmam gerekiyor diye düşünerek bekliyorum öyle, onu arıyorum. Tam ararken hobaaa bir kez daha uyanıyoruz. Yatağımdayım uyandım ve bitti diye düşünüyorum. Kalkıp yatağımın karşısındaki aynada kendime bakıyorum. Bitti, sakinleşebilirim sanırım diyorum. Emin misin uyandığından diye kendime soruyorum aynada. Ve bingo son kez uyanıyorum. Gerçekten bu sefer. Uzun uzun tavana bakıp kendime gelmeye çalışıyorum.
 
@juju dream in dream vakası. Lusidci olabilirsin. Gruba katılabilmen için rüyada olduğunu farketmen ve uyanmadan rüyayı yönlendirebilmen istenir. Tanıdık bir mekanda yakalamissin rüyayı. Hemen check etmem gerekir. Mesela sağda bir sandalye olmalı orada mi. Halı deseni uygun mu gibi. Anormallik hissettiğinde rüyada olduğunu farkedip devam etmelisin. Bazıları sanal bir sembol belirliyor. Mesela bir bilye. Rüyada olduğunu anlamak için cebini kontrol ediyor. Bilye orada ise rüyada olduğunu anlıyor. Rüyayı yönlendirmeye başlıyor.
 
@juju dream in dream vakası. Lusidci olabilirsin. Gruba katılabilmen için rüyada olduğunu farketmen ve uyanmadan rüyayı yönlendirebilmen istenir. Tanıdık bir mekanda yakalamissin rüyayı. Hemen check etmem gerekir. Mesela sağda bir sandalye olmalı orada mi. Halı deseni uygun mu gibi. Anormallik hissettiğinde rüyada olduğunu farkedip devam etmelisin. Bazıları sanal bir sembol belirliyor. Mesela bir bilye. Rüyada olduğunu anlamak için cebini kontrol ediyor. Bilye orada ise rüyada olduğunu anlıyor. Rüyayı yönlendirmeye başlıyor.

cli ben çok korkunç rüyalar görüyorum bazı dönemler. Ama aşırı korkunç. Kısa metrajlı korku filmleri tadında. Genelde etrafımı kontrol edip rüyada olduğumu anlıyorum. Eğer korktuysam uyandırabilirsem kendimi uyandırıyorum ya da olm rüya zaten sakin ol deyip takılıyorum.
 
@juju burun tıkanıklığı olabilir.
Reflü olabilir.
Şişmansan uyku apnen olabilir. Şişman misin :)
 
Geri