Şahsi kütüphanem

  • Kullanıcı Elia
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Kitap Kulübü
Konu sahibi son olarak 1036 gün önce görüldü
Şu sıralar okumak istediğim ama fırsatını bulup da kitapçıya gidip alamadığım "Puslu Kıtalar Atlası" kitabını okudunuz mu? okuduysanız tavsiye eder misiniz?
 
Şu sıralar okumak istediğim ama fırsatını bulup da kitapçıya gidip alamadığım "Puslu Kıtalar Atlası" kitabını okudunuz mu? okuduysanız tavsiye eder misiniz?

Kendi adıma konuşmak gerekirse ben kesinlikle tavsiye ederim.. İhsan Oktay Anar'ın çok sevdiğim bir kitabıdır kendisi..
 
Tarih ve felsefeye ilginiz var ise oldukça sevebileceğinizi düşünüyorum. Özellikle Uzun İhsan Efendi'nin eline geçen Rendekâr'ın Zagon Üzerine Öttürme kitabı ve Uzun İhsan Efendi'nin varlık üzerine çözülümlerde bulunması başlangıç için oldukça hoş olaylardan bir tanesi idi. İ. O. Anar'ın üslûbunu seveceğinizden eminim. Şahsınızın kelime haznesini de genişletecektir.
 
Sevgili Elia, birkaç gün içerisinde bahsini edeceğim bu kitap hakkında yorum yazacağını söylemişti. Ben de kendisinin konusunda kendisine saygısızlık etmemek adına yorumumu saklamıştım. Sanırım yazmayı unuttu ya da bu birkaç gün kavramı benim için farklı bir anlam taşıyor. Ben de, kendisi yazmadan önce paylaşma kararı aldım. Şimdiden özür diliyorum kendisinden.

Bilim kurgu denilince akla gelen ilk isim A. Huxley ve onun büyük eseri Brave New World. Büyük eserinden daha çok magnum opus olarak söylenmesi daha doğru olacaktır. Terimlerden kaçınmamak gerekiyor. Kitabın bahsini derinlemesine açmadan önce şunu söylemek istiyorum. Katîyen G. Orwell'ın 1984 romanı ile karşılaştırılmaması gerekiyor. Bunun sebeplerinden bir tanesi, kitap karşılaştırma mantığının bir mantıksızlık olması ve diğer sebebi ise birbirinden oldukça farklı kategoride olmaları. Evet, A. Huxley ile G. Orwell aynı dönemde yaşayan iki büyük yazar ve birbirleri ile sürekli mektuplaşarak haberdâr hâldeler. Ama bu karşılaştırabileceğimiz anlamına gelmiyor. Bir de araya bir bilgi sıkıştırmam gerek. O da, kitabın isminin çevirisinin aslında Cesur Yeni Dünya'dan ziyâde Güzel Yeni Dünya olduğu gerçeğidir. W. Shakespeare eserlerine âşinâ iseniz, nedenini çok rahat bir şekilde anlayabilirsiniz, diye umuyorum.

Malûmunuz, kitabın adından bile içeriğini anlayabilmeniz mümkün. Genel olarak konu dünya üzerindeki bir düzen ile alâkalı. Ne distopya ne de ütopyadır Brave New World. İki kategoriye de sığmayacak derecede büyük bir eser çünkü. A. Huxley, birçok noktaya uğrayarak kitabın ana fikrini bize sunmaya çalışıyor. Örneğin, H. Ford'un T modeli, Consumption-focused world order, mükemmelliyetçi yaşam, vb. Bu noktalara uğrarken de bize yardımcı olan karakterler bile hem olayı özetleyecek nitelikte hem de isimleri kitaba yardımcı olacak nitelikte. Ne demeye çalıştım burada? Şunu demek istiyorum, karakter isimleri büyük bir özenle seçilmiş. Örneğin Mustafa Mond (Mustapha Mond). Brave New World'ün önde gelen on denetçisinden biri ve otoritenin temsilcidir. Eski bir bilim adamıdır. Eski diyorum çünkü bilimden vazgeçerek bu göreve gelmiştir kendisi. Bu isimlerde esinlenilen kişiler ise anlayacağınız gibi Mustafa Kemal Atatürk ve yenilikçi İngiliz sanayicisi Alfred Mond'dan başkaları değildir. Bu karakterler ile alâkalı yorumda bulunmak isterdim; ama bu okuyacak kimselere haksızlık olur. Kendiniz okuyunuz ve yorumunuzu yazınız.

İsim konusunda W. Shakespeare'ye değinmiştim. Kitap içerisinde de W. Shakespeare'nin şiirleri ve sözlerinden alıntıları bizlere sunuluyor.

Kurgu ise kısaca şöyle. 26. yüzyıl, Londra. Learning in sleep, Reproduction technology yüksek düzeyde ve toplum buna göre bir şekil almış vaziyette. Buradan kurgunun bir ütopya olduğu sonucuna varabilirsiniz, varmamanız için bir neden yok. Ama bu ütopya bir ironi barındırıyor. Hattâ birden fazla bir ironi. Şimdi kurguda önümüzde şu var ki insanlar oldukça sağlıklı. Teknoloji en üst düzeyine kadar ulaşmış. Teknolojinin ulaştığı seviyeden ötürü de insanlar bilinç sahibi olmuş ve savaşlar ortadan kalkmış. Herkes her yerde birbiri ile eşit. Fakat, önem konusunda sıkıntılar mevcut. Aile yok, din yok, kültür san'at yok, edebiyat yok, felsefe yok. Bunların çoğu olmadan insan, insanlığından çıkmış vaziyette olur. Bu yüzden de tam anlamıyla ütopya sayılmamaktadır. Sex with everyone mevcut. Yani herkes birbiri ile ilişkiye girebilir durumda. Tek eşlilik bir statü kaybına yol açıyor. Uyuşturucu, çok eşlilik normâl karşılanıyor. Belirli druglar var. Acı, mutluluk, hüzün, sevinç sağlayan. Edebiyat değersiz, şiir değersiz, aşk değersiz. Bu yönleriyle de bir distopya olarak değerlendirebiliyorsunuz. Sonlara doğru da şaşırabileceğiniz İsa olayı mevcut.

Kitap genel hatları ile böyle. Sevgili Elia'da eklemelerde bulunacaktır mutlaka.

Bâzı karakterleri de yazayım:

1. Herbert Bakunin = Herbert Spencer & Mikhail Bakunin
2. Polly Trotsky = Lev Troçki
3. Sarojini Engels = Sarojini Naidu & Friedrich Engels
4. Jean-Jacques Habibullah = Jean-Jacques Rousseau & Habibullah Han

Böyle ol ciğerimi ye .Okuduğunuz kitapları böyle özetleyin .Bilgi sahibi olalım .
 

Sevgili Elia, birkaç gün içerisinde bahsini edeceğim bu kitap hakkında yorum yazacağını söylemişti. Ben de kendisinin konusunda kendisine saygısızlık etmemek adına yorumumu saklamıştım. Sanırım yazmayı unuttu ya da bu birkaç gün kavramı benim için farklı bir anlam taşıyor. Ben de, kendisi yazmadan önce paylaşma kararı aldım. Şimdiden özür diliyorum kendisinden.

Bilim kurgu denilince akla gelen ilk isim A. Huxley ve onun büyük eseri Brave New World. Büyük eserinden daha çok magnum opus olarak söylenmesi daha doğru olacaktır. Terimlerden kaçınmamak gerekiyor. Kitabın bahsini derinlemesine açmadan önce şunu söylemek istiyorum. Katîyen G. Orwell'ın 1984 romanı ile karşılaştırılmaması gerekiyor. Bunun sebeplerinden bir tanesi, kitap karşılaştırma mantığının bir mantıksızlık olması ve diğer sebebi ise birbirinden oldukça farklı kategoride olmaları. Evet, A. Huxley ile G. Orwell aynı dönemde yaşayan iki büyük yazar ve birbirleri ile sürekli mektuplaşarak haberdâr hâldeler. Ama bu karşılaştırabileceğimiz anlamına gelmiyor. Bir de araya bir bilgi sıkıştırmam gerek. O da, kitabın isminin çevirisinin aslında Cesur Yeni Dünya'dan ziyâde Güzel Yeni Dünya olduğu gerçeğidir. W. Shakespeare eserlerine âşinâ iseniz, nedenini çok rahat bir şekilde anlayabilirsiniz, diye umuyorum.

Malûmunuz, kitabın adından bile içeriğini anlayabilmeniz mümkün. Genel olarak konu dünya üzerindeki bir düzen ile alâkalı. Ne distopya ne de ütopyadır Brave New World. İki kategoriye de sığmayacak derecede büyük bir eser çünkü. A. Huxley, birçok noktaya uğrayarak kitabın ana fikrini bize sunmaya çalışıyor. Örneğin, H. Ford'un T modeli, Consumption-focused world order, mükemmelliyetçi yaşam, vb. Bu noktalara uğrarken de bize yardımcı olan karakterler bile hem olayı özetleyecek nitelikte hem de isimleri kitaba yardımcı olacak nitelikte. Ne demeye çalıştım burada? Şunu demek istiyorum, karakter isimleri büyük bir özenle seçilmiş. Örneğin Mustafa Mond (Mustapha Mond). Brave New World'ün önde gelen on denetçisinden biri ve otoritenin temsilcidir. Eski bir bilim adamıdır. Eski diyorum çünkü bilimden vazgeçerek bu göreve gelmiştir kendisi. Bu isimlerde esinlenilen kişiler ise anlayacağınız gibi Mustafa Kemal Atatürk ve yenilikçi İngiliz sanayicisi Alfred Mond'dan başkaları değildir. Bu karakterler ile alâkalı yorumda bulunmak isterdim; ama bu okuyacak kimselere haksızlık olur. Kendiniz okuyunuz ve yorumunuzu yazınız.

İsim konusunda W. Shakespeare'ye değinmiştim. Kitap içerisinde de W. Shakespeare'nin şiirleri ve sözlerinden alıntıları bizlere sunuluyor.

Kurgu ise kısaca şöyle. 26. yüzyıl, Londra. Learning in sleep, Reproduction technology yüksek düzeyde ve toplum buna göre bir şekil almış vaziyette. Buradan kurgunun bir ütopya olduğu sonucuna varabilirsiniz, varmamanız için bir neden yok. Ama bu ütopya bir ironi barındırıyor. Hattâ birden fazla bir ironi. Şimdi kurguda önümüzde şu var ki insanlar oldukça sağlıklı. Teknoloji en üst düzeyine kadar ulaşmış. Teknolojinin ulaştığı seviyeden ötürü de insanlar bilinç sahibi olmuş ve savaşlar ortadan kalkmış. Herkes her yerde birbiri ile eşit. Fakat, önem konusunda sıkıntılar mevcut. Aile yok, din yok, kültür san'at yok, edebiyat yok, felsefe yok. Bunların çoğu olmadan insan, insanlığından çıkmış vaziyette olur. Bu yüzden de tam anlamıyla ütopya sayılmamaktadır. Sex with everyone mevcut. Yani herkes birbiri ile ilişkiye girebilir durumda. Tek eşlilik bir statü kaybına yol açıyor. Uyuşturucu, çok eşlilik normâl karşılanıyor. Belirli druglar var. Acı, mutluluk, hüzün, sevinç sağlayan. Edebiyat değersiz, şiir değersiz, aşk değersiz. Bu yönleriyle de bir distopya olarak değerlendirebiliyorsunuz. Sonlara doğru da şaşırabileceğiniz İsa olayı mevcut.

Kitap genel hatları ile böyle. Sevgili Elia'da eklemelerde bulunacaktır mutlaka.

Bâzı karakterleri de yazayım:

1. Herbert Bakunin = Herbert Spencer & Mikhail Bakunin
2. Polly Trotsky = Lev Troçki
3. Sarojini Engels = Sarojini Naidu & Friedrich Engels
4. Jean-Jacques Habibullah = Jean-Jacques Rousseau & Habibullah Han

Sly, öncelikle teşekkür ederim muazzam bir inceleme olmuş. Ben kitapların içeriğinden daha çok bana neler hissettirdiklerinden bahsediyorum. (İleride bu ilk izlenimlerimi unutmayayım diye) Epey öznel bir yazı çıkıyor ortaya, bu yüzden. Bu sayfanın böyle bir incelemeye de ihtiyacı vardı.

Birkaç gün kavramına gelirsek, normalde dün yazmış olurdum fakat bileğim sargıda olduğu için şu an bu yazıyı bile acı çekerek yazıyorum, sayfamı da epey ihmal ettim bu yüzden.. Özür diliyorum herkesten, iyileştiğim gibi ufak ufak yazmaya devam edeceğim.

Şu sıralar okumak istediğim ama fırsatını bulup da kitapçıya gidip alamadığım "Puslu Kıtalar Atlası" kitabını okudunuz mu? okuduysanız tavsiye eder misiniz?

Ah, henüz okuyamadım. Fakat bana onlarca farklı insan tarafından (fikirleri düşünceleri birbirine zıt olan insanlar da var) tavsiye edildiği için ilgimi çekmişti. Yakın zamanda almayı düşünüyorum. Eğer siz de alırsanız ve haber verirseniz eş zamanlı bir şekilde okuyabiliriz, hem okurken kitap hakkında paylaşımlarda bulunmak inanılmaz zevkli oluyor..
 
Merhabalar.

Ağrılarım biraz hafiflediği için kendimde buraya yazacak gücü bulabildim. İstediğim kadar ayrıntılı yazamayacağımı başta belirteyim, kitapların bana neler hissettirdiğini unutmayayım diye düşeceğim bir iki not gibi düşünün.

Toplamda 5 kitap bitirdim. Aslında bunu 3 kitap olarak kabul edeceğim zira aralarında bir manga serisi de var.

DdNgl3.jpg


(Tokyo Ghoul'un 2. ve 3. ciltlerini bulamadığım için fotoğrafta yalnızca ilki var.)

Öncelikle Cesur Yeni Dünya'ya başladım ki yaklaşık 10 günlük bir kitap okumama sürecinden sonra başladığım için beni çok zorladı, hızımı kaybettiğim için epeyce yavaş okudum. Aslında yukarıda Sly o kadar güzel yorumlamış ki benim üzerine ekleyebileceğim en ufak bir şey yok gibi. Öyle nesnel bir değerlendirme yapabilmek isterdim fakat benim tarzım ona çok uzak. Kitaba geri dönelim. Zamanında başlayıp yarım bıraktığım bir kitaptı, itiraf etmek gerekirse. 13 yaşındaydım. Kitap o kadar çarpıcı gelmişti ki birkaç bölümden sonra devam edemez olmuştum. Alışık değildim tabii. Bernard Marx'tan çok çok daha çarpıcı şeyler beklerdim, hatta kitabı okurken sonunun korkutucu olacağından da emindim. Ama, pek öyle olmadı. Beni çok şaşırttı. Çarpıcı başlayan bir kitap birden duruldu. Şey gibi, davullar gümbürderken birden etrafı sessizliğin sarması gibi. Hoşnut muyum? Eh biraz. Beklediğim gibi devam etseydi bu kitabı bu kadar değerli yapmazdı belki. Algılar tamamen değişmiş, müstehcenlik kavramının anlamı bambaşka bir hal almış. Göndermeler çok yerinde ve başarılı. Bende İthaki'nin eski bir baskısı var, o yüzden imla hataları göze batıyor biraz. Fahrenheit 451'in de eski baskısı vardı ve yazarın hayatı kısmında hâlâ yaşadığı yazınca şaşırıp öyle mutlu olmuştum ki. Meğer kitap 2010 baskısıymış ve yazar 2012'de ölmüş... Biraz üzülmüştüm. Neyse, uzun lafın kısası, Cesur Yeni Dünya'nın bana hissettirdikleri bunlar. O mekanik, duygusuz ve 'cesur' dünyalarına karşılık dışladıkları o korkak dünyayı tercih ederdim.

Sıra mangada. Aslında manga incelemesi nasıl yazılır en ufak bir fikrim yok. Öyle sürekli manga okuyan çılgın bir hayran değilim, arkadaşım tavsiye ettikçe sadece zaman geçirmek için okurum. Eğer animesi varsa, izlemeyi sevmem. Sürekli internetten okuduğum için sıkıldım ve en azından bir tane basılı manga koleksiyonum olsun istedim. Bunun için de Tokyo Ghoul'u tercih ettim. Ne kadar iyi bir karar, bilemiyorum. Ana karakter çok ezik olunca benim okuyasım gelmiyor.. Villain hayranı birisi olarak söylüyorum, bu karakter böyle devam ederse okumayı keserim. Henüz 3 cildini okumuş durumdayım. Mangada karakterler çok karmaşık, kafamın karıştığı zamanlarda geriye dönüp yeniden okuduğum oluyor, zira çok insan var ve bazı çizimlerde kimin kim olduğu zor anlaşılıyor. Bence en sonunda sıkılıp Junji Ito'ya geri döneceğim, bu manga beni tatmin edemedi. Tavsiyesi olan varsa, değerlendirmekten zevk duyarım.

Son kitap, Mezarımdan Yazıyorum. Beni kocaman bir ikilemde bıraktı. Sevdim mi yoksa nefret mi ettim? Sıkıla sıkıla okuduğum bir gerçek. Zorla bitirdiğim de. Şimdi çok kötü bir genelleme yapacağım lütfen görmezden gelin. Güney Amerikalı yazarların kitaplarını okurken 'genelde' şunu düşünüyorum: Yazar bunu neden anlatma gereği duyuyor? Yani bazen o kadar gereksiz şeyler okuyorum ki kitabın çekiciliğine bir balta vuruyor. Bu kitapta en çok hissedilen duygu bu gereksizlik. Ve yazarın sarhoş edasında konudan konuya atlaması. Bir zaman kavramı yok, zaten karakterin ölümü ile başlıyor kitap. Belki bunu yapmak gerçekten güzel bir şeydir fakat benim gibi dikkati inanılmaz dağınık okuyucuları zorladığı kesin. Her şeye rağmen burada bahsettiğim kadar olumsuz bakmıyorum kitaba. Sevdiğim bir alıntı ile yazımı sonlandırayım.

"Ölmenin de en güzel yanı bu işte, gülecek ağzınız yoksa ağlayacak gözünüz de yok..."

-

Takip edenlerden tekrardan özür diliyorum, epey form düşüklüğü yaşadım. Okullar açılana dek umarım toparlanabilirim, tek temennim bu. Teşekkürler ayrıca, okuyanlara..
 
Merhabalar.

Bozulan kitap okuma düzenimi halihazırda düzensiz bir hayata sahip olmama bağlıyorum. Böyle durumlarda kendimden kaçıp kitaplarıma sığınamıyorum.. Tatilin son demlerini de yaşarken artık okuyabildiğim kadar çok kitabı okumak için çabalayacağım.

Buraya yazmayalı epey zaman oldu ve biriken 8 kitabı iki parça halinde yorumlamayı düşünüyorum yoksa işin içinden çıkamam.

Ufaktan başlasak iyi olacak çünkü kitapları unutmaya başlıyorum.

Unutmak demişken, yeni bir kitaba başladığım an eskisini hafızamdan tamamen siliyorum sanki. Lanet gibi bir şey bu, hatırlamak için biraz çaba göstermem gerekiyor. Acaba bu herkeste olan bir özellik mi yoksa yalnızca bana ait bir lanet mi..

Neyse, başlayalım. Alttan başlayarak 4 kitabı kısaca yorumlayacağım.

okG0r2.jpg


Yazyalnızı ile başlıyoruz. Öncelikle, ne kadar güzel bir isme sahip öyle değil mi? İnternetten kitap bakarken epey rastgele bir şekilde karşıma çıkmıştı ve isminden etkilenerek satın almıştım. Önsözünde kitabın ilk baskılarının neredeyse hiç satamadığından bahsediliyor, gerçekten de çok az baskı yapmış. Rahatlıkla söylüyorum ki bu kitap bunu asla hak etmiyor. Kıyıda köşede kalmış gizli bir hazine gibi.

Farklı temaları konu edinen birçok hikayeden oluşuyor ve yazar o birkaç sayfalık kısacık hikayelerinde öyle bir evren oluşturuyor ki sanki oraya aitmişcesine benimsiyorum hikayeyi. Kabul etmeliyim, birkaç hikayede gözlerim doldu.

Araştırdığım kadarıyla yazar fazla bilinmiyor ve bilinse de öyle çok sevilmiyor. Nedenin anlayabilmiş değilim. Sait Faik Hikaye Armağanı'nı kazanan her bir yazara saygım sonsuzdur bu arada.

Ben derim ki alın bir göz atın kitaba, incecik bir şey zaten. Yeni bir yazarla tanışma iyiliğinin yapmış olursunuz kendinize.

-

İkinci olarak, Kopyalanmış Adam. Bu kitabın/yazarın beni ne kadar çok etkilemiş olduğunu yazıya dökemeyeceğim, kelimelerim yetersiz kalacaktır. Saramago bu kitaptan sonra ismini beni etkileyen birkaç yazarın yanına yazdırmayı başardı.

Daha önce belirtmiş olduğum gibi, kitabın filmini daha önce izlemiştim. Jake Gyllenhaal'ın Enemy'si. İzlediğim vakitlerde bu filmi gerçekten seven bir arkadaşımla uzunca tartışmıştık fakat kafamızda hâlâ soru işaretleri kalmıştı. Kitabı olduğunu öğrenince sorularıma nihayet cevap bulacağım için sevinmiştim fakat kitap beni şaşırttı. Kitap, filmin çok daha yalın hali. Filmde Jake Gyllenhaal sağ olsun yine kafamızın karışması hedeflenmiş.

Evet, sorularıma cevap bulabilmiş değilim ama edebi anlamda tatmin oldum çokça. Uzun zamandır bu denli güzel bir kitap okumamışım. Basitçe özetlemek gerekirse kitap bir tarih öğretmeninin izlediği bir filmde kendisine her şeyiyle benzeyen kopyasını görmesi ile başlıyor. Kim kopya kim gerçek sorgulaması başlıyor bundan sonra. Okuyanlar anlayacaktır, kitabın sonlarındaki o hiçbir yere ait olmama duygusu beni inanılmaz derecede rahatsız etti ve bu rahatsızlığı ancak Saramago gibi büyük bir yazar verebilirdi.

Neden bu kadar uzattım acaba, mutlaka okuyun diyorum!

-

Ve yeniden bir Sadık Hidayet kitabı. Kopamadığım ender yazarlardan. Daha önce onun hakkında çokça bahsetmiştim zaten bu sefer kısa keseceğim.

Okuduğum önceki kitabında (Aylak Köpek) Paris'te yaşaması nedeniyle hikayelerini daha da içselleştirdiğini ve o İran bunaltısından kurtulduğunu anlatmıştım. Bu kitaptaki eserlerini de (hikaye, oyun vs.) Hindistan'da bulunduğu zamanlarda yazdığı için Hidayet'in kara bulutları dağılmış ve şaşırtıcı bir şekilde eğlenceli bir yazar olmuş. Şahsen okurken beni epey gülümsetti ve doğru yazarı mı okuyorum diye düşündürdü.

Yazmış olduğu yaratılış oyunu muazzamdı. Dindar insanlar bana kızacaktır ama yaratılışı öyle eğlenceli bir şekilde ele almış eğreti yönlerini eleştirmiş ki yazarın dehasına hayran kaldım.

Ayda bir ya da iki ayda bir Sadık Hidayet okumak bana iyi geliyor, zihnimi açıyor.

-

Son kitap, İkiz. Bu kitabı yorumlamak ile yorumlamamak arasında kararsız kaldım zira yoğun bir dönemimde okuduğum için kitabı çok iyi anlayamadım. Tekrar okumak zorunda kalacağım. Yine de kısaca üzerinden geçeyim.

Öncelikle, Dostoyevski'nin bu isimde bir kitabını daha önce hiç duymamış olduğumu belirtmiştim sayfada. Yanılıyormuşum. Meğer bu kitap Öteki ya da Öteki Ben ismiyle de yayımlanmış. Cahilliğime verin. Berenis, senin de haberin olsun sen de daha önce hiç duymadığını söylemiştin. ^^^

Kitaba geri dönecek olursak Gogol etkileri çok bariz. Ve Gogol'den daha iyi bir şekilde delilik ya da isteri tasviri yaptığını belirtmeliyim. Ama benim kaçırmış olduğum bir nokta vardı kitapta, kaçırdım ki kafamda yanıtlanmamış sorular bıraktı. Golyadkin çok orijinal bir karakterdi. Tekrar okumak için sabırsızlanıyorum!

-

Eh, benim için biraz zorlu oluyor böyle biriktirip yazmak. Kitabı bitirdiğim gibi gelip buraya yazdığım günler gelesiye kadar şimdilik hoşça kalın. Okuyanlara teşekkürler!
 
Sadık Hidayet'i ben de denemeliyim.

Ayrca ben ya tamamen unutuyorum başka kitaba başlayınca ya da kitap karakterlerini başka kitap karakterleri ile karşılaştırıyorum ve bu beni yoruyor :bero:

Olsun eski tempoda devam edersin^^
 
Sadık Hidayet'i ben de denemeliyim.

Ayrca ben ya tamamen unutuyorum başka kitaba başlayınca ya da kitap karakterlerini başka kitap karakterleri ile karşılaştırıyorum ve bu beni yoruyor :bero:

Olsun eski tempoda devam edersin^^


Denemelisin, çok yönlü bir yazardır.

Bir arkadaşım aslında unutuyor olmanın iyi bir şey olduğundan bahsetmişti bir ara. Ben olayları sahneleri çok net hatırlasam da hangi kitap olduğunu güçlükle çıkarıyorum. Her insanın okuma ve idrak etme şekli farklıdır, bizimki de böyle herhalde. ^^
 
Öncelikle merhabalar. Okuduğum kitapların listesini yine iliştiriyorum şuraya.

Ocak

1- Barbarın Kahkahası - Sema Kaygusuz
2- Mürebbiye - Stefan Zweig
3- Anayurt Oteli - Yusuf Atılgan
4- Belki Yine Gelirim - Ahmet Telli
5- Harry Potter ve Felsefe Taşı - J.K. Rowling
6- Ophelia'ya Mektuplar - Fernando Pessoa
7- Trendeki Kız - Paula Hawkins
8- Muhteşem Gatsby - F. Scott Fitzgerald
9- Pulbiber Mahallesi - Didem Madak
10- Mucizeler Çağı - Karen Thompson Walker
11- Uzaklıklar, Eski Denizler - Fernando Pessoa
12- Kuyucaklı Yusuf - Sabahattin Ali
13- Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk - Wilhelm Genazino

Toplam: 13 kitap

Şubat

14- Posta Kutusundaki Mızıka - A. Ali Ural
15- Ateşin Şarkısı - Tess Gerritsen
16- Ermişin Bahçesi - Halil Cibran
17- Bakışın Kirlettiği Ayna - Mehmet Erte
18- Korku - Stefan Zweig
19- Kim Bağışlayacak Beni - Birhan Keskin
20- Öyle Miymiş? - Şule Gürbüz
21- Eşref Saat - Şevket Rado
22- Seçme Şiirler - Emily Dickinson
23- Beşinci Düğme - Naime Erkovan
24- Rüya Günlüğü - Hakan Bıçakcı
25- Her Şey Bitmek İçin Başlar - Cicero
26- İvan İlyiç'in Ölümü - Tolstoy

Toplam: 13 kitap​

Mart

27- Narcissus'un Zencisi - Joseph Conrad
28- Ölmek İçin Güzel Bir Gün - Semra Aktunç
29- Rüyanın Öte Yakası - Ursula K. Le Guin
30- Alice Harikalar Ülkesinde - Lewis Carroll
31- Daktiloya Çekilmiş Şiirler - Nilgün Marmara
32- Seçme Hikayeler - Katherine Mansfield
33- Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi? - Philip K. Dick
34- Yalnız Kadınlar Arasında - Cesare Pavese
35- Kırmızı Karanfil - Gülten Akın

Toplam: 9 kitap​

Nisan

36- Kafes - Josh Malerman
37- Ruhumu Öpmeyi Unuttun - İnci Aral
38- Körler Ülkesi - H. G. Wells
39- 1002. Gece Masalları - Çeşitli Yazarlar

Toplam: 4 kitap​

Mayıs

40-Yeni Öyküler (Öykü Yıllığı 2017) - Çeşitli Yazarlar
41-Fakir Kene - Birhan Keskin
42- Peter Schlemihl'in Olağanüstü Öyküsü - Adelbert von Chamisso
43- Bir Cinayet Romanı - Pınar Kür

Toplam: 4 kitap

Haziran

44- Nagazaki - Eric Faye
45- Hayatı Sevme Hastalığı - Sibel K. Türker
46- İtiraflarım - Tolstoy
47- Sıfır Noktasındaki Kadın - Neval El Seddavi
48- Hayaletin Hatası - Joseph Delaney
49- Hayalet Ağrı - Ayça Şen
50- Ah, Rüzgarda Giden Aşk - Federico Garcia Lorca
51- Olağanüstü Bir Gece - Stefan Zweig
52- Fi - Azra Kohen
53- Gertrud - Hermann Hesse
54- Acı Çikolata - Laura Esquivel
55- Açlık - Knut Hamsun
56- Otel Paranoya - Hakan Bıçakcı
57- Aylak Köpek - Sadık Hidayet

Toplam: 14 kitap

Temmuz

58- Ben, Robot - Isaac Asimov
59- Bir Çift Yürek - Marlo Morgan
60- Kesik Baş/Ölüm Bir Kurtuluş Mudur? - Hüseyin Rahmi Gürpınar
61- Beyaz Geceler - Dostoyevski
62- Medyum - Stephen King
63- Küskün Kahvenin Türküsü - Carson McCullers
64- Doğmuş Olmanın Sakıncası Üstüne - Cioran
65- Dövüş Kulübü - Chuck Palahniuk
66- Beyaz Gemi - Cengiz Aytmatov
67- Sonun Geldi Sevgilim - Tuna Kiremitçi
68- Bir Delinin Anı Defteri - Gogol
69- Cânân - Peyami Safa
70- Otomatik Portakal - Anthony Burgess
71- Fareler ve İnsanlar - John Steinbeck
72- Aşk Üzerine - Alain de Botton
73- Sineklerin Tanrısı - William Golding
74- Canım Aliye, Ruhum Filiz - Sabahattin Ali
75- Cthulhu'nun Çağrısı - H.P. Lovecraft
76- Toplu Şiirler - Ingeborg Bachmann
77- Çi - Azra Kohen

Toplam: 20 kitap

Ağustos

78- Cesur Yeni Dünya - Aldous Huxley
79- Tokyo Ghoul 1 - Sui İşida
80- Tokyo Ghoul 2 - Sui İşida
81- Tokyo Ghoul 3 - Sui İşida
82- Mezarımdan Yazıyorum - Machado de Assis
83- Kopyalanmış Adam - Jose Saramago
84- Yazyalnızı/İki Deli Derviş - Behçet Çelik
85- Seçme Eserler - Sadık Hidayet
86- İkiz - Dostoyevski
87- Kaos'un Kutsal Kitabı - Albert Caraco
88- Sırça Fanus - Sylvia Plath
89- Alacakaranlıkta Bir Öykü - Stefan Zweig

Toplam: 12 kitap

Eylül

90- Görünmez Adam - H.G. Wells
91- Malte Laurids Brigge'nin Notları - Rainer Maria Rilke
92- Beni Asla Bırakma - Kazuo Ishiguro
93- Babaya Mektup - Franz Kafka
94- Güvercin - Patrick Süskind
95- Arayışlar - Lou Andreas-Salomé
96- Montague Amca'nın Dehşet Hikayeleri - Chris Priestley
97- Otoportre - Edouard Leve
98- Alemdağ'da Var Bir Yılan - Sait Faik Abasıyanık
99- Parasız Yatılı - Füruzan
100- Kırmızı Zaman - Mine Söğüt
101- Yaşamayı Nasıl Özledim Bilsen! - Erdal Öz

Toplam: 12 kitap

Ekim

102- Ben, Earl ve Ölen Kız - Jesse Andrews
103- Aniden Shakespeare - David Safier
104- Kan ve Gül - Alper Canıgüz
105- Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle Bara Girer - Daniel Klein & Thomas Cathert
106- İçimden Kuşlar Göçüyor - İnci Aral
107- Otostopçunun Galaksi Rehberi - Douglas Adams
108- Bütün Şiirleri - Orhan Veli
109- Ay Işığı Sokağı - Stefan Zweig
110 -Bir Dinozorun Gezileri - Minâ Urgan
111- Hikayeler - Cahit Zarifoğlu

Toplam: 10 kitap

Kasım

112- İvan İvanoviç Var mıydı, Yok muydu? - Nazım Hikmet
113- The Complete Persepolis - Marjane Satrapi
114- Bir Yaz Gecesi Kabusu - Hakan Bıçakcı
115- Yanık Saraylar - Sevim Burak
116- Şiirin İlk Atlası - Metin Altıok
117- Operadaki Hayalet - Gaston Leroux
118- Herkes İçin Felsefe - Richard Osborne
119- Ruh Üşümesi - Adalet Ağaoğlu
120- Hayalet Kitap - Doğu Yücel
121- Evcil Kuş Bakımı - David Alderton
122- Dahiler ve Aşkları - Özcan Erdoğan

Toplam: 11 kitap

Aralık

123- Fırtına - William Shakespeare
124- Gazoz Ağacı/Yaralı Hayvan - Sabahattin Kudret Aksal
125- Mahur Beste - Ahmet Hamdi Tanpınar
126- Pembe Mezarlık - Can Temiz/İsmail Türküsev
127- Sis - Stephen King
128- Üzgün Kediler Gazeli - Haydar Ergülen
129- İnsan Neyle Yaşar? - Tolstoy
130- Karmaşık Duygular - Stefan Zweig
131- Doktor Moreau'nun Adası - H. G. Wells
132- Yaman Adam - Miguel de Unamuno
133- Gülme - Henri Bergson
134- Babaannemin Usturası - Esra Pekin
135- İşte Bunlar Hep Sanat - Simon Armstrong
136- Zaman Makinesi - H. G. Wells
137- Grapon Kağıtları - Didem Madak
138- Dracula - Stoker/Croci/Pauly
139- Tanrı ve Astronot - Çayan Özvaran
140- Antigone - Sophokles

Toplam: 18 kitap​

Yazacağım yazacağım yazamıyorum, deli olacağım. Ne bu yoğunluk böyle? Okulun ilk günleri bu denli yoğun olmak zorunda mı?

Tüm kitap okuma düzenim bozuldu, üstüne üstlük kendime ayırabildiğim zaman da çok azaldı. 10 gün oldu ve ben yazacağım dediğim kitapları hâlâ yorumlayamadım. Yorumlama isteğim de kalmadı, bu kadar uzadığı için. Birkaç cümle yazıp geçeceğim ki üzerimdeki şu yük kalksın.

okG0r2.jpg


Üstteki 4 kitap kalmıştı yorumlanacak.

Kaos'un Kutsal Kitabı ile başlıyorum. Arkadaşlar, ben uzun zamandır bir kitabı okurken hiç bu kadar sıkılmamıştım. Tüm yaşama enerjimi emdi sanki kitap, yok böyle bir karamsarlık! Abartılmış tam olarak, bu da kitabın gerçekçiliğini kaybetmesine sebep olmuş. Ucuz bir yeraltı edebiyatı kitabından hiçbir farkı yok gözümde. Yok biz kaybedenleriz yok lanet dünyanın efendileriyiz falan filan. Seveni vardır belki ama bana zorlama geliyor bu yazım şekli. Nefret ettirdi kitap kendinden. Daha da konuşmak istemiyorum.

-

Bunun üzerine Sırça Fanus'u okudum ve rahatladım sanki. Yine bu kitabın üzerinde de karamsarlık var ama çok tadında. Çok yerinde. Ne abartılıyor ne de gereğinden az önemseniyor. Bu tür dengeli yazarları severim ki Sylvia Plath ile daha yeni tanıştım. Senelerdir arkadaşım bıkmadan beni bu kadına benzetirdi. Daha çok tanıdığım vakit bu benzerliğin doğruluğu hakkında bir yorum yapacağım. Kitabın konusu gayet basit olmasına karşın kendini istekli bir şekilde okuttu, başarılı. Yazarı tanıma isteği uyandı içimde.

-

Ve yine bir Zweig kitabı. Bundan sonra inanılmaz farklı bir kitabını okumadığım sürece Zweig kitaplarını üstünkörü bir iki cümle ile özetleyeceğim zira şu ana kadar epey kitabını okudum, bilen bilir. Tarzı belirlidir. Bu kitabı -yanlış hatırlamıyorsam- iki öyküden oluşuyor ve itiraf edeyim ilk öyküden çok fazla etkilendim. Yakıcı Sır çok klasik bir Zweig eseriydi, alışık olduğum için çok etkilemedi fakat ilk hikaye biraz enteresandı ve hoşuma gitti. Okumalısınız.

-

Son kitap, Görünmez Adam. H. G. Wells'in yarattığı evrenleri çok seviyorum. Absürt olmasına karşın insanı kendine çekiyor. Bu kitap inanılmaz akıcıydı fakat neredeyse her 4-5 sayfada bir eksik sayfa çıktı. Çok büyük bir basım hatası. Yayınevine yazacaktım ama aklımdan tamamen çıkmış. Kitabı okudum tamam ama bazı boşluklar var kafamda. Okuyan birinden soru işaretlerimi gidermesini isteyeceğim o yüzden buraya çok fazla şey yazamıyorum. Ama orijinal bir hikayesi var, bir göz atın derim.

-

Şimdilik bu kadar. Daha okuduğum ve aldığım kitaplar var yorumlanacak ama bana biraz süre tanıyın ki düzenimi oluşturabileyim, daha detaylı (ve özenli) yazabildiğim o güzel günlerin gelmesi dileğiyle. :p Okuyanlara teşekkürler.
 
Merhaba! Bu sefer aldığım kitapları yazmaya geldim.

Hepsini toplu bir şekilde almadım fakat bunlar da ben yazmadıkça birikmiş, kısa kısa geçelim.

5GRyMj.jpg


Aşağıdan başlayayım yine.

İnsan Tabiatını Tanıma, beni Sylvia Plath'e benzeten o arkadaşım tarafından çokça tavsiye ediliyordu. Bunu da instagram'da takip ettiğim bir sahafın satışa çıkardığını görünce dayanamayıp aldım. Daha önce hiç instagram üzerinden bir şey satın almamıştım benim için de bir ilk oldu. Açıkçası kitap hakkında çok bir fikrim yok. Mağazadan falan kitap alırken asla kitabın arkasını okumam, öyle bir huyum yoktur. Sayfalarını karıştırır öyle karar veririm alıp almayacağıma. Arka kapaktaki yazıyı okumak sanki hevesimi kaçırıyor. Her neyse, kitabı genel olarak seveceğimi düşünüyorum, yakın zamanda okuyabilirsem eğer, burada bahsetmekten zevk duyarım.

-

Görmek hakkında pek bir şey söylememe gerek yok sanırım. Körlük'ü okuduktan sonra çok uzun bir süre boyunca bu kitabı aradım kitapçılarda, baskısı tükenmişti. Kırmızı Kedi, Körlük kitabını basınca bunu da basacağına adım gibi emindim ve nihayet alabildim. Sevmeme gibi bir ihtimalim yok sanırım, öyle hissediyorum. Yeni yeni oluşan bir Saramago aşkı var içimde.

-

Mina Urgan'ın çevirmen kimliğini sevdiğimi daha önce söylemiştim burada. Bir Dinozorun Anıları'nı okuduktan -ve çok sevdikten- sonra bu kitabını okumamak ayıp olurdu. Kadının çok etkileyici bir hayat hikayesi var. Bazı kitapları bazı insanlara tavsiye ederken bir tereddüt ederim 'ya sevmezse' diye fakat bu kitapta en ufak bir tereddütüm yok, çok seviyorum yazarı.

-

Mine Söğüt okumayalı epey uzun bir zaman olmuştu. Birkaç kitabını okudum şimdiye dek, kabul edeyim orijinal bir kişiliğe sahip fakat kitaplarındaki atmosfer hep birbirine benziyor, insanın canını sıkabiliyor. Benim en sevdiğim kitabı Beş Sevim Apartmanı idi, bu kitabını da merakla okuyacağım. Umarım diğerlerinden biraz daha farklıdır.

-

Parasız Yatılı sanırım asırlardır almak istediğim bir kitap. Füruzan'ı birazcık tanımıştım Türk Dili dersinde ve hâlâ bu kitabını okumamış olmam ayıplanacak bir şey. İlk kitapta belirttiğim gibi bu kitap hakkında da pek fazla fikrim yok, okuyup göreceğim.

-

Gelelim Yanık Saraylar'a. Şimdiye dek bu kitabı onlarca kez elime alıp kasaya gelmeden önce vazgeçip bırakmışımdır. Genelde kitapları bırakma sebebim fiyatının fazla olmasıdır ama bu kitapta bu geçerli değil. Çünkü tereddütlerim var, sevmeyeceğime dair. Bunun nedenini bile bilmiyorum. Sayfaları karıştırdığımda denk geldiğim parçalar hep bana hitap etmeyen şeylerdi. Ama yine de merakım üstün geldi ve nihayet aldım.

-

İtiraf etmeliyim ki şu ana dek hiç Cahit Zarifoğlu okumadım, yine bu da ayıplanacak bir şey. Zaman geçtikçe hangi kitabından başlasam diye düşünürken okumayı erteledim. Yine uzun zamandır İns adlı hikayesini merak ediyordum ve bu hikayenin olduğu kitabı nihayet bulup alabildim!

-

Edouard Leve beni İntihar adlı kitabıyla zamanında çokça etkilemişti. Başka bir kitabının olduğunu bile bilmiyordum ve bu kitabı görünce epey şaşırdığımı itiraf etmeliyim. Yazım tarzı hoşuma gidiyor. Umarım en az İntihar kadar güzel bir kitap olur bu da.

-

Yaşamayı Nasıl Özledim Bilsen! sanırım bunların arasında en tereddütsüz şekilde aldığım kitap olmalı. Yalnızca bir sayfasını okudum ve okuduğum sayfa ayaküstü beni öylesine etkiledi ki.. Mektupvari bir kitaba benziyor ve mektup türü okumayı en sevdiğim edebi türlerden birisidir. Merak ediyorum.

-

Ve son olarak Montague Amca'nın Dehşet Hikayeleri. Size bir itiraf, çocuk kitaplarına bayılırım! Saatlerimi kitapçıların çocuk bölümünde rahatlıkla geçirebilirim. Belki zamanında çok okuyamamaktan olsa gerek giderek artan bir ilgim var bu tür kitaplara. 3 yaşındaki çocuklar için yapılmış eğlenceli aktivite kitapları bile inanılmaz bir şekilde ilgimi çekiyor. Çocuğum olmasını beklemeden tüm bu kitapları alıp evimi dolduracağım sanırım. :p Ayrıca, bu kitabı şu an okuyorum ve epey sürükleyici olduğunu da belirtmeliyim.

-

Biraz yoruldum ama iyi oldu tüm bunları yazdığım, bana da iyi geldi. Okuyanlara teşekkürler!
 
Merhabalar.

Böyle bir sayfanın varlığını unuttunuz değil mi? Ben de unutmuşum biraz. :anla:

Bu aşırı yoğunluğumun bitmesini bekliyorum ama o bitmektense daha da yoğunlaşıyor..

Okuduklarımı değil de aldıklarımı yazacağım yine. Hatta dün de sahaf festivalinden bir sürü şey aldım fakat onları başka bir gönderide (belki akşama) ele alacağım.

Hadi başlayayım.

Dylq7z.jpg


Ricardo Reis'in Öldüğü Yıl, benim Görmek'ten sonra yeniden baskı yapmasına en çok sevindiğim Saramago eseridir. Arkadaşım bu kitabın eski baskısına sahipti ve çok kıskanırdım. Şimdi nihayet okuyabileceğim için çok mutluyum. Yüksek ihtimal Kabil ve Görmek'ten sonra bu kitaba sıra gelir ama olsun, eninde sonunda okumuş olayım da..

-

Oscar Wilde'ın yeteri kadar tanıdığım bir yazar olduğunu düşünmüyorum. O kadar kitabını okumama rağmen sanki hâlâ bana yabancı. Göz attığım kadarıyla De Profundis en nihayetinde onu tanımamı sağlayacak. Yazarları henüz tanımadan eserlerini okumak yanlış geliyor bana her nedense. Tanıdıktan sonra eserlerinin yüzüne bakmadığım pek çok yazar oldu da.

-

Operadaki Hayalet ise epeydir almak isteyip alamadığım bir kitap idi. Alamama nedenim fiyatı değil basım hatası. Bu kitabın sırt kısmında bir kayma var ve benim gibi takıntılı olan bir insanı deli ediyor. Bu hatanın olmadığı ilk kitabı alacağım dedim ve elimdekinin minimum hatalı olduğunu görünce tereddüt etmeden aldım. İçeriğini merak ediyorum aslında. Nedir, ne değildir, gösterisi ya da filmiyle alakası var mıdır bilmiyorum. Okuyunca anlayacağım.

-

Sait Faik'in bu kitabının farklı olduğunu çok kez duymuştum. Daha önce Sait Faik okumuşsanız bilirsiniz, hikayeleri birbirine hep paralel olur. Ama bu kitapta biraz farklı ele almış her şeyi. Şu an okuyor olduğum için çok şey de anlatmak istemiyorum, bitirince gelir buraya birikmiş kitaplarımla birlikte yazarım. ^^

-

Photoshop CC kitabından bahsetmeme gerek yok sanırım, eğitim kitabı da olsa o da bir kitap sonuçta, görünsün istedim. :p 11-12 yaşında photoshop ile haşır neşirdim ama zaman geçtikçe unutmuşum. Şu sıralar çok kullandığım bir program olduğu için (ve hâlâ hatırlayamadığım bir sürü komut var) sinirlendim ve ani bir kararla bunu aldım. Eh, çok kapsamlı olmasa da fena değil.

-

Sahaf festivalinden çook güzel kitaplar aldım, umarım en kısa sürede onları da yazarım. Okuyanlara teşekkür ederim.
 
Merhabalar.

Yarın yazarım dedim ama yine yazamadım. Forum durgunlaşınca benim de giresim gelmiyor bazen.

Sahaf festivaline gittiğimi söylemiştim, elimdeki son parayı da oradaki kitaplara harcadım. Geçen senekinden de güzel kitaplar aldığıma inanıyorum.

Bazı sahaflar kitaba ticaret gözüyle baksa da kitaba ve kitapsevere değer veren sahaflar da vardı orada.

Fotoğrafı ekleyip başlayayım dilerseniz.

lb7AoQ.jpg


En üstteki ismi görünmeyen kitabın ismi, İvan İvanoviç Var mıydı, Yok muydu? Öncelikle, epey uzun bir süre boyunca bu tiyatro oyununun metnini aramış ve bulamamış olduğumu söyleyeyim. İlk girdiğim sahafta şans eseri gözüme çarpmasıyla öyle mutlu oldum ki! Bu oyunu geçen sezon tiyatroadam'dan izlemiştim. Metin ayrı oyunculuklar ayrı güzel idi. Sanırım iç rahatlığı ile tavsiye edeceğim oyunların başında geliyor. Okumak için sabırsızlanıyorum.

-

Bir Yaz Gecesi Kâbusu'nu görmem ile ikinci şoku yaşadım. Bir Hakan Bıçakcı hayranı olarak bu kitabı hiçbir yerde bulamamak beni çok üzüyordu. Gördüğüm yerlerde de epey fahiş fiyatlara sahipti. Burada epey uyguna almamla birlikte mutluluğum ikiye katlandı resmen. Aslında sahaf festivaline açıldığı gibi gitmek gerekiyor, güzel kitaplar henüz alınmamışken. Seneye aklımda olsun bu. ^^

-

Barış Müstecaplıoğlu ise fantezi edebiyatının ülkemizdeki en bilinen temsilcilerinden birisi. Uzun süredir bir serisine başlamak istiyordum ve kısmet bu zamanaymış. Elimdeki Korkak ve Canavar, Perg Efsaneleri serisinin ilk kitabıdır. Açıkçası beklentim epeyce yüksek. Zira bu adamın ismini çokça duydum. Okuduğum zaman izlenimlerimden bahsedeceğim burada.

-

Evcil Kuş Bakımı kitabı ise festivalin sürprizi oldu resmen. Kuşlara aşık bir insan olarak uzun zamandır şöyle geniş kapsamlı bir kuşlar ansiklopedisi arıyorum fakat bulmak ne mümkün.. Bu kitabı incelediğimde onun da resimli bir evcil kuşlar ansiklopedisine benzediğini fark ettim. Zaten fiyatı da uygundu, hemen alıverdim.

-

Persepolis de beni hem şaşırttı hem sevindirdi. Arkadaşımla geziyorduk ve Persepolis'i görünce benden önce atlayıp almıştı. Belli etmedim fakat ben de almak istiyordum.. Başka bir sahafta da benim karşıma çıktı ve aşırı mutlu oldum. Arkadaşımın aldığı Türkçe ve 20 liraydı, benimki 10 lira ve İngilizce. Daha ne isterim? :p

-

Gazoz Ağacı'nı bilen bilir. YKY'de baskısı var hâlâ. Ama nedense bu kitabın eski baskısını almak istedi canım. Pişman da değilim. Eski ve yaşanmışlıkları olan kitapları çok seviyorum!

-

Hayalet Kitap hakkında çok büyük tereddütlerim var. Alırken yalnızca 5 lira olmasına sevinip başka bir şey düşünmemiştim. Yurda gelip incelediğimde ise kitap bana aşırı tanıdık geldi. Annemi arayıp kitaplıklarıma bakmasını ve bu kitabın bende olup olmadığını kontrol etmesini istedim hemen. Çünkü bende olan ve hatta okuduğum bir kitabı yeniden alma aptallığını yapabilirim, kendime güvenmiyorum.. Kitap bende yok fakat hâlâ okuyup okumadığım konusunda emin olamıyorum. Umarım okumamışımdır..

-

Alttaki kitap da (belli olmasa da) Herkes İçin Felsefe kitabı. Almamın tek nedeni enfes çizimlere sahip olması. Sahaf da tavsiye etti, felsefenin gerçekten yalın bir şekilde anlatıldığını söyledi. Hâl böyle olunca almamazlık edemezdim. Kısacık bir kitap zaten hemencecik bitiririm.

-

Dahiler ve Aşkları kitabının -ilk çıktığı zamanda- çok fazla reklamı yapılmıştı. Böyle olunca nedense okuma isteğimi yitirmiştim. Geçen gün arkadaşım okumuş olduğunu ve tavsiye ettiğini söyledi ve kitaba daha olumlu bakmaya başladım. Bu elimdeki kitabın eski okuru epeyce altını çizmiş notlar almış, inanılmaz hoşuma gidiyor bu tür şeyler.. Zevkle okuyacağım. ^^

-

Son olarak, Adalet Ağaoğlu en nihayetinde tanışmak istediğim bir yazardı. Bu tanışma şerefini Ruh Üşümesi kitabına vermek istedim. İsmi sizce de çok güzel değil mi? Anında vuruldum. Umarım okuduktan sonra da severim..

-

Bir miktar yoruldum ama değdi gerçekten. Tüm bu kitapları toplam 75 liraya aldım. Bence çok uygun fiyatları. Yanlış bilmiyorsam festival 2 ekime kadar devam edecek, gidin görün derim. (Bir şey almasanız bile) Okuyanlara teşekkürler!
 
Merhabalaar. Herkese musmutlu yıllar dilerim öncelikle. :f:

Okul konusunda çok büyük problemler yaşamış olduğum için bu sayfayı ihmal etmek zorunda kaldım, üzülerek söylüyorum bunu. Ancak okumayı asla bırakmadım. Eğer bıraksaydım bu zor dönemde akıl sağlığımı korumayı başaramazdım.

Bu sayfayı açtığım ilk dönemi hatırlıyorum. O kadar hevesliydim ki. Yılın neredeyse başıydı ve kendime 120 kitaplık bir okuma hedefi koymuştum. Şu an o hedefi aşmış olmanın mutluluğu ile yazıyorum aslında. 140 kitap okumuşum 2017 boyunca. Gerçekten çok mutluyum.

Okuduğum tüm kitapların fotoğrafını ve listesini şuraya iliştirmekle başlayayım o halde.

Ocak

1- Barbarın Kahkahası - Sema Kaygusuz
2- Mürebbiye - Stefan Zweig
3- Anayurt Oteli - Yusuf Atılgan
4- Belki Yine Gelirim - Ahmet Telli
5- Harry Potter ve Felsefe Taşı - J.K. Rowling
6- Ophelia'ya Mektuplar - Fernando Pessoa
7- Trendeki Kız - Paula Hawkins
8- Muhteşem Gatsby - F. Scott Fitzgerald
9- Pulbiber Mahallesi - Didem Madak
10- Mucizeler Çağı - Karen Thompson Walker
11- Uzaklıklar, Eski Denizler - Fernando Pessoa
12- Kuyucaklı Yusuf - Sabahattin Ali
13- Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk - Wilhelm Genazino

Toplam: 13 kitap

Şubat

14- Posta Kutusundaki Mızıka - A. Ali Ural
15- Ateşin Şarkısı - Tess Gerritsen
16- Ermişin Bahçesi - Halil Cibran
17- Bakışın Kirlettiği Ayna - Mehmet Erte
18- Korku - Stefan Zweig
19- Kim Bağışlayacak Beni - Birhan Keskin
20- Öyle Miymiş? - Şule Gürbüz
21- Eşref Saat - Şevket Rado
22- Seçme Şiirler - Emily Dickinson
23- Beşinci Düğme - Naime Erkovan
24- Rüya Günlüğü - Hakan Bıçakcı
25- Her Şey Bitmek İçin Başlar - Cicero
26- İvan İlyiç'in Ölümü - Tolstoy

Toplam: 13 kitap​

Mart

27- Narcissus'un Zencisi - Joseph Conrad
28- Ölmek İçin Güzel Bir Gün - Semra Aktunç
29- Rüyanın Öte Yakası - Ursula K. Le Guin
30- Alice Harikalar Ülkesinde - Lewis Carroll
31- Daktiloya Çekilmiş Şiirler - Nilgün Marmara
32- Seçme Hikayeler - Katherine Mansfield
33- Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi? - Philip K. Dick
34- Yalnız Kadınlar Arasında - Cesare Pavese
35- Kırmızı Karanfil - Gülten Akın

Toplam: 9 kitap​

Nisan

36- Kafes - Josh Malerman
37- Ruhumu Öpmeyi Unuttun - İnci Aral
38- Körler Ülkesi - H. G. Wells
39- 1002. Gece Masalları - Çeşitli Yazarlar

Toplam: 4 kitap​

Mayıs

40-Yeni Öyküler (Öykü Yıllığı 2017) - Çeşitli Yazarlar
41-Fakir Kene - Birhan Keskin
42- Peter Schlemihl'in Olağanüstü Öyküsü - Adelbert von Chamisso
43- Bir Cinayet Romanı - Pınar Kür

Toplam: 4 kitap

Haziran

44- Nagazaki - Eric Faye
45- Hayatı Sevme Hastalığı - Sibel K. Türker
46- İtiraflarım - Tolstoy
47- Sıfır Noktasındaki Kadın - Neval El Seddavi
48- Hayaletin Hatası - Joseph Delaney
49- Hayalet Ağrı - Ayça Şen
50- Ah, Rüzgarda Giden Aşk - Federico Garcia Lorca
51- Olağanüstü Bir Gece - Stefan Zweig
52- Fi - Azra Kohen
53- Gertrud - Hermann Hesse
54- Acı Çikolata - Laura Esquivel
55- Açlık - Knut Hamsun
56- Otel Paranoya - Hakan Bıçakcı
57- Aylak Köpek - Sadık Hidayet

Toplam: 14 kitap

Temmuz

58- Ben, Robot - Isaac Asimov
59- Bir Çift Yürek - Marlo Morgan
60- Kesik Baş/Ölüm Bir Kurtuluş Mudur? - Hüseyin Rahmi Gürpınar
61- Beyaz Geceler - Dostoyevski
62- Medyum - Stephen King
63- Küskün Kahvenin Türküsü - Carson McCullers
64- Doğmuş Olmanın Sakıncası Üstüne - Cioran
65- Dövüş Kulübü - Chuck Palahniuk
66- Beyaz Gemi - Cengiz Aytmatov
67- Sonun Geldi Sevgilim - Tuna Kiremitçi
68- Bir Delinin Anı Defteri - Gogol
69- Cânân - Peyami Safa
70- Otomatik Portakal - Anthony Burgess
71- Fareler ve İnsanlar - John Steinbeck
72- Aşk Üzerine - Alain de Botton
73- Sineklerin Tanrısı - William Golding
74- Canım Aliye, Ruhum Filiz - Sabahattin Ali
75- Cthulhu'nun Çağrısı - H.P. Lovecraft
76- Toplu Şiirler - Ingeborg Bachmann
77- Çi - Azra Kohen

Toplam: 20 kitap

Ağustos

78- Cesur Yeni Dünya - Aldous Huxley
79- Tokyo Ghoul 1 - Sui İşida
80- Tokyo Ghoul 2 - Sui İşida
81- Tokyo Ghoul 3 - Sui İşida
82- Mezarımdan Yazıyorum - Machado de Assis
83- Kopyalanmış Adam - Jose Saramago
84- Yazyalnızı/İki Deli Derviş - Behçet Çelik
85- Seçme Eserler - Sadık Hidayet
86- İkiz - Dostoyevski
87- Kaos'un Kutsal Kitabı - Albert Caraco
88- Sırça Fanus - Sylvia Plath
89- Alacakaranlıkta Bir Öykü - Stefan Zweig

Toplam: 12 kitap

Eylül

90- Görünmez Adam - H.G. Wells
91- Malte Laurids Brigge'nin Notları - Rainer Maria Rilke
92- Beni Asla Bırakma - Kazuo Ishiguro
93- Babaya Mektup - Franz Kafka
94- Güvercin - Patrick Süskind
95- Arayışlar - Lou Andreas-Salomé
96- Montague Amca'nın Dehşet Hikayeleri - Chris Priestley
97- Otoportre - Edouard Leve
98- Alemdağ'da Var Bir Yılan - Sait Faik Abasıyanık
99- Parasız Yatılı - Füruzan
100- Kırmızı Zaman - Mine Söğüt
101- Yaşamayı Nasıl Özledim Bilsen! - Erdal Öz

Toplam: 12 kitap

Ekim

102- Ben, Earl ve Ölen Kız - Jesse Andrews
103- Aniden Shakespeare - David Safier
104- Kan ve Gül - Alper Canıgüz
105- Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle Bara Girer - Daniel Klein & Thomas Cathert
106- İçimden Kuşlar Göçüyor - İnci Aral
107- Otostopçunun Galaksi Rehberi - Douglas Adams
108- Bütün Şiirleri - Orhan Veli
109- Ay Işığı Sokağı - Stefan Zweig
110 -Bir Dinozorun Gezileri - Minâ Urgan
111- Hikayeler - Cahit Zarifoğlu

Toplam: 10 kitap

Kasım

112- İvan İvanoviç Var mıydı, Yok muydu? - Nazım Hikmet
113- The Complete Persepolis - Marjane Satrapi
114- Bir Yaz Gecesi Kabusu - Hakan Bıçakcı
115- Yanık Saraylar - Sevim Burak
116- Şiirin İlk Atlası - Metin Altıok
117- Operadaki Hayalet - Gaston Leroux
118- Herkes İçin Felsefe - Richard Osborne
119- Ruh Üşümesi - Adalet Ağaoğlu
120- Hayalet Kitap - Doğu Yücel
121- Evcil Kuş Bakımı - David Alderton
122- Dahiler ve Aşkları - Özcan Erdoğan

Toplam: 11 kitap

Aralık

123- Fırtına - William Shakespeare
124- Gazoz Ağacı/Yaralı Hayvan - Sabahattin Kudret Aksal
125- Mahur Beste - Ahmet Hamdi Tanpınar
126- Pembe Mezarlık - Can Temiz/İsmail Türküsev
127- Sis - Stephen King
128- Üzgün Kediler Gazeli - Haydar Ergülen
129- İnsan Neyle Yaşar? - Tolstoy
130- Karmaşık Duygular - Stefan Zweig
131- Doktor Moreau'nun Adası - H. G. Wells
132- Yaman Adam - Miguel de Unamuno
133- Gülme - Henri Bergson
134- Babaannemin Usturası - Esra Pekin
135- İşte Bunlar Hep Sanat - Simon Armstrong
136- Zaman Makinesi - H. G. Wells
137- Grapon Kağıtları - Didem Madak
138- Dracula - Stoker/Croci/Pauly
139- Tanrı ve Astronot - Çayan Özvaran
140- Antigone - Sophokles

Toplam: 18 kitap​

2EMk4q.jpg


(Flaşlı fotoğraflardan nefret ederim ama kitap isimlerinin bir nebze de olsa okunabilir olması için böyle çekmek zorundaydım, kötü fotoğraf kalitesi için özür dilerim, toplu bir şekilde görünsün istedim sadece. :anla:)

Yazamadığım birkaç ay boyunca epey bir kitap okudum ve bu kitapları yorumlamadan geçmek de istemiyorum. Ama eskiden yapmış olduğum gibi yorumlarsam bu iş neredeyse bir ayımı alır. Bu yüzden yeni bir şey deneyip kitaplara bir iki cümlelik yorumlar getirmeye karar verdim. Hiç yorumlamamaktan iyidir, öyle değil mi?

Eylül-Ekim-Kasım-Aralık ayında okuduğum kitapları kısacık bir şekilde (belki beğendim/beğenmedim formatında) aktarmaya başlayayım. Ay çok özlemişim yazmayı. <3

Malte Laurids Brigge'nin Notları: Rilke beni bu kitabında hayal kırıklığına uğrattı. Ya da şöyle demek daha doğru olacak sanırım, Rilke okumak için yeterli seviyeye gelememişim henüz. Kitapta çok büyük kopukluklar hissettim ve bu da kitabı severek okumama engel oldu.

Beni Asla Bırakma: Şimdi pek meşhur bu kitap, yazarı Nobel aldığı için. Beğenemedim, üzgünüm. Değişik bir distopya denemesi olabilir aslında ama havada kalan pek çok şey vardı. Filmi de varmış aynı zamanda, izlemek isterim.

Babaya Mektup: Kafka'nın babası ile olan ilişkisine epey bir hakimim aslında, bu kitap zaten biliyor olduğum şeyler üzerineydi aslında. Ne diyebilirim ki daha fazla? Üzücü, çok üzücü. Ama babasına teşekkür etmeliyiz ki Kafka'yı Kafka yapan en büyük unsur kendisidir.

Güvercin: Süskind'in hüzünlü kısacık hikayesi.. Kontrbas ve Koku'nun yanında birazcık silik kalmış ama bu onun naifliğinden hiçbir şey eksiltmiyor. Kısa bir otobüs yolculuğunda bile bitirilebilir bence, okunması gerek.

Arayışlar: Bu kitabı/yazarı sevenlerden özür dileyerek söylüyorum ki, nefret ettim. Bu kitaptan sonra yazarı hakkında araştırma da yapmıştım fakat düşünceleri, yazdıkları asla ama asla bana hitap etmiyor. Bir daha okumam.

Montague Amca'nın Dehşet Hikayeleri: O dönemde öylesine bunalmıştım ki araya bir çocuk kitabı sıkıştırdım. Çocuk kitabı olduğuna bakmayın epey bir ürkütücüdür hikayeleri. Bu kitaptan güzel film olur yalnız, demedi demeyin.

Otoportre: İntihar kitabı kadar olmasa bile yine güzel bir kitap. Bu yazarın dili gerçekten hoşuma gidiyor, okunması gerek.

Alemdağ'da Var Bir Yılan: Sait Faik'in bu kitabının farklı olduğunu biliyordum fakat bu kadar farklı olmasını da beklemiyordum açıkçası. Yazarını bilmeden okusam asla Sait Faik demem, ki bu büyük bir başarı aslında. Çarpıcı bir kitaptı.

Parasız Yatılı: Fürüzan sevenlerden de özür dileyerek bu kitaptan da nefret etmiş olduğumu belirtiyorum. Manasız bir kitap gibi geldi. Ya da ben anlamayacak kadar salaktım. Her ikisi de olabilir. Kitabı okuyup sevmiş olan biri varsa konuşmak isterim.

Kırmızı Zaman: Yine bayağı klasik bir Mine Söğüt kitabı. Bu yazarı seviyorum ama kendi kalıplarının dışına çıksa çok daha güzel olacak bence. Öyle bir kitap yazsa eminim çok da beğenilecektir. Beş Sevim Apartmanı kendi zirvesi şu anda.

Yaşamayı Nasıl Özledim Bilsen!: Erdal Öz ile bu kitapla birlikte tanıştım ve çok geç tanışmış olduğumu hissettim. Mektupları muazzamdı. Yakın zamanda günlüklerini de aldım onu okumak için de sabırsızlanıyorum.

Ben, Earl ve Ölen Kız: Okuma zevkine güvendiğim bir insan tarafından tavsiye edilmişti bu kitap bana. Ama üzülerek söylüyorum ki bir hayal kırıklığı daha yarattı bende. Filmini henüz izlemedim fakat başka bir arkadaşım filminin de kötü olduğunu söyledi, gerçekten enteresan.

Aniden Shakespeare: Ya tek kelime ile ba-yıl-dım! David Safier inanılmaz bir adam var. Güldürü amacıyla yazılmış kitapları, çekilmiş filmleri asla sevmem ama bu yazarı tenzih ederim. Muazzam şeyler yazıyor ve gerçekten eğlenerek okuyorum. Bunun dışında Kötü Karma kitabı da inanılmaz eğlenceliydi.

Kan ve Gül: Buradan da kesin bir sonuca vardım ki Alper Canıgüz Alper Kamu serisi haricinde güzel bir kitap yazamıyor. Tamam kötü bir kitap da değildi ama okurken "ee?" diyor insan.

Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle Bara Girer: Bu da enteresan bir kitaptı, epey nötr bakıyorum. Ne beğendim ne de beğenmedim. Farklı bir formatta yazılmış olsaydı iyi bir kitap olabilirdi.

İçimden Kuşlar Göçüyor: İnci Aral'ı gerçekten çok sevmeye başladım. Ölüm ve huzursuzluk gibi kritik duyguları çok iyi ifade edebiliyor. Üzücü, kısacık bir kitaptı. Okuyun!

Otostopçunun Galaksi Rehberi: Belirtmeyi unutmuşım, ilk kitabıydı. Bir arkadaşım konusunu biraz anlatmıştı ve Isaac Asimov'un daha önce bahsetmiş olduğum The Last Question hikayesini epey bir andırdığı için bu seriye başlama kararı aldım ve asla pişman değilim. Çok güzel bir seri olduğuna şimdiden eminim.

Bütün Şiirleri: Orhan Veli'yi çok severim ve toplu şiirlerini (nihayet!) okuma fırsatı buldum. Ne diyebilirim ki? Daha da sevdim şairi.

Ay Işığı Sokağı: Zweig kitaplarının arasında birazcık sönük kalmış ama kötü demek gelmiyor içimden. Zweig'a duyduğum sevgiyi birazcık bile azaltmadı.

Bir Dinozorun Gezileri: Ya bu dünyadan Mina Urgan gibi mükemmel bir kadın geçmiş, hâlâ inanamıyorum. Bu muazzam ve kendime rol model olarak aldığım kadını mutlaka ama mutlaka okumanız gerekiyor!

Hikayeler: Buradan da çok net bir sonuç çıkardım ki Zarifoğlu'nun bu kitabını anlayabilecek edebiyat seviyesine henüz ulaşamamışım. Daha çook uzun bir yolum var.

İvan İvanoviç Var mıydı, Yok muydu?: Bu muhteşem tiyatro oyununun metnini okumuş olmak beni gerçekten çok mutlu etti. Keşke tiyatroadam bu sezonda da oynasa bu oyunu da tekrardan izleyebilsem..

The Complete Persepolis: Daha önceki senelerde üç beş tane İngilizce kitap okuduğum olurdu ama bu sene yalnızca bu çizgiroman ile kısıtlı kaldı. Diyebileceğim fazla bir şey yok, bunu okumayan/izlemeyen kalmamalı dünyada.

Bir Yaz Gecesi Kabusu: Senelerdir bu kitabı arıyordum ve nihayet buldum! Bana göre (açık ara) Hakan Bıçakcı'nın en iyi kitabı. Bir hikayesi o kadar çarpıcıydı ki son cümlesiyle birlikte gözümden bir damla yaş düşüverdi. Ağlıyor olmaktan daha değerli, o bir damla yaş.

Yanık Saraylar: Sevim Burak enteresan bir kadın, zamanla onu daha iyi kavrayabileceğim sanırım. Şu an birbirimize yabancı gibiyiz..

Şiirin İlk Atlası: Metin Altıok'u o kadar tanımıyormuşum ki benim yaşadığım yerde doğmuş olduğunu bile çok yeni öğrendim, utanıyorum kendimden. Bu utancı örtmek için yazdığı her şeyi okuma kararı aldım, bu kitapla da ilk adımı attım.

Operadaki Hayalet: Yine, hayal kırıklığı. Senelerdir bu kitabı okumayı bekliyordum ve çok farklı bir şekilde hayal etmiştim olayları. Hayallerim suya düştü, birazcık.

Herkes İçin Felsefe: Epey temel bir felsefe kitabı. Yeni bir şey öğrendim diyemem ama çizimlerine bayılmıştım.

Ruh Üşümesi: Nefret etmem gereken bir kitabı sevmiş olduğum için kendime şaşırıyorum. Adalet Ağaoğlu tuhaf bir yazarmış bunu anladım. Tüm kitaplarını okumak istiyorum.

Hayalet Kitap: Lanet olsun, bu kitabı daha önce okumuşum!

Evcil Kuş Bakımı: Kendimi bildim bileli resimli bir kuşlar ansiklopedisi arıyorum ama hâlâ bulamadım. Ona en yakın şey de bu kitaptı, kuşları incelemeyi çok seviyorum.

Dahiler ve Aşkları: Ya tam bir gıybet kitabı aslında.. Ama bu kitabı okuduğuma gerçekten çok mutluyum. Bazı yazarların ne kadar iğrenç bir kişiliğe sahip olduğunu öğrendim ki bundan sonra onlara çok büyük bir mesafe koyacağım.

Fırtına: Tiyatrosunu izledikten hemen sonra okumuştum bunu da. İzlerken oyunu pek sevmemiştim ama okuduktan sonra nedense sevmeye başladım. Her şey yerine oturduğu için belki de.

Gazoz Ağacı/Yaralı Hayvan: Bazı hikayeleri beni çok etkiledi bazıları da bu neden yazılmış acaba dedirtti. Genel olarak bakacak olursak kitabı gerçekten sevdim. Bir de bendeki eski baskısıydı, eski kitapları çok severim.

Mahur Beste: Bu kitabı maalesef ters bir sırayla okumuşum. Saatleri Ayarlama Enstitüsü ve Huzur'dan sonra okunması gerekiyormuş aslında. Onlardan sonra tekrar okumayı düşünüyorum, eğer gerekirse.

Pembe Mezarlık: Hiçbir beklentim yoktu ama sıfır beklentiyi bile karşılayamadıkları için kitabın yazarlarına buradan teşekkür ederim.

Sis: Üzülerek söylüyorum ki bomboş bir Stephen King kitabı. Güzelim konuyu murdar etmiş (mundar sanıyordum, değilmiş) adam resmen. Filmi de varmış, belki o güzeldir..

Üzgün Kediler Gazeli: Ne sevdim, ne sevmedim. İşaretlediğim şiirler oldu, onlar gerçekten güzeldi ama diğerlerini hiç beğenemedim neredeyse. Ya da bana hiç hitap etmedi diyeyim.

İnsan Neyle Yaşar?: Çok geç kaldım bu kitabı okumaya, ama olsun. Tolstoy'un Tanrı ile olan ilişkisi gerçekten acayip. Her kitabında farklı şekilde işleniyor sanki. İtiraflarında ise bambaşka bir Tolstoy vardı sanki.

Karmaşık Duygular: Ortalamanın epey bir üstünde bu Zweig kitabı. Yılın en sevdiğim yazarı çok net bir şekilde o oldu. Duyguları onun kadar kimse iyi ifade edemiyor..

Doktor Moreau'nun Adası: Bu sene epey bir H. G. Wells kitabı okumuşum. Güzel bir distopya. Canavar tasvirleri o kadar ürkütücüydü ki vakit bulduğumda onları çizmek isterim.

Yaman Adam: Aralık ayının en sevdiğim kitabı bu oldu sanırım. Hem eğlenceli hem hüzünlü hem ders verici hem sinir bozucu. Hepsi bir arada resmen. Bu adamın (eğer varsa) başka kitaplarını okumak isterim en kısa sürede.

Gülme: Çok zor bir kitap, gerçekten. Okumam (ve anlamam) neredeyse bir hafta sürdü. Ama felsefi açıdan gerçekten başarılı bir şekilde ele almış bu konuyu. Kafamın çok yoğun olmadığı dönemlere bu tür felsefe kitapları serpiştirmek gerek.

Babaannemin Usturası: Yazarın Lilith kitabına çok benziyor bu kitabı da. Buz gibi soğuk sanki, öyle bir izlenim veriyor. Tuhaf bir ikili ilişkiyi gerçekten farklı bir şekilde ele almış. Güzeldi.

İşte Bunlar Hep Sanat: Zaten bildiğim şeylerdi, bana bir şey katmadı.

Zaman Makinesi: Tekrardan söylüyorum, kendi çağına yakışmayacak kadar ileri görüşlü bir yazar. Bu kitabı okurken ben şaşırdım cidden. Muhteşem bir hayal gücü.

Grapon Kağıtları: Şiir kitapları hakkında ne yazmam gerektiğini bilmiyorum ya.. En sevdiğim Didem Madak kitabı oldu. Bıktığım Şeyler ve Yeşil Fanila sağolsun.

Dracula: Belirtmeliyim ki kitabı değil çizgiromanıydı. Hikaye epey bir zayıf kalmış ama çizimler kusursuzdu. Bazen bir sayfayı dakikalarca incelediğim oldu. Çizerini araştırayım iyice.

Tanrı ve Astronot: Bu kitabı alırken satıcı bana "anlamak çok zor ama güzel bir kitaptır" demişti, haklı çıktı. Hiçbir şey anlamadım. Hani en ufak bir şey bile anlamadım. ajlkdjılas Hayat çok tuhaf...

Antigone: Senenin son kitabı güzel bir tiyatro metni oldu. O döneme göre inanılmaz başarılı bir yapıt, üstelik okuması da zor değildi. İnsana tiyatroyu sevdirir vallahi.

-

Huh! Nihayet bitti.

2017 genel olarak sevdiğim bir yıl oldu, her şeye rağmen. Gerçekten güzel kitaplar okuduğumu hissediyorum. 2018 için yine 120 kitap hedefi koyuyorum. 140'ı aşmaya çalışmak kitapları gerçekten hızlı ve önemsemeyerek okumak demek çünkü. 120 idealmiş.

Bence hazır yılın başındayken herkes kendine bir okuma hedefi koymalı. Okuyun, benimle paylaşın. İnanın çok mutlu olurum. Herkese tekrardan güzel seneler diliyorum. Ve okuyanlara teşekkürler! ^^
 
Biz teşekkür ederiz.
 
Merhaba, merhabaa..

Çok okuduğum aylardan sonra düştüğüm o boşluktayım şu anda. Koskoca ocak geldi geçti ben hâlâ 3 kitap falan okumuş durumdayım. Bir yandan mutluyum çünkü böyle aralar vermek daha verimli bir okuyucu olmama yardım ediyor. Ama okuyamamamın nedeni oyun oynamak olunca bu kanı çürümüş oluyor. :p

Eh, okuduğum kitapları ayın sonunda yazsam iyi olacak sanırım. İdefix'den aldığım kitaplarım da az önce geldi, sıcağı sıcağına yazasım geldi. ^^

D7M8az.jpg


Margaret Atwood son günlerde epeyce bir ünlü oldu, halbuki ben Damızlık Kızın Öyküsü'nü senelerce bekledim. Sahaflar 200 lira civarında istiyordu hep o kitap için, yeniden basılmasına sevindim. Damızlık Kızın Öyküsü yerine bu kitabı almamın nedeni de bu kitabın imzalı olması. :p İmzalı kitapları biriktirmeyi seviyorum. Sahi, imzalı kitaplarımla ilgili bir yazı yazacaktım aklımda olsun.

Aşkın Karanlık Yüzü'nü geçen sevgililer gününde görmüştüm, hikaye seven birisi olarak bu kitap epey ilgimi çekmişti. Üzerinde kara bulutlar olan gergin bir atmosfere sahip hikayeleri çok seviyorum. İstediğim şeyleri bana verebilecek mi acaba bu kitap.. Merak içindeyim.

Eh, bilen bilir benim Metin Altıok'u nasıl sevdiğimi.. Bu kitabı okumak için epey bir geç kaldım aslında. Son zamanlarda ruh halim şiir okumaya müsait değil ama bu kitapla eski halime geri döneceğime inanıyorum.

Uyku Sersemi ve Öbürküler'i aynı anda değerlendirmek istiyorum zira ikisi de ne yazsa okurum dediğim yazarların kitapları. Kötü olacaklarına kesinlikle ihtimal vermiyorum. Zaten okuması epey kolay kitaplar, ilk onları okurum.

Biz için çok fazla şey söylememe gerek yok sanırım, ne denli büyük bir kitap olduğu ortada zaten. Yalnız 6:45'in şu cep boy kitap politikasını hiç sevmiyorum, keşke değiştirsinler..

Umarım bu kitaplar okuma alışkanlığımı geri getirir. Birileri beni bu oyun batağından çıkarsın, lütfen. :(
 
@Elia kitap hediye etmeyi sever misin?
Ben seviyorsundur diye düşünüyorum umarim oyledir, keşke oyle olsa??
 
sayfayı aşağı çekerken yoruldum. helal olsun. :D
 
@Elia kitap hediye etmeyi sever misin?
Ben seviyorsundur diye düşünüyorum umarim oyledir, keşke oyle olsa??

Tabii ki, ama kendi kitaplarımı asla paylaşamam gider alır herkeslere kitap hediye ederim. İstediğiniz kitapları yazın yeter kii. :u1:
 
Geri