Şahsi kütüphanem

  • Kullanıcı Elia
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Kitap Kulübü
Konu sahibi son olarak 1035 gün önce görüldü
epey okuyorsunuz . askerde gözlerim epey bozuldu . 4 numara gözlük numaram var. ayda en fazla bir iki kitap okuyabiliyorum .
 
Selamlar herkese!

Biraz dalgınlık yapıp sayfayı yazmayı unutmuşum. Daha yeni yazdım diye düşünüyordum ki 5-6 gün geçmiş ve bu arada beş tane kitap birikmiş yazılacak. :u3: Artık uydur kaydır bahsedeceğim onlardan. Bundan sonra böyle birkaç gün yazmadığımı görürseniz uyarın lütfen, dalgınlığım tutmuştur mutlaka.

Okuduklarımın listesi de yine geride kalmış, buraya iliştiriyorum.

Ocak

1- Barbarın Kahkahası - Sema Kaygusuz
2- Mürebbiye - Stefan Zweig
3- Anayurt Oteli - Yusuf Atılgan
4- Belki Yine Gelirim - Ahmet Telli
5- Harry Potter ve Felsefe Taşı - J.K. Rowling
6- Ophelia'ya Mektular - Fernando Pessoa
7- Trendeki Kız - Paula Hawkins
8- Muhteşem Gatsby - F. Scott Fitzgerald
9- Pulbiber Mahallesi - Didem Madak
10- Mucizeler Çağı - Karen Thompson Walker
11- Uzaklıklar, Eski Denizler - Fernando Pessoa
12- Kuyucaklı Yusuf - Sabahattin Ali
13- Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk - Wilhelm Genazino

Toplam: 13 kitap

Şubat

14- Posta Kutusundaki Mızıka - A. Ali Ural
15- Ateşin Şarkısı - Tess Gerritsen
16- Ermişin Bahçesi - Halil Cibran
17- Bakışın Kirlettiği Ayna - Mehmet Erte
18- Korku - Stefan Zweig
19- Kim Bağışlayacak Beni - Birhan Keskin
20- Öyle Miymiş? - Şule Gürbüz
21- Eşref Saat - Şevket Rado
22- Seçme Şiirler - Emily Dickinson
23- Beşinci Düğme - Naime Erkovan
24- Rüya Günlüğü - Hakan Bıçakcı
25- Her Şey Bitmek İçin Başlar - Cicero
26- İvan İlyiç'in Ölümü - Tolstoy

Toplam: 13 kitap​

Mart

27- Narcissus'un Zencisi
28- Ölmek İçin Güzel Bir Gün - Semra Aktunç
29- Rüyanın Öte Yakası - Ursula K. Le Guin
30- Alice Harikalar Ülkesinde - Lewis Carroll
31- Daktiloya Çekilmiş Şiirler - Nilgün Marmara
32- Seçme Hikayeler - Katherine Mansfield
33- Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi? - Philip K. Dick
34- Yalnız Kadınlar Arasında - Cesare Pavese
35- Kırmızı Karanfil - Gülten Akın

Toplam: 9 kitap​

Nisan

36- Kafes - Josh Malerman
37- Ruhumu Öpmeyi Unuttun - İnci Aral
38- Körler Ülkesi - H. G. Wells
39- 1002. Gece Masalları - Çeşitli Yazarlar

Toplam: 4 kitap​

Mayıs

40-Yeni Öyküler (Öykü Yıllığı 2017) - Çeşitli Yazarlar
41-Fakir Kene - Birhan Keskin
42- Peter Schlemihl'in Olağanüstü Öyküsü - Adelbert von Chamisso
43- Bir Cinayet Romanı - Pınar Kür

Toplam: 4 kitap

Haziran

44- Nagazaki - Eric Faye
45- Hayatı Sevme Hastalığı - Sibel K. Türker
46- İtiraflarım - Tolstoy
47- Sıfır Noktasındaki Kadın - Neval El Seddavi
48- Hayaletin Hatası - Joseph Delaney
49- Hayalet Ağrı - Ayça Şen
50- Ah, Rüzgarda Giden Aşk - Federico Garcia Lorca
51- Olağanüstü Bir Gece - Stefan Zweig
52- Fi - Azra Kohen
53- Gertrud - Hermann Hesse
54- Acı Çikolata - Laura Esquivel
55- Açlık - Knut Hamsun
56- Otel Paranoya - Hakan Bıçakcı
57- Aylak Köpek - Sadık Hidayet

Toplam: 14 kitap

Temmuz

58- Ben, Robot - Isaac Asimov
59- Bir Çift Yürek - Marlo Morgan
60- Kesik Baş/Ölüm Bir Kurtuluş Mudur? - Hüseyin Rahmi Gürpınar
61- Beyaz Geceler - Dostoyevski
62- Medyum - Stephen King
63- Küskün Kahvenin Türküsü - Carson McCullers
64- Doğmuş Olmanın Sakıncası Üstüne - Cioran
65- Dövüş Kulübü - Chuck Palahniuk
66- Beyaz Gemi - Cengiz Aytmatov
67- Sonun Geldi Sevgilim - Tuna Kiremitçi
68- Bir Delinin Anı Defteri - Gogol
69- Cânân - Peyami Safa
70- Otomatik Portakal - Anthony Burgess
71- Fareler ve İnsanlar - John Steinbeck
72- Aşk Üzerine - Alain de Botton
73- Sineklerin Tanrısı - William Golding
74- Canım Aliye, Ruhum Filiz - Sabahattin Ali
75- Cthulhu'nun Çağrısı - H.P. Lovecraft
76- Toplu Şiirler - Ingeborg Bachmann
77- Çi - Azra Kohen

Toplam: 20 kitap

Ağustos

78- Cesur Yeni Dünya - Aldous Huxley
79- Tokyo Ghoul 1 - Sui İşida
80- Tokyo Ghoul 2 - Sui İşida
81- Tokyo Ghoul 3 - Sui İşida
82- Mezarımdan Yazıyorum - Machado de Assis
83- Kopyalanmış Adam - Jose Saramago
84- Yazyalnızı/İki Deli Derviş - Behçet Çelik
85- Seçme Eserler - Sadık Hidayet
86- İkiz - Dostoyevski
87- Kaos'un Kutsal Kitabı - Albert Caraco
88- Sırça Fanus - Sylvia Plath
89- Alacakaranlıkta Bir Öykü - Stefan Zweig

Toplam: 12 kitap

Eylül

90- Görünmez Adam - H.G. Wells
91- Malte Laurids Brigge'nin Notları - Rainer Maria Rilke
92- Beni Asla Bırakma - Kazuo Ishiguro
93- Babaya Mektup - Franz Kafka
94- Güvercin - Patrick Süskind
95- Arayışlar - Lou Andreas-Salomé

Toplam: 6 kitap


Ufaktan başlayalım, pek iyi bir yazı olmayacak gibi ama idare ediverin. ^^

Dd5Xyl.jpg


İlk olarak Bir Delinin Anı Defteri'ni bitirdim. İtiraf etmeliyim ki bu kitaba çok çok önce başlamıştım. Gogol'den farklı hikayelerin derlemesi denilebilir. Ama yarım bırakmıştım. Nedeni de şu; kitap, Neva Bulvarı diye bir hikaye ile başlıyor ve sayfalarca Neva Bulvarı'nı övüyor. İşte ne güzeldir Neva Bulvarı, ne cicidir Neva Bulvarı, ne efendidir Neva Bulvarı'nın insanları vs vs. Bana bir gülme geliyordu okurken, o yüzden devam edemedim. Hikaye epey uzundu ve hep böyle sürecek sanmıştım. İşin aslı öyle değilmiş, okuyunca fark ettim. Birkaç sayfadan sonra asıl hikaye başlıyormuş.

Gogol'ü çok seviyorum, en baştan belirteyim bunu. Dostoyevski'nin kendine örnek aldığı insanı nasıl sevmeyeyim ki?

İçinde birbirinden güzel hikayeler barındırıyor fakat en dikkat çekenler sırasıyla: Bir Delinin Anı Defteri, Palto ve Burun.

Bir Delinin Anı Defteri'ne tiyatrosunu izlediğim için epey aşinayım. Aralarında en dikkat çeken hikaye olmasına rağmen en başarılısı değil bana göre. Tiyatrosunu da Erdal Beşikçioğlu'ndan izledim. Yine itiraf edeyim, adamın oyunculuğunu fazla sevmedim. Bu kadar sevilmesinin nedeni Talimhane Tiyatrosu'nun hep en absürt oyunları seçmesidir. Bu tür absürt oyunları oynamak, kendini yerden yere atıp deli taklidi yapmak ya da avazı çıktığı kadar bağırmak başarılı bir oyuncu olduğunu kanıtlamaz. Lafı açılmışken en bariz örneği vereyim burada. Tiyatroya ilgisi olanlar bilir, devlet tiyatrolarında oynayan Profesyonel diye bir oyun var. Her zaman yok satar biletleri, yer bulabilmek imkansızdır. Merak edip öncelikle metnini okumuşum ve bu ne böyle insanlar bu oyuna mı bayılıyor demiştim. Bilet bulunca gidip izledim ve o oyunculuğa hayran kaldım, gözlerim yaşardı. Yetkin Dikinciler ve Bülent Emin Yarar o denli güzel oynamışlar ki birden şahesere dönüşmüş o anlamsız metin. Of konuyu amma dağıttım. Tiyatro sevgim depreşti birden. Uzun lafın kısası, bu hikaye çok güçlü değil fakat insanı deliliğe sürükleyen unsurları ve delilik sonrasını çok güzel yansıtmış diyebilirim.

Palto hikayesinin yeri de bende apayrıdır. Dünya klasiklerinden okuduğum ilk eserdi. Ah, Akakiy Akakiyeviç, beni ne ağlatmıştınız zamanında.. Şimdi tekrar okumak beni yine çok duygulandırdı.. Elimden geldiğince bu hikayeyi herkese okutmaya çalışıyorum, o kadar seviyorum işte..

Burun hikayesi de aralarında en orijinal olanıydı şüphesiz. Burnunu kaybeden bir adamın onun sokakta başka bir kılığa girerek dolaştığını iddia etmesiyle başlıyor. Epey absürt ve eğlenceli bir hikaye yine, bunu da sevdim.

-

Şimdi, ilk kitapta epey başka konulara saptım ama bu sefer yapmayacağım. İkinci kitabımız ise, Cânân.

Peyami Safa'nın Yalnızız kitabını okumayı istemişimdir hep. Uzun süredir baskısı olmadığı için bu kitap ile başlamak zorunda kaldım.

Aslında klasik bir kötüler her zaman kaybeder kitabı diyebilirim. Cânân isimli inanılmaz güzel bir kızı görünce karısını boşayan ve onunla evlenen bir adamı konu ediniyor. Kitap boyunca o boşadığı karısının duygusal çöküntüsüne tanık olup üzüldüm.

Aslında kitabın psikolojik yönü ağırlıkta. Baş karakterlerinin ruh hali tasvirlerini gerçekten beğendim, o duyguyu bana da hissettirdiler. Şahsen aldatan karakterin gözlerini oyasım geldi.

Durağan bir eski dönem kitabı diyebilirim, çok şey vaat etmiyor okuyucuya ama bu tür eski kitapları okumayı seviyorum her şeye rağmen.

-

Şimdiki kitabımız, Otomatik Portakal. Bu kitabın reklamının yapılmasını ihtiyacı yok diye düşünüyorum. Bilmeyen yoktur elbette, filminin de katkısıyla.

Ben ilk önce filmini izlemiştim ve kolaylıkla söylüyorum ki filmi kitabından daha rahatsız edici. Genelde okurken kendimizi baş karakter ile bağdaştırdığımızdan daha yoğun hissederiz onun hissettiklerini ama bu kitapta bu yoğunluğu bulamadım. Belki de Alex'in kendi hikayesini mektupvari bir şekilde anlatmasından ötürüdür.

Onlarca incelemesi yapılmıştır bu kitabın/filmin. Ben fazla derinlere inmeden bana hissettirdiklerinden bahsedeceğim yalnızca. Kitap bana doğru/yanlış ve iyi/kötü kavramlarını sorgulattı. Yalnız şöyle bir sonuca vardım. Kitapta bir kötü var, bir de daha kötü. Yanlış var ve daha yanlış. Kendimi 1984'te hissetmedim değil.

Son olarak, henüz okumayanlara/izlemeyenlere tavsiyem önce okuyup sonra izlemeleridir, kitabın etkisi daha çok hissedilecektir böylece.

-

Gelelim Fareler ve İnsanlar'a. Bir iki gönderi öncesinde Amerikan edebiyatına ne denli mesafeli olduğumdan bahsetmiştim. Bu kitaba senelerdir sahibim ve senelerdir de es geçiyorum okumak için, elim bir türlü gitmiyordu. Bir arkadaşımın yoğun ısrarı üzerine başladım ve neden bu kadar geciktirdim bu kitabı diye de üzüldüm.

Şimdi, kitabın olumlu olduğu kadar olumsuz yönleri de var. Olumlu yönü, içten bir hikaye aslında. Fazla abartma ya da gerçekdışılık yok. İşçiler hayal kurarken ben de onlara dalıp mutlu oldum mesela, o hissiyat çok güzeldi. Ve işçilerin hayatına güzel bir ayna tutuyor aslında. Olumsuz yönü ise; çok ajitasyon vardı sanki, özellikle son kısmında. Sanki bir filmin kitabını okumuş gibiyim. (Sinemaya uyarlandı mı bilmiyorum ama çok müsait bir hikayesi var) Bu, yine de kitabı sevmeme engel olamıyor, başarılı bir yapıt bana göre, okunmalı.

-

Ve son kitabımız, Aşk Üzerine. Başlarken hiç böyle bir kitap olacağını tahmin etmezdim, ve bayıldım! Klasik bir düşünce kitabı gibi gözüküyordu ve kitabın içeriğinde de maddelenmiş paragrafları görünce 'of yine mi aforizma kitabı..' dedim. Halbuki beni öyle şaşırttı ki.

Yazar, en başından itibaren bir aşkın doğuşunu ve bitişini aşık olduğu kadınla olan hikayesiyle süsleyerek anlatıyor. Chloe isimli bu kadını ilk görüşü, ilk sarılışı, ilk kavga edişi, ilk ayrılışını o kadar güzel betimliyor ki herkesin kafasında oturmuş olan o aşk kavramını sorgulatıyor.

Neden seviyorum, aşık olduğum için mi güzel geliyor yoksa güzel geldiği için mi aşık oldum gibi sorular soruyor kendine. Kimsenin sorgulamaya cesaret edemediği şeyleri sorguluyor. Benim tavsiyem, aklınızın köşesine bu kitabı not etmeniz. Hatta bu yazarı da. Diğer kitaplarının da buna benzer olduğunu düşünüyorum. Size çok şey katacağına eminim.

*

Huh! Yoruldum gerçekten. Bundan sonra bu kadar kitabı biriktirmek yok. Bu da bana ders olsun. Okuyanlara sonsuz teşekkürler. ^^
 
Merhaba yeniden!

Bir daha yazmayı geciktirmeyeceğim sonra işkence gibi oluyor dedikten sonra geciktirmiş olduğum bir yazıya hoş geldiniz. :p

Bilerek geciktirdim çünkü bu vesileyle temmuz ayını da sonlandırıp bir durum değerlendirmesi yapmak istedim.

Lafı uzatmadan gelsin kitaplar:

aGRA35.jpg


Kısa kısa hepsinden söz edeceğim.

Öncelikle Sineklerin Tanrısı bitti ki senelerdir kitaplığımda duran bir kitaptı, nihayet okuyabildiğim için çok mutluyum.

Bu, aynı zamanda İş Bankası Modern Klasikler serisinin ilk kitabı oluyor. O seride kötü olan bir tane bile kitap yok. Kapakları tasarımları, çevirileri öylesine muazzam ki. Bilmem aranızda hatırlayanınız olur mu, bu serinin eski kapakları çok enteresandı.

Sineklerin-Tanrisi-Ciltli.jpg


Kötü bir kapak gibi gözüküyor ama asla öyle değil. Değişik bir şeydi. Çevirmenleri de inanılmaz titizlikle çalışıyor, zaten Mina Urgan benim en sevdiğim çevirmenlerden biridir. Yazdığı kitapları ve incelemeleri de okumanızı tavsiye ederim.

Kitaba gelirsek, aslında inanılmaz ürkütücü demeliyim. Kahramanları çocuklar olan bir kitap için fazla vahşi ki kitabı korkutucu kılan da bu. Ben her zaman çocuklardan korkmuşumdur. Dünyaları henüz bir kalıba sokulmadan önce inanılmaz bir kapasiteleri var. Potansiyel de diyebilirim buna. Bunu iyi mi yoksa kötü olarak mı kullanacakları da muamma.

Adada mahsur kaldıkları süreçte bir grup çocuğun nasıl vahşileştiği insanın kanını donduruyor adeta. Sevdim mi, sevdim. Ancak bu kitabın bize vermek istediği şeyi çok fazla çözemedim. Kitabın sonsözünde Mina Urgan'ın anlattıklarından yola çıkarak yazıyorum bunu. Kitabı okumuş biriyle tartışarak daha iyi anlamamı sağlayabilirim belki de.

-

İkinci kitabın beni çok fazla etkilediğini belirtmeliyim. Canım Aliye, Ruhum Filiz. Edebi eserlerin arasında belki de en çok mektupları okumayı severim. O samimiyet, yazarın hiçbir kitabında yoktur. Okunmak için değil de, ne hissediyorsa onu yazdığı için içtendir.

Sabahattin Ali'yi eşine ve kızına çokça aşık bir adam olarak görmek beni duygulandırdı.

Nişanlıyken yazdığı mektuplar aşkın en saf halinin bir kanıtı belki de. Gerçekten çok etkilendim. Kızına yazdığı birkaç cümlelik eklemeler de o kadar tatlı ki..

İyi ki geciktirmeden okumuşum bu kitabı, bundan sonra Sabahattin Ali okurken bir de bu yönden bakacağım yazdıklarına..

-

Sıradaki kitap, Cthulhu'nun Çağrısı. Açıkçası beklediğim şeyi alamadım bu kitaptan. Beklentimi yüksek tuttuğum içindir belki de. Kitabın içinde çok sevdiğim bir hikaye (The Music of Erich Zann) olduğunu söylemiştim ve işin aslı en iyi hikaye de oymuş zaten.

Cthulhu'nun daha derin ve karanlık bir hikaye olmasını beklerdim ama o diğer hikayelerin yanında ortalamanın altında kalıyor.

Yazarın hayat hikayesini bildiğimden bu tür hikayeler beni çok şaşırtmıyor. Yazar, çelişkilerle dolu deliliğin kıyısında bir adam. Mutlaka hayatını okumalısınız ki yazdıklarını da iyi anlayın.

Hikayelerin üzerinde gezinen kara bulutlar sonlara doğru beni sıkmaya başladı. Hani böyle içinize kocaman bir sıkıntı bırakır ya bazı şeyler, aynen öyle. Yarım bıraksam mı diye düşündüm ama inat edip bitirdim.

Bu yazarın Deliliğin Dağlarında kitabına da sahibim ama ilk kitap üzerimde böyle bir etki bırakmışken bunu okumayı erteleyeceğim gibi gözüküyor.

-

Dördüncü kitap, bir şiir kitabı. Daha önce iyi bir şiir okuyucusu olmadığımı söylemiştim ama Ingeborg Bachmann'a bayıldım. Ne naif bir kadın.. Paul Celan ile olan mektuplaşmalarını da okumak için can atıyorum. İki müthiş insanın mektupları da mutlaka şairane olacaktır.

Bu noktada çevirinin de mükemmel olduğunu belirtmeliyim ki şiir çevirisi çok zordur. Ama Almanca deyince akla hemen Ahmet Cemal geliyor ya, adam bu ünü tamamen hak ediyor. İnanılmaz bir titizlikle yapıyor işini ve onun çevirilerini okumak benim için bir zevk.

Şiir incelemesi yapmayı pek beceremiyorum o yüzden sevdiğim bir şiirini buraya bırakıyorum.

gWRG12.png


-

Gelelim son kitaba. Buraya büyük harflerle yazmak istiyorum. Çi=HAYAL KIRIKLIĞI.

İlk kitaba o kadar da olumsuz bakmadığımı ve yazarın hatırı için okuduğumu söylemişimdir. Bu kitabı net bir şekilde sevmedim. Sanırım üçüncü kitaptan da nefret edeceğim.

Karmakarışık bir kitap, yazar daha ne anlatması gerektiğine karar verememiş. Bir önceki kitapta o kadar da önemsemediğim yazım hataları şimdi gözümü tırmalar oldu.

Ben bu kitabın amacını çözemedim, karakterlerinin de. Anlayan biri varsa nolur anlatsın çünkü böyle devam ederse ben bu seriden nefret edeceğim.

Kocaman bir balon gibi ve içi tamamen boş. Bu hikaye nereye doğru gidecek artık Tanrı bilir..

-

Şimdi burada kesiyorum. Temmuz ayının sonuna geldik ve 77 tane kitap okumuş gözüküyorum toplamda. Bu çok çok iyi zira geçen sene okuduğum toplam kitap sayısı 70 idi.

Orijinal halini bulamasam da instagramda paylaştığım halini buraya ekleyeyim:

N1JoMX.jpg


Bu senenin sonunda da böyle bir fotoğraf ekleyeceğim ve umarım hedefim olan 120 kitabın hepsini okumuş olurum. ^^

Ve son olarak, bonus fotoğraf. Fotoğraf çekmeyi ne zor şartlarda yapıyorum görün istedim. :p

jWRMJW.jpg


Teşekkürler okuyanlara. ^^
 
güzel kurallı yazı yazmak ilahi bir armağan . sizde epey var . Dün en fazla 30 sayfa okuyabildim
 
Siz bu kadar kitaba parayı nerden buluyorsunuz. 2 Cildlik kitap alıyorum 50 tl bankaya yatırıyorum .kargoyla birlikte 75 tlye kadar çıkıyor
 
Sayfanızı şuan keşfettim ve gerçekten büyülendim ve bütün sayfayı baştan sona kadar okumayı planlıyorum (:

Böyle kitaplara sıcacık sıkı sıkıya bağlı insanlara bayılıyorum :)
 


O zaman bir tavsiye alayım senden şöyle sürükleyici en beğendiklerinden vakit yaratıp okumak şart :)

Ay şimdi ben bunu bir yere not edeyim, kitaplığa biraz bakınıp cevap veririm olur mu? Sorulunca hemen cevap veremiyorum da. Bu konuda etiketler sevdiğim kitapları yazarım. :oy:

Siz bu kadar kitaba parayı nerden buluyorsunuz. 2 Cildlik kitap alıyorum 50 tl bankaya yatırıyorum .kargoyla birlikte 75 tlye kadar çıkıyor

İşin aslı, tüm param kitaplara gidiyor. Yaklaşık 8 senedir her kitabımı kendi başıma aldım. (800'den fazla kitap) Hiçbiri de hediye değildi ya da ailemden miras kalmış değil. Parayı harcayabileceğim en güzel şey kitaplar zaten..

Sayfanızı şuan keşfettim ve gerçekten büyülendim ve bütün sayfayı baştan sona kadar okumayı planlıyorum (:

Böyle kitaplara sıcacık sıkı sıkıya bağlı insanlara bayılıyorum :)

Ah, çokça teşekkür ederim. Günüm güzelleşti birden bu yorumu görünce. Ben de kitaplara bu denli değer veren insanları gördükçe inanılmaz derecede mutlu oluyorum. Hep beklerim sayfama. :f:
 
Selamlar.

Arkadaşlar. Bana bir şeyler oldu. :anla: Okuyamıyorum. Nazar mı değdirdiniz ne yaptınız? (Kesin Bardak yaptı. dzjlkjd)
Ağustos ayının üçte biri bitti neredeyse ve ben daha bir kitap bile bitirebilmiş değilim. Aldanan Kadın yaklaşık 10 gündür elimde sürünüyor. İki sayfa okuyorum sonra sıkılıyorum..

İnanır mısınız, kitapçıya girdim ve alacak bir kitap bile bulamadım. Zaman zaman böyle tıkanma dönemine giriyorum fakat hiç bu kadar uzun sürmemişti.

Aslında bir kitap buldum ilgimi çeken fakat o kadar pahalıydı ki (34 lira) alamadım.

pW3JWr.jpg


Epey karanlık ve mistik bir kitaba benziyor ve eminim ki çokça beğenirim. Keşke alsaydım diyorum, belki beni bu tıkanma döneminden kurtarırdı..

Hadi şunu yaptığım için okuyamıyorum desem neyse ama o da yok. Günlerim tamamen boş geçiyor ve okumuyorum.

Bana dua edin okuyun üfleyin de geçsin, umarım birkaç güne buraya okuduklarımı yazmak için gelirim. :uzgun:
 
Hahahahahahahahahhahahaaaaaa
Gözümün değdiği üç gün yaşamıyor geçmiş olsun :D
 
Elia bende de bir durgunluk var. İşim gücüm olsa bile en azından 10 sayfa falsn okumaya zorluyorum. Körlük hala bitmedi üstüne çok düşemediğimden.



Sen bunu okudun mu? Bir de Elia ile Yolculuk var, onu okudun mu? Kitaptan sözler falan paylaşılmış güzel gibi geldi.
 
Hahahahahahahahahhahahaaaaaa
Gözümün değdiği üç gün yaşamıyor geçmiş olsun :D

Hemen değdirdiğin nazarı geri al. :trip:
Utanmadan üç gün yaşamıyor diyor bir de. djlkjsdk

Elia bende de bir durgunluk var. İşim gücüm olsa bile en azından 10 sayfa falsn okumaya zorluyorum. Körlük hala bitmedi üstüne çok düşemediğimden.



Sen bunu okudun mu? Bir de Elia ile Yolculuk var, onu okudun mu? Kitaptan sözler falan paylaşılmış güzel gibi geldi.


Elime kitabı alamıyorum bile ya. Ne oldu böyle.. Çok sıkıntılı dönemler.

Frida Kahlo'nun hayatından/görüşlerinden ziyade sanatçı kişiliğini çok seviyorum. Bir kere uçakta yanıma Meksikalı bir kadın oturmuştu ve onun anlattıklarından sonra sevmeye başlamıştım. Günümüzde o da popülerizmin kurbanı olsa da hâlâ değeri yeterince anlaşılamıyor. Bir gün okur muyum bu kitabı, bilemiyorum.

Elia ile Yolculuk'a gelecek olursak, bazı yazarlar her ne yazarsa yazsın kitabı çıktığı an direkt çoksatanlara giriyor ya ben bundan hiç hoşlanmıyorum ya. Zülfü Livaneli'ye bir sözüm yok ama lanse edildiği kadar ahım şahım bir yazar değil. Kitap konusunda da, Elia Kazan hakkında çok bir fikrim yok, belki tanımak için bu kitaba bir göz atabilirim.
 
Geri