ll.Abdulhamit, Saltanatını koruma karşılığında Kıbrıs'ı İngilizlere vermiş!

Konu sahibi son olarak 90 gün önce görüldü
al işte büyücü de, raskoya kalp atmış, bana kalp attınız mı, hayır...
Maksat uzulme ya. Sevenin azalmis yahu. Harbi dram, agir dram abi ya..

Dusunsene ya Bahtiyar boyle emoji atiyor. Bu en buyuk SAD. Kara leke kara....

Bu arada glu headshotlara devam ediyor.
 
Muârız ın bilindik taktiği
Konunun özünden kaçıp,
rakibin önemsiz yanılmalarını tartışmanın merkezine taşımak
ve onun üzinden polemik oluşturmak
Böylece konuyu değilde ayrıntıları tartışırsın
Yani Muârız kaçak güreşiyor beyler
Bunu hep yapıyor
Bu Teba'nın en iyi bildiği şeyde bu zaten
 
Son düzenleme:
Kıbrıs İngilizin malı değil ama anlamak istemeyip bir de idraksizlikle suçluyor :)
Herkesçe kabul gören bir şey yok fakat öyle olduğunu iddia ediyorsun hem de uzun uzun yazıp :) İstanbul hükümeti bunu asla kabul etmiyor artık anlayabilecek misin bakalım :)
Sevr'de görünen bir şey yok, Sevr tasdik edilmedi diyorum hala Sevr'de görüyoruz diyor, idraksizliğini tekrar tekrar gösteriyor bir de karşı tarafı idraksizlikle itham ediyor :)
Her seferinde konuyu başka minvale çekmeye çalışıyorsun. Ne oldu yıllar olmuş diyorsun, senin iddiana göre 1974'te de alınmaması lazım arada 51 sene var. Kendi mantığı kendisi ile çelişiyor farkında değil :) Bir de altın tepside sundu tarzı gereksiz laflar.
Sevr kabul edilmedi diyorum, üstüne bana laf söylüyor senin lafların değil mi diye :)
Kimin mantık çizgisinden kaydığı belli oluyor :)
Ciddi bir şekilde son mesajımı yazıp oyunuma dönüyorum.

1. Kıbrıs'ın ilhakı herkesçe kabul edilmiş ve hem Sevr'e hem de Lozan'a madde olarak eklenmiş bir husustur. Aksi olduğunu kabul etsek bile yani herkesçe kabul görmediğini kabul etsek bile elimizde bunu destekleyecek bir sonuç yok çünkü bu ilhak hukuksuz olmasına karşın kimse Osmanlı'nın haklılığını tasdik etmedi ve haklı mücadelesi için destek vermedi verdiyse bile bu herhangi bir netice vermedi.

2. İstanbul hükümetinin ilhakı kabul edip etmemesinin herhangi bir tesiri olmadığını daha öncede söyledim bunu yinelemenin lüzumu yok. İstanbul hükümetinin herhangi bir yaptırım gücü olmadığını da söyledim. İstanbul hükümetinin etkisiz bir kukla olduğunu söylememiştim onu da söylemiş olayım. İstanbul hükümeti ve padişah Kıbrıs'ın İngilizlere verilişinden ilhak edilişine kadar neredeydi? Korkularından, "aman cağnum İngilizler bize kızmasunlar" diyerekten seslerini çıkaramadıklarını da yukarıda bir yerlerde belirtmiştim. Özetle ilhak durumunda İstanbul hükümeti korkudan pasif kalmıştır ve ilhaktan Lozan'a kadar geçen sürede hiçbir şey ama hiçbir şey yapmamışlardır. Bu eylemsizlik Lozan'da Cumhuriyet'in başına dert olmuş ve ilhak resmen onaylanmıştır. Yani herhangi bir aksiyon göstermeden ilhakı tanımıyoruz demenin hiçbir savunulur tarafı yok.

3. Yukarıda sordum ama herhangi bir cevap vermemişsin ben kendime cevap vereyim. Kıbrıs maddesi Sevr'de de Lozan'da da kendine yer bulmuştur. Sevr'in tasdik edilip edilmemesinin herhangi bir kıymeti harbiyesi yoktur kaldı ki Sevr imzalanmış ve bir süre yürürlükte kalmasına rağmen Türkiye Cumhuriyetinin üstün başarıları sayesinde tarihe karışmış bir antlaşmadır. Osmanlı malum maddeleri her ne kadar kabul etmek istemese de "seve seve" imzalamak durumunda kalmıştır. Kıbrıs da hem Sevr hem de Lozan'da kendine yer bulmuş bir sorun olarak tarihe geçmiştir.

4. Kıbrıs padişah ve avanesi tarafından İngilizlere altın tepside sunulmuştur. Bunu daha iyi ifade edecek bir kelime yoktur. Kıbrıs'ı savaşmadan İngiliz'e verip bir de zeytinyağı gibi üste çıkmanın da mantığı yoktur.

5. Sorularıma cevap vermeyip kendin çalıp kendin oynuyorsun. Kendi soruma yine ben cevap vereyim,

Dayatılan tarihin
Hayali tarih
Resmi tarih


ifadelerinin hepsi senin mesajlarından alınmıştır. Kendi mesajlarından bihaber olacak kadar şirazeni kaydırdığım için üzgünüm. Sen ve senin gibiler Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığıyla yanıp tutuşuyor ve hatta kuduruyor ama merak etme Cumhuriyet'in hepinizi aşılayacak kadar aşısı mevcut.

Bu topraklar ve bu topraklar üzerinde yazılmış tarih bizim tarihimizdir. Doğrusuyla yanlışıyla bizim atalarımızın bize bıraktığı mirastır. Olaya holiganvari bir fanatiklikle ve bu yurdu bize vatan yapan insanlara karşı düşmanlıkla bir yere varamazsınız. Yazdıklarının hemen hepsinin nefretle yazıldığına eminim ama bunu kanıtlayamam. Nefret değil birlik kurtaracak bizi. Belliki sana "dayatılmayan" tarih bizim tarihimiz değil, senin gibiler için özellikle mabaddan uydurulmuş bir tarih. O yüzden içindeki nefreti en yakın çöplüğe kus ve bütüncül bir şekilde tarihimizi ve atalarımızı kucakla.

Artık bu saçmalığı da uzatmanın manası yok, bu kadarı kafi. Aynı şeyleri sen anlayasın diye 50 farklı şekilde yazmaktan sıkıldım.
 
Ciddi bir şekilde son mesajımı yazıp oyunuma dönüyorum.

1. Kıbrıs'ın ilhakı herkesçe kabul edilmiş ve hem Sevr'e hem de Lozan'a madde olarak eklenmiş bir husustur. Aksi olduğunu kabul etsek bile yani herkesçe kabul görmediğini kabul etsek bile elimizde bunu destekleyecek bir sonuç yok çünkü bu ilhak hukuksuz olmasına karşın kimse Osmanlı'nın haklılığını tasdik etmedi ve haklı mücadelesi için destek vermedi verdiyse bile bu herhangi bir netice vermedi.

2. İstanbul hükümetinin ilhakı kabul edip etmemesinin herhangi bir tesiri olmadığını daha öncede söyledim bunu yinelemenin lüzumu yok. İstanbul hükümetinin herhangi bir yaptırım gücü olmadığını da söyledim. İstanbul hükümetinin etkisiz bir kukla olduğunu söylememiştim onu da söylemiş olayım. İstanbul hükümeti ve padişah Kıbrıs'ın İngilizlere verilişinden ilhak edilişine kadar neredeydi? Korkularından, "aman cağnum İngilizler bize kızmasunlar" diyerekten seslerini çıkaramadıklarını da yukarıda bir yerlerde belirtmiştim. Özetle ilhak durumunda İstanbul hükümeti korkudan pasif kalmıştır ve ilhaktan Lozan'a kadar geçen sürede hiçbir şey ama hiçbir şey yapmamışlardır. Bu eylemsizlik Lozan'da Cumhuriyet'in başına dert olmuş ve ilhak resmen onaylanmıştır. Yani herhangi bir aksiyon göstermeden ilhakı tanımıyoruz demenin hiçbir savunulur tarafı yok.

3. Yukarıda sordum ama herhangi bir cevap vermemişsin ben kendime cevap vereyim. Kıbrıs maddesi Sevr'de de Lozan'da da kendine yer bulmuştur. Sevr'in tasdik edilip edilmemesinin herhangi bir kıymeti harbiyesi yoktur kaldı ki Sevr imzalanmış ve bir süre yürürlükte kalmasına rağmen Türkiye Cumhuriyetinin üstün başarıları sayesinde tarihe karışmış bir antlaşmadır. Osmanlı malum maddeleri her ne kadar kabul etmek istemese de "seve seve" imzalamak durumunda kalmıştır. Kıbrıs da hem Sevr hem de Lozan'da kendine yer bulmuş bir sorun olarak tarihe geçmiştir.

4. Kıbrıs padişah ve avanesi tarafından İngilizlere altın tepside sunulmuştur. Bunu daha iyi ifade edecek bir kelime yoktur. Kıbrıs'ı savaşmadan İngiliz'e verip bir de zeytinyağı gibi üste çıkmanın da mantığı yoktur.

5. Sorularıma cevap vermeyip kendin çalıp kendin oynuyorsun. Kendi soruma yine ben cevap vereyim,

Dayatılan tarihin
Hayali tarih
Resmi tarih


ifadelerinin hepsi senin mesajlarından alınmıştır. Kendi mesajlarından bihaber olacak kadar şirazeni kaydırdığım için üzgünüm. Sen ve senin gibiler Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığıyla yanıp tutuşuyor ve hatta kuduruyor ama merak etme Cumhuriyet'in hepinizi aşılayacak kadar aşısı mevcut.

Bu topraklar ve bu topraklar üzerinde yazılmış tarih bizim tarihimizdir. Doğrusuyla yanlışıyla bizim atalarımızın bize bıraktığı mirastır. Olaya holiganvari bir fanatiklikle ve bu yurdu bize vatan yapan insanlara karşı düşmanlıkla bir yere varamazsınız. Yazdıklarının hemen hepsinin nefretle yazıldığına eminim ama bunu kanıtlayamam. Nefret değil birlik kurtaracak bizi. Belliki sana "dayatılmayan" tarih bizim tarihimiz değil, senin gibiler için özellikle mabaddan uydurulmuş bir tarih. O yüzden içindeki nefreti en yakın çöplüğe kus ve bütüncül bir şekilde tarihimizi ve atalarımızı kucakla.

Artık bu saçmalığı da uzatmanın manası yok, bu kadarı kafi. Aynı şeyleri sen anlayasın diye 50 farklı şekilde yazmaktan sıkıldım.
Anlayamıyor, anlamak istemiyor üstüne aynı iddialarını tekrarlamaktan geri durmuyor :)
Ne yapayım ben de senin gibi eski mesajlarımı madde madde yazayım bir şey mi değişecek.
Şimdi geldik Sevr tasdik edilmese de farketmez noktasına :)
Sevr yürürlükte vs kalmamıştır. Kemal Paşa'nın kendisi tasdik edilmediğini söylüyor, tasdik edilmeyen bir şeyin yürürlüğe girdiği mantıksızlığını göremeyip aynı şeyleri tekrar tekrar söylemekten sıkılmadın mı ?
Hala uydurulan diyor, neyi uydurduğumu söyleyemiyor. Kıbrıs'ın ilhakı sadece Lozan anlaşmasında kabul edildi ve tanındı. Sevr vs. gibi hiçbir metin hükümetçe tanınmadı.
Slogan sözlerini istediğine söyle, bunların bir tesiri yok. Yok cumhuriyet şöyle yaptı böyle yaptı yok sizler böylesiniz vs. vs. Bunlardan bana ne. Ben senin dediğin gibi bir konsensus olmadığını ve İstanbul'un hiçbir zaman Kıbrıs ilhakını tanımadığını söylüyorum. Bunu Kemal Paşa'nın da söylediğini ekliyorum. Buna diyecek bir lafın yok ister tasdik edilsin ister edilmesin noktasına taşıyorsun şimdi de. Halbuki konsensus için Sevr'i örnek vermekten de geri durmamıştın :)

Evet senin saçmalıklarının sonu gelmeyecek bu belli :)
 
  • Beğen
Tepkiler: 0
Ulan :) adam Barselona gibi :) tikitakalarla gelmiş gelmiş :) doksana asmış gitmiş her atakta :) hala Kemal Paşa :) Kemal Paşa :)

B15C3E3F-BF98-4B9C-8272-A35D0155D718.jpegAl sana Kemal Paşa :) Afiyet olsun :)

Abi nasıl yaptın sen bunu her cümle sonuna alüminyum ya?
 
Abdülhamid dönemini siyah ve beyaz olarak değerlendiriyoruz.
Dönem gri bir dönem benim düşünceme göre.
Aynı zamanda fazlasıyla hareketli bir dönem.
Dolayısıyla konu dışına çıkmadan, sadece konu ile ilgili düşüncemi belirteyim.
Evet, İngilizlere verdi.
Hatta Girit'i de kazandığımız savaştan sonra Yunan'a kaybettik.
Baskı dönemi olduğu için g,r,t harflerinin yan yana gelmesi bile yasaklanmış.
Burada o konu hakkında bir dizi mevcut:


Ek bilgi:
Kıbrıs'ta şu an İngiltere toprağı mevcut. Küçük bir alan bile olsa toprak İngiltere'nin.
 
lll. Abdülhamid de papazı verdi Tramp dostuna
 
Okuduğunu anlayamıyor. Sevr projesi yazıyor. Bakalım kendisi ne söylemiş:

RNgfMB.jpg
 
  • Beğen
Tepkiler: 0
Arkadaşlar boşuna kafa yoruyorsunuz. Abdülhamid döneminde toprak kaybı falan olmadı, tümünü sonradan Lozan ile kaybettik, hatta kurtuluş savaşı döneminde en büyük toprak kaybı başladı diyebiliriz. Osmanlı yıkılmasaydı şimdiki sınırlarımız içerisinde Musul, Filistin, Libya,..... da olacaktı. Ne olduysa Cumhuriyetin ilanından sonra oldu.
 
Adamın dediğinin yalan olduğu anlaşılmış, bu konular önemsiz buna takılma denilmiş. Liman var demiş, liman olmadığı anlaşılmış. Anlaşma yerine, taslak metinler konulmuş, asıl anlaşma olmadığı anlaşılmış.
Bir kaç mesajda bile durumun vahameti anlaşılıyor.
Konu ile ilgili bilgisi olmayan, tarih derslerinde yan masadaki kıza bakan tipler sırf siyasi görüşleri yüzünden adamın her mesajını beğenmiş, 2 kelam edememiş.
Kalite değil adamcılık ön plana çıkmış.

İş öyle utanç verici bir noktaya gelmiş ki smiley koydu diye bile suçlanmış. Yuh artık.
Üzünç.
 
vatandas: sen hayirdir ya babanin malini mi satiyorsun?
abdulhamit: evet?

sirf bu diyalogun yasanmamasi icin bile kahrolsun monarsi, yasasin cumhuriyet arkadaslar.

Hem şahsi malı olduğunu kabul edip, hem tartışmak saçma değil mi bizene adamın şahsi malından.

Hani çevrende birisi 300 bine araba alırda, birileri duyar salağa bak o paraya daire alıp kiraya verirdi der ya onun gib bir olay bu bence jgfdsjgjds
Seninde o kadar paran olsun sen ev al o zaman.
 
  • Beğen
Tepkiler: 0
Adamın dediğinin yalan olduğu anlaşılmış, bu konular önemsiz buna takılma denilmiş. Liman var demiş, liman olmadığı anlaşılmış. Anlaşma yerine, taslak metinler konulmuş, asıl anlaşma olmadığı anlaşılmış.
Bir kaç mesajda bile durumun vahameti anlaşılıyor.
Konu ile ilgili bilgisi olmayan, tarih derslerinde yan masadaki kıza bakan tipler sırf siyasi görüşleri yüzünden adamın her mesajını beğenmiş, 2 kelam edememiş.
Kalite değil adamcılık ön plana çıkmış.

İş öyle utanç verici bir noktaya gelmiş ki smiley koydu diye bile suçlanmış. Yuh artık.
Üzünç.

Senin hokkabaz arkadaşının kıvranmaları üzdü mü çeni? Fazla mı gitmişim arkadaşının üzerine. Üzülme sen, bir dahakine daha az tokatlarım... Tabii o zaman yüzü olup da yazar mı bilmem.

Aradım taradım "liman var" dediğim mesajımı bulamadım. Senden ricam bana liman var dediğim herhangi bir mesajımı gösterir misin?

Tek sorum bu. Oturduğun organla hem okumaya hem yazmaya hem de düşünmeye çalışırken komik duruma düşme. O organın görevi ne okuma ne yazma ne de düşünmedir. Doğru yöntemlerle yazdıklarımı yeniden okursan ortak noktada buluşabiliriz diye düşünüyorum.

Dur dur, hadi içimden geldi bir soru daha sorayım.

Safsatacı arkadaşının "tasdik" kelimesiyle aklı sıra kelime oyunu yaptığı Sevr Antlaşmasını kim "seve seve" 10 Ağustos 1920'de imzalamıştır?
a. Cinler
b. İngiliz Muhipleri Cemiyeti
c. Refah-Yol hükümeti
d. İstanbul hükümeti
e. Cehape

(Bu soruya Cehape demeyen de ne bileyim...)



Şunu şuraya bırakayım ama lütfen oturarak izleyin, sonra gelip "uydurulan tarih, hayali tarih" vs diye zırlıyorsunuz.
 
Zaten Atatürk'ü de padişah, Cumhuriyet kurulsun diye anadoluya göndermişti değil mi? :D
 
Geri