Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Bir şeyleri okurken ayağa kalkıp arkanı dönmen gerektiğini bilmiyordum bu yazdığınla bunu bize göstermiş oldun.Sevr'e anlaşma diyen biri bir de akademik referans verdiğini zannediyor
Güya Lozan'ı Sevr ile aklayacak, bilmiyor ki Sevr anlaşma değilKaldı ki anlaşma olsa bile, Kıbrıs'ın Lozan'da verildiğini değiştirmediğini de düşünemiyor. Sevr'i yerden yere vurmayı biliyor, fakat kendisine referans olarak Sevr'de kabul edilmesini gösteriyor
![]()
Kendi nasıl okuduğunu bir de tarif ediyorBir şeyleri okurken ayağa kalkıp arkanı dönmen gerektiğini bilmiyordum bu yazdığınla bunu bize göstermiş oldun.
Kıbrıs, açık ve tartışmaya mahal verilmeyecek bir şekilde 2. Abdülhamit zamanında Rusların korkusuyla İngilizlere verilmiştir. Kaldı ki bu gerçek NeoOttoman tarihçiler tarafından bile kabul ediliyor. Bunun neyini tartışmaya açıyorsun bunu anlamıyorum. Açık ve net şekilde ifade edeyim, Kıbrıs İngilizlere Lozan'da verilmedi. Kıbrıs zaten İngilizlerin elindeydi ve İngilizler I. Dünya Savaşını bahane edip adayı ilhak etti ve Lozan'da da bu ilhak tanındı.
Lozan için Sevr'i referans göstermiyorum, halihazırda o dönemki konsensüsün bu yönde olduğunu ifade etmeye çalışıyorum. Bu konsensüsün oluşmasındaki en büyük etken de Kıbrıs'ı İngilizlere koşulsuz şartsız teslim eden ve bir daha geri alma cüret ve cesaretini gösteremeyenlerdir. Bu tartışma Lozan'daki ilhakın tanınmasının doğruluğunu veya yanlışlığını kapsamıyor.
Yazdığın mesaj anlaşma/antlaşma kavramlarına yönelikse evet burada diktenin kurbanı olmuşum.
Mesajımda yazdığım ilk paragraf senin gibi her boku bildiğini sanan evlad-ı fatihanlar için. Sen daha dümdüz şekilde yazılmış bir bilgiyi bile özümseyip, doğru şekilde yorumlayamıyorsun akademik referans senin neyine. Haydı anam ileride ağla...
Anacığım siz kimden okuyorsunuz bunları? Bütün ömrümüz bu çöp bilgileri ayıklamakla geçti. Mabadınızdan tarih yazmışsınız bir de buna inanıyorsunuz. Belge var mı? Yok veya herhangi bir kanıt var mı? Yok, ne var? Bol bol mabad üretimi.Kendi nasıl okuduğunu bir de tarif ediyor
İngilizlere verilmemiş, askeri üs olarak kullanma izni verilmiştir, kaldı ki adada o zamanın gemileri için liman bulunmadığından yıllar boyunca İngilizlerin elinde atıl şekilde beklemiştir. Bir şeyleri bilmediğinizi belli etmeyin artık.
İlhak ile işgali birbirine karıştırma. İki ülke savaşırken istediği toprağı ilhak ettiğini ilan edebilir, bu ülkeler arasında tanınmadığı müddetçe geçerliliği yoktur. Daha geçenlerde Karabağ'daki çatışmada kimin haklı olduğunu unutacak kadar kısa süreli hafızan varsa başkalarını itham etme.
Konsensus o yönde değildir. İstanbul hükümeti hiçbir zaman 1914'teki işgali tanımadı, Sevr'i tanımadığı gibi.
Dayatılan tarihin kurbanı olduğun doğru, zannediyorsun ki Sevr'i tasdik eden oldu. Konsensus o yönde olsa idi hükümet Sevr'i tasdik ederdi.
Kendi vasıfsızlığını bir de karşı tarafa yüklüyorÇok okuduğunu zannedip bir şeyden haberi olmayanlara çok güzel bir örneksin
![]()
İşte o sıkıntılı çırpınış demlerinde işgalin geçici olması ve Rusların Kars, Ardahan, Batum gibi vilayetlerden çekilmesi halindeİngiltere'nin de Kıbrıs'tan çıkacağını taahhüt etmesi şartlarıyla antlaşmayı tasdik etmek zorunda kaldı. Başbakan Gladstone'un deyimiyle İngiltere Kıbrıs'ı adetayankesici gibi çarpmıştı. M.Armağan
https://cdn2.islamansiklopedisi.org.tr/dosya/25/C25023422.pdfBundan sonra İngiltere, adadaki yönetimini güçlendirmek için faaliyete geçip altı idarî bölgedeki Türk kaymakamlarının yerine İngilizler’i tayin etti; İngilizce, Türkçe ve Rumca idarede ve mahkemede resmî diller olarak ilân edildi. 14 Ağustos 1878’de yeni bir düzenlemeyle adanın idaresinde gerekli kanun ve nizamların İngiltere’nin hâkimiyeti boyunca kraliçe namına yürütülmesi de kabul edildi. Böylece hukukî alanda İngiliz hükümeti yetki sahibi oluyor, adada ticarî tekeli ele geçirme imkânına kavuşmuş bulunuyordu. Geçici İngiliz yönetimiyle hukukî haklarını korumak isteyen Osmanlı idaresi arasında uygulamada birçok problem çıktı. İngilizler adım adım anlaşmalara aykırı olarak Osmanlı hukukunu sınırlandırma yoluna gittiler. Türkler’in tapu haklarına, taşınmaz mallarına, vakıflara, padişahın şahsî mallarına ve devlet malına el uzatmaya başladılar. Adadaki Rum ahali de İngiliz yönetiminin desteğiyle eskiden işçi ve kiracı olarak çalıştığı vakıf ve devlet arazilerine el koyup kendi tasarrufuna geçiriyordu. Rumlar, daha sonra I. Dünya Savaşı arifesinde adanın Yunanistan’a katılması için bazı girişimlerde bulundular. I. Dünya Savaşı’nın başlaması ve Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesi üzerine İngiltere 5 Kasım 1914’te Kıbrıs’ı resmen ilhak etti.
Hala çöp bilgi diyor, adada liman olmadığını bilmiyorsun, İstanbul Hükümeti'nin Sevr'i tanımadığını da bilmiyorsun.Anacığım siz kimden okuyorsunuz bunları? Bütün ömrümüz bu çöp bilgileri ayıklamakla geçti. Mabadınızdan tarih yazmışsınız bir de buna inanıyorsunuz. Belge var mı? Yok veya herhangi bir kanıt var mı? Yok, ne var? Bol bol mabad üretimi.
Öncelikle, Osmanlı, Kıbrıs'ın idaresini "geçiçi" olarak İngilizlere verdi ve bunun karşılığında kıçının dibindeki Ruslara karşı bir güvenlik talep etti ve hatta bir şart da koştu, bu kısmı fesli delinin el verdiği öğrencilerinden birinden alıntılıyorum:
ancak bu süreçten sonra ne oldu? Padişah'ın haklarını korumayı taahhüt eden İngilizler ne yaptı peki? İslam Ansiklopedisinin Kıbrıs maddelerinden birinden alıyorum:
https://cdn2.islamansiklopedisi.org.tr/dosya/25/C25023422.pdf
Şimdi bu çok basit ulaşılabilir ve belgelerle desteklenmiş bilgilerden hareketle şunu açık ve net şekilde söyleyebiliriz ki Osmanlı'nın "geçici" bir kontrol hakkı verdiği İngilizler, adanın kontrolünü bir daha geri vermemek üzere ellerine almışlar ve hemen her noktada Osmanlı izlerini silmişlerdir. Osmanlı'nın herhangi bir yaptırım gücü olmadığından bu hamlelerin hemen hiçbirine ses çıkartamamıştır.
İlhak mevzusuna gelirsek. Bu zaten hukuksuz bir olgu ancak yine başladığımız noktaya geliyoruz, Osmanlı'nın kendi topraklarının güvenliğini sağlayamaması bu hukuksuz eylemlere yaptırım yapmayı güçleştiriyor. Bir önceki maddede değindiğim gibi bu durum bu tartışmanın konusu değil. Senin eğer yaptırım uygulayacak bir askeri ve ekonomik gücün varsa zaten bu ilhaklar mümkün olmazdı. Adayı İngilizlere altın tepside sunup sonra "ühühüh adamızı ilhak ettiler ühühüh" diyemezsin. Sen sonuca odaklanmış vaziyettesin ancak burada tartışılması gereken nokta sebeptir.
Ha bu arada Yalova Kaymakamının sözü muhtemelen İstanbul Hükümetinden daha çok geçerdi. lol
Neyse sözün özü, zırvalara inanmış bir birey olarak safsatalarla bezenmiş yorumlarınla milletin vaktini çalıyorsun, yapma. Kimse senin zırvalarına benim kadar sabır gösterip cevap verecek değil. Daha da uzatma, belge ortada, kanıt ortada. Abdülhamit yapmadı Miki yaptı noktasına getirmeye çalışıyorsun ama gördüğün üzere gelmiyor. Sonuçlara değil, sebeplere odaklan. Bu şekilde daha hızlı yol kat edersin...
Hala çöp bilgi diyor, adada liman olmadığını bilmiyorsun, İstanbul Hükümeti'nin Sevr'i tanımadığını da bilmiyorsun.
Hem diyor şunlar verdi adayı, kabul etmek mecburmuşHangi şartla kullanım izni verildiğini kendisi alıntılıyor, ama anlayamıyor
Sizin bu bilgisizliğiniz üstüne gösterdiğiniz cesarete hayran olmaktan başka bir şey yapılamıyor
Belge demişmiş de yokmuş
Artık hayali tarihten uyanın. Kemal Paşa'nın kendisi Sevr'in proje olduğunu ve İstanbul Hükümeti'nin Sevr'i tanımadığını söylüyor, bunlar hala yalan yanlış bilgilerle hareket edip bir de karşı tarafı bilgisizlikle suçluyor
Verdiğim örneği anlayamamış ki, ne yapsınlar süper güç değillerdi diyorAzerbaycan da süper güç değildi fakat işgali tanımadı, gücünü toparlayınca da hakkını geri aldı. Yani bu işgali tanıyan Lozan'dır, herhangi başka bir metin değildir.
Sen önce bilmediklerini öğren de yol tavsiyesi vermeye çalışırsın sonra![]()
İngilizler adayı üs olarak kullanım için aldılar, ve bunun da için de kullanamadılar çünkü adada liman yoktu. Şimdi anlayabildin miÖncelikle safsata yapmayı bir kenara bırak sonra tartışmaya devam et. Konu Kıbrıs'da liman olup olmaması veya Sevr'i kimin kabul edip etmediği değil, benim bunları bilip bilmemem hiç değil. Safsata yaparak yok yere çırpınıyorsun. Konuyu odağından saptırmadan devam edeyim.
Argümanın şuydu, yıllar boyunca İngilizlerin elinde atıl şekilde beklemiştir.
Cevabım, atıl şekilde beklememiş aksine İngilizler adanın idari ve hukuki yapısını kendi lehlerine değiştirmiş ve kendi dış politikalarına göre şekillendirmiştir. Kaynak yukarıda linkini paylaştığım İslam Ansiklopedisi maddesi.
İlhak hukuksuzdur buna kimsenin karşı çıktığı yok. İlhak edene karşı elinde ne bir güç var ne de koz. Uluslararası hukuka aykırı hareket eden devletlere karşı bile yaptırım gücün yok ve çok uzun bir zaman olma ihtimali de yok. İlhak ile Lozan'ın imzalandığı tarih arasındaki farka bakılırsa bu zaten su götürmez bir gerçek olarak karşımıza çıkacaktır.
Azerbaycan da süper güç değildi fakat işgali tanımadı, gücünü toparlayınca da hakkını geri aldı.
Demişsin, Cumhuriyet de Kıbrıs'ı geri aldı daha ne tatava yapıyorsun?
Şimdi şu hayali tarih, derin tarih, bilinmeyen tarih zırvalarını bir kenara bırak. Ben kimsenin götünden uydurduğu, kanıta ve belgeye dayanmayan tarihe inanmıyorum. Fesli bir zırzobun sıraladığı yalanları bana tarih diye satma. Kaç mesajdır gerçekleri kafana vura vura göstermeme rağmen hala hayali tarih diye sayıklıyorsun. Hoş ilerlemen de gözümden kaçmadı değil. İlk mesajında adanın Lozan'da verildiğini iddia ederken son mesajında çark edip adanın işgali Lozan'da tanındıya dönmüşsün.
Neyse, Kıbrıs'ın hikayesi böyle. Abdülhamit için uydurulan "33 yılda tek bir karış toprak bile kaybetmedi." miti böyle böyle yok olup gidecek. O dönem fiilen olmasa da fikren yıkılmış bir devlete çok derin manalar yüklediğini görüyorum. Muhtemelen Payitaht Abdülhamit'e overdose maruz kalmışsın. Odin şifa versin...
Bak canım kardeşim biz seninle ortak noktada buluşamayacağız bu aşikar. Sen konuyu devamlı yokuşa sürerek tartışmanın boyutunu ve içeriğini değiştirmeye çalışıyorsun, buna gerek yok. İngilizlerin adayı kullanmış ya da kullanmamış olması beni zerre kadar ilgilendirmiyor. Sen kendi rızanla sahip olduğun bir toprak parçasını sırf senin kıçını kollasın diye baş düşmanlarından birine altın tepside sunuyorsun ve onlar da seninle yaptığın anlaşmaya uymayarak seni yüzüstü bırakıyor. Konu tamamen bu. Padişah ve yakınındakilerin yaptığı bu hatanın faturasını Cumhuriyet'e kesemezsin.İngilizler adayı üs olarak kullanım için aldılar, ve bunun da için de kullanamadılar çünkü adada liman yoktu. Şimdi anlayabildin mi
Oradaki başka birtakım faaliyetlerde bulunmadığını söyledim sanki
Hala gerçek diyor. Kime göre sana göre mi ?
Cumhuriyet Kıbrıs'ı geri almışmış, konu Lozan'da adanın verilmesi diyen kendisi, olayı 1974'e getirmişKaldı ki ondan önce "bizim Kıbrıs diye bir meselemiz yok" dendiğini de bilmiyor
Bir de bilmem kimlerin ismini sayıklayıp onların adıyla güya bana laf söylediğini zannediyorsun. İstanbul hükümeti Kıbrıs'ın ilhakını tanımadı, konsensus diye sayıkladığın şeyin olmadığını söylüyorum. Tanımadığını da Kemal Paşa söylüyor.
Sana resmi tarih çok yutturulduğu için doğrusu o zannetmeye devam et![]()
Tek yaptığın slogan birtakım sözler söylemek, yok sunmuş da şunu yapmış. O kadar güçsüz dediği ülke ilhakı kabul etmedi diyorum yok etmiş oluyor diyorBak canım kardeşim biz seninle ortak noktada buluşamayacağız bu aşikar. Sen konuyu devamlı yokuşa sürerek tartışmanın boyutunu ve içeriğini değiştirmeye çalışıyorsun, buna gerek yok. İngilizlerin adayı kullanmış ya da kullanmamış olması beni zerre kadar ilgilendirmiyor. Sen kendi rızanla sahip olduğun bir toprak parçasını sırf senin kıçını kollasın diye baş düşmanlarından birine altın tepside sunuyorsun ve onlar da seninle yaptığın anlaşmaya uymayarak seni yüzüstü bırakıyor. Konu tamamen bu. Padişah ve yakınındakilerin yaptığı bu hatanın faturasını Cumhuriyet'e kesemezsin.
Senin Osmanlı olarak o dönem herhangi bir devletin senin alehinde aldığı kararı tanıma veya tanımama gibi bir lüksün yok, keşke olsaydı ama yok. Hemen her sahada ve masada amiyane tabirle kazık yemişsin, hemen her toprak parçan işgal edilme riski taşıyor ve hatta işgal ediliyor. O dönem sen haklı olsan bile kabul edilmiş bir gerçek var ki o da şu, Kıbrıs Adası Osmanlı'nın değil İngiliz'in malı. Yani korkudan sarayın camından bile bakamayan padişah'ın bu karar üzerinde ne bir etkisi ne de bir yetkisi vardı. Tekrar ediyorum, yapılan bu hatanın suçlusu bu ülkeyi düşmanların elinden alıp güvenle yaşanabilecek bir toprak parçası yapan Cumhuriyet değil, sarayında korkuyla yaşayan padişah ve yanındakilerdir. Kaldı ki yine bu ekibin yaptığı hatayı temizleyen de Cumhuriyet'tir.
Sen meydanı boş bulmuş sallıyorsun, "Kıbrıs Lozan'da verildi" diye. Halbuki kazın ayağının öyle olmadığını sen de biliyorsun, biliyorsun ama adını bile anmaktan korktuğun ve gece uykularını kaçıran Atatürk ve onun yol arkadaşlarına bok atmak için fırsat kolluyorsun. Bunun bir de 12 Ada versiyonu var ki o daha zavallıca.
Ben sana samimi bir tavsiyede bulunayım, Atatürk'ün adını anmaktan ve yaptıklarını takdir etmekten korkma. Osmanlı da yok, padişah da saltanat da hilafet de. Artık Cumhuriyet var ve biz onun bize sunduğu bu topraklar üzerinde güvenle yaşıyoruz. Bunun keyfini çıkar.
Tek yaptığın slogan birtakım sözler söylemek, yok sunmuş da şunu yapmış. O kadar güçsüz dediği ülke ilhakı kabul etmedi diyorum yok etmiş oluyor diyor
Benim söylemediğim şeyleri bana isnad ederek kendince onlara cevap veriyorsun. "12 Ada, 33 sene toprak verilmedi" gibi şeyler. Bunlarla alakalı bir cümle bile etmediğim halde bunları öne sürüyorsun
Lozan'da Kıbrıs verildi ve ilhakı tanındı. Ondan önceki hiçbir hükümet Kıbrıs'ın ilhakını tanımadı. Kimseye de iftira atmadım. Kendisinin sözlerini bilmeyen senin cahilliğin benim iftira attığım manasına gelmiyor![]()
Önce ilhakı tanıdılar Sevr'de zaten "konsensus" böyleydi diyor, şimdi de tanımaması lafta kalmış diyor. Hani tanımıştı ?İlhakı tanımamak lafta kalmış ve sarayda korkudan tir tir titreyen padişah dışında kimsenin umrunda olmamıştır. İlhakı tanımayan ülke bir sefer düzenler ve kendisine ait olmayanı almaya çalışır. Aksi halde sarayda cariyelere "Hanımlaarrrr bakın ben ilhakı tanımıyorum ha, haberunuz ola" demekle olmuyor bu işler. Yukarıda yazdığım gibi, senin ilhakı tanıma veya tanımama gibi bir durumun yok çünkü sen o raddeyi çoktan geride bırakmışsın. Senin ne müttefikin var ne de senin iyiliğini isteyen, kime ne desen aldığın cevap "yaw he he"den öteye gitmiyor ama çıkıp hala ilhakı tanımadı da tanımadı diye sayıklayıp duruyorsun. İlhakı tanımamış da ne yapmış? İlhak tarihinden Lozan'a kadar Kıbrıs'ın ilhakını sözlü olarak tanımamak dışında herhangi bir eylem yapılmamış ve bu tarihi hataların yükümlüğü bırak deniz kuvvetlerini daha adam akıllı kara kuvvetleri bile olmayan Cumhuriyet'e yüklenmiş. Yok ya. Öyle basit mi bu işler? Sen bırak Kıbrıs'ı daha başkentini bile savunamamışsın hala ilhakı kabul etmediler diye sayıklıyorsun.
Hadi her şeyi geçtim, Kıbrıs İngilizlere verildikten ilhak edildiği güne kadar padişah ve avanesi neredeydi? Kör ölür badem gözlü olur misali Kıbrıs ilhak edilince mi kıymete bindi? Arada da öyle 1-2 yıl yok on yıllar var. Ben söyleyeyim, aman Ali Rıza Bey ağzımızın tadı kaçmasın modunda, İngilizleri sinirlendirmemek için susup kaldılar. Bak bu kıyağımı da unutma bunlar Payitaht Abdülhamit'te gösterilmez.
Ben senin söylemediğin herhangi bir şeyi sana karşı argüman olarak sunmadım. Yazdığım her şey yukarıda duruyor, sana veya senin argümanlarına karşı sana atfen söylemediğin herhangi bir şeyi söylemiş miyim çıkar göster. Yazdığın o 2 hususu da ortaya söyledim ki onlar da tıpkı Kıbrıs yalanı gibi çürütülmesi gereken yalanlar, sıra onlara da gelecek...
Neyse benim derin tarih, bilinmeyen tarih, gizli tarih gibi zırvalara bugün karnım doydu. Okumak istersen yukarıda 50 farklı şekilde anlattım, senin seviyene de indiğimi düşünüyordum ancak görünen o ki yolum oraya inmek için baya uzunmuş o yüzden vaktimi daha fazla harcayamayacağım. Sana ve zırvalarına hayatta başarılar.
Nşa Sözcü veya Sinan Meydan'ı sevmem de paylaşmam da ama merak eden yazısının altındaki kaynakları okusun ve çok çok derin tarih, görünmez ve görülemeyecek tarih gibi zırvalara kendsini kaptırmasın.
![]()
Abdülhamit siyasetinin ilk kurbanı: KIBRIS
www.sozcu.com.tr
Hahahahaha güzelim sen böyle yazdıkça senin ciddi bir idrak sorunun olduğuna kanaat getireceğim, lütfen uzatma şu saçmalığı. Sen her şeyi birbirine karıştırmışsın. İlk defa böyle bir şey görüyorum.Önce ilhakı tanıdılar Sevr'de zaten "konsensus" böyleydi diyor, şimdi de tanımaması lafta kalmış diyor. Hani tanımıştı ?
Tanımamak gayet elindeydi, nasıl ki İstanbul hükümeti tanımadıysa onun gibi tanımamak elindeydi, fakat tanıdı ve Kıbrıs'ı verdi.
Arada kaç sene olduğu farketmiyor. Hong Kong 99 sene İngilizlerindi. 100. sene burası artık bizim diyemediler ve gittiler. Ülkeler arası hukukta zaten burada kaldım "yaw he he" tarzı bir şey olmadığını bile bilemeyen birisin
Hala da Kıbrıs yalanı diyorBaşkentini koruyamadığı dediği devlet ilhakı asla resmi olarak tanımıyor diyorum, Lozan'da tanındı diyorum gerek yoktu gibi komik bir cevap veriyor
Her seferinde bilmem ne tarih tarzı isimler sayıp meseleyi o minvale çekmeye çalışıyorsun
50 şekilde anlattığın şeyin temeli yokSevr'de bile aynen kabul edildi tarzı iddianın gerçek olmaması seni bu kadar üzmesin.
Evet Sinan Meydan kaynaklarını oku sen ve senin gibi düşünenleri en iyi onun kaynakları anlatıyor![]()
Demişim. Burada ilhakın tanınması Lozan'daki 20. Maddeyi ifade ediyor. Bunun neyini anlamadın şaşırdım, halbuki kendini zekiymiş gibi pazarlamayı pek bir beceriyorsun, neyse.Açık ve net şekilde ifade edeyim, Kıbrıs İngilizlere Lozan'da verilmedi. Kıbrıs zaten İngilizlerin elindeydi ve İngilizler I. Dünya Savaşını bahane edip adayı ilhak etti ve Lozan'da da bu ilhak tanındı.
O dönem herkesçe kabul görmüş ve senin herhangi bir şey yapamadan kaderine razı olduğun husus tam olarak bu. Bu husus üzerinde bütün Avrupa'da bir uzlaşı olduğu aşikar ki bunun yansımasını hem Sevr'de hem de Lozan'da gördüğümüzü de ekledim. Yani burası da öyle çok karışık veya çok katmanlı bir husus değil gayet de basit bir şekilde anlaşılırdı ya neyse.O dönem sen haklı olsan bile kabul edilmiş bir gerçek var ki o da şu, Kıbrıs Adası Osmanlı'nın değil İngiliz'in malı.
Dayatılan tarihin
Hayali tarih
Resmi tarih
Kıbrıs İngilizin malı değil ama anlamak istemeyip bir de idraksizlikle suçluyorHahahahaha güzelim sen böyle yazdıkça senin ciddi bir idrak sorunun olduğuna kanaat getireceğim, lütfen uzatma şu saçmalığı. Sen her şeyi birbirine karıştırmışsın. İlk defa böyle bir şey görüyorum.
Demişim. Burada ilhakın tanınması Lozan'daki 20. Maddeyi ifade ediyor. Bunun neyini anlamadın şaşırdım, halbuki kendini zekiymiş gibi pazarlamayı pek bir beceriyorsun, neyse.
Orada konsensüs diye vurguladığım hususu birkaç mesaj önde şu cümlelerle açtım,
O dönem herkesçe kabul görmüş ve senin herhangi bir şey yapamadan kaderine razı olduğun husus tam olarak bu. Bu husus üzerinde bütün Avrupa'da bir uzlaşı olduğu aşikar ki bunun yansımasını hem Sevr'de hem de Lozan'da gördüğümüzü de ekledim. Yani burası da öyle çok karışık veya çok katmanlı bir husus değil gayet de basit bir şekilde anlaşılırdı ya neyse.
İstanbul hükümetinin herhangi bir vasfı da gücü de yok. Onların herhangi bir şeyi tanımaması dünyada hiçbir şey ifade etmiyor. Onlar kendi kazdıkları kuyunun içinde debelenip dururken Avrupa toprakların bölüşme kavgasını veriyordu kendi içinde.
Hala Azerbaycan, Hong Kong bilmem ne diye örnek veriyorsun, ben de diyorum ki "Cumhuriyet, Osmanlı'nın altın tepside sunduğu ve bir daha almaya gücü yetmediği Kıbrıs'a çıkartma düzenlemiş ve hakkı olanı almıştır." ama sen bunu 1970'lere gidiyor rerörör diye küçümsüyorsun, peki nasıl olacak bu iş?
Sevr'de Osmanlı'nın Kıbrıs üzerinde herhangi bir hakkı olmayacağı açıkça belirtilmiyor mu ben neyi kaçırıyorum? Yani Sevr iddiamın neresi yanlış?
Bunlar senin ifadelerin değil mi? Daha 5-10 dakika önce yazdığın şeyleri mi inkar ediyorsun?
Dostum görünen o ki senin şirazen kaymış. Üst üste bu kadar cevaba bünyen dayanamadı belli ki. İyisi mi sen biraz ara ver, zihnin toparlansın. Şu halinden çıkardığım sonuç, zihninde her şey allak bullak olmuş, mantık çizgisinin biraz dışına kaymış gibisin. Bir çay iç çay.