ll.Abdulhamit, Saltanatını koruma karşılığında Kıbrıs'ı İngilizlere vermiş!

Konu sahibi son olarak 89 gün önce görüldü
Kopyala-yapıştırdan öteye gidebilecek misin ? Sevr'in onaylandığının belgesini istiyorum ben. Anlaşmayı taraf devletler onaylar. Tek taraflı isteyen onaylasın, ne yapalım ?
Attığın yazıda bizim onaylamadığımız yazıyor. Şimdi git önceki mesajlarını tekrar oku sonra gelirsin.
Kopyalayıp yapıştırdığım yazıyı okusaydın keşke. Seni doğrulayan bir yazıydı. Karşı savı anlamak gibi bir derdin yok herhalde.

Şöyle bir özet geçelim: Sevr temsilciler tarafından imzalanmış. Padişah onaylamamış ve onaylamak yerine gerekirse tahttan vazgeçeceğini belirtmiş. İtilaf Devletleri, imzayı yeterli görüp, anlaşmayı uygulamaya koymuş.

Bu durum çerçevesinde Kıbrıs, Sevr'e dayanarak İngilizler tarafından alınmış. Daha sonra Lozan'da zaten İngilizler'de olan Kıbrıs, İngilizlere bırakılmış.

Sorun var mı?
 
Kopyalayıp yapıştırdığım yazıyı okusaydın keşke. Seni doğrulayan bir yazıydı. Karşı savı anlamak gibi bir derdin yok herhalde.

Şöyle bir özet geçelim: Sevr temsilciler tarafından imzalanmış. Padişah onaylamamış ve onaylamak yerine gerekirse tahttan vazgeçeceğini belirtmiş. İtilaf Devletleri, imzayı yeterli görüp, anlaşmayı uygulamaya koymuş.

Bu durum çerçevesinde Kıbrıs, Sevr'e dayanarak İngilizler tarafından alınmış. Daha sonra Lozan'da zaten İngilizler'de olan Kıbrıs, İngilizlere bırakılmış.

Sorun var mı?
Kıbrıs Sevr'e dayanarak alınmadı, 1914'te zaten ilhakı ilan ettiler. Kaldı ki ülkenin işgali Mondros ile oldu.
Anlaşmanın öyle uygulamaya geçemediğini benim attığım belgeden görebilirdin. İtalya memurlarının İstanbul ve Ankara Sevr'i onaylamadığı için Sevr'e dayanarak bir itirazda bulunamayacaklarını söylüyor paşanın kendisi.
 
Padişah İngiliz gemisiyle kaçarken, Atatürk cephedeydi..
Yorum yapmadan önce biraz utanmanız olsun..
 
Bir siyasal islamcının kıvranışlarını ve yalanlarını izlemek bana inanılmaz zevk veriyor. Bundan böyle günde bir ögün bu başlığa gelip şu zavallı minik islamcıyı tokatlamayı ihmal etmeyeceğim.

Dün kaynak kaynak diye zırlarken bugün de "ama paşa öyle diyor ühühüh" türküsünü tutturmuş. Çok iyi, madem Atatürk'ü kaynak alıyoruz o halde Atatürk'ün söylemlerinde Sevr'i kimin imzalayıp onayladığına bakalım.

Oynat bakalım...

1. 27 Ekim 1922 - Bursa / Öğretmenlere hitaben...
Bayanlar, Baylar! Acı da olsa söyleyelim ki, biz üç buçuk yıl öncesine değin, bir “Topluluk ” olarak yaşıyorduk. Bizi istedikleri gibi yönetiyorlardı. Dünya, bizi, yöneticilerimize göre tanıyordu. Üç buçuk yıldır, tam bir ulus olarak yaşıyoruz. Bunu elle tutulur, gözle görülür kanıtı, hükümetimizin biçimi, hükümetimizin niteliğidir ki kanun onu Büyük Millet Meclisi diye adlandırdı. Bütün dünya, bir an bile şüphe etmesin ki, Türkiye Devleti’nin biricik ve gerçek temsilcisi yalnız ve ancak, Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Bayağı çıkarlarını ve kendi güvenliklerini sağlamak için, ulus ve yurdun bağımsızlığını düşmanların eline bırakmakta bir sakınca görmeyen, bağımsızlığımıza son veren koşullara kapsayan Sevr Antlaşması’nı onayan yöneticilerin, sultanların, padişahların öykülerini, bu zorbaların yasa dışı davranışlarını Türk ulusu, artık, ancak ve yalnız tarihte okur.

2. 13 Ağustos 1923 - TBMM / Meclis açılış konuşması
Anadolu'da yeniden milli bir devletin kurulması ulusumuzun erginliğe ulaştığını gösteren takdir edilecek bir izlenim veriyordu. Fakat düşmanlarla birlikte, padişah ve halife olan kişi, bundan sevinç duymadı. Paris'te imza ettikleri Sevr antlaşmasını zorla ulusa kabul ettirmek için birlikte önlemler aldılar. Anadolu'nun milli heyecanını bastırmak için her türlü hileye başvurdular.

Zaten bunları bildiğimiz için çok üzerinde durmadan devam edeyim, Sevr'i Osmanlı'nın uyduruk bir saltanat şurası ile onayladığını sayısız kaynak yazıyor, öyle mabaddan değil dönemin belge ve gazetelerine dayandırarak yazıyor. Bir önceki sayfada paylaştığım Kemal Yakut'un Mütareke Dönemi'nde Yapılan Saltanat Şuraları adlı makale ve Sina Akşin'in Kısa Türkiye Tarihi ve İç Savaş ve Sevr'de Ölüm kitaplarına da bakılabilir. Oturma organı dışında herhangi bir yeriyle okuyanlar Sevr'i Osmanlı Padişahı ve onun avanesinin onayladığını açık ve net şekilde göreceklerdir. Padişah efendi ve onun seçtiği 42 kişilik saltanat şurasının Sevr müsameresi şükür ki Lozan'la son buldu.

Bu emperyalist kucağından inmeyenlerin torunları sanıyor ki Atatürk ve Cumhuriyet olmasa Sevr çöpe atılacaktı. Ulan Atatürk ve silah arkadaşları ve onların mücadeleleri olmasa adamlar seni lime lime doğramış, götündeki donu almış, paçavra gibi bir kenara atmış olacaklardı. Islak rüyalarınızın farkındayım, istiyorsunuz ki rüyalarınızı süsleyen, düşündükçe ağzınızın suyunu akıtan emperyalist güçler galip gelseydi de onların gölge ve himayesinde yaşasaydınız.
 
Kıbrıs Sevr'e dayanarak alınmadı, 1914'te zaten ilhakı ilan ettiler. Kaldı ki ülkenin işgali Mondros ile oldu.
Anlaşmanın öyle uygulamaya geçemediğini benim attığım belgeden görebilirdin. İtalya memurlarının İstanbul ve Ankara Sevr'i onaylamadığı için Sevr'e dayanarak bir itirazda bulunamayacaklarını söylüyor paşanın kendisi.

Osmanlı kusursuzdu. Tamam.
 
Glu
Acınacak duruma gelmişsin. Bu nasıl tartışmak?
Laflara bak.
" Bir siyasal islamcının kıvranışlarını ve yalanlarını izlemek bana inanılmaz zevk veriyor. Bundan böyle günde bir ögün bu başlığa gelip şu zavallı minik islamcıyı tokatlamayı ihmal etmeyeceğim.

Dün kaynak kaynak diye zırlarken bugün de "ama paşa öyle diyor ühühüh" türküsünü tutturmuş. "
 
Bir siyasal islamcının kıvranışlarını ve yalanlarını izlemek bana inanılmaz zevk veriyor. Bundan böyle günde bir ögün bu başlığa gelip şu zavallı minik islamcıyı tokatlamayı ihmal etmeyeceğim.

Dün kaynak kaynak diye zırlarken bugün de "ama paşa öyle diyor ühühüh" türküsünü tutturmuş. Çok iyi, madem Atatürk'ü kaynak alıyoruz o halde Atatürk'ün söylemlerinde Sevr'i kimin imzalayıp onayladığına bakalım.

Oynat bakalım...

1. 27 Ekim 1922 - Bursa / Öğretmenlere hitaben...


2. 13 Ağustos 1923 - TBMM / Meclis açılış konuşması


Zaten bunları bildiğimiz için çok üzerinde durmadan devam edeyim, Sevr'i Osmanlı'nın uyduruk bir saltanat şurası ile onayladığını sayısız kaynak yazıyor, öyle mabaddan değil dönemin belge ve gazetelerine dayandırarak yazıyor. Bir önceki sayfada paylaştığım Kemal Yakut'un Mütareke Dönemi'nde Yapılan Saltanat Şuraları adlı makale ve Sina Akşin'in Kısa Türkiye Tarihi ve İç Savaş ve Sevr'de Ölüm kitaplarına da bakılabilir. Oturma organı dışında herhangi bir yeriyle okuyanlar Sevr'i Osmanlı Padişahı ve onun avanesinin onayladığını açık ve net şekilde göreceklerdir. Padişah efendi ve onun seçtiği 42 kişilik saltanat şurasının Sevr müsameresi şükür ki Lozan'la son buldu.

Bu emperyalist kucağından inmeyenlerin torunları sanıyor ki Atatürk ve Cumhuriyet olmasa Sevr çöpe atılacaktı. Ulan Atatürk ve silah arkadaşları ve onların mücadeleleri olmasa adamlar seni lime lime doğramış, götündeki donu almış, paçavra gibi bir kenara atmış olacaklardı. Islak rüyalarınızın farkındayım, istiyorsunuz ki rüyalarınızı süsleyen, düşündükçe ağzınızın suyunu akıtan emperyalist güçler galip gelseydi de onların gölge ve himayesinde yaşasaydınız.
Bunların düşüncesi;
Kadir popcornun dediği gibi, keşke yunan galip gelseydi kafasındalar.
 
Glu
Acınacak duruma gelmişsin. Bu nasıl tartışmak?
Laflara bak.
" Bir siyasal islamcının kıvranışlarını ve yalanlarını izlemek bana inanılmaz zevk veriyor. Bundan böyle günde bir ögün bu başlığa gelip şu zavallı minik islamcıyı tokatlamayı ihmal etmeyeceğim.

Dün kaynak kaynak diye zırlarken bugün de "ama paşa öyle diyor ühühüh" türküsünü tutturmuş. "
Onu tokatlayan Mustafa Kemal'in kendisi olduğu için ne yapacağını şaşırmış işte hakaret eder anca :)
Baksana hala onaylandı yalanını tekrarlıyor, çünkü kendisini bu yalana inandırmak istiyor :)
Ciddiye alınacak bir tarafı olmadığı bu başlıkla sabit :)
 
glu'nun hakaretlerini okumaktan konuya hakim olamıyorum. Süt vakti gelmiş galiba mızmızlanıyor:)
 
Onu tokatlayan Mustafa Kemal'in kendisi olduğu için ne yapacağını şaşırmış işte hakaret eder anca :)
Baksana hala onaylandı yalanını tekrarlıyor, çünkü kendisini bu yalana inandırmak istiyor :)
Ciddiye alınacak bir tarafı olmadığı bu başlıkla sabit :)
Bir iddiaya veya kanıtlanmış bir olaya inanıp inanmamak kendi insiyatifimize kalır. Fakat tartışmacıya hakaret etmeye başlamak zayıflıktır. Ben sana söylemiştim sendeki sabır bende yok. Bu yüzden bu tür konularda tartışabileceğim insan yok. Bu hakaretvari cevaplar beni çıldırtıyor.
Sıkıntı görüş yada siyasi düşünce farklılıkları değil. Karşı tarafın sıkışınca (kabul etmesede) uslubunu bozması.
Verdiğiniz bilgileri, araştırmaları ilgiyle takip ederken birden bu uslup ortaya çıkınca konu çok kötü bir hal alıyor.

Hiiç SAD lama glu. Yaptığın şeyin farkındasın
 
Bir iddiaya veya kanıtlanmış bir olaya inanıp inanmamak kendi insiyatifimize kalır. Fakat tartışmacıya hakaret etmeye başlamak zayıflıktır. Ben sana söylemiştim sendeki sabır bende yok. Bu yüzden bu tür konularda tartışabileceğim insan yok. Bu hakaretvari cevaplar beni çıldırtıyor.
Sıkıntı görüş yada siyasi düşünce farklılıkları değil. Karşı tarafın sıkışınca (kabul etmesede) uslubunu bozması.
Verdiğiniz bilgileri, araştırmaları ilgiyle takip ederken birden bu uslup ortaya çıkınca konu çok kötü bir hal alıyor.

Hiiç SAD lama glu. Yaptığın şeyin farkındasın
Anlıyorum. Benim en başından beri çizgim belli. Onun seviyesine de düşecek değilim.
Konuya yazdıklarım ilginizi çektiyse ne mutlu.
 
bence muârız ile tartışmaya girmeyin kazanamazsınız. onun sadece kendisine miras bırakılmış sandıklar dolusu tek gerçek olan kaynakları var.
kanıtı da görselde!

Screenshot_20210224-201629_Gallery.jpg
 
Yav bunlara göre papaz Branson'u ve Alman gazeteci Deniz Yücel'i de "hukuk devletinin" mahkemesi bıraktı çünkü eldeki tek imzalı kaynak o. Oysa gerçek çok farklı. Bunların tümü takkiyeci, yalancı, utanmaz,....
Ve üslup denince aklıma hep bay Recep
ve elemanı bay Sülüman geliyor, ne üslubu var ama, barışçıl, kucaklayıcı, sakin, ağzı düzgün, asla aşağılama yok,.....
 
Son düzenleme:
Yav bunlara göre papaz Branson'u ve Alman gazeteci Deniz Yücel'i de "hukuk devletinin" mahkemesi bıraktı çünkü eldeki tek imzalı kaynak o. Oysa gerçek çok farklı. Bunların tümü takkiyeci, yalancı, utanmaz,....
Ve üslup denince aklıma hep bay Recep
ve elemanı bay Sülüman geliyor, ne üslubu var ama, barışçıl, kucaklayıcı, sakin, ağzı düzgün, asla aşağılama yok,.....
Can Yücel değil miydi o ya :)
 
Geri