Herşey seni unutmama müsaitken ben değilim. Ve seni unutmak için, Yani eğer unutmam gerekse illa seni, Bütün kadınları öldür. Seni unutayım derken, onları sevemem.. Bilirsin uzun iş unutmak ve bunun için ölmek gerek. Ne zaman ölmeyi istesek, Yaşamayı sevdiren şeyler çıkıyor karşımıza. Umut ettirecek işler geliyor başıma. Ne zaman ölecek olsam, Bir intiharın eşiğinde yarı baygın buluyorum kendimi. Etrafımda ilaç şişeleri, içki şişeleri. Üzerine nefesimin bulaştığı ipler, Bir ilmek daha, Bir düğüm daha oluyor boğazıma. Yerde yatıyor, İyileşmek için tüketilmiş gibi şişeler.. Duvarda, "İyiki yapmadın" diyen bir resim sana ait, Ve "yapamadım" diyen bir resim daha bana ait.. İyiki, diyen hiç bir resim yok bize ait.. Sanki o baygınlıkta yaşanıyor herşey, İyiki diyip üzerime geliyorsun karelerin içinden sıyrılıp. Beni intihar değil, sen öldüreceksin sanıp keyifleniyorum. Sarılıyorsun, ne olur yapma. Dedim ya umutlanıyorum, Yüzün yüzüme değiyor, ten değiştiriyorum. Ve gözlerin biraz daha yaklaştıkça gözlerime, Bakış açım yerle bir olup, Bakamadığım açlar yerle gök oluyor. Afrika'da simit satmış bir çocuğun neşesi var gözlerinde, -Gelme.. Diyorum gelmiyorsun, afferin. Ve ben elimde kalem kağıt seni anlatırken buluyorum kendimi. Kalem kağıtla bulmasam kendimi, Kirpiklerimi koparır şekiller çizerdim sana benzeyen.. Kirpiklerim olmasa ağlardım, eksiksiz. Bekliyorum, Seni bekliyorum. Ölüm gibi işte, Nasıl olsa geleceksin, Ve ben, senden önce ölmüş olmak istemiyorum, hepsi bu. Yalan, Hepsi bu değil. Dahası var ama, gereği yok.