Neyse İşte Öyle Şimdi sen, sinemaya gider film de izlersin onunla.. Işıkları da kapatırlar.. Ve ışığa olanın aynısı, bilincime olur.. Ayıptan ve utançtan konu açılır herhangi bir sahnede, Zihnimin herhangi bir yerinde bir yara soyunmaya başlar, Utanırım. Terbiyem müsade eder bu kez. Filmin sonunda sana olanın aynısı ,hayatıma olur. Neyse işte öyle.. Diyip elini tuttum.. Ucundan tuttum yanmakta olan ne kadar madde varsa, Sesimi tuttum, sesimi yuttum, yutkundum. Neyse işte öyle.. Tetiği çek. Lütfen.. Bana olanın aynısı, Benim olmayana olur.. Tetiği çek, lütfen. Çok uykum var ve Sadece düş görmek istiyorum... Ağzımın arasında bir pankartın ipleri... Git gide tükeniyorsun.. Üzülüyorum. Çok üzülüyorum... - Artık bitsin. Hayvanların nesli tükenmemeli. Eve ekmek parası götürürken sokakta, Yakışıklı görünüyordu sokak kadınları. Güzeldi, Seksiydi hayat, Hey. Hat. " Bahar gelmiş.. Akıl hastanesinin bahçelerine.. Ve montumu verin diyip, alıp giyip dışarı çıkmışım... " Bir adım sonra ayrılmışız, Bir sesi, gürültüden ayırmak gibi... Işıklar kapanmış.. Bilincimde.. Üstümde mont sandığım deli gömleğiyle.. Neyse işte öyle.. Annesi öldüğünde selasını kendi verenler gibi, Yüksek bir minareden, Adını duymak istemiyorum sadece. Ölüm kabul edilir illaki. Sen öldüğünde selamı ben veririm, kabullenirim selanı.. Gözyaşları birikir, sel anı yaklaşır, adın okunur, Neyse işte öyle.. Onunla sinemaya gitme..