Böyle bir başlık aslında yok, ben de

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
bir gün kücük bi ruh tanriya isik olmak istiyorum dediginde, zaten isiksin, cevabini aliyor.
İsik oldugumu biliyorum,
ama isik oldugumu deneyimlemek istiyorum diyor. bu kadari kafi, her hikayenin kollari cok uzamak zorunda degil. zaten anliyorum ki hicbir sey bir zorunluluk degil. tiksinti ve saskinlik duyuyor, kendimi cekip kendimden almak istiyorum. ama alinan yerler de daha guzel degil.
benim zihnim bilmiyor cahil, güzel değil cirkin ve terbiye olmuyor ahlaksiz.
eh meh










"Dünya sona erer böyle
......................................bir patlamayla değil iniltiyle" aklin isyani, ted grant
 
"Ölmüşüm yeisten ve kederden, sanki çakılıp kalmışım olduğum yerde."
"Ne yazık ki o Ay batti ve karardi benim dünyamda"
muhyiddin ibni arabi'den arzularin tercümanı

ama arabi görüyorum ki benden de terbiyesiz ve özgürsün. ayna metaforlarinda bulusalim, gelmemissem gec kalmamisimdir.
 
Artk yalnızca bu konuya uğruyor gibiyim, yakında forumdan gideceğim. Zaten ilk ve de son olan forum deneyimim hızlı oldu, cabuk tüketiyorum cok insana bolunmus ve sanal seyleri. Umarim gittigimde bu konuyu ve dusunen beyinlerdeki yazılarımı uzay bosluguna gonderirler ve tutunabilen insanlar tutunmaya devam edebilirler, kim olursa olsunlar.
 
Ben senin elbisenim
Cildini benimkine giydir…
Daha ne kadar ağlayacaksın?
Altından da olsa gözyaşların
Bu seni kral yapmaz.


Zevki yaşamak…
Seni iyileştirebilecek tek tedavidir.
Bu aşka gel,
Hiç olmazsa bu geceliğine…
Bu gözlerin içine bak,
Kaderine…

Sen sürekli giden
Lakin hiç durmayan adamlardansın
Bir rüzgarın çivileri adımlarına mıhlanmış…
Bu aşka gel, hiç olmazsa bu geceliğine…
Bu gözlerin içine bak , kaderine…

Mağrib’in oğulları İspanya’nın vadisinden içlerine çeker havayı…
En güzel peri bile kapında köle olur…
Ve bir şarkı söyle benim için sigarayla demlendirdiğin nefesinle…
Ellerini ellerimde gezdir. Bırak şarkı söylesinler…
Kuş burnu, sesleri ve renkleri çizer ellere ve ayaklara…


Hiç bir şeyi es geçmeyen korkular, yüreğimde deliler gibi dolanır.
Kalk ve yüreğimi dinle, kesme onun sözünü…
O atıyor,çünkü artık kıpırdamıyor zaman. Tutku dudaklarından gelen güneştir…
Biz ise müzik üstatlarının yüce sesiyiz…
Yatak çarşaflarının yukarısında…
Endülüs’ün kokuları…
Kınalı saçlar…
Ve Afrika’nin gözleri…
Gecenin karanlığında gök kubbe gibi parılda…
Öp beni..
Sabah geliyor ve aşk gidiyor…







Bu gecelik yeter bu kadar sahtekarlik, münasebet ve bulaşmışlık. Ahaha yazmak bile sahte ve icsel olarak tiksinc lan. İyi geceler
 
İnsanların birbirine tahammül edebilmesi bencil bir kaygının ürünü. Arkadasliklara, bi insani özlemeye, her sabah gelen günaydinlara vehayut siradan sohbetlere güvenmiyorum. Akip giden hayatla zihnimdeki anlamsizlik arasındaki mesafenin tahammülsüzlüğüne geyik sıkıştırmadığım günden beri yalnizca kamu malıyım.
 


inin durmadan inin ey acıklı kurbanlar
inin, sonsuz, ölümsüz cehennemin yolundan
uçurumun dibine dalın, orda tüm suçlar
kamçılanıp göklerden gelmeyen bir rüzgarla



daha önce deneyimlemedigim fakat bugün deneyimledigimde direkt tanidigim bir his var icimde, doldurmuyor, yirtici ve yok ederek kendisine yer acan silici bir his. silici bir his. bir his var
silici. iyi geceler
 
Enteresan kitaplar kesfettim onlara dustum bu sira. Ve de 8 9 senedir ikinci kez su an birisiyle bi yatagi paylasmaya calisiyorum. Ilki basarisizdi baya. Bir arkadasti regl de olmustum uyandirmamak icin ses cikarmiyorum ama agridan kivraniyorum, birisi var yanimda filan onun gerginligi. Ne geceydi dayanamayip kalkip gidip calisma odasinda sabahlamıştım aglayarak. Simdi ikincisinde de isik ayarini kistim burada serzeniste bulunuyorum. Yine gerginim ama nazaran iyi haldeyim. Unutmuyorum yurtta kaldigimda herkesi masal dinleyerek uyutmaya alıştırmıştım. Buna isteyerek ve severek mi alıştılar yoksa bir nevi hayatta kalabilmek icin adaptasyona mi ugradi arkadaslar, emin degilim. Biri basima gelip dikildiğinde sicrayarak uyanirdim. Yatagimin yaninda komodinim vardi üstünde hep mum ve aksamdan okudugum kitap olurdu, kizlar bakmak icin sessizce yanasip basimda durduğunda korkup uyanıyordum. İcki sokuyorduk yurda, icince kendi yatağımda uyumayacağım diye ağlıyordum. Şehriban isimli dağ çiçeğim vardi, yörüngede olmadigimi hissettiği gecenin sonlarında beni yalnız bırakmamak için yanımda uyumayı teklif ederdi. Hayır diyemezdim. Kızlar severdi böyle şeyleri, hayır demek olmazdı, sevgisizlik göstergesiydi. Şehriban yanımda uyuyakalana kadar numara yapar sonra sessizce kalkar gider sabahlardim. Ne bileyim ya mesela nasıl makara geçildiğini animsiyorum; uyanınca uyku sersemi elimi tutturuyormusum hatunlara uyuyana kadar göndermiyormusum filan. Bi gün sevgi uyuyakalmisim diye uyandirip yatağa sokmak istemis beni, elimi tut okşa, demişim. Serefsizlerin makarasi cok eglendiriyordu beni. Zaten genel olarak makara ve serefsizler eglendiriyor beni. Çok dönerdi geyiği uykularımın. Vay be, acaba simdi nasil uyuyorum? Iki uc senedir yalniz yasadigim icin bihaberim birisi dikilince sicriyor muyum, biri seslendiginde ellerini tutup basimda bekletip uyuyor muyum diye.
Zaten niye uyuyoruz ki oğlum ya. Hazırlığı var, hazırlanıp da kör diplere dalması o dalgınlıktan çıkma çabası var. Uyumadan önce pencereden aya bakıp onunla birbirmizin varlık bilincine varmadan uyumadigim geceleri de animsiyorum ama oluşum süreci yurt olmadigi icin bu cümleyi tamamlamama bilgisiyle tamamliyorum.
Hem zaten yazarken annem dürtüyor bir yandan, gelmişsin buraya kadar benimle uyumak varken ne tutturuyorsun koltukta uyuyacağım, diye sitem ederken ayaklarıma dokunuyor ayaklarıyla. İcim ıslak mermere atılan izmaritin ıslanmasına sahit olmusum gibi absürt ve mesafeli bulantiya maruz kaliyor. Bunlarin hiçbirinin annemle alakasi olmadigini biliyorum. Annem de biliyor olmali ki sen cocukken boyle miydin diye gecmisle bugun arasinda amacsiz sorgu suale kapiliyor. Hatta bunlari yazarken muhtemelen kafasindaki konu degismis yerini yarinin yemegine vs birakmistir.
Bazen her insanla münasebet uzaktan güzel. Sevmesi de uzaktan ve teması. Ne bileyim ne bu laflar? Neyse yurttaki uyku hallerimi anmis oldum. Zaten bilinmeyen her seye tavlanıyor şu sıra bikkinliklarim. Acaba "her insan" bi anlatim bozuklugu muydu? Ummmmm,
İyi geceler
Öpücükler
 
Son düzenleme:




Seni seviyorum tını. Seni tılsımınla birlikte daha ezici seviyorum. Sanırım bu 21 yaşımın en sevdiğim harfi t oldu, geçen sene ş idi. Güneş, ateş gibi kelimelerle fena yükseliyordum. Şimdi tınıdır, tılsımdır, tandır daha durgun ve mavi bir sene geçiriyorum. Yukarıdaki mesela, nasıl da tılsımlı bir müziksin sen bastan basa?! Mesela en tılsımlı değilsin :) Çünkü en güzel, en enteresan, en keyifli, en kötü gibi niteliklere hizmet eden tüm enler birer safsatadır ve ben enlere dair inancsizligi fakat uçların da hazzını tercih ederim. Bu tarz kategorize kaygıları biricikliğin kimyasında at gözlüğü ile dolaşmaya benziyor.
Kimbucum tepelere ve enlere inanma, çukurları ve uçları sev, güneşin tapınak olmadığı şu günlerde kendini eleni ile terbiye et
 
Q80x4K.jpeg
 
Geri