Börü Tonga'nın Otağı

Konu sahibi son olarak 917 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...


Azınlık Raporu​

2002 yılında vizyona girmiş bunca zaman gözümden kaçmayı başarabilmiş. Nedense bende şöyle bir haz alma duygusu var; şarkı yeni çıksın dinlemem üstünden süre geçsin 3-5 yıl her neyse o zaman bana keyifli gelir dinlerim. Filmlerde de bu oluyor, belki görmüşümdür atlamışımdır ama büyük haz veriyor böyle olunca. Şarap gibi, gerçi sevmedim tattığım ilk ve son şarabı ama anlam olarak aynı :) Böyle bir sistemi kurarken kahinlere işkence edildiğini insanoğlu anlayamıyor. Çoğunluğun iyiliği için azınlık feda edilebilir gözüyle bakılıyor filmde. Bu aslında her filmin ve günümüzün sorunu ve konusu. Tom Cruise'u bu kadar genç ve harika film çevirirken görmek güzeldi.
 
Yenilmezler: Sonsuzluk savaşı..Filmlerin efsanelerinden olacağa benziyor şu fragmana bak kimler yok ki. Muhteşem kadro ve muhteşem görseller. Mutlaka sinemada izlemem lazım kaçarı yok. Thor falan kaçırdım ama bunu kaçırmamam lazım.


[YOUTUBE]6ZfuNTqbHE8[/YOUTUBE]​
 


Kapan - Get Out​

Bu tarz psikolojik filmleri sevmem, bu filmde zaten ilk bir saatte beni pişman etti ama sonrasında birden açıldı dedim harika olmuş. Bu tarz filmleri sevenler için güzel kaçırılmaması gerekn film olmuş ama yavaş ilerlemesi sıktı biraz. Sonunda kurtulmuş olmasını beklemiyordum büyük badire atlattı adam. Hani ben bile görünce kaç kurtul boş ver dedim ama adam kendinden emin olamadı ve işin içine düştü. Düşünsene seni köleleştiriyorlar sen vücudunu kontrol edemiyorsun nasıl bir hapishane nasıl bir manyaklık..
 


Eğreti Gelin​


Nurgül Yeşilçay gibi güzel bir hatunu bu filmde oynattıkları için şanslılar. Kadın öyle güzel ki öyle güzel roller hak ediyor ki anlatamam :D Ama gel gelelim ülkemizde sinemaya verilen önem ortada olduğundan düzgünce filmlerde pek boy gösteremedi. Tabii dizilerde de. Konu itibariyle gayet güzeldi, o olmasaydı zaten izlenilebilir olurmuydu bilmiyorum. Akıcı bir filmdi sonu böyle olur diye ummadım ama güzel oldu :)
 
Film mi izlesem yoksa ders calısmaya devam mı? :D
 


Jungle​


İlk başlar yavaş ilerledi ama iyiydi sıkmadı. Sonrasında olaylar birden gelişti. Güzel bir film çıkarmış daniel radcliffe ama Harry Potter karakterini üstünden atması için daha ilgi çekici daha ses getirici filmler gerekiyor. Ormanda o kadar süre kaybolup kafayı yememek mümkün değil. Yara bere içinde kalmak çıkar yol bulamamak tamamen insanı deli eder bi yerden sonra pes bile edilir. Yine de kurtulabilmiş adam helal olsun. Gerçek hikaye olması daha da ilginç kılıyor bunu.. Sonunda yazdığı gibi Karl ve Marcus dan haber alınamamış hiç. Adam ne amaçla bunları yaptı ve niye olmayan kabileye götürücem diye söylemlerde bulundu hala muamma. Her önüne gelene inanmayacaksın işte.
 
Böyle yerleri de gezmek lazım aslında. Sadece Taksim'de ki kiliseye gidip bakmak ile kalınmamalı. Hem tarihi hem de farklı bir yapısı olan yerleri gezip görmek lazım. Helal olsun restorasyon yapıp kazandırmışlar ülkemize. Kilise de olsa önemli bir iş.

1898 yılında inşa edilen ve tamamı demirden olan ve Demir Kilise olarak bilinen Balat'taki Sveti Stefan Kilisesi'nin restorasyonu tamamlandı. Kilise 7 Ocak 2018 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov'un katılımıyla açılacak.

Tamamı demirden olan dünyadaki tek kilise.
s-84209a8c6a29b0e3a65dd8632eaa212c59a9a90c.webp


AA'nın haberine göre dünyadaki tek demirden kilise olan Sveti Stefan Kilisesi 7 yıldır restore ediliyordu.

Kilisenin restorasyonunu yakından takip eden Bulgar Eksarhlığı Ortodoks Kilisesi Vakfı Başkanı Vasil Liaze Arjantin ve Avustralya'da da demir kiliseler olduğunu aktardı. Ancak bu kiliselerin yok olduğunu söyleyen Liaze günümüze kadar gelen tek demir kilisenin Sveti Stefan Kilisesi olduğunu belirtti.
500 ton ağırlığında olan kilise, denizin üzerinde inşa edilmiş.

s-7c6e3b693bc0d07bfa359936a6b14761ab049e20.webp


Osmanlı döneminde Rum Ortodoks Patrikhanesinden ayrılan Bulgarlar tarafından inşa edilen kilise 1892 yılında Waagner firması tarafından Viyana’da hazırlandı.

Tuna Nehri ve Karadeniz üzerinden küçük gemilerle İstanbul'a getirilen demir parçalar denizin üzerinde monte edildi ve Brezilya'dan getirilen bir ağaç türü üzerine yerleştirildi.

Ancak metal yapı zamanla korozyona uğradı, kilise yanına yapılan yol temeldeki ağaçların su ile bağlantısını kesti.

s-b3cfd47fd6961b2ee27fb3c9019fc9e590e00268.webp


'Demir Kilise 100 yıl daha dayanacak hale getirildi'
s-0e03585ec66992ca5598879aef5701779eca6795.webp


Restorasyon hakkında bilgi veren Liaze; ''Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a bunu izah ettik. Zaten kendisinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıyken de bize yardımları olmuştu. Restorasyon için ihaleye çıkıldı. Ancak işi alan müteahhit 1 yıl sonra vefat etti.''

Ertesi yıl yapılan ihaleyi Taş Yapı'nın almasıyla restorasyonun başladığını kaydeden Liaze, "En ince detayına kadar parçalar söküldü, tamir edildi, orijinal yerine yerleştirildi. Bütün ana kolonlar değiştirildi ve Demir Kilise 100 yıl daha dayanacak hale getirildi. Kilisenin içinin de restorasyonu yapıldı. İstanbul'daki en güzel kilise seçileceğinden eminiz.'' dedi.
Kilise 16 milyon TL'ye restore edildi

s-4b15f354413252aff53c8e8c1c03dbf497bd8853.webp


Kilisenin restorasyonunu İstanbul Büyükşehir Belediyesi üstlendi. Toplam 16 milyon TL tutan restorasyon giderlerinin 1 milyon TL'sini Bulgaristan karşıladı.
 
Nahçıvan ile ilgili hiç bir bilgim yoktu. Okuldaki haritalardan gördüğüm kadarıyla bilirdim. Atamın da böyle bir adım attığını bir çok kişi bilmiyordur muhtemelen. İleri görüşlü biri olduğu her zaman ortaya çıkıyor. Her zaman kandaşlarımıza destek çıkmamız gerektiğini söylemişimdir. Silah yardımı değil bizzat onların yanında olmamız gerekir aslında. Ama o zamanlar da karışık zamanlardı gerçi.

Mustafa Kemal Atatürk'ün nasıl bir stratejik deha olduğunu bir kez daha ortaya koyan anektod.

Ra5jf6vtBpx1TJvy-636256909760493468.jpg

bu hikaye aslında bilinir fakat ne kadar önemli olduğunu tam da nahçıvanlı biriyle konuşunca anladım.

aslında hiç önem vermediğimiz bir yerdir nahçıvan. bilmeyenlere söyleyelim, azerbaycan'a bağlı özerk bir bölgedir fakat bu ülkeyle fiziki bağlantısı olmayıp türk devletleri arasında türkiye ile kara sınırı bulunan tek toprak parçasıdır. ama neden hala azerbaycan'a bağlı özerk bir bölgedir biliyor musunuz? tamamen atatürk sayesinde. şöyle ki;

rHY7MPOq3gxNXqWf-636198169603192965.jpg

bu bölgeyle birbirimiz bağlayan sadece ve sadece 15km'lik bir sınır (bkz: dilucu sınır kapısı) vardır ve bu sınır bizzat atatürk'ün cebinden para ödeyerek satın aldığı topraktır!

jk1gbspGHgmsVfRZ-635911543323145250.jpg

adam demiş ki, yukarıda ermeniler (o dönem sscb), aşağıda iran, bu bölgenin insanı burada yaşamalı, bizim burayla direk bir bağımız olmalı ki hem ermeniler hem de iran'la aramız bozulursa, türk devletleri ve orta asya'ya bir bağlantımız kalsın. hem bu sınır sayesinde bu bölgenin insanını da koruyabiliriz. iran'la görüşür, tabi ki ikna eder, parasını öder, toprağı alır.

gel zaman git zaman, 80'lerde ermeni ve azeriler arasında gerilim tırmanır. zaten o dönemlerin sonunda sscb'nin dağılması gerçekleşir. fakat nahçıvan bölgesinin insanı fakir ve techizatsızdır. ermeni birlikleri ruslardan temin ettikleri donanımlı silahlarla nahçıvan'a saldırıken, bu adamlar yalnızca av tüfekleriyle falan kendilerini savunmaya çalışmaktadır. saldırıların yoğunlaştığını ve nahçıvan'ın düşme ihtimalini gören dönemin türk hükümeti, bu sınır kapısından silah, techizat, sağlık yardımı yapar, bölge insanı güçlenir ve topraklarını korur. en nihayetinde sovyet rusyanın dağılması sonrasında özerk bir bölge olarak bağımsızlığını ilan eder.

QlTO0ZwcABB6s02Q-636256911327336546.jpg

işte bu hikayeyi bana anlatan kişi bu bölgede o zamanlar çocukmuş. çok kötü durumdaydık, hayatımızı atatürk'ün 60 sene önce aldığı toprağa borçluyuz diyor. bu adam boğaziçi üniversitesi işletme mezunu ve şuan türkiye'nin önemli bir kuruluşunda, önemli bir pozisyonda bu ülke için çalışıyor.

stratejik derinlik böyle bir şey. bazı miki mouse'ların dediklerine inanmayın siz. zira var olan toprağı geri taşırlar maazalah.
 
Geçen yıl cadde de giderken önümüze ani bir araç çıkmıştı zor kurtulmuş savrulmuştuk, bugün de adam sarı da durup kalkınca arkadan bindirdik arabaya. Seneye artık ne olacak kim bilir :D
 


Yarın Dün ki senle çıkacağım - Tomorrow I Will Date with Yesterday's You​

Bu çekik gözlüler harika filmler çıkarıyorlar. Hollywood'da olsa aksiyona bağlarlardı bu tarz bir filmi. Ama romantik/dram olunca asyalılar iyi iş çıkarıyor.

Filmin konusu; Baş roldeki esas erkek metroda gördüğü kıza aşık oluyor ve ona bunu söyleyip tekrar görüşme ayarlıyor ve zaman içinde sevgili oluyorlar. Kızın doğal bi güzelliği var, her zaman çekik gözlüleri sevmişimdir. Sanırım atalarımızın bu çinli prenseslere niye vurulduklarını anladım :D Gerçi filmi yapanlar japon ama olsun çekik gözlülerin büyük çoğunluğu çekici oluyor. Neyse konuda uzaklaştım :liv: Kız aslında paralel bir dünyadan bizim dünyamıza yaşamaya gelmiş biri ve adamın geleceği onun geçmişi oluyor. Biraz kafa yakıyor şahsen benim kafamı yaktı ama mantık olarak anladım gibi. Sadece 30 günleri var ve adamın ilk gün onunla tanışması kızın onla son buluşması oluyor. Kız da bu durumu bildiği için hep yaptıklarını not etmiş, gerçi bu adamın son günü kendisinin ilk günü olduğunda adama sorması ile oluyor. Her şey nota göre ilerliyor. Güzel ve acı bir ilişkileri oluyor. Zaman içerisinde kendilerini ziyaret ediyorlar tabi adam 35 yaşındayken kız beş oluyor, adam 5 yaşındayken kadın 35 yaşında oluyor. Ama konusu garip gelse de harika işlemişler bu tarz filmleri severim. Tekrar asya filmleri izlemeye başlıcam galiba.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri