Sade
Elmas Üye
- Katılım
- Ekim 26, 2017
- Mesajlar
- 34,115
- Tepkime puanı
- 17,828
- Puanları
- 354
- Konum
- İzmir..
- Web sitesi
- www.youtube.com
Banada 50 yaşlarında zengin dul bulmak lazım :asd:
Ziraat bankası önüne git :p
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Banada 50 yaşlarında zengin dul bulmak lazım :asd:
Ziraat bankası önüne git :p
Yok be oradakiler çok yaşlı :hıı: ayrıca emekli maaşı çeken zengin mi oluyormuş.
:bekle
Film mi izlesem yoksa ders calısmaya devam mı?![]()
Tabii ki film izleyeceksin
Forumda geçti zaman, izleyemem artık artık başka zamana.
1898 yılında inşa edilen ve tamamı demirden olan ve Demir Kilise olarak bilinen Balat'taki Sveti Stefan Kilisesi'nin restorasyonu tamamlandı. Kilise 7 Ocak 2018 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov'un katılımıyla açılacak.
Tamamı demirden olan dünyadaki tek kilise.
![]()
AA'nın haberine göre dünyadaki tek demirden kilise olan Sveti Stefan Kilisesi 7 yıldır restore ediliyordu.
Kilisenin restorasyonunu yakından takip eden Bulgar Eksarhlığı Ortodoks Kilisesi Vakfı Başkanı Vasil Liaze Arjantin ve Avustralya'da da demir kiliseler olduğunu aktardı. Ancak bu kiliselerin yok olduğunu söyleyen Liaze günümüze kadar gelen tek demir kilisenin Sveti Stefan Kilisesi olduğunu belirtti.
500 ton ağırlığında olan kilise, denizin üzerinde inşa edilmiş.
![]()
Osmanlı döneminde Rum Ortodoks Patrikhanesinden ayrılan Bulgarlar tarafından inşa edilen kilise 1892 yılında Waagner firması tarafından Viyana’da hazırlandı.
Tuna Nehri ve Karadeniz üzerinden küçük gemilerle İstanbul'a getirilen demir parçalar denizin üzerinde monte edildi ve Brezilya'dan getirilen bir ağaç türü üzerine yerleştirildi.
Ancak metal yapı zamanla korozyona uğradı, kilise yanına yapılan yol temeldeki ağaçların su ile bağlantısını kesti.
![]()
'Demir Kilise 100 yıl daha dayanacak hale getirildi'
![]()
Restorasyon hakkında bilgi veren Liaze; ''Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a bunu izah ettik. Zaten kendisinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıyken de bize yardımları olmuştu. Restorasyon için ihaleye çıkıldı. Ancak işi alan müteahhit 1 yıl sonra vefat etti.''
Ertesi yıl yapılan ihaleyi Taş Yapı'nın almasıyla restorasyonun başladığını kaydeden Liaze, "En ince detayına kadar parçalar söküldü, tamir edildi, orijinal yerine yerleştirildi. Bütün ana kolonlar değiştirildi ve Demir Kilise 100 yıl daha dayanacak hale getirildi. Kilisenin içinin de restorasyonu yapıldı. İstanbul'daki en güzel kilise seçileceğinden eminiz.'' dedi.
Kilise 16 milyon TL'ye restore edildi
![]()
Kilisenin restorasyonunu İstanbul Büyükşehir Belediyesi üstlendi. Toplam 16 milyon TL tutan restorasyon giderlerinin 1 milyon TL'sini Bulgaristan karşıladı.
Mustafa Kemal Atatürk'ün nasıl bir stratejik deha olduğunu bir kez daha ortaya koyan anektod.
![]()
bu hikaye aslında bilinir fakat ne kadar önemli olduğunu tam da nahçıvanlı biriyle konuşunca anladım.
aslında hiç önem vermediğimiz bir yerdir nahçıvan. bilmeyenlere söyleyelim, azerbaycan'a bağlı özerk bir bölgedir fakat bu ülkeyle fiziki bağlantısı olmayıp türk devletleri arasında türkiye ile kara sınırı bulunan tek toprak parçasıdır. ama neden hala azerbaycan'a bağlı özerk bir bölgedir biliyor musunuz? tamamen atatürk sayesinde. şöyle ki;
![]()
bu bölgeyle birbirimiz bağlayan sadece ve sadece 15km'lik bir sınır (bkz: dilucu sınır kapısı) vardır ve bu sınır bizzat atatürk'ün cebinden para ödeyerek satın aldığı topraktır!
![]()
adam demiş ki, yukarıda ermeniler (o dönem sscb), aşağıda iran, bu bölgenin insanı burada yaşamalı, bizim burayla direk bir bağımız olmalı ki hem ermeniler hem de iran'la aramız bozulursa, türk devletleri ve orta asya'ya bir bağlantımız kalsın. hem bu sınır sayesinde bu bölgenin insanını da koruyabiliriz. iran'la görüşür, tabi ki ikna eder, parasını öder, toprağı alır.
gel zaman git zaman, 80'lerde ermeni ve azeriler arasında gerilim tırmanır. zaten o dönemlerin sonunda sscb'nin dağılması gerçekleşir. fakat nahçıvan bölgesinin insanı fakir ve techizatsızdır. ermeni birlikleri ruslardan temin ettikleri donanımlı silahlarla nahçıvan'a saldırıken, bu adamlar yalnızca av tüfekleriyle falan kendilerini savunmaya çalışmaktadır. saldırıların yoğunlaştığını ve nahçıvan'ın düşme ihtimalini gören dönemin türk hükümeti, bu sınır kapısından silah, techizat, sağlık yardımı yapar, bölge insanı güçlenir ve topraklarını korur. en nihayetinde sovyet rusyanın dağılması sonrasında özerk bir bölge olarak bağımsızlığını ilan eder.
![]()
işte bu hikayeyi bana anlatan kişi bu bölgede o zamanlar çocukmuş. çok kötü durumdaydık, hayatımızı atatürk'ün 60 sene önce aldığı toprağa borçluyuz diyor. bu adam boğaziçi üniversitesi işletme mezunu ve şuan türkiye'nin önemli bir kuruluşunda, önemli bir pozisyonda bu ülke için çalışıyor.
stratejik derinlik böyle bir şey. bazı miki mouse'ların dediklerine inanmayın siz. zira var olan toprağı geri taşırlar maazalah.
Kız aslında paralel bir dünyadan bizim dünyamıza yaşamaya gelmiş biri ve adamın geleceği onun geçmişi oluyor. Biraz kafa yakıyor şahsen benim kafamı yaktı ama mantık olarak anladım gibi. Sadece 30 günleri var ve adamın ilk gün onunla tanışması kızın onla son buluşması oluyor. Kız da bu durumu bildiği için hep yaptıklarını not etmiş, gerçi bu adamın son günü kendisinin ilk günü olduğunda adama sorması ile oluyor. Her şey nota göre ilerliyor. Güzel ve acı bir ilişkileri oluyor. Zaman içerisinde kendilerini ziyaret ediyorlar tabi adam 35 yaşındayken kız beş oluyor, adam 5 yaşındayken kadın 35 yaşında oluyor. Ama konusu garip gelse de harika işlemişler bu tarz filmleri severim. Tekrar asya filmleri izlemeye başlıcam galiba.