Rorschach
Altın Üye
oo baya büyük şirketmiş
![]()
Bi tanesinin cirosu o diğeri 20 milyon falan.
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
oo baya büyük şirketmiş
![]()
Bi tanesinin cirosu o diğeri 20 milyon falan.![]()
susar mısın küçük esnaf ağlıyor şuan
1940'ların en grotesk vakalarından biri olan bu iki kardeşin hikayesi, obsesif bir bozukluğun nelere yol açabileceğini göstermesi açısından can yakıcı bir örnek.
![]()
collyer kardeşler, homer lusk collyer ve langley collyer'den oluşuyor
1900'lerin başında manhattan'da iyi bir hayat süren collyer'ler, 1909'da babalarının evden ayrılması, 1923'te ölümü ve 1929'da annelerinin ölümü üzerine kendilerini dış dünyaya tamamen kapattılar. dışarıdan eve girilmesini engelleyici biçimde kapı ve pencereleri çivileyip önlerine dev çöp yığınları koydular. kimseyle iletişime geçmeden yıllarca yazdılar. homer 1933'te kör oldu. bu arada evin içi eski gazete, kitap, mobilya, alet vb. bir sürü şeyle doldu. (bkz: çöp ev)
![]()
yıllarca sürdürdükleri kapalı yaşama, kötü beslenmeden dolayı birkaç gün arayla veda ettiler. yaklaşık 18 yıllık münzevi hayatları boyunca yaklaşık 100 tonluk çöp biriktirdiler. telefon, elektrik vb. şeyleri faturaları ödemedikleri için kesildi.
21 mart 1947'te "evde ölü biri var" ihbarı üzerine eve girildi. homer'in cesedi kısa bir çalışmadan sonra bulunurken, langley'ninki 8 nisan'da bulundu. kardeşine yemek getirmek için kendi oluşturduğu gazete tünelinden geçmeye çalışırken, yine kendi hazırladığı bubi tuzaklarından birine kapılan langley'in, fareler tarafından yenmiş cesedi kardeşinden 3 metre kadar ileride bulundu. (zira bir bölümünü fareler yemiş, çürümüştü ve üstündeki döküntülerden seçilemiyordu) bu durumda homer'in açlıktan öldüğü de anlaşıldı.
![]()
not: 1942'deki bir röportajda langey'e, "niye o kadar gazete biriktirdin" diye sorulmuş, cevabı da "homer'ın gözleri açılınca ona hepsini okuyacaktım" olmuştur.
sleepy99
Peki neden evde bubi tuzakları ve tahtayla kapatılmış pencereler vardı?
harlem zamanında zengin beyazların yaşadığı güzide bir yerken, şehrin zenginlerinden birinin oğulları olarak, dört katlı inanılmaz büyük bir eve sahip olan ve bu evi ağzına kadar tam 140 ton çöple doldurmayı başarabilen new york tarihinin en egzantrik insanlarından ikisi olan kardeşler. harlem 1930'larda bir zenci mahallesine dönüşüp çöküntü alanı haline gelince, langley'nin etraftaki çocukların evin camlarına taş atmalarından korkarak tüm pencereleri tahta ile kaplaması ve her tarafa bubi tuzakları kurup kapıları bloke etmesi, evin içinde çöplerin arasından tünellerle ulaşım sağlanması ve evin de kendi kendine çürümeye başlaması, evi şehrin ortasında, aşırı dikkat çeken fakat girilemeyen çok gizemli bir yere dönüştürmüştür.
ilginçtir ki, homer'dan birkaç gün önce, evin içinde kendi kurduğu bubi tuzağına düşüp çöplerin altında kalarak homer'dan sadece 3 metre uzakta ölmüş olan langley'nin cesedine tam 3 hafta sonra ulaşılabilmiştir, varın evin halini siz düşünün.
![]()
Langley Collyer
evden çıkanlar arasında 14 adet kuyruklu büyük piyano, röntgen cihazı, otomobil şasisi, onbinlerce kitap, yığınla eski gazete balyaları falan gibi absürd şeyler var. ev yıkılma tehlikesi geçirdiğinden, boşaltıldıktan sonra yıkılmış. şu anda yerinde ufak bir anıtsal park var.
olayın fotoğrafları ise oldukça ilginç: http://www.nydailynews.com/…ery-1.1187698?pmslide=0
2009 yılında bu kardeşlerin hikayesini anlatan bir de kitap çıkmış: http://www.nytimes.com/…akutani.html?_r=2&ref=arts&
Türk Kurtuluş Savaşı'nda Kuva-yi Milliye birliklerinde komutanlık yapan, milli mücadeleye oldukça büyük katkıları olmuş Çerkes Ethem hayatı.
![]()
1886 yılında balıkesir'in mihaliç ve bandırma ilçeleri arasında kalan emreköy'de doğmuştur çerkes ethem. ailesi kafkasya'dan anadolu'ya göçen çerkes boylarının sapsığ oymağındandır. babası ali bey ekonomik olarak iyi durumda olan bir ziraatçı/değirmencidir. ethem 2 metreye yakın boyu olan sarışın bir gençti, babası ona çakır derdi.
baba ali bey itihat ve terakki cemiyeti ile bağları olan biridir. ethem'in dört ağabeyi vardır. iki ağabeyi balkan savaşları sırasında şehit düşer. hayatta kalan iki ağabeyi de askerdir. baba ali bey ethem'i yanında tutmak istese de o 19 yaşında istanbul'a kaçarak bakırköy zabıta mektebini birincilikle bitirir. başçavuş olarak mezun olur, sonradan teğmenliğe yükselir. ethem balkan savaşı sırasında bulgar cephesinde savaşır ve yara alır. resmi askerlik serüveni de burada biter. 1. dünya savaşı sırasında ethem, ağabeyi emekli yüzbaşı reşit bey ile birlikte o dönem yeni kurlan osmanlı'nın ilk gizli haber alma örgütü teşkilat-ı mahsusa da çalışır. hamidiye komutanı rauf (orbay) bey'in komutasında iran-afgan üzerinden türk anavatanı'na yol açma seferinde bulunur. daha sonra yine teşkilat-ı mahsusa bünyesinde ırak seferine katılır.
yaralanır ve hasta olarak baba ocağı bandırma'ya döner. mütareke ilan edildiğinde ethem bandırma'dadır. rauf (orbay) bey mondros mütarekesi'ni osmanlı adına imzaladıktan sonra anadolu'ya geçerek mustafa kemal'in yanında yer alır. bu arada eskiden tanıdığı bir çok dostuna da anadolu'da örgütlenmesini söyler. bunlar arasında çerkez ethem de vardır.kendisi şahsen ethem'i ziyaret eder. bu sırada ethem'in iki ağabey'i de bandırma'da bulunmaktadır. böylelikle ethem çevresindeki güçleri ile birlikte kurtuluş savaşına adım atmış olur. ethem salihli cephesini organize eder. bu sırada yunan kuvvetleri izmir'e çıkmıştır. anadolu'da huzursuzluk büyüktür. ayrıca savaştan gelmiş ve terhis olmuş bir çok işsiz güç vardır. ethem dağa çıkmış, ortada kalmış bir çok eski askeri bir araya getirerek salihli cephesinde belirli bir güç sağlar. yunan güçleri ile karşılaşmaları ve çatışmaları uzun sürmez. ethem'in güçleri yunan ordusunu denize dökemese de, elini kolunu sallayarak iç anadolu'ya doğru ilerlemelerine izin vermez. belirli noktalarda düzenli yunan ordusun durdurmayı ve sipere çekilmesini sağlar.
çerkes ethem öncelikle ege bölgesinde, itihat ve terakki bağlantıları olan ve istanbul hükümeti ve ingilizlerle ortak hareket eden karşı çeteleri temizlemekle uğraşır. bu güçler çerkes ethem'i ortadan kaldırmaya çalışsa da ethem bunu sezer ve onları yok eder. sonrasında ise büyük anzavur ahmet ayaklanması baş gösterir. anzavur öncelikle biga ve çevresini kolaylıkla ele geçirir. bu sırada istanbul hükümeti çıkardığı fetvalarla kuvayı milliyecilerin dine karşı geldiklerini ve katledilmelerinin vacip olduğunu anadolu'ya yayarlar çeşitli bildirilerle. anzavur ve sonrasında çıkacak bir çok yerel ayaklanma bundan etkilenir ve önemli güçler toplanarak kuvayı milliye'ye ve ankara'ya karşı ayaklanırlar. bu arada kuvayı inzibatiye denen istanbul hükümeti ordusu da ingilizlerin de desteğiyle anadolu'ya girerek bu ayaklanmalara destek olur.
![]()
anzavur ahmet kuvvetleri üzerine defalarca bazı kuvvetler gönderilse de bir türlü başarılı olamazlar. bu durum anzavur'ur kendine güvenini iyice sağlamlaştırır. ankara'nın isteği üzerine gitgide büyüyen anzavur tehlikesine karşı ethem salihli'deki kuvvetlerinin bir bölümü ile yola çıkar ve balıkesir'e ulaşır. bu sırada anzavur karacabey de dahil olmak üzere batı anadolu'nun bir çok merkezini ele geçirmiş, balıkesir'e de girmek üzeredir. sonuçta susurluk'un kuzeydoğusunda iki kuvvet karşılaşır ve 9-10 saati bulan uzun bir çatışmanın ardından ethem kuvvetleri anzavur kuvvetlerini bozguna uğratarak dağıtır. dağılan güçlerin peşine düşen ethem bir çok esir alır. pişman olan bir çok asker ethem'in kuvvetlerine katılır. ethem amansız takibini sürdürerek parçalara ölünen anzavur kuvvetlerini tamamen yok eder. son olarak ayaklanmanın merkezi biga'ya da girerek genel af ilan eder ve anzavur olayı kapanır.
tam bu sırarada ankara'dan ismet (inönü) bey telgrafla ethem'e ulaşır. ethem'e verilen bilgiye göre düzce ve çevresindeki gerici ayaklanma tamamen kontrolden çıkmış, ankara'dan gönderilen tüm seçkin kuvvetler başarısız olup dağılmış, büyük kayıplar verilmiştir.
ethem doğruca düzce’ye geçer burada, geyve boğazında avantajlı cephe almış ayklanmacılara karşı önemli bir manevra ile başarı sağlar ve ayaklanmacılar dağıtılır. daha sonrasında ayaklanmanın başındaki bazı isimler istiklal mahkemesi’nde yargılanarak idam edilir. idam edilenler arasında yörenin çerkes kökenli ileri gelenleri de vardır. hata bu yüzden çerkes ethem de soydaşları tarafından eleştirilir ancak çenkes bilmektedir ki bir ayaklanmayı bastırmanın en etkili yolu elebaşlarını yok etmektir.
bu arada batı anadolu’daki bu ayaklanmalara yardım etmek amacıyla andolu’ya geçmiş bulunan istanbul hükümetinin ordusu kuvayı inzibatiye’nin de üzerine gidilir. bu kuvvetler de bozulur ve dağılarak izmit’e kaçarlar, ingiliz gemilerine sığınırlar. tüm bu karmaşaların sona erdiğini varsayan ethem, uzn süredir başsız bıraktığı salihli cephesi’ne gidip gerçekleşeceğini tahmin ettiği yunan ordusu saldırısına karşı hazırlanmayı istemektedir. ancak bu sıraa ankara’dan gelen telgraf, yozgat’taki çapanoğlu ayaklanmasının bir türlü kontrol altına alınamadığı şeklindedir. ankara bir kez daha ethem’den yardım talep etmektedir. oysa ethem’in sağlığı bozulmaya başlamış, kuvvetleri ise oldukça yorgun düşmüştür.
ethem eskişehir üzerinden ankara’ya geçer ve batı cephesinde yunan saldırısı olasılığından bahseder. kendisi açıkça kendi cephesine geçmek istemektedir. ancak ankara’da karşılıklı görüşme fırsatı bulduğu ismet ve mustafa kemal paşalar, yozgat ayaklanmasının bastırılmasının daha önemli olduğunu söylerler. sonuçta ethem ikna edilir ve yozgat’a geçer. ancak yozgat’taki durm kendisine anlatılandan çok daha kötüdür. ankara’dan gönderilen hemen hemen tüm güçler büyük bozgunlar yaşamışlar ve geri çekilmişlerdir. ethem uzun süredir ankara’nın bir türlü güç toplayamamasına hem şaşırır hem de sinirlenir. bu görüşlerini de ankara’ya iletmekten geri durmaz. sonuç olarak yozgat’taki ayaklanmayı da son bir gayret ile bastırmayı başarır ethem ve güçleri.
her bastırdığı ayaklanmada yaptığı gibi ayaklanmanın elebaşlarını istiklal mahkemesine verir ve idam edilmelerine sağlar. birinci dereceden sorumlu olmayan ahali ile ise iyi ilişkiler kurar ve kurtuluş mücadelesine desteklerini almaya çalışır. yozgat’ın alaca kasabasına şansen gider ve buradaki güçlü alevi dedeleri ile görüşür. burada ‘alaca müfrezesi’ kurulur ve 600 kişilik bir kuvvet ethem saflarına katılır. bu alaca müfrezesi ileride gediz cephesi’nde yunan kuvvetlerine karşı büyük bir kahramanlık gösterecektir.
ethem’in kuvayı seyyare’sinin en ünlü birliği ise ‘bolşevik müfrezesi’ adlı 700 mevcutlu piyade birliğidir. bu birlik eskişehir müdafa-i millet cemiyeti tarafından, daha çok karkeçeli aşiretinin gençleri arasından kurulmuştur. bolşevik ismiye anılmasının en önemli nedeni ise birliğin başında bulunan genç ‘ismail hakı efendi’dir. ismail hakkı efendi katı bir savaşçı ve komutan olmaktan öte gerçek anlamda bir bolşeviktir. özellikle savaş karşıtı söylemleri ile düşman yunan askerleri üzerinde büyük etkisi olmuş ve karşı ordu içinde ayaklanmalara varacak derecede başarılı propagandalar yapabilmiştir. bu nedenle ethem tarafından çok sevilmekte ve tutulmaktadır.
ethem’in bolşeviklerle ilişkisi ise, lenin’in ilk yıllarında hazırladığı ‘halkların özgürlüğü’ isimli bildirgeden çok etkilenmiş olmasının ötesine pek geçmez. kurtuluş savaşı yıllarında zaten bolşeviklere karşı yoğun bir sempati ve destek vardır. zira bolşevikler, yani sosyalist sovyetler kurtuluş savaşı sırasında ankara hükümetinin hem maddi, hem manevi hem de askeri olarak en büyük destekçisidir. ancak her halükarda bolşevikler ile resmi ve yoğun ilişkiler içinde bulunan ethem değil ankara hükümetidir.
ethem, yozgat çapanoğlu ayaklanmasını da batırdıktan sonra nihayet salihli cephesine, asıl düşmanın, yunan ordusunun karşısında yeri almak için hareket eder. ancak artık çok geçtir. ethem’in korkuları gerçekleşmiş ve kendisi yoken yunan ordusu batı cephesinde büyük yığınaklar yaptıktan sonra saldırıya geçmiştir. iç ayaklanmalarla ile uğraşırken batı cephesi zayıf düşmüş, yunan ordusu anadolu içlerine büyük ilerleyişini bu sayede yapabilmiştir. ethem derhal duruma müdahale eder ve gediz önlerinde yunan ordusun durdurur. durdurmanın ötesinde çok büyük kayıplar verilmesine neden olur. bu yenilgi yunan tarfı için o kadar büyüktür ki yunanistan’da hükümet krizi ortaya çıkar ve venizelos yurtdışına kaçarak yerini kral’a bırakır.
bu sırada ethem’i hayatı boyunca rahatsız edecek hastalığı iyice ilerler. özellikle mide ağrıları ve kramları nedeniyle hareket edemeyecek durma gelir ve yatağa düşer. bu sırada batı cephesinden yunan kuvvetleri durdurulabilmiş, ankara da hem siyasi hem askeri olarak biraz daha güçlenmiştir. öyle ki fransızlar kendileri gelerek ankara hükümeti ile barış imzalamak istemişler. doğu cephesinde ermeni kuvvetlerine karşı verilen mücadele ise, özellikle sovyetlerin de desteği ile tam da ankara’nın istediği gibi sonuçlanmıştır.
ethem bu arada biraz istirahat etmek ve iyileşmek için fırsat bulur. hemen sonrasında ise ankara’ya geçer. ankara’da büyük hürmet görmekte, herkes tarafından takdir edilmektedir. ancak ankara aynı zamanda karışıktır da. hala istanbul hükümeti’ne yakın duranlar olduğu gibi, mustafa kemal ve ismet paşa’dan rahatsızlık duyanlar, ethem’e karşı olanlar vardır.
ethem bu ankara gezilerinden birinde bir krizi de çözer aslında. içişleri bakanlığı için yapılan seçimi mustafa kemal’in adayı refe (bele) bey değil de komünistlerin adayı tokat milletvekili nazım bey kazanmıştır. mustafa kemal ve ismet paşa, ethem’den ağırlığını koyarak nazım bey’i böyle bir dönemde bu görevi kabul etmekten vazgeçirmesini rica ederler. ethem nazım bey’e olağanüstü bir durum yaşandığını, bu dönemde hızlı kara verilmesi ve harekete geçilmesi gerektiği için refet bey’in içişleri bakanı olmasının daha faydalı olacağını söyleyerek istifa etmesini sağlar.ancak ileride kendi elleriyle içişleri bakanı yaptığı refet bey, ethem’in sonunu hazırlanmasında önemli bir rol oynayacaktır.
kısa bir süre sonra, refet bey ile ethem’in arası açılır. neden ise ethem bey’in, refet bey’i bir hatası neticesinde istiklal mahkemesine vermesidir. bu hata ise şöyledir; ethem yozgat’taki çapanoğlu ayaklanmasını bastırdıktan sona ahalinin önde gelenleri ile görüşmüş ve özellikle alaca kasabasındaki alevilerin arasından 600 kişilik alaca müfrezesini kurdurup güçlerine katmıştı. ancak ethem’den sonra bölgeye gelen refet bey alaca kasabasındaki alevi dedelerine baskı yapmış, tehditler savurmuştur. bu durum gediz’de düşmanla çarpışan alaca bölüğü’ne ulaştığında, 150 kadr asker, ‘doğrudan ilgimiz olmayan bir ayaklanma yüzünden hala suçlanacaksak burada ne işimiz var?’ diyerek cepheyi terk etmiş ve ahalilerini korumak maksadıyla alaca’ya dönmüşlerdir.
bu durumun belgelerini ethem eskişehir istiklal mahkemesine iletir. mahkeme’de durumu haklı bularak refet bey’i mahkemeye çağırır. ancak bu arada devreye istem ve mustafa kemal paşalar girer. ethem’den suçlamasını bir süre için geri çekmesini isterler ve refet bey’in tarafını tutarlar. ethem ise bu durma sert bir şekilde karşılık verir. zaten ethem’in en büyük kusuru politikayı da cephede savaşır gibi yapmasıdır.
eski güzel günlere nazaran durumdaki en büyük fark ise batı cephesi komutanı olan ve ethem'e bir baba gibi yaklaşıp onu kontrol altında tutabilen ali fuat (cebesoy) paşa yerine, ismet (inönü) paşa'nın geçmesidir. bu aşamadan sonra ne ismet paşa ethem'i idare etmeye çalışacak, ne de ethem ismet paşa'nın komutasını kabul etmeye yanaşacaktır.
sonuç olarak ankara ve ethem arasında soğukluk büyür. özellikle ege bölgesindeki halkave kuvayı seyyare askerlerine, ankara tarafından hazırlatılmış bildiriler dağıtılır, bazı subaylar askerleri arasına girerek ethem karşıtı propaganhda yapmaya başlarlar. bu durma en sert tepkiyi ise ethem’in ağabeyi tevfik bey verecektir. ‘eğer yakalarsam, bu propagandacı subaylarını idam ederim’ şeklinde yazdığı bir telgrafı ismet paşa’ya geçer.
gerilim gitgide artmaktadır. ethem eskişehir’e geçip ismet paşa ile görüşmek ister. ancak ismetpaşa bir gün sonra görüşebilir deyince ethem silahlı adamlarıyla ismet paşa’nın karargahını basar ve kendisiye zorla görüşür. daha sonrasında ise mustafa kemal ile ankara’dan eskişehir’e uzanan bir tren yolculuğunda bir gerilim yaşanır. ethem, kendi anılarında mustafa kemal’in kendine bir komplo kurduğunu ve öldürmek istediğini iddia eder. resmi tarih ise aynı şekilde ethem’in eskişehir’de silahlı arkadaşlarıyla treni basıp m. kemal’i öldürmek istediğini söyler. ethem eskişehir’deki bu olayı yine mustafa kemal ile karşılıklı görüşmek için trene silahlı adamlarımla gidiyordum diye açıklar.
sonuçta artık ipler iyiden iyiye kopmuştur. ismet paşa uzun zamandır yaptığı hazırlıklar neticesinde gediz ve çevresindeki ethem güçleri üzerine yürümeye başlar. aynı şekilde konya yöresindeki refet bey de doğudan ethem’i sıkıştırmaya başlar. ethem de bu sırada devam etmekte olan yunan tarruzunu durdurmak için yunan komutanlara haber gönderir ve ateşkes ister. 4 günlük bir ateşkes yapılır.
ismet paşa ve refet bey güçleri ile önemsiz çatışmalara girerek geri çekilir ethem bey ve kuvvetleri. ancak artık geri çekilecek bir yer yoktur. bunun üzerine güçlerini dağıtmaya karar verir ethem. isteyen türk tarafına, isteyen yunan tarfına geçebilir diye açıklama yapar. isteyen de dağa çıkabilecektir. ethem bey’in kardeşi teyfik bey yunan tarfına geçer. etham ise 50 kişilik bir grup ile dağa çıkmayı tercih eder. birkaç hafta dağlarda kaçtıktan sonra sağlığı da elvermediği için düze iner, bandırma’nın bir köyünde, bir ağanın evine sığınır. ancak burada uzun süre kalması da mümkün değildir. sonuçta kaldığı köydeki halka da zarar vermemek için yunan kuvvetlerine teslim olur. buradan izmir’e götürülür ve hollanda hastanesi’nde bir süre tedavi görür. sonra izmir’de bir otelde kalır bir süre. eski komutanlarından halil bey ankaradakilerle görüştüğünü ve onlara katılacağını söyler. ancak ankara’ya gittikten sonra ethem aleyhine tanıklık yapmadığı için idam edilir.
bu arda ethem’in ailesi de kayseri’ye sürgüne gönderilmiştir. ethem’in kurtuluş savaşına karşı yaptığı en açık hareket ise, izmir’de kendisine yunan subayları tarafından zorla imzalatılan bir bildiridir. türkçe hazırlanan bildiride türk ordusuna seslenilmiş ve yunan güçlerinin telim olan türklere ne kadar iyi davrandığından bahsedilmiştir. ethem, bu bildiriyi, yunanların dağılan eski askerlerine karşı yaptığı baskıyı hafifletmek için imzaladığını söyler.daha sonra ethem atina’ya geçer ve tedavisine orada devam eder. bir süre sonra ailesi de yunanistan’a geçere kralın yazlık sarayınoda kalmaya başlarlar. ethem ise tedavisi için almanya’ya geçer.
savaşın bitiminden sonra türk hükümeti ethem ve ailesinin türkiye’ye iade edilmesi konusunda baskı yapar. ancak yunan hükümeti hukuk kuralları çerçevesinde bun yapamayacağını söyler. ancak aile yunanistan’ı terk etmeye zorlanır. kabul eden ülkeler arasında ürdün’ü seçerler ve oraya yerleşirler. ürdün önemli bir çerkes nüfusu barındıran bir ülkedir ayrıca.
daha sonraki yıllarda peşpeşe çıkan aflarla ethem’in ailesi birer birer türkiye’ye döner ve burada ölürler. ancak ethem, affedilmesine rağmen geri dönmez ve ürdün’de ölür. kendisine bir anıt mezar yapılır.
burda muhabbet edebiliyoz mu :honk:
Pazar günü Amerika'da Trump destekçisi bir grup ile Filistinli-Amerikan bir aile arasında yaşanan tartışma sosyal medyada insanların dikkatini çekti.
Kaliforniya sokaklarında meydana gelen bir tartışmada beş yaşındaki bir çocuğun 'terörist' olarak adlandırıldığı iddia ediliyor.
![]()
Daily Mail'de verilen habere göre, çekilen videoda biri erkek, diğer ikisi kadın olmak üzere üç Trump destekçisinin Filistinli-Amerikan bir kadın, küçük bir kız ve bir erkek çocuğuyla tartıştığı görülüyor. Destekçilerin üzerindeki tişörtlerde Amerika bayrağı teması dikkat çekti.
Elinde 'Dump Trump' yazılı hakaret içerikli pankart taşıyan küçük kız Trump destekçilerini kızdırdı.
![]()
Küçük kızın akrabası olan Rawan yaklaşan gruba seslendi. Söylediklerinin aynısını video çekilirken de tekrar etmelerini istedi. Johnny Turano ve kızı Bianca ile Rawan arasındaki tartışmada büyümeye başladı.
+Siz benim beş yaşındaki kuzenime terörist mi dediniz?
-Öyle görünüyor. Kaç yaşında olduğunun bir önemi yok.
Bianca da aynı şekilde Rawan gibi video çekmeye başladı. Videoyu sosyal medyada paylaşmaktan da çekinmedi.
'Burası Amerika, istediğimiz her şeyi söyleyebiliriz. Siz konuşma özgürlüğünüzü kullanıyorsunuz, biz de konuşma özgürlüğümüzü kullanıyoruz.'
Bütün olayı videoya çeken Rawan bu karmaşanın pazar günü gerçekleştiğini söyledi. Twitter hesabında paylaştığı video 1.65 milyon kez görüntülendi.
![]()
Twitter'da ayrıca yazılı olarak da paylaşımda bulundu.
'Beş yaşındaki kuzenimle yürüyordum. Bu insanlar ona 'küçük terörist' demeye başladılar. Evet, Trump destekçileriydi.'
Bianca videoda adeta öfke kusuyordu. Rawan da Bianca'nın söylediklerine aynı şekilde karşılık veriyordu.
+Sizler teröristsiniz. Defolun buradan! Amerika'dan bu kadar nefret ediyorsanız gidin!
- Ben Amerika'dan değil, sizin gibi insanlardan nefret ediyorum.
Bianca'nın çektiği videoda Trump destekçileri olarak başkalarına da sorun çıkardıkları ve sözel tacizde bulundukları görülüyor.
[YOUTUBE]VI5_SkDuGBo[/YOUTUBE]
Dünya'daki İnsan Sayısını 10 Bine Düşürerek Evrimi Tıkayan Volkanik Patlama: Toba Faciası
Son 25 milyon yılın en büyük volkanik patlaması için Sözlük yazarları bizi günümüzden yaklaşık 75 bin yıl öncesine götürüyorlar.
![]()
imdiki toba gölü'nde meydana gelmiş. bu patlama öyle şiddetliymiş ki, patlama sonucu kilometrelerce uzakta olan hindistan yarımadası bile tamamen 15 cm kalınlığında kül tabakası ile kaplanmış. atmosfere milyarlarca ton sülfürik asit yayılmış. patlama esnasında önce bütün dünya genelinde sıcaklıklar 9 derece kadar artmış lakin sonraki uzun yıllar boyunca atmosferdeki partiküller nedeniyle küçük bir buzul çağı başlamış.
![]()
işin enterasan tarafı ise şu ki, araştırmalara göre, insan nesli yaklaşık 250.000 yıldır dünyada olmasına rağmen, genetik çeşitliliğimiz çok az. bir teoriye göre, toba patlaması dünyadaki insan popülasyonunu 1000 ila 10000 kişiye kadar düşürdüğü için insanın evrim sürecinde bir tıkanıklık olmuş.
![]()
yani, toba patlaması ile beraber 180.000 yıllık evrim birkimimizin çok büyük kısmını kaybedip, kalan bir kaç bin kişiden tekrar üremişiz. çok küçük bir popülasyondan tekrar ürediğimiz için günümüz insan popülasyonunun genetik çeşitliliği 250.000 yıllık bir türden beklenen genetik çeşitlilikten daha az olmuş.
bilimadamlarının gronland da yaptığı çalışmalarda, inceledikleri 75 bin yıllık buz katmanlarında buldukları sülfürden yola çıkarak ortaya çıkardıkları faciadır.
dünya nüfusu o güne kadar 60 milyonken, gerçekleşen patlama ve doğrudan getirisi olan kimi olayların neticesinde nüfus bi'kaç binlere kadar düşmüştür.
![]()
bilimadamları tarafından buzul çağını hızlandırdığı iddia edilen facia. yanardağın patlamasından sonra güneş ışınları uzun bir süre dünyaya gelememiş ve bunun sonucunda tüm dünyada küresel kış mevsimi yaşanmıştır. patlamadan beş yıl sonrasında dünyada ısı -10 ila -30 arasında olmuştur.
bu olumsuz sonuçlar neticesinde başta stegodon olmak üzere bir çok memeli yok olmuş ayrıca insan ırkı yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. bilimadamları bu döneme insan ırkının karanlık çağı olarak adlandırır.
![]()
patlamanın üzerinden ancak 10 yıl geçtikten sonra kül ve toz bulutu ortdana kalmaya başlamış ve hayat normale dönüş sürecine girmiştir.
sociologist
insan nufusunu 60 milyondan 2 bine dusuren bu patlama eger gerceklesmeseydi, insanoglu su anki bilim/teknoloji seviyesine muhtemelen onbinlerce yil once ulasacakti.
Tarafsız Bir Gözle ve Minimum Yorumla: Kudüs'ün Sorunlarla Dolu Tarihi
Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıdığını açıklamasıyla alevlenen Kudüs sorunu aslında yeni bir şey değil. Çok ama çok eski bir mevzunun yeni bir uzantısı. Birçok din ve birçok ülke için çok önemli bir yer olan Kudüs'ün tarihine kısaca bakıyoruz.
![]()
kudüs'ün tarihini tarafsız olarak hem dini hem de siyasi anlamda objektif olarak değerlendirmek gerekir ki zaman zaman ana haberlerde görülen orta doğu ile ilgili haberler kısmen de olsa doğru yorumlanabilsin.
minimum yorumla nacizane bunları sıralamak gerekirse:
dini tarihi bakımından önemi
- yahudi inancına göre dünya kudusten yaratılmaya başlanmıştır.
- kubbetü's-sahra içinde bulunan ilk taş (hacer i muallak) , hz. ibrahim 'in üzerinde oğlunu (yahudilere göre ishak müslümanlara göre ismail) kurban etmek istediği taştır.
- hz. muhammed burdan miraca yükselmiş,elinin izini bırakmış, secde etmiştir.
savaş tarihi
aslında m.ö. 1000 yılına kadar sakin bir tarihi olan şehir, hz.davud'un burayı israil in başkenti yapmasıyla hızlı ve kanlı tarihini yaşamaya başlar, ve tüm ayrım israiloğullarının ishak'tan, filistinlilerin de ismailden geldikleri varsayımı üzerine başlamıştır.
coğrafi olarak da şehrin kurulduğu yerlerde hem su bulunması, hem dağlık oluşu sebebiyle savaşa uygunluğu, ekonomik bir geçit konumunda olması şehri her zaman cazip kılmıştır.hz. davudun, hz. musa ya gönderilen 10 emri içeren taş tabletleri koyduğu sandığı ( ahit sandığı) bu şehre koyması dönüm noktası olmuştur şehir için. hz.davud un oğlu süleyman da bu sandığı koymak için bir tapınak yaptırmıştır şehirde.
ahit sandığıyla ilgili
ahit sandığı kutsal emanetlerin bulunduğu kuranda da geçen sandıktır.
taş levhalar, tevratın orjinal nushası, musanın asası bulunduğu rivayet edilir.
islama göre sandık mehdi tarafından ortaya çıkarılıcak,
hristiyanlığa göre ise sandık tapınakla yokolmuştur.
daha sonra bilindik evreler, el değiştirmeler. bunlara dair söylenebilecek önemli noktalarsa :
-asurlular ın ele geçirmesi ve 10 yahudi kabilesini kovması sonucu, hala dna testleri ile bu kayıp 10 yahudi kabilesi mensupları aranmaktadır.
-daha sonra babil kralı nebukatnezar ın ele geçirmesi sonrası tüm yahudi halkını sürgüne yollamıştır, ahit sandığının içinde bulunduğu tapınağı yıkmıştır, hazineler yağmalanmıştır ve yahudiler sürgüne gönderilmiştir. ve bu sürgün aslında yahudilere ulusal bir kimlik kazanmaları yolundaki ilk adım olmuştur.
hatta bu zamanlardan kalan söz için: "seni unutursam ey kudüs, sağ elim hünerini unutsun"
- daha sonra babillileri yenen persler, yahudilere geri dönüş izni vermiş ve tapınak tekrar inşa edilmiştir.
-persleri de iskender yıkmıştır.
- daha sonra roma zamanı başlar kudüs için ve kral herot harem-i şerif i bugünkü haline getirir. ancak imparator neron ikinci tapınağı yıktıktan sonra aziz helena nın kudüse gidip hz isa nın gerildiği çarmıhın parçalarını bulması ve romanın hristiyanlığı benimsemesi ile şehir artık hristiyanlar için de kutsal olmaya başlamıştır.
- daha sonra ise hz ömer 'in 637 de kenti fehtetmesiyle kudüs 450 yıllık bir barış dönemide girmiştir.. ta ki haçlı seferlerine kadar.
haçlı seferleri
haçlı seferlerinin en bilinen sebepleri, o zamanlardaki batı avrupadaki çatışmalar, bizansın zayıflaması, yaklaşan türk tehditi, vatikan ın hristiyanları birleştirme isteği olsa da, asıl amaç bu hristiyanlığın doğduğu kutsal toprakları müslüman tehditinden kurtarmaktır.
herkesin bildiği üzere anadolu üzerinden kudüse ilerleyen bu ordu kudüsü ele geçirmiş, tüm cami ve sinegogları yıkmıştır. ama kurulan krallık 88 yıl ayakta kalabilmiştir. 1187 de selahattin eyyubi kudüsü fethetmiştir, haçlı ordusunu yenmiştir ve hz isa nın bazı eşyalarını da ele geçirmiştir.
2. haçlı seferinde fransız ve ingiliz kumandanlar akdenizden ilerlemesine rağmen alman kralı barbaros yine anadolu üzerinden ilerlemek isteyince
selçuklu sultanı ii. kılıçarslan 100.000 kişilik orduyu yok etmiştir.
fransızlar daha sonra geri dönmüştür ancak ingiliz kralı richard ( aslan yürekli richard) kudüse varmıştır. selahattin eyyubi ile savaşmadan anlaşmaya çalışmış, kardeşiyle selahattin kardeşini evlendirmek istemiştir.
bu seferler 200 yıl devam etmiş ve sonucunda:
papalık zayıflamış, bizansın ömrü uzamış, avrupanın sosyo ekonomik durumundaki etkiler reform rölesans ın çekirdeğini oluşturmuş, o da bugüne kadar olan olayların sebepleri olmuştur.
- daha sonra 1517 de yavuz sultan selim fethetmiştir kudüsü ve 400 yıllık barış sağlanmıştır. ( 9 yıl hariç- 9 yıl mısır valisi mehmet ali paşa yönetmiştir kudusü)
ve theodore herzl dönemi
1885 de yahudi düşmanlığının sonunun gelmeyeceğini düşünen theodore herzl, yahudi bir devlet kurmak amacıyla siyonizmi dinden siyasi bir boyuta taşımıştır. ilk siyonist kongre de 29 ağustos 1897 de basel de yapılmıştır ve filistin den toprak almak için banka kurulmuştur.
bu döneme ait bir anektod:
theodore herzl bu zamanlarda ii. abdulhamit den filistinden toprak istemiştir. karşılığında da osmanlının borçlarını yahudilerin ödemesini teklif etmiştir.
ama abdulhamit " kanla alınan topraklar ancak kanla verilir." cevabıyla tarihe önemli bir not düşmüştür.
birinci dünya savaşı öncesi
birinci dünya savaşı öncesi ingiltere, hem serif hüseyin e arap krallığının başına geçme sözü, hem de yahudilere kutsal topraklarını geri verme sözü vermiştir.
yahudiler buna karşılık görevlerini yerine getirmişlerdir. hatta çanakkale savaşında 800 kişilik bir yahudi katır birliği (alayı) ulaştırma alanında hizmet vermiştir. ayrıca ortadoğudaki bazı yahudi kesimler de ajanlık yapmıştır. karşılığınıda da 1917 balfour deklarasyonu nda almıştır.
bundan sonra yahudiler kudüste haganah gibi örgütlerle araplara ve ingilizlere direnmişledir.
bu döneme ait bir anektod ise:
o dönemlerde ingilizlerin karargah olarak kullandıkları king david oteli dinamitlenmesi ve bunun çoğu terör uzmanı tarihçiler tarafından modern terörün ilk gerçek eylemi olarak nitelendirmeleridir.
1948
bu yılda kudüs, yarısı israil yarısı ürdün de olmak üzere bölünmüş bir kent olmuştur. ancak daha eski olan taraf ürdün tarafında kalmıştır.
daha sonra der yasin( filistin'de bir köy) katliamı yaşanmış, 90 kadar arap ölmüştür. şu anda bile israil haritarında bu yerleşim yeri yoktur.
1967
6 gün savaşları bu tarihe olmuştur ve bm bir ateşkes yayınlamıştır iki ülke arasında. bu zamana dair bir anektod da dönemin israil başbakanı golda mayer in radyodan yaptığı konuşmasında söylediği :
"kimse israil sınırlarının 6 gün öncesi gibi olacağını düşünmesin" demesidir.
sonuçta israil toprakları 2 kat artmış, batı duvarı nın ( ağlama duvarı) kontrolü israil e geçmiştir.
bu zamandan sonra ise cenevre sözleşmesi ne göre işgal topraklarında yıkımın yasak olmasına rağmen, kudüs çevresindeki insanlar gitmeye zorlanmışlardır.
ve daha sonra da silahla değil de parayla savaş başlamıştır.
birçok yahudi organizasyonu kudüs çevresindeki müslüman evleri almaya çalışmışlar, yerine göre 3 ya da 4 milyon doları gözden çıkarmışlardır. amaç kudusu yahudi toprağı yapmak tamamen tabii.
bu satışların önüne geçmek için filistinli bazı örgütler de "toprağını satanın katli vaciptir." diyerek direnmeye çalışmış fakat çok başarılı olamamışlardır. satın alınan yerlerin içinde yunan ortadoks klisesine ait imperyal otel de mevcuttur.
bu zamana ait bir haber linki:
http://www.tumgazeteler.com/…berleri/emperyal-otel/
yeni yapılan müslüman binaları ise yıkılıyor, yıkım parası da evi yapandan alınıyormuş.
son yıllardaki durum
-avustralyalı bir hristiyanın tanrıdan aldığını idda ettiği emirle el aksa camii ni yakmak istemesi (1969)
buna ait bir haber paragrafı:
arap devlet adamları, israil ile olan savaşlarında halklarını teşvik edebilmek için din faktörüne sarıldılar, cihat ilan ettiler, fedayinleri cephelere sürdüler. neticede, arap ve yahudi milliyetçilikleri arasındaki bir toprak kavgasını, bir müslüman-musevi çatışmasına dönüştürmek için ellerinden geleni yaptılar. 1969 senesinde avustralyalı dengesiz bir hıristiyanın el aksa camiinde yangın çıkarma teşebbüsünü yahudilere mal edip islam konferansı örgütünü kurdular ve islam dünyasını kavgalarına taraf ettiler.
- arkeolojik çalışmalarının ve tünellerin tartışmalarıları,
http://www.tumgazeteler.com/?a=4709392
-harem-ül şerif in altına tuneller inşa edildiği iddası,
resimler incelenebilir: http://www.izafet.com/…n-altinda-ne-sakliyor-c.html
-ağlama duvarının önündeki havlunun yapım aşamasında yaşananlar,
-fanatik yahudilerin 1969 ve 82 yılları arasında patlayıcılar kullanarak bu camiileri tahrip etme girişimleri,
-1990 da 30 filistinlinin ölmesi ve 800 den fazlasının yaralanmasıyla sonuçlanan kudüs katliamı,
http://tarihportal.blogspot.com/…-kuds-katliam.html
-1996 da israilin ağlama duvarının kuzey uzantısının ortaya çıkması ve sonrasındaki çatışmalar,( 61 filistin 15 israil askeri ölmüştür.)
-ariel şaron un haremi şerif ziyareti,
http://www.hurriyetusa.com/…aber_detay.asp?id=10771
özetle
kudüs varoldukça savaşın her türlüsününü mümkün kılacaktır ve bunun karşısında kutsal özelliklerini korumaya çalışacaktır.
işin aslı sadece teknolojik ve ekonomik şartlar ışığında filistin halkını mağdur görüp taraf olmamaktır. ayrıca türk tarihi penceresinden bakılarak araplarla çok da parlak olmayan ilişkiler geçirdiğimizi bilmek gerekir. hala internette herhangi bir uluslararası platformda deneyin, atatürk e küfür edecek en cüretkar toplumun araplar olduğunu görürsünüz. bizim milletimizin zıpkın delikanlılarının suçu da illaki vardır tabiki.
ancak israil devletinin de gerek uluslararası kanunları, gerek insan haklarını, gerek hümanizmin bir devlet kanunları üzerinde olması gereken etkilerini hiçe saymaları gibi es geçilemeyecek politik hataları vardır.