Atatürk ve Din

  • Kullanıcı iFt
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Genel Tartışma
Konu sahibi son olarak 891 gün önce görüldü
AtAßeY düşüncelerinizin bi yerine kadar katılıyorum. Tarihin yıllarca yanlış anlatıldığını savunuyorum . Ben atatürk düşmanı değilim olamamamda fakat bazı gerçekleri de iyice araştırıp öğrenmek uyanmak gerekir diye düşünüyorum. Düşüncelerinize saygım sonsuz. aynı hasasiyeti sizlerden de beklierm hayırlı günler..
 
Tarih yanlış anlatılıyor değil,her ülke gelecek nesillere tarihte yaptığı iyi yönlerden elbet bahseder. Vatan,millet sevgisi aşılamak için. Tarih Atatürk ile başlamıyor. Arapların türklere yaptıkları da var,osmanlı nın Türklere,alevilere karsı yaptikları da. Burada birşeyleri yererken iyi düşünmek gerek.
 
Atatürkçüler ille İslam tartışacaksa hadi gelin Mustafa Kemal’in yıllarca gizlenen konuşmala*rını raflardan indirelim.


Göze alabiliyorsanız, O’nun Kazım Karabekir’e “herşeyden önce din anlayışını kaldırmalı*yız” dediğini ortaokul din kitaplarına koyalım. Bir İngiliz yazara söylediği “benim dinim yok. Ba*zen bütün dinler denizin dibine batsın istiyorum” sözlerini Diyanet İşleri Başkanlığı’nın girişine asalım...

Bunları Atatürkün dediği kaynaklarda mevcuttur ..






Bu kaynakları görmemiz mümkün müdür?
Yerini söyleyin gidip bakalım yada elinizde varsa burada paylaşın görelim
Ama lütfen bu kaynakların altında Atatürk`ün ıslak imzası bulunsun
 
bence ALLAH a dua etmeliyiz ki şuan Mustafa Kemal ATATÜRK ü bize vesile kılmasaydı müslüman olarak yaşamazdık..Ayrıca islama karşı olsaydı;
eşi
latife-hanc4b1m3.jpg

annesi
z_beyde_han_m1.jpg

kardeşi
forumdasnetatatrkkizkar.gif


önce bu kadınları soyması gerekirdi diye düşünüyorum.
 
Çok ciddiyim dindar değildi.
din ile ilgili tek bir söylemi yok.
müslüman olduğuna dair tek kelimesi yok. İnandığı için kurmadı idealleri için ve bir milletin kaderini değiştirmek için kurdu. Tek başına da değildi.

Atatürk, Fransız gazeteci Maurice Perno’nun, din hakkında sorduğu sorulara şu cevabı verir:

“Siyasetimiz dine aykırı olmak şöyle dursun, din bakımından eksik bile hissediyoruz. Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır, demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum. fiuûra aykırı, ilerlemeye engel hiçbir şey içermiyor…” (Enver Ziya KARAL, Atatürk’ten Düşünceler, s 73).


30.10.1922 tarihli meclis müzakerelerinde, Atatürk şöyle der:

“…Hz. Muhammed, çocukluk ve gençlik günlerini geçirdi. Fakat henüz peygamber olmadı. Yüzü nûranî, sözü rûhânî, rüşd-i rü’yette bedelsiz, sözünde sadık, hilm-ü mürüvvetçe başkalarına üstün olan Muhammed Mustafa, evvelâ bu hususi vasıflarıyla kabilesi içinde “Muhammed’ül Emin” oldu. Ondan sonra ancak kırk yaşında nübüvvet ve kırk üç yaşında risâlet geldi. Fahr-i âlem efendimiz sonsuz tehlikeler içinde, sonsuz mihnetler karşısında yirmi sene çalıştı ve İslam dinini kurmaya ait vazifesini ifaya muvaffak olduktan sonra vefat etti.” (Borak, s 37)

Dolmabahçe sarayında, tercüme bir kitabın kendisine arz edildiği bir mecliste, Atatürk şu sözleri sarfeder: “Hz. Muhammed’in bir avuç imanlı Müslümanla mahşer gibi kalabalık ve alabildiğine zengin Kureyş ordusuna karşı Bedir meydan muharebesinde kazandığı zafer, fâni insanların kârı değildir, O’nun peygamberliğinin en kuvvetli delili işte bu savaştır.” (Ahmet GÜRTAŞ, Atatürk ve Din Eğitimi, s 26-27).

Atatürk’ün, çeşitli vesilelerle açıkladığı İslamiyet ve Peygamberimizle ilgili görüşleri apaçık ortadadır. Bunun üzerine yorum yapmaya bile gerek yoktur. Son olarak peygamberimiz ile ilgili sarf ettiği şu sözü dikkatle okuyalım: “O, Allah’ın birinci ve en büyük kuludur. Onun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Benim, senin adın silinir, fakat sonuca kadar o ölümsüzdür.” (Utkan KOCATÜRK, Atatürk’ün fikir ve Düşünceleri, s 208).


Atatürk'ün manevi kızı Sabiha Gökçen Mustafa Kemal şöyle anlatıyor:
.
"Ata'nın elini öpmek üzere yanına girdim. İşleri ile meşguldü. Bir süre ayakta bekledim. Birden derin bir iç geçirdi. Ve "Allah" dedi. O bunu sık sık tekrarladı. Atatürk hakkında evvelce çok şeyler duymuştum. Bu tesirle olacak bir hayli şaşırdım. Onun ağzından Allah kelimesini duymak beni bir hayli şaşırtmış ve heyecanlandırmıştı. Atanın yüzüne şaşkınca bakmış olacağım ki,
.
-"Sen dindar mısın" diye sordu?
.
-"Evet dindarım" dedim. Ve bu cevabımı nasıl karşılayacağını anlamak için ürkek ürkek yüzüne baktım. Cevabım hoşuna gitmişti.
.
"Çok iyi, Allah, büyük bir kuvvettir. Ona inanmak lazımdır" dedi. Ve bu konuda uzun uzun izahat verdi. Ben de o zaman anladım ki, Atatürk hakkında söylenenlerin aslı yoktur. Ve Ata, bütün söylenenlerin hilafında dindar bir insandı.11
.
Atatürk'ün diğer manevi kızı Ülkü Şüküllüoğlu anlatıyor:
.

"Annemi Zübeyde Hanım büyütmüştür. Onun anneme anlattığı bir anıyı aktarayım. Atatürk, 25 Ağustos'ta Kocatepe'ye çıktığı zaman orada şöyle dua ediyor: "Allah'ım senin bana verdiğin fikir ve zeka ile ben bütün planlarımı gerçekleştirdim. Bundan sonrası artık senin mukadderatın…" O, Allah'ına inanan bir insandı. Paşa, Ramazan'da Dolmabahçe'de veya Çankaya'da olduğunda anneme "Vasfiye oruç tutuyor musun?" diye sorarmış, annem "tutuyorum" dediğinde çok memnun kalırmış. Bana hastalandığımda dua ettirirdi, kendi de ederdi. Çok iyi hatırlıyorum, tifo geçiriyordum çok üzülmüş beni kurtarması için Allah'a dua etmiş. Annesi Zübeyde hanım da çok dindarmış. Anneme daha 7 yaşındayken Kuran dersi aldırmaya başlamış. Kız kardeşi Makbule hanımın da devamlı namaz kıldığını biliyorum."12
.
Safiye Ayla anlatıyor:
.
"Annesi Zübeyde hanım da ablası Makbule hanım da çok dindar insanlardı. Namaz kılarlardı. Tam dindar bir aile ortamında yetişti. Atatürk de dindar bir insandı. Çok beğendiği Hafız Yaşar vardı. O Kuran okunurken gözlerinden yaşlar okunurdu. Hatta bütün hocaları toplayıp ayetleri okuyup izah ederek incelemeler yapardı. Bana "Allah'ın sana verdiği lütfu unutma ve bununla şımarma, mütevazi ol, daima Allah'a şükret" derdi. Kendisine "Paşam şunu yaptın, bunu yaptın" diyenlere "Bana Allah yardım etti, ben talihli bir insanım derdi." 13
.
Vasfi Rıza Zobu anlatıyor:
"Hz. Peygambere çok hürmet ederdi. Peygamberlerin çok sağlıklı bir muhakemeye vakıf olduğuna kaniydi. Bir gece Hz. Peygamberin askeri dehasından bahsediyordu. Orada hiç Muhammed (sav) damedi... Onun dine, fikre saygılı bir kişiliği vardı. Kuran'a da çok hürmeti vardı. Yanında üç hafız vardı. Hafız Yaşar, Hafız Hüseyin, Hafız Mehmet. Ben o hafızları, onun yanında Çankaya'da tanıdım. Saygıyla dinlerdi. Onun karşı olduğu yobazlık ve hurafelerdi." 14
.
Cemal Kutay anlatıyor:
"Dünyada Atatürk kadar İslam Dinini mana ve mefhumuyla kavramış ve onu aslına iade etmek için büyük kavga yapmış başka bir insan yoktur. Mustafa Kemal 1300 sene sonra Hazreti Muhammed (sav)'in ruhunu şadedecek esaslar getirmiştir. Bugün secde-i Rahmana alın koyabiliyorlarsa bu onun sayesindedir. Bugün en geçerli iki meal, Ömer Rıza Doğrul ve Ahmet Hamdi Akseki mealleridir. İkisini de Mustafa Kemal yaptırmıştır. Muhammed ismini kullananları kesinlikle affetmezdi. "O büyük insana layık olamazsa ne olacak" derdi." 15
.

Hüseyin Rauf (Orbay)'ın (1880-1964) başkanı olduğu TBMM Hükümeti'nin üyeleri ve din adamları Cumhuriyet ilan edilmeden önceki günlerde bir törende görülüyor.
Süreyya Koral (Kılıç Alinin eski eşi) anlatıyor:
.
"Laikti. Laiklik dinsizlik değildir... Kuran'ın Türkçeleştirilmesi dinin anlaşılmasına vesile olan büyük bir hizmettir. O, dinin politika aracı olarak kullanılmasına ve istismarına karşıydı ve buna hiçbir zaman izin vermedi." 16
.
Büyük Önder'i tanıyanların da ifade ettiği gibi, Atamız, dine ve manevi inançlarına bağlı ve saygılı bir liderdi. Atatürk'ün İslam Dinini, Kuran'ı, Peygamberimiz (sav)'i öven ve milletimizi İslam Dinini yaşamaya davet eden pek çok sözleri mevcuttur. İşte bu sözlerden bir kaçı:
.
" İnsanların mücadelelerinde en kuvvetli istihkam (barikat), iman dolu göğüsleridir" 17
.
"Din vicdan işidir. Herkes vicdanının sesini uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünce ve düşünceye muhalif değiliz. Biz sadece din işlerini milletin işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kaste ve fiile dayanan taassuplar hareketlerden sakınıyoruz." 18
.
"Ey millet! Allah birdir. Şanı büyüktür. Allah'ın selameti, sevgisi ve hayrı üzerinize olsun. Peygamber Efendimiz hazretleri, Cenab-ı Hak tarafından insanlara dini hakikatleri duyurmaya memur ve elçi olmuştur. Koyduğu esas kanunlar cümlemizce malumdur ki, Kur'andaki anlamı açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor." 19
.
"Din vardır ve lazımdır. Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur"20

"Bizim dinimiz en makul ve en tabi dindir ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur."23
"Milletimiz din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete sahiptir. Bu faziletleri, hiçbir kuvvet milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz da." 21
.
"Camilerin mukaddes minberleri halkın ruhi, ahlaki gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklardır. Minberlerden halkın anlayabileceği dille ruh ve beyne hitap edebilmekte, Müslümanların vücudu canlanır, beyni temizlenir, imanı
kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur." 22
.
"Ey Arkadaşlar! Tanrı birdir, büyüktür- Adalet-i ilahiye, O'nun tecellilerine bakarak diyebiliriz ki, insanlar iki sınıfta, iki devrede mütalaa olunabilir, ilk devir insanlığın çocukluk ve gençlik devridir. İkinci devir, insanligin kemal (olgunluk) devridir."24
.
"Ey millet! Allah birdir, şanı büyüktür. Allah'ın selameti, atıfeti ve hayrı üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri, Cenab-ı Hak tarafından insanlara dini hakikatleri tebliğe memur ve resul olmuştur. Koyduğu esas kanunlar cümlemizce malumdur ki Kuran'i azimüssandaki husustur. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir, temel dindir. Çünkü dinimiz akla mantığa hakikate tamamen uyuyor. Eğer akli mantığa, hakikate uymamış olsaydı bununla diğer ilahi ve tabi kanunlar arasında aykırılıklar olmalı gerekirdi. Çünkü bütün kanunları yapan Cenab-ı Hak'tır."25
.
"Din vardır ve lazımdır. Temeli çok sağlam bir dinimiz var malzemesi iyi. Fakat bina uzun asırlardır ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe yeni harç yapıp binayi takviye etmek lüzumu hissedilmemiş. Aksine olarak birçok yabancı unsur binayı fazla hırpalamış. Bugün bu binaya dokunulamaz, tamir de edilemez. Ancak zamanla çatlaklar derinleşecek ve sağlam temeller üzerinde yeni bir bina kurmak lüzumu hasıl olacaktır."26



sanırım yeterlidir :) gerçekten sanki ATATÜRKle birlikte yaşamış gibi kesin konuşmanız tuhaf.Sadece internetten veya kütüphanelerden araştırma yapmalısınız :) Ayrıca ALLAH ve kul arasındadır belkide ben çok dindarım diyorumdur ama ALLAH katında hiçtir :) belkide o dinsiz görünüyordur ama tam dindardır bilemeyiz.
 
Vatan ve milletini satan, Dinden, imandan ve namustan bahsedemez.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk
 
Atatürk müslüman değildi.




"Atatürk'ün Uşağı Cemal Granda Anlatıyor" adlı kitaptan alıntıdır:


Din konusunda Atatürk'ün tam anlamıyla laik olduğu söylenebilir. Kimsenin inancına karışmaz, dindar kişilere saygı gösterir, yobazlara, softalara çok kızar, din kavramının sömürülmesine izin vermezdi.
Cumhuriyetin ilanından sonra din ve devlet işlerini birbirinden ayırınca rahat bir nefes almıştı. Laikliği çevresindekilere aşılamayı başarmıştı. Benim, yanında bulunduğum süre içinde hiç namaz kılmadı. Oruç da tutmadı.
Ramazanlarda içki içer, fakat kadir geceleri sofra bile kurdurtmazdı. Saygısı büyüktü.
Bazen mevlit dinlediği de olurdu. Sofrada Hafız Yaşar Bey'in mevlidini saygıyla dinlerdi.
Mevlidin Miraç bölümünde "Göklere çıktı Mustafa" denince gözleri yaşarırdı. O zaman hemen kolonya götürürdük. İnanışı samimiydi. Bence Allah'a inanıyordu.
Öyle "Allah" derdi ki yalnız kalınca, O'nun gibi kimse diyemez. Herkes çekilip yapayalnız kalınca gökyüzüne bakar, kendi kendine "Allah" derdi. Böyle güzel "Allah" diyen adam yoktur.

Dolmabahçe'de ezan
Bir yaz akşamı Dolmabahçe Sarayı'nda kadınlı, erkekli otuz kadar çağrılı vardı.
Yemek sona ererken Muayede Salonu'nun büyük kapısının parmaklıkları arasından güneş doğuyordu. Eşine çok az rastlanan muhteşem bir manzaraydı bu.
Atatürk'ün bir işaretiyle manevi kızlarından Nebile Hanım, sandalyesinin üzerine çıktı. İnce endamıyla bir heykeli andırıyordu. Başladı sabah ezanı okumaya. Ahenkli bir ses geniş salonda yankılandı.
Atatürk başını yukarı doğru kaldırmış, kendinden geçmiş bir halde ezanı dinliyordu. Bir an geldi, yanaklarından yaşlar süzülmeye başladı. (1)


GİZLİ İÇMEZDİ
Halife sıfatlı padişahların "gizli içtikleri" sır değildir.
8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal'ın da "gizli içtiğini" yakın çalışma arkadaşlarından çok kez dinledim.
Çikolata eşliğinde birkaç kadeh likör içermiş.
Ya Atatürk?
İçtiğini gizler miydi?
Atatürk'ün sofrasında 12 yıl hizmet veren Cemal Granda'nın kitabından bir anıyı özetle sunuyorum...

Atatürk: Padişahlar gizli içerdi
'Moda koyundayız. Sıcak bir yaz akşamı. Sakarya motoruyla bir deniz gezisine çıkmıştık. Mehtabın ilk günleriydi. Koyun manzarası Atatürk'ün çok hoşuna gitmişti.
Atatürk bize:
- "Buraya geldiğimizi kimse görmesin. Elektrikleri de söndürüp kendi kendimize rahat bir şekilde yeyip içelim. Mehtap da hazır" dedi.
Fakat daha on beş dakika bile geçmemişti ki, çevremizin sessiz sedasız sandallarla çevrilmekte olduğunu gördük. Atatürk sarıldığımızı görünce:
- "Karanlığın anlamı kalmadı. Elektrikleri yakın" dedi.
Ortalık ışıyınca beyaz yazlık elbiseleriyle gecenin içinde Atatürk'ün heybetli vücudu, bir heykel parlaklığıyla ortaya çıktı. O an denizin ortasında bir alkış sesi yükseldi. Bizim orada olduğumuzu öğrenen başka sandallar da kafileye katıldılar.
Atatürk, sevgi gösterisinde bulunan kalabalığa, sanki kendi konuklarıymış gibi sormaya başladı:
- "Size ne ikram edeyim, ne istersiniz?"
Sandallardaki kalabalık arasından sesler yükselmeye başladı:
- "Paşam seni isteriz."
Görülecek manzaraydı bu. Atatürk bir ara eliyle beni çağırdı:
- "Rakı, şarap ne varsa hepsini halka dağıt. Bana da bir şişe bırak" dedi.
Ben de ne kadar içki varsa, orada bulunan herkese dağıttım.
Bağırış, çağırış gırla gidiyor. O zaman Atatürk, karşısında coşan, sevgi gösterisi yapan halka doğru kadehini kaldırarak şöyle konuştu:
- "Vatandaşlarım... Buna rakı derler. Vaktiyle padişahlar gizli içerlerdi. Ben açık içiyorum. Siz de benimle beraber içiyorsunuz. Neticede unutmayın ki, ben de sizin gibi insanım." (2)


(*) Atatürk'ün Uşağı Cemal Granda Anlatıyor/Kristal Kitaplar, 2. baskı. (1) Sayfa: 222 (2) Sayfa: 215.



Oruç ve namaz hiçbir zaman olmadı. Has müslüman olduğuna dair metinler kişisel yorumdur. Elbette bunu uşak bilemez.

Ezan okutması hususunda da dine aykırı hareket etmiştir:


kadının ezan okuması ve kamet getirmesi mekruhtur.


Bidâyetü’l-Müctehid, 1:110; el-fıkhu’l-İslâmî ve Edilletühû, 1: 422.



Atatürk bir müslüman edasıyla bazı davranışlar içerisine muhakkak ki girdi. Fakat bunları tek cümleyle kendisi özetliyor.


"O gün için, öyle yapmak gerekiyordu."


Tüm bu yazdıklarım kötü mü? Olumsuzluk mu? Bence hayır.


Aksine, ne kadar iyi bir düşünür olduğunu görmemi ve kendisine olan ilgimin artmasını sağlıyor.


İyi ki müslüman değildi.
 
bence ALLAH a dua etmeliyiz ki şuan Mustafa Kemal ATATÜRK ü bize vesile kılmasaydı müslüman olarak yaşamazdık..Ayrıca islama karşı olsaydı;
eşi
latife-hanc4b1m3.jpg

annesi
z_beyde_han_m1.jpg

kardeşi
forumdasnetatatrkkizkar.gif


önce bu kadınları soyması gerekirdi diye düşünüyorum.


Müslüman olmayan birisi kadınları mı soyuyor?

Ben müslüman değilim. Annemin başını açmasını sağlamam mı gerekiyor?

Nasıl bir mantık bu?
 
Atatürk'ün dinine bağlı mı bağsız mı olduğunu tartışmak neden ki?
Düşünün şimdi, biz dinimize bağlı bir toplumuz değil mi? Ama bizi düşman askerinden kurtaran kişi dinine bağlı olmadığını düşündüğümüz kişi.

Atatürk dinin özgür irade ile yapıldığını düşünen kişi idi. En azından yaşam tarzından ve yaptıklarından bunu anlıyoruz.

Başörtü yasağı çok konuşuluyordu mesela, bu yüzden dinsiz de ilan edilmişti (Cumhuriyet'in kurulduğu yıllar) Peki eğer dinsizse o zaman elinden her şey geliyorsa neden camileri de kapattırmadı.

Her sözü kanundu değil mi?

Biraz daha geniş düşünsek ne olur ki?


Siz bu işleri kumdan kale yapmakla bir tutar gibi yorumda bulunmuşsunuz. Yapılan inkılapların yurt genelindeki yankılarından ve yaşanan olaylardan haberdar mısınız?

1920 yılından, kapatıldığı 1927 yılına kadar İstiklal Mahkemeleri'nin vatan hainliği gerekçesiyle kaç kişiyi ipe götürdüğünü biliyor musunuz?

Ki idam edilen kişiler elebaşlarından seçilmektedir. Bu insanların arkasında halk kitleleri de yer almaktadır şüphesiz.
 
Müslüman olmayan birisi kadınları mı soyuyor?

Ben müslüman değilim. Annemin başını açmasını sağlamam mı gerekiyor?

Nasıl bir mantık bu?

müslüman değil islam karşıtı olursa dedim orda yazımda soyarda demedim soyması gerekirdi dedim kinaye vardı yazdıklarımı başka yere çekmeniz ne kadarda manidar bir durum.
Ayrıca islama karşı olsaydı;önce bu kadınları soyması gerekirdi diye düşünüyorum.
bu yazdıgımı anlamayacak neyi kasdettigimi farketmeyecek kadar sabit fikirli olmamalısınız :)
 
Hala bu tartışma var mı ya :j Atatürk'ün hala müslüman olmadığına inananlar kaldı mı yani?
 
Siz bu işleri kumdan kale yapmakla bir tutar gibi yorumda bulunmuşsunuz. Yapılan inkılapların yurt genelindeki yankılarından ve yaşanan olaylardan haberdar mısınız?
1920 yılından, kapatıldığı 1927 yılına kadar İstiklal Mahkemeleri'nin vatan hainliği gerekçesiyle kaç kişiyi ipe götürdüğünü biliyor musunuz?

Ki idam edilen kişiler elebaşlarından seçilmektedir. Bu insanların arkasında halk kitleleri de yer almaktadır şüphesiz.

Sizin şu anda ki yazılarınız, açıklamanızdan çok saldırıya benziyor.

Bu işleri kumdan kale değil ama kumdan top yapmaya benzetebilirim.

Yankılarından ve yaşanan olayları haberdarlıktan ziyade okudum ve okuyorum da.
Siz peki o inkilapları yapan bir kişinin, istediği şeyi yapamayacağı kanaatine nasıl eriştiniz?

İpe götürülme nedenleri vardır. Kimse boşu boşuna öldürülmez. Herkesin bir gerekçesi vardır.

Ve unutmayın, şu anda bu düşünceleri düşünebiliyorsanız bu yazıları yazabiliyorsanız, bir özgür ülkedesiniz ve bu ülkenin de sahibi sizsiniz.

Siz bunlara atıfta bulunurken dinden çok, Atatürk'ün yaptığı inkilapları eleştriyorsunuz.
 
Atatürk müslüman değildi.




"Atatürk'ün Uşağı Cemal Granda Anlatıyor" adlı kitaptan alıntıdır:





(*) Atatürk'ün Uşağı Cemal Granda Anlatıyor/Kristal Kitaplar, 2. baskı. (1) Sayfa: 222 (2) Sayfa: 215.



Oruç ve namaz hiçbir zaman olmadı. Has müslüman olduğuna dair metinler kişisel yorumdur. Elbette bunu uşak bilemez.

Ezan okutması hususunda da dine aykırı hareket etmiştir:





Bidâyetü’l-Müctehid, 1:110; el-fıkhu’l-İslâmî ve Edilletühû, 1: 422.



Atatürk bir müslüman edasıyla bazı davranışlar içerisine muhakkak ki girdi. Fakat bunları tek cümleyle kendisi özetliyor.


"O gün için, öyle yapmak gerekiyordu."


Tüm bu yazdıklarım kötü mü? Olumsuzluk mu? Bence hayır.


Aksine, ne kadar iyi bir düşünür olduğunu görmemi ve kendisine olan ilgimin artmasını sağlıyor.


İyi ki müslüman değildi.

yorumunu düzelttim insanlara hakaret edemezsin böyle bir hakkı hiç bir kimse sana vermiyor. tartışma bölümünde herkes istedigi düşüncesini söyler sen düşünceni söyle ister bilir isterbilmez benimde yorumum oldugu için banada hakaret etmişsin ayıp
 


yorumunu düzelttim insanlara hakaret edemezsin böyle bir hakkı hiç bir kimse sana vermiyor. tartışma bölümünde herkes istedigi düşüncesini söyler sen düşünceni söyle ister bilir isterbilmez benimde yorumum oldugu için banada hakaret etmişsin ayıp

Benden size tavsiye. Aslı astarı olmayan, filancı yerde yazılmış edasıyla Atatürk'ü karalayan, aleyhindeki her yazıya körü körüne inandığı yetmezmiş gibi karşısındakilere cahil yaftalaması yapan insanlarla tartışmayın.

Evet, Atatürk laikçe yöneten bir liderdi. Ama bir insanın laikçe yönetmesi onu ateist yapmaz. Laiklik din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıysa, insan nasıl ateist olabilsin ki? Bir birey tek başına din midir? Hayır. Peki ya devlet midir? Hayır. Yahu insan teknik olarak laik olamaz zaten. Sadece laikçe yönetir. Laiklik bir inanç değil, yönetim biçimidir.

Milli Mücadele yıllarına gidelim mi peki? Müslüman olmayanlar neydi? Ya Çarlık Rusya hayranıydı, komünizm gelsin isterdi; yada ateist veya herhangi başka bir dine mensup olup Avrupa hayranıydı ve emperyalizme boyun eğerdi. Hatta Amerikan mandası isteyen bile vardı.

Komünizm veya emperyalizme boyun eğebilecek zihniyette bir adamın bu ülkeyi kurtarabileceğine mantığınız yatıyor mu? O zihniyette bir insan, hayranı olduğu devletlerin askerlerine göğüs mü gererdi, yoksa kendi elleriyle misafir mi ederdi?

Atatürk, sadece düşmana değil, o iğrenç sisteme öyle bir darbe vurdu ki, bugün bile hala yankıları devam ettiği için ısrarla karalanmaktadır. Atatürk, Müslüman Türk milletini bir dinsiz olarak değil, Allah'ın Müslüman bir kulu olarak kurtarma amacı gütmüştür.

Atatürk, laik sistemi getirirken Türk gençliğine dinsiz olmayı hedef göstermedi. Aksine Türkiye'de yaşayan her dinden insana özgürlüğü vadetti. Laikliğin temel amacı özgürlüktür.

Atatürk, emperyalist güçlere vurduğu o darbeyle, günümüz ezilen halklarına umut ışı olmaya devam ettiği için karalanmaktadır.

Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla...
 


Sizin şu anda ki yazılarınız, açıklamanızdan çok saldırıya benziyor.

Bu işleri kumdan kale değil ama kumdan top yapmaya benzetebilirim.

Yankılarından ve yaşanan olayları haberdarlıktan ziyade okudum ve okuyorum da.
Siz peki o inkilapları yapan bir kişinin, istediği şeyi yapamayacağı kanaatine nasıl eriştiniz?

İpe götürülme nedenleri vardır. Kimse boşu boşuna öldürülmez. Herkesin bir gerekçesi vardır.

Ve unutmayın, şu anda bu düşünceleri düşünebiliyorsanız bu yazıları yazabiliyorsanız, bir özgür ülkedesiniz ve bu ülkenin de sahibi sizsiniz.

Siz bunlara atıfta bulunurken dinden çok, Atatürk'ün yaptığı inkilapları eleştriyorsunuz.



Türkiye özgür bir ülke değil. İnkılapları ve izlenen yolu onayladığımı anlamamışsınız. Yazının sonunda vardı halbuki. Okuduklarınız yanlış o halde. Okuduklarınızı yazanlar, kumdan kale yapmakla karıştırmış konuyu.

Her istediğini yapabilecek gücü yoktu. Bu inkılapları yaparken bile ne kadar zorlandığını ve neler yaşadığını bilmeniz gerekir. Neler okudunuz bilmiyorum ama alıntı yaptığım kitaba benzer kitaplardan gitmeniz faydanıza olacaktır.


Tekrar ediyorum, daha ne düşündüğümü dahi anlamamışsınız. Yapılan inkılaplar ve cumhuriyetin kuruluşu, idam kararları gerekliydi. Savunuyorum.


Önce ne düşündüğümü anlayabilmeniz gerek tartışmak için. Lütfen.


yorumunu düzelttim insanlara hakaret edemezsin böyle bir hakkı hiç bir kimse sana vermiyor. tartışma bölümünde herkes istedigi düşüncesini söyler sen düşünceni söyle ister bilir isterbilmez benimde yorumum oldugu için banada hakaret etmişsin ayıp


Kimsenin şahsına hakaret etmedim. Meramımı argo ile anlattım ve argo da bir kültürdür.

Küfür, hakaret ile argo kullanımı farklıdır.


Benden size tavsiye. Aslı astarı olmayan, filancı yerde yazılmış edasıyla Atatürk'ü karalayan, aleyhindeki her yazıya körü körüne inandığı yetmezmiş gibi karşısındakilere cahil yaftalaması yapan insanlarla tartışmayın.

Evet, Atatürk laikçe yöneten bir liderdi. Ama bir insanın laikçe yönetmesi onu ateist yapmaz. Laiklik din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıysa, insan nasıl ateist olabilsin ki? Bir birey tek başına din midir? Hayır. Peki ya devlet midir? Hayır. Yahu insan teknik olarak laik olamaz zaten. Sadece laikçe yönetir. Laiklik bir inanç değil, yönetim biçimidir.

Milli Mücadele yıllarına gidelim mi peki? Müslüman olmayanlar neydi? Ya Çarlık Rusya hayranıydı, komünizm gelsin isterdi; yada ateist veya herhangi başka bir dine mensup olup Avrupa hayranıydı ve emperyalizme boyun eğerdi.

Komünizm veya emperyalizme boyun eğebilecek zihniyette bir adamın bu ülkeyi kurtarabileceğine mantığınız yatıyor mu? O zihniyette bir insan, hayranı olduğu devletlerin askerlerine göğüs mü gererdi, yoksa kendi elleriyle mi misafir ederdi?

Atatürk, sadece düşmana değil, o iğrenç sisteme öyle bir darbe vurdu ki, bugün bile hala yankıları devam ettiği için ısrarla karalanmaktadır. Atatürk, Müslüman Türk milletini bir dinsiz olarak değil, Allah'ın Müslüman bir kulu olarak kurtarma amacı gütmüştür.

Atatürk, laik sistemi getirirken Türk gençliğine dinsiz olmayı hedef göstermedi. Aksine Türkiye'de yaşayan her dinden insana özgürlüğü vadetti. Laikliğin temel amacı özgürlüktür.

Atatürk, emperyalist güçlere vurduğu o darbeyle, günümüz ezilen halklarına umut ışı olmaya devam ettiği için karalanmaktadır.

Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla...


Efendi, Kurtuluş Savaşı sürecinde Türkiye öz kaynaklarıyla bir şeyleri başarmış değil. Atatürk'ün önderlik ettiği ilişkiler çerçevesinde Rusya'dan muazzam miktarlarda yardımlar alındı. Ve Rusya ile olan gönül bağını Atatürk dillendirmiştir.



Atatürk'ün Hayat Stratejisi” isimiyle yayınlanan 45 dakikalık bir belgesel var. Bu belgeselde Atatürk'ün Rusya'ya olan sempatisi anlatıldı ve Atatürk’ün işgalci ülkelere karşı mücadele etmek için Sovyetlerden yardım istediği yer almakta. Dönemin Sovyet Rusyası lideri Vladimir Lenin’in talimatıyla Anadolu'ya askeri yardım gönderildi.

Hatta ve hatta Atatürk Ankara’da kendi kontrolünde Komünist Partisi kurdu. Atatürk Rusya'dan askeri ve mali yardım aldıktan sonra partiyi feshetti.



Atatürk tarafından kaleme alınarak kurtuluş savaşı sırasında Rusya devlet başkanı Lenin'e gönderilen resmi mektubun tam metni de aşağıdadır.


ekselans vladimir ilyiç ulyanov lenin,

emperyalist hükümetler aleyhine 26 nisan 1920 harekatı ve bunların tahakküm ve esareti hakkında bulunan mazlum insanların kurtulması amacını güden bolşevik ruslarla işbirliği ve harekatı kabul ediyoruz.

bolşevik kuvvetleri, gürcistan üzerine askeri harekat yapar veyahut takip edeceği siyaset ve göstereceği tesir ve nüfusla gürcistan'ın da bolşevik ittifakına dahil olmasını ve içlerindeki ingiliz kuvvetlerini çıkarmak üzere, bunlar aleyhine harekata başlamasını temin ederse türkiye hükümeti de emperyalist ermeni hükümeti üzerine askeri harekat icrasını ve azerbaycan hükümetini de bolşevik devletler zümresine ithal etmeyi taahhüt eyler.

evvela, milli topraklarımızı işgal altında bulunduran emperyalist kuvvetleri tart ve ileride emperyalizm aleyhine vuku bulacak müşterek mücadelemiz için dahili kuvvetlerimizi organize ettirmek üzere şimdilik ilk taksit olarak beş milyon altının ve kararlaştırılacak miktarda cephane vesaire harp vesaiti ve sıhhiye malzemesinin ve yalnız doğuda harekat icra edecek kuvvetler için erzakın rus sovyet cumhuriyetince temini rica olunur.

yüksek hürmetlerimin ve samimi duygularımın kabulünü rica eylerim.

tbmm reisi mustafa kemal




Diğer yandan Atatürk Meclis aşağıdaki konuşmayı yapmıştır.

tbmm'nin 22.01.1921 tarih, 1.devre, 1.içtima, 31.bahis, 3.cilt, 334.sayfa'daki atatürk'ün söylemlerini içeren gizli celse kayıtlarından alınmıştır.


efendiler, iki türlü önlem alınabilirdi. birisi doğrudan doğruya komünizm diyenin kafasını kırmak; diğeri rusya'dan gelen her adamı derhal denizden gelmiş ise vapurdan çıkarmamak, karadan gelmiş ise, sınırın dışına atmak gibi zorlayıcı, şiddetli, kırıcı önlem kullanmak.

bu önlemleri almak, iki noktadan yararsız görülmüştür. birincisi, iyi ilişkilerde bulunmayı gerekli saydığınız rusya cumhuriyeti tümüyle komunisttir. eğer böyle zorlayıcı önlem uygularsak, o halde kayıtsız koşulsuz ruslarla ilişkide bulunmamak gerekir.

oysa biz, birçok siyasal düşünce ile birçok neden ve etkenden dolayı ruslar'la temas ve ilişkide bulunmak ve görüşmek istedik ve istiyoruz ve isteyeceğiz.

o halde, uygulayacağımız önlemlerde dostluğunu istediğimiz bir ulusun, bir hükümetin ilkelerini tahkir etmemek zorundayız. işte bunun içindir ki zorlayıcı önlem kullanmak istemedik.

ikinci bir noktadan da zorlayıcı önlem kullanmayı yararlı görmedik;

bildiğiniz gibi bu düşünce akımlarına karşı, düşünceye dayanmayan kuvvetle karşılık vermek, o akımı yok etmedikten başka, herhangi bir kişiyle, herhangi bir insanla konuşulduğu zaman onun herhangi bir kişiyle, herhangi bir düşüncesini kuvvet zoru ile reddederseniz, o ısrar eder. ısrar ettikçe kendi kendini aldatmakta daha çok ileri gidebilir. bundan dolayı, düşünce akımları cebir ve şiddet ve kuvvetle reddedilmez. tersine takviye edilir. buna karşı en etkili çare, düşünce akımına karşı düşünceyi oluşturmak, düşünceye düşünce ile karşılık vermektir.

bundan dolayı, komünizmin memleket için, milletimiz için, dinimiz için, kabul edilmez olduğunu anlatmak, yani kamuoyunu aydınlatmak en yararlı çare görülmüştür...



Unutulmamalıdır ve bilinmelidir ki, bu konuşma mecliste yükselen muhalif seslere hitaben yapılmıştır.






İyi forumlar.
 


müslüman değil islam karşıtı olursa dedim orda yazımda soyarda demedim soyması gerekirdi dedim kinaye vardı yazdıklarımı başka yere çekmeniz ne kadarda manidar bir durum. bu yazdıgımı anlamayacak neyi kasdettigimi farketmeyecek kadar sabit fikirli olmamalısınız :)


Öyle bir gereklilik yok. Ben de bunu anlatmaya çalıştım. Umarım anlayabilirsiniz.

İyi forumlar.
 
@Phoibos Size yanıt vereceğim lakin şu anda çıkmak zorundayım.
Eş geçtiğimi kimsenin düşünmesini istemiyorum.

Ayrıca kitap alıntılarıyla konuşsacaksak, googleden sürekli alıntılarla gelirim.
Ben sizin okuduğunuzdan anladığınızla ilgilenirim, yazarın yazdığı da bir düşüncedir unutmayın. Bu düşünceyi sizin nasıl baktığınız önemlidir.
(söyleyişiler hariç)
 
@Phoibos Size yanıt vereceğim lakin şu anda çıkmak zorundayım.
Eş geçtiğimi kimsenin düşünmesini istemiyorum.

Ayrıca kitap alıntılarıyla konuşsacaksak, googleden sürekli alıntılarla gelirim.
Ben sizin okuduğunuzdan anladığınızla ilgilenirim, yazarın yazdığı da bir düşüncedir unutmayın. Bu düşünceyi sizin nasıl baktığınız önemlidir.
(söyleyişiler hariç)



Meclis kayıtlarından bahsediyorum. Argümansız, delilsiz tartışma olmaz. Sürekli bencelerle konuşmak mümkün değildir.

Olayları elbette yorumlarız ama yorum yapabilmek için bilgi olmalıdır. Bildiklerimi size ispat etmem gerekir ki tatmin olun.


Bu ispat için de delil sunmalıyım. Delilleri yeri geliyor kaynaktan kendim internet ortamına aktarıyorum, yeri geliyor internete aktarılmış halini buluyorum.

Şunu yakalamalıyız diye düşünüyorum; sonuçta bilgimi ve birikimimi aktarıyorum. Düşüncelerim alıntı değil ve bana ait. Düşüncelerimi desteklemek için ise kaynaklara başvuruyorum. Bundan daha doğal hiçbir şey olamaz.


Mesela, Atatürk'ün Arap Kralı'na yazdığı mektup ile ilgili yaygaraları biliyorsunuzdur. Böyle bir mektubun var olmadığını söyleyenler de çok oldu. Kafa karıştırdılar.


Mektubun fotoğrafını yayınladım. Bu yanlış bir şey değil. Size Ali'nin, Veli'nin yorumunu aktarmıyorum nihayetinde.
 
benim yorumumda dahil en son yazılan hakaret içerikli konuyu saptıran konu dışına çıkılan yorumlar silinmiştir sakinleşin konu bir süre kilit.
 
Geri