Sizin şu anda ki yazılarınız, açıklamanızdan çok saldırıya benziyor.
Bu işleri kumdan kale değil ama kumdan top yapmaya benzetebilirim.
Yankılarından ve yaşanan olayları haberdarlıktan ziyade okudum ve okuyorum da.
Siz peki o inkilapları yapan bir kişinin, istediği şeyi yapamayacağı kanaatine nasıl eriştiniz?
İpe götürülme nedenleri vardır. Kimse boşu boşuna öldürülmez. Herkesin bir gerekçesi vardır.
Ve unutmayın, şu anda bu düşünceleri düşünebiliyorsanız bu yazıları yazabiliyorsanız, bir özgür ülkedesiniz ve bu ülkenin de sahibi sizsiniz.
Siz bunlara atıfta bulunurken dinden çok, Atatürk'ün yaptığı inkilapları eleştriyorsunuz.
Türkiye özgür bir ülke değil. İnkılapları ve izlenen yolu onayladığımı anlamamışsınız. Yazının sonunda vardı halbuki. Okuduklarınız yanlış o halde. Okuduklarınızı yazanlar, kumdan kale yapmakla karıştırmış konuyu.
Her istediğini yapabilecek gücü yoktu. Bu inkılapları yaparken bile ne kadar zorlandığını ve neler yaşadığını bilmeniz gerekir. Neler okudunuz bilmiyorum ama alıntı yaptığım kitaba benzer kitaplardan gitmeniz faydanıza olacaktır.
Tekrar ediyorum, daha ne düşündüğümü dahi anlamamışsınız. Yapılan inkılaplar ve cumhuriyetin kuruluşu, idam kararları gerekliydi. Savunuyorum.
Önce ne düşündüğümü anlayabilmeniz gerek tartışmak için. Lütfen.
yorumunu düzelttim insanlara hakaret edemezsin böyle bir hakkı hiç bir kimse sana vermiyor. tartışma bölümünde herkes istedigi düşüncesini söyler sen düşünceni söyle ister bilir isterbilmez benimde yorumum oldugu için banada hakaret etmişsin ayıp
Kimsenin şahsına hakaret etmedim. Meramımı argo ile anlattım ve argo da bir kültürdür.
Küfür, hakaret ile argo kullanımı farklıdır.
Benden size tavsiye. Aslı astarı olmayan, filancı yerde yazılmış edasıyla Atatürk'ü karalayan, aleyhindeki her yazıya körü körüne inandığı yetmezmiş gibi karşısındakilere cahil yaftalaması yapan insanlarla tartışmayın.
Evet, Atatürk laikçe yöneten bir liderdi. Ama bir insanın laikçe yönetmesi onu ateist yapmaz. Laiklik din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıysa, insan nasıl ateist olabilsin ki? Bir birey tek başına din midir? Hayır. Peki ya devlet midir? Hayır. Yahu insan teknik olarak laik olamaz zaten. Sadece laikçe yönetir. Laiklik bir inanç değil, yönetim biçimidir.
Milli Mücadele yıllarına gidelim mi peki? Müslüman olmayanlar neydi? Ya Çarlık Rusya hayranıydı, komünizm gelsin isterdi; yada ateist veya herhangi başka bir dine mensup olup Avrupa hayranıydı ve emperyalizme boyun eğerdi.
Komünizm veya emperyalizme boyun eğebilecek zihniyette bir adamın bu ülkeyi kurtarabileceğine mantığınız yatıyor mu? O zihniyette bir insan, hayranı olduğu devletlerin askerlerine göğüs mü gererdi, yoksa kendi elleriyle mi misafir ederdi?
Atatürk, sadece düşmana değil, o iğrenç sisteme öyle bir darbe vurdu ki, bugün bile hala yankıları devam ettiği için ısrarla karalanmaktadır. Atatürk, Müslüman Türk milletini bir dinsiz olarak değil, Allah'ın Müslüman bir kulu olarak kurtarma amacı gütmüştür.
Atatürk, laik sistemi getirirken Türk gençliğine dinsiz olmayı hedef göstermedi. Aksine Türkiye'de yaşayan her dinden insana özgürlüğü vadetti. Laikliğin temel amacı özgürlüktür.
Atatürk, emperyalist güçlere vurduğu o darbeyle, günümüz ezilen halklarına umut ışı olmaya devam ettiği için karalanmaktadır.
Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla...
Efendi, Kurtuluş Savaşı sürecinde Türkiye öz kaynaklarıyla bir şeyleri başarmış değil. Atatürk'ün önderlik ettiği ilişkiler çerçevesinde Rusya'dan muazzam miktarlarda yardımlar alındı. Ve Rusya ile olan gönül bağını Atatürk dillendirmiştir.
Atatürk'ün Hayat Stratejisi” isimiyle yayınlanan 45 dakikalık bir belgesel var. Bu belgeselde Atatürk'ün Rusya'ya olan sempatisi anlatıldı ve Atatürk’ün işgalci ülkelere karşı mücadele etmek için Sovyetlerden yardım istediği yer almakta. Dönemin Sovyet Rusyası lideri Vladimir Lenin’in talimatıyla Anadolu'ya askeri yardım gönderildi.
Hatta ve hatta Atatürk Ankara’da kendi kontrolünde Komünist Partisi kurdu. Atatürk Rusya'dan askeri ve mali yardım aldıktan sonra partiyi feshetti.
Atatürk tarafından kaleme alınarak kurtuluş savaşı sırasında Rusya devlet başkanı Lenin'e gönderilen resmi mektubun tam metni de aşağıdadır.
ekselans vladimir ilyiç ulyanov lenin,
emperyalist hükümetler aleyhine 26 nisan 1920 harekatı ve bunların tahakküm ve esareti hakkında bulunan mazlum insanların kurtulması amacını güden bolşevik ruslarla işbirliği ve harekatı kabul ediyoruz.
bolşevik kuvvetleri, gürcistan üzerine askeri harekat yapar veyahut takip edeceği siyaset ve göstereceği tesir ve nüfusla gürcistan'ın da bolşevik ittifakına dahil olmasını ve içlerindeki ingiliz kuvvetlerini çıkarmak üzere, bunlar aleyhine harekata başlamasını temin ederse türkiye hükümeti de emperyalist ermeni hükümeti üzerine askeri harekat icrasını ve azerbaycan hükümetini de bolşevik devletler zümresine ithal etmeyi taahhüt eyler.
evvela, milli topraklarımızı işgal altında bulunduran emperyalist kuvvetleri tart ve ileride emperyalizm aleyhine vuku bulacak müşterek mücadelemiz için dahili kuvvetlerimizi organize ettirmek üzere şimdilik ilk taksit olarak beş milyon altının ve kararlaştırılacak miktarda cephane vesaire harp vesaiti ve sıhhiye malzemesinin ve yalnız doğuda harekat icra edecek kuvvetler için erzakın rus sovyet cumhuriyetince temini rica olunur.
yüksek hürmetlerimin ve samimi duygularımın kabulünü rica eylerim.
tbmm reisi mustafa kemal
Diğer yandan Atatürk Meclis aşağıdaki konuşmayı yapmıştır.
tbmm'nin 22.01.1921 tarih, 1.devre, 1.içtima, 31.bahis, 3.cilt, 334.sayfa'daki atatürk'ün söylemlerini içeren gizli celse kayıtlarından alınmıştır.
efendiler, iki türlü önlem alınabilirdi. birisi doğrudan doğruya komünizm diyenin kafasını kırmak; diğeri rusya'dan gelen her adamı derhal denizden gelmiş ise vapurdan çıkarmamak, karadan gelmiş ise, sınırın dışına atmak gibi zorlayıcı, şiddetli, kırıcı önlem kullanmak.
bu önlemleri almak, iki noktadan yararsız görülmüştür. birincisi, iyi ilişkilerde bulunmayı gerekli saydığınız rusya cumhuriyeti tümüyle komunisttir. eğer böyle zorlayıcı önlem uygularsak, o halde kayıtsız koşulsuz ruslarla ilişkide bulunmamak gerekir.
oysa biz, birçok siyasal düşünce ile birçok neden ve etkenden dolayı ruslar'la temas ve ilişkide bulunmak ve görüşmek istedik ve istiyoruz ve isteyeceğiz.
o halde, uygulayacağımız önlemlerde dostluğunu istediğimiz bir ulusun, bir hükümetin ilkelerini tahkir etmemek zorundayız. işte bunun içindir ki zorlayıcı önlem kullanmak istemedik.
ikinci bir noktadan da zorlayıcı önlem kullanmayı yararlı görmedik;
bildiğiniz gibi bu düşünce akımlarına karşı, düşünceye dayanmayan kuvvetle karşılık vermek, o akımı yok etmedikten başka, herhangi bir kişiyle, herhangi bir insanla konuşulduğu zaman onun herhangi bir kişiyle, herhangi bir düşüncesini kuvvet zoru ile reddederseniz, o ısrar eder. ısrar ettikçe kendi kendini aldatmakta daha çok ileri gidebilir. bundan dolayı, düşünce akımları cebir ve şiddet ve kuvvetle reddedilmez. tersine takviye edilir. buna karşı en etkili çare, düşünce akımına karşı düşünceyi oluşturmak, düşünceye düşünce ile karşılık vermektir.
bundan dolayı, komünizmin memleket için, milletimiz için, dinimiz için, kabul edilmez olduğunu anlatmak, yani kamuoyunu aydınlatmak en yararlı çare görülmüştür...
Unutulmamalıdır ve bilinmelidir ki, bu konuşma mecliste yükselen muhalif seslere hitaben yapılmıştır.
İyi forumlar.