Şunu kabul edelim, kalitesiz yaşamaya mahkum edildiğimiz kadar kalitesiz yaşamayı da tercih ediyoruz. Ne kaliteli uyuyabiliyor ne de kaliteli beslenebiliyoruz. Bu meselede siyasi ve ekonomik vaziyet kadar bizim tercihlerimiz de çok etkili. İşin siyasi ve ekonomik tarafı bir yana biz kendi değiştirebileceğimiz şeylere odaklanalım. Sabahları kahvaltısını Eti Cin bisküvi ve meyve aromalı içecekle yapan insanlar görüyorum. Bu bence dünyanın en pahalı kahvaltısı. O yenen ucube şeylerin bedelini bugün değil, yaşadığın her gün ödemekle kalmıyor, o ucubelerin bedelini senden doğan çocuklara da miras olarak bırakıyorsun. Ortada bu denli devasa bir maliyet varken daha hala bunu tercih eden insanların tercihlerine ne yazık ki saygı duymuyorum. Bunu Kadıköylü, pembe götlü, babasının prensesi rererö bir tipin çakma yaşam koçluğu söylemlerinden biri olarak görme lütfen.
Berbat yaşıyoruz, berbat uyuyoruz, berbat besleniyoruz. Suçu salt siyaset ve ekonomiye bağlamak bence epey kolaycı bir yaklaşım olur. Her sabah poğaça ve meyve aromalı içeceklere en aşağı 30 tl veren birisinin bu tercihini ekonomiye veya siyasi ortama bağlamak abes olur. Zamanı yoksa 5 dakika, 10 dakika erken kalkacak. Bak bu elitlik vs. değil, yaşamı ve kendini önemseme, kendine saygı duyma. Ne bileyim meyve ye, çiğ kuruyemiş ye, sütlü içecekler hazırla hiçbir şey yapamıyorsan 3-5 gün poğaça yemeyip bir beslenme uzmanından destek al. Bunlar gerçekten elitlik vs. değil. Evet, sağlıklı beslenmek çoğunlukla siyasidir ama hiç azımsanmayacak kadar da kişisel tercihtir. Aynı şey uyku için de geçerli.
Yanlış anlama lütfen. Senin özelinde söylemiyorum bunları. Genel olarak bu ülkede kalitesiz yaşamayı tercih eden çok büyük bir kitle var. İmkanları olsa dahi o imkanlar yerine daha kalitesizini kendine reva gören insanlar var. Etrafta herkes yorgun uyandığından, çok uyusa da dinç hissedemediğinden bahsediyor. 40-45 yaşında yamuluyor insanımız. Ondan sonra çuvalla ilaca mahkum oluyor. Obezite her geçen gün artıyor, kalp damar rahatsızlıklaır artıyor, mental problemler artıyor. Zihinsel ve fiziksel hemen her olguda negatif listelerin en başında yer buluyoruz kendimize. Hiç olmazsa kendimizle ilgili değiştirebileceğimiz şeylere odaklanalım.