Tanrı,
içi birçok şeyle doldurulabilir geniş bir kavram. Şu tarihten itibaren var diyemiyoruz, herhangi bir zaman ekleyemiyoruz.
herhangi bir ölçütle ölçemiyoruz, göremiyoruz, duyamıyoruz, varlığını, şeklini, sesini, duyularımızla göremiyoruz, duyamıyoruz, hissedemiyoruz.
aslında tanrı var mı yok mu sorusundan evvel, tanrıya neden ihtiyaç duyuyoruz şeklinde düşünmeye ihtiyaç duyuyorum. insan evrimi, ahlaki yönden kendini
tamamlayamadı. toplum ve bireyler de birtakım sorunlar oluştu. yaptığımız her eylemin bir sebebi ve sonucu olmalıydı; bu eylem kötüyse kesinlikle biz yapmış olamazdık.
çünkü (yarım kalan) ahlaki yapı, ancak dinin yürüttüğü ahlak yapısıyla tamamlanabilirdi, bu ahlak yapısını oluşturan kusursuz olmalıydı, herhangi bir eylemin diyetini
ödememeli, hesap vermemeli, yöneltmeli, ahlaki açıdan en doğru yolu gösteren olmalıydı. bu bir neden olabilir ama tek başına yetmez.
evren hakkında bilinmemezlikte bu soruya bizi yöneltiyor. binlerce yıldır ölüm konusunu tartışıyoruz, araştırıyoruz, okuyoruz. muhtemelen hiçbir zaman net bir sonuç
elde edemeyeceğiz, çünkü bunu öğrenmek için ölümden sonra yaşayan bir bilince ihtiyacımız olacak. bu merakımız, bizi ölümden sonrasına götürüyor. eylemlerinde kötü
bir şey yapamayacak insan; ölümden sonra boşluğa da düşemezdi. varlığın sonuçlarını ve getirilerini biliyoruz evet, netice de doğup büyüdüğümüz dünyayı var olan
nesnelerle ve canlılarla tanıyoruz. peki yokluğu? bilincin kapandığı andan sonra olacak boşluğu idrak edemiyoruz, aslında buna göre bilincin varlığını biliyoruz
ama yokluğunu anlayamıyoruz. çünkü bilincin yokluğunu da ancak bilinç açıkken anlayabiliriz.. yani kendimizi dışarıdan biriymiş gibi izlemek. e bu da mümkün görünmüyor,
o halde ölümün sonrası da olmalı diye düşünüyoruz.
her insan eşittir diyoruz, aynı uzuvlarla doğmuş bir canlı grubunda, birilerinin daha iyi koşullarda yaşam mücadelesi vermesi bir adaletsizlik doğuruyor.. olumsuz
eylemlerde bulunamayacak insan; üst ahlak, üst akılı düşünerek adaletin tanrı tarafından sağlanacağını düşünüyor. buna onun gücü yetmeyebilir ama tanrı bunu çözecektir.
tanrı tarih boyunca birçok kültürün, mitin, toplumun farklı şekilde imgelediği bir güç. hangisinin doğru hangisinin yanlış olabileceğini bilemiyoruz. bunu sadece,
toplumun ve baskın düşüncenin baskıladığı ortamda fanatizmle savunuyoruz. ve bunu yaparken ödül bekliyoruz..
her halükarda tanrı var veya yok, sorumuzun cevabına gelirsek, inanç gereği koşulsuz iman etmek islam dinine göre gerekli. peki böyle bir olasılığa göre inanmayı
seçmek çıkar koşulunu oluşturmaz mı?