insan beyni analitik çalışır
matematiksel işlem yaparak çalışır
hayvanların aksine kavramsal değil, kavramlara verdiğimiz imgeler ile düşünürüz
yani dil ile düşünürüz
matematiksel düşünüyoruz çünkü fizik kuralları matematikseldir, matematik ile açıklanmaktatır.
matematik evrenin işleyişini anlama dilidir
beyinde maddeden oluştuğuna göre, fizik kurallarına göre çalışmak zorundadır
çevremizdeki herşey, tüm evren matematik ile açıklanmaktadır
aslında hayata dikkatle bakarsanız matematiksel bir denklemden ibaret olduğunu anlayabilirsiniz
matematiksel dille programlanmış bir simülasyon gibi..
kuantum fiziğinde gözlemci ölçmediğinde atom altı parçacık heryerdedir
su dalgası gibi hareket eder ve tek bir yerde değildir, aynı anda heryerdedir
gözlemci ölçüm yaptığında ise atom altı parçacık herhangi biryerde olmaya zorlanır
herşey atomlardan oluştuğu için, bu etrafınızdaki herşey için geçerlidir
yani biz zihnimizle düşünerek, hayatımızdaki herhangi birşeyin olabilme olasılığına farketmeden etki ediyoruz
bunu bilirsek tamamen istediğimizi yapacağımız anlamınada gelmiyor, çünkü evrenin çiğnenemez fizik kuralları vardır
zihnimizle kaşığı eğip bükemeyiz yani
fizik kurallarına göre bu münkün değil
ama kötü olasılık dahil, az olasılığa sahip bir durumda, umursamayarak iyi sonuç gelme ihtimalini yükseltebiliriz
eğer kötü bir olasılığın yaşanmasını istemezsen, kötü olasılığın gelmesini aslında sen zorlamış olursun
nasıl mı?
açıklayayım
morphy kanunları evrendeki olasıkların gerçekleşme ihtimalleri üzerine çok doğru tespitlerdir
bize kısaca eğer birşeyin ters gitme olasılığı varsa, kesin ters gidecektir der
örneğin tereyağlı ekmek elinizden düştüğünde hep yağlı taraf halıya denk gelir
duşa girdiğimizde telefon çalar
avmde yandaki sıra çok hızlı gider
aslında bunlara sebep olan biziz
evrende herşey kötüye gidecektir diye bir kural yok
morphy kanunları insan zihninin, evrenin olasılıklar fiziği ile ilişkisidir
halıya değer verdiğiniz ve kirlenmesini istemediğiniz için , yağlı tarafın denk gelmemesini çok isteyeceksiniz ve hep halıya yağlı taraf denk gelir
burdaki durum şudur; halının kirlenmesini istemeyen biri, aslında tam tersine çok inananarak istemez
ve inanarak kötü olasılığın gelmesini zorlar
kuantum fiziğindeki gözlemci-ölçme ve atom altı parçağı biryerde olmaya zorlama durumu budur işte
umursamazsanız %50 olasılık vardır
ve umursamadığınız için ya halı kirlenir, yada yağsız tarafı denk gelir
umursarsanız kötü sonuca inanarak kötü sonucun yaşanmasına zorlarsınız
inanmak = ölçmek, zorlamak diyebiliriz
inanmak paralel evrenlerde zaten var olan gerçekleşen tüm sonuçlardan birini ölçmenizi sağlar yani
insanların hep istemediği şeyler buyüzden başlarına gelir
inanmak kelimesinin gücünü anlatmış oldum
konuya dönersek
biz insanlar tanrıyada inanırız
peki bu tanrıyı var eder mi?
einstein bize evrendeki herşeyin enerjiden ibaret olduğunu kanıtlamıştı (E=mc²)
yani kütle ve enerji aslında aynı şeydi, tek bir şeydi
güneşten gelen enerji ve madde aynı şeydir
madalyonun iki farklı yüzü gibi
enerji maddeye, madde enerjiye dönüşebilir
inanarak birşeyin olabilme olasılığına fizik kuralları dahilinde etki edebildiğimizden bahsetmiştim
ve evren bir matematiksel denklemdir
peki bilinç nedir?
nöronlar arasındaki elektrik sinyalleriyle gerçekleşir
elektirik enerjidir
bilinç yani düşünmek enerjiseldir
nöronlarda maddedir ve enerjidir
evrendeki herşeyin enerji olduğunu bildiğimize göre
evreninde kendi bilinci olamaz mı?
tüm insanların ne düşündüğünü bilen, insanların bilincininde dahil olduğu evrendeki tüm enerjiyi bilinç olarak düşünebilir miyiz?
evrensel bilinç
panteizmdeki tanrı var olabilirmi?
nedeni kendinde (biz dahil) olan bir tanrı
enerjisel, evrensel bilincin (biz dahil) kendini inanarak varetmesi
varoluşun matematiksel denkleminin parçası olabiliriz.
doğanın kendisi tanrı olabilir mi?
eğer doğruysa biz dahil herşey tanrının parçasıyız demektir