Truth is a pathless land

Konu sahibi son olarak 13 gün önce görüldü
Bütün bu hükümdarların erkek olduğunu keşfettim. Ortak yanları hırslı ve çarpık bir kişilik, paraya, cinselliğe ve sınırsız güce karşı doymak bilmez bir iştahtı.

Dünyaya kötülük tohumlarını eken, halklarını talan eden erkekleri bunlar; kalın sesli ikna yeteneğine sahip, tatlı sözler seçip söyleyen, zehirli oklar atan erkekleri.

Gerçek yüzleri, ancak ölümlerinden sonra ortaya çıkıyordu.

Böylece tarihin aptalca bir inatçılıkla kendini tekrarladığını keşfettim.
 
[YOUTUBE]cJ9rbJcPyTA[/YOUTUBE]

Tüm dünyanın ağırlığından daha ağır bir duygu.
 
İnsan aya da gitse bazı şeyleri farkında olmadan götürüyor yanında. Sen o yana bakmazken bavuluna gizlice sızıyor bir şeyler. Anason kokusu oluyor bu bazen, bazen bir Ahmet Kaya şarkısı.
 
..yeni biriyle tanışmaya çalış, olmasın, çok çalış ve bi şekilde tanış, ona daha önce anlattığın komik anıları bir daha anlat, çok sevdiğin filmleri bir daha anlat.
 
Ölümden daha korkunç şey olur mu, diyeceksiniz.
Olur:
Felaketlerin en büyüğü akıldır.
Onu yarım yamalak bile olsa bulduktan sonra kaybetmek, ölümlerin içinde en dehşetlisidir.
 
Snyder'e göre umut şu koşullarda vücut buluyor;

-Gerçekçi hedefler belirleme kabiliyetine sahip olduğumuzda

-Bu hedeflere nasıl ulaşacağımızı bildiğimizde (esnekliği koruyabilme ve alternatif rotalar geliştirme yeteneği dahil )

-Kendimize inandığımızda
 
[YOUTUBE]G3tfPipXi3s[/YOUTUBE]

Yürekten sevdiğin bir insan varsa, bir kişi olsun yeter, hayatın kurtulmuş demektir.
 
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına

İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.
 
Bir nesil, bilginin cezalandırıldığı ve cehaletin saadet olduğunu öğrenerek yetişiyor..
Bir sonraki nesil cahil olduklarını bile bilmeyecek çünkü bilginin ne olduğunu bilmeyecekler.
 
Anıların beyinde yer etmiş oldukları, fiziksel yapının bir değişikliği yoluyla da davranışları etkiledikleri düşünülür. Buna benzer düşünceler karakter için de ileri sürülebilir. Bir adam öfkeli, başka bir adam da soğukkanlıysa, bu ayrılık salgı bezlerine varıncaya dek izlenebilir. Kişiliğin esrarlı, karmaşık olduğu yolundaki inancın bilimsel bir dayanağı yoktur, üstelik bu inanç yalnız, bizim insan olmaktan dolayı duyduğumuz böbürlenmeyi okşadığı için benimsenmektedir.
 
Bilimsel bakımdan, çok az yiyip gökyüzünü gören bir adamla, çok içip yılanlar gören bir adam arasında hiçbir ayrım yoktur. İkisi de düzensiz bir durumun etkisindedirler, bu yüzden algıları da düzensizdir. Düzenli algılar, yaşama savaşında bir işe yarayabilmek için, gerçeği bildirmek zorundadırlar; ama düzensiz algılardan böyle bir şey umulamaz, tanıklıkları da düzenli algıların tanıklığıyla bir olamaz.
 
"Siyasetle ilgin olmadığını biliyorum ama yaşadığın dünyaya gözlerini bu kadar kapatmaya hakkın yok. Ülkenin yıllardır kanadığını, kutuplaştığını, insanların birbirine karşı kamplar halinde bölünüp kışkırtıldığını biliyorsun, değil mi?"
 
Geri