Truth is a pathless land

Konu sahibi son olarak 9 gün önce görüldü
Sadece sessizce dinleyin…
Neden oynamak zorunda olduğunuzu, neden yemek yemek zorunda olduğunuzu, neden nehre bakmak zorunda olduğunuzu, neden zalim olduğunuzu sormuyorsunuz, değil mi?
Bir şeyi yapmak istemediğinizde başkaldırıyor, neden yapmak zorunda olduğunuzu soruyorsunuz.
Ama okumak, oynamak, gülmek, zalim olmak, iyi olmak, nehri, bulutları görmek, tüm bunlar hayatın parçalarıdır; ve okumayı bilmezseniz, yürümeyi bilmezseniz, bir yaprağın güzelliğini takdir edemezseniz, yaşamıyorsunuz demektir.
Yaşamın bütününü anlamanız gerek, sadece küçük bir parçasını değil.
İşte bu yüzden okumak zorundasınız, işte bu yüzden gökyüzüne bakmak zorundasınız, bu yüzden şarkı söylemek, dans etmek, şiirler yazmak, acı çekmek ve anlamak zorundasınız; çünkü tüm bunlar hayattır…
 
Kadınlara hangi erkekleri aradıkları sorulduğunda
Hırslıları derler.
Öteki erkeklere göre
hırslıların belleri daha güçlü
yürekleri daha sıcaktır
kanlarında daha çok demir vardır.
Kadın da güçlü olduğu sıralarda kendini öyle mutlu
öyle güzel bulur ki
parçalanmak tehlikesi altında da olsa
üstün bir gücü olanı
bütün erkeklere yeğ tutar.
 
Kendimizi olduğumuz gibi kabullenmek, daima ne olmamız gerektiğinin önüne geçmelidir.
İste bu yüzden, bu bir adım öne gitmek demekti ve de yukarı.
Erkekler savaşı sever çünkü bu onlara ciddi görünme imkanı verir.
Çünkü bunun, kadınların kendilerine gülmesini engelleyen tek şey olduğunu sanırlar.
Tüm korkuların, tüm dehşetin, asıl kötülüğün sonsuz kaynağı, insanin bizzat kendisidir.
 
Aşk hayatın amacı gibi sunuldu bize.
Filmlerde, şarkılarda, kitaplarda hep aşk vardı.
En sert gerilim filmlerinde dahi bir yere aşk sıkıştırılmazsa olmazdı.
Aşkın bize bu kadar fazla sunulması onu hayatımızın olmazsa olmazı yapar.
Eğer aşık değilsek sanki eksik bir şey vardır yaşamımızda.
Ve bu nedenle deli gibi aşkı ararız.
Ruh ikizimiz, ten uyumlumuz, seks partnerimiz, kalbimizin diğer yarısı, ying isek yangımız, yaşam sebebimiz, oksijenimiz, azotumuz, boku boncuklu, teri yifsen loren dö la parfümlümüz.
Üçüncü sayfa haberlerinde aşk cinayetlerini gördükçe bu saçma duyguya yüklenen psikopat anlamalara şaşırıyorum.
Bir çocuk sevdiği bir oyuncağı başkaları oynamasın diye parçalar mı?
Ama yetişkin parçalar!
 
Bilmek her şeyin sonu olur.
Çekici olan bilememektir.
Sis her şeye harika bir güzellik katar.
Ya da insana yolunu şaşırtır.
Bütün yolların sonu aynı noktaya çıkar.
Nedir o?
Hayal kırıklığı.
 
Sorunsuz kalmak sorunu ile karşı karşıya olmak çok acı sevgili kişisel şeysim. ss :/ .p
 
Beni acıta bilmek için önce nereye vuracağını çok iyi bilmelisin.
Nereye vuracağını bilmek için beni çok iyi tanımalısın.
Beni çok iyi tanıyabilmek için sevgilim olmalısın.
Sevgilim olman için seni çok sevmeliyim.
Yani?
Yani seni çok seversem, beni acıta bilirsin.
Eee?
Ne ee'si?
 
Seks her yerdeydi.
Çok da bir anlamı yoktu.
Bulunması zor olan şey aşktı.
Onu arasanız bile, birçok insanda yoktu.
Ve bulsanız da, tam orada, önünüzde duruyor olsa bile, etrafta bu kadar seks varken nasıl yaşayabilirdiniz ki.
 
Çenemi tuttu ve beni var gücüyle öptü.
Tutkuyla, yalvarır ve bir şey ister gibi.
İstediği neydi?
Bilmiyordum.
Beni nefessiz bırakmıştı.
Ciddi bir yüzle, gözlerimin içine bakarak
beni… bir daha… sakın…
bırakma diye yakardı.
 
şu kıs gibi olmak isterdim düşünce açısından. (:

kafam rahat mis.

hayırlı olsun bu arada.
 
Kim bilir belki bende anlarım kendimi.
Anlayabilirim varlığımı.
Ya da hepsinden vazgeçtim.
Belki bir gün, ben de anlayabilirim suyu, ateşi, toprağı, havayı...
Yanlış anlaşılmasın!
Ders almak değildir anlamak.
Tecrübe asla!
Kıyasla da varılmaz bu noktaya.
Sadece anladığının farkında olmaktır gereken.
Ölümlü olduğumu unutamadıktan sonra ne gereği var anlamanın?
Tutunsan da aşıklarına, zincirlesen de kendini dostlarına yine de gömülürsün toprağa.
Gerekirse hepsiyle beraber gömerler.
Firavunlara yaptıkları gibi.
Anlayan şöyle der: Anlayamasaydım da ölecektim.
Daha çok anlamak yormayacak tabutumu taşıyanların kollarını.
Çünkü ne daha ağır oldum, ne daha büyük!
 
Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla hiç bağdaşan yönüm yok.
Aranızda dolaşmak için giyiniyorum.
Hem de iyi giyiniyorum.
İyi giyinene iyi yer verdiğiniz için.
Aranızda dolaşmak için çalışıyorum.
İstediğimi çalışmama izin vermediğiniz için.
İçgüdülerimi hiçbir işte uygulamama izin vermediğiniz için.
Hiçbir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum.
Bir şey yapıldı sanıyorsunuz.
 
Birdenbire çok yorulduğumu, taşıyamayacağım kadar yaşantı üstlendiğimi ölürcesine algıladım.
 
Gönülden dua ettim senin icin,bugünün hürmetine.Dedim ki "Ya Rab,onun gönlünden gecen güzellikleri tez zamanda ona bahşet.Onun gönlüne genislik,islerine kolaylik,evinde huzur,islerinde basari,kesesine bereket ve bahtina güzellik nasip eyle" Amin...!

lYW1lp.jpg
 
Kim sevme sevilme duygusuna esir olmak ister ki?
En azından ben istemiyorum.
Tel örgülerime dokunarak en çok beni acıtıyorsunuz.
Yapmayın şunu işte!1!!
Tenime ördüğüm duvarlarımı görmezden gelip beni sevgi ile kaynaştırmayın.
Öperim.
 
İnsan bu bedenin, bu koca bebeğin esiri olduğuna inanamıyor.
Onu beslemek, yatağa yatırmak ve tuvalete götürmek zorundasın.
Daha iyisinin icat edilememiş olmasına inanmak istemiyor insan.
Daha az ihtiyaçları olan, daha az vakit kaybettiren bir şey icat edebilirdik.
 
En iyisi savaşmaktan vazgeçmektir, bırak gitsin.
Sürekli bir şeyleri düzeltmeye çalışmaktan vazgeç.
Bir şeyden ne kadar çok kaçarsan o kadar uzun süre ona katlanmak zorunda kalırsın.
Bir şeyle savaştığında, onu sadece daha da güçlendirirsin.
Yapmak istediğin şeyi yapma.
Yapmak istemediğin şeyleri yap.
Sana istememen gerektiği öğretilmiş olan şeyleri yap.
Seni en çok korkutan şeyleri yap.
 
Geri