Toz Kaçtı..!

Konu sahibi son olarak 3159 gün önce görüldü
O gün başka doğacak güneş biliyorum... Başka renkte akacak nehirler..Gece daha karanlık, gündüzler daha aydınlık olacak... Sensizlik daha anlamlı, senle olmak mantıksız ve saçmalık olacak...
Yavaş yavaş azalacaksın içimden... Denizin suyu gibi çekileceksin kıyılarımdan... Güneş gibi batacaksın içimden, kırmızının en koyusu, turuncunun en göz alıcı haliyle kavuracakken beni.. Buz tutacaksın... Boş bakışlarım olacaksın, baktığım her yerde gördüğüm sana inat.. boş, mantıksız, anlamsız, saçma sapan bakışlarımda harcanacak varlığın... Kurduğum hayallere inat yıktığım duvarlarda kalacak enkazın... Kaldırmayacağım yıkıntını.. Toz, duman, taş, toprak.. Kimin umrunda! Varlığını böylesine yok ederken ben.. Yokluğun sana ağır gelecek... Yokluk seni kahrdecek... O ateşi ben yakmıştım ben söndürüyorum...
Ve Bu son resmin...
İşte ateş..!

5deDn.jpg


Sen küle dönüştüğünde ben gitmiş olacağım...
Tüm kapıları, camları açık bıraktım...
Ben yokum...
Sen rüzgarını bekle..!​
 
Seyirci kalma yok uluşuma.. Düşünme beni, görme gözlerimi.. Ben çoktan geçtim aşklardan, sevgilerden, senden...
Durmadan kanayan yaralarımı sarmaya gidiyorum.. Dönermiyim inan ben de bilmiyorum.. Özleyemem seni, hayalini kuramam, düşünemem inan.. Çünkü ben kendime kayboldum.. Bulamıyorum...
Ve şimdi gidiyorum... Ne denden bir şey götürüyorum ne de kendimden sadece gidiyorum... Nereye gittiğimi ben de bilmiyorum...
Sadece;


"Ardımda bırakıp gül çağrısını...
Ayrılık anı bu sisli şarkıyı...
Irmaklar gibi akıp uzun uzun...
Terkediyorum bu kenti..."
 
Yakın OLduğun kadar Yakınım Sana
Uzak OLduğun Kadar Uzak..
Sevdiğin Kadar Sevdim
Nefretin Kadar AŞIKTIM sana!!!​
 
Kaçırma gözlerini benden.. Bir bakış yakalayayım bana özel... Öyle bir bak ki gözlerime kör et beni... Öyle bir bak ki kalbime dursun, nefesim kesilsin... Bir şarkı mırıldan kulağıma o sesinle.. Öyle bir mırıldan ki sağır olsun kulaklarım senden başka sese... Bir kez dokun... Öyle bir dokun ki tenim tenine hapsolsun ve kimse alamasın beni senden... Hapset beni gözlerine, sesine, nefesine, tenine...
Hapset..!​
 
Arza hacet yok haLim sana ayandır…
DiLe gerek yok SessizLiğim sana beyandır…
Söze Lüzum yok, Susuşum sana KeLamdır...

...​
 
'Yan' Diyorum İçime, SadeCe Sen Yan ve 'Dayan' Diyorum GönLüme, Herkes MutLu OLSun Sen Dayan.. 'Aşk' Dediğin; Ya ALLah(c.c.)'dan GeLmeLi, Ya ALLah(c.c.) İçin OLmaLı Ya da ALLah(c.c.)'a ULaştırmaLı.. YokSa; YerLe ßir OLmaLı..!
 
Hangi Rüzgar Attı Seni..
Niye Döndün ki Geri..?
Kimseler Seni Sevmedi mi?
Umduğun Gibi Deli Deli...
Bildiğin Gibi Seviyorum Seni...
 
Ben seni sevmeyi seviyorum ve özLemeyi… Bu bir itiraftır Aşkın Yoksa Ben de Yokum…
Yetim düşLerimin kimsesizLiği kuşatır benLiğimi. HüzünLer yagar geceLerime. Ben bir garip ben oLurum. Sıgamam odaLara…
Taş duvarLar üzerime üzerime geLir. Ruhum durmaz bedenimde. HücreLerim yaşamaz. Kurumuş daLLara döner yüreğim,susuz çöLLere…
Gece böyLe bitemez..! Ben öLürüm… ÖLürüm Gitme KaL..!
KaL Biraz Daha…​
 
Aldırma ağlıyorsam... Zamanla küllenir acılarım...
Yok Yaşanmaz Aynı Çılgınlık...
Senle olmaz..!
Asla olmaz Artık...

1g3hh.gif
 
SustukLarımı yazmak istedim sana..
SöyLeyemedikLerimi haykırmaktı bu beLkide..
PayLaşmaktı madem diğer adı AŞK'ın, nerde verdiğin SözLer...
Nerde eLLerin.. GözLerin..
Nerde ?
SessizLiğin sesi sağır ediyor beni..
Sen inatLa gülümsemenLe geLiyorsun akLıma..
Duyamadığım kahkahaLarım oLuyorsun...
Nerde sesin.. SessizLiğin..
Nerde ?
KaLsaydın payLaşacaktık Hayata Dair Ne Varsa...
Ama Gittin...
Şimdi, Yarım kaLan bir kaç cümLeden ibaretsin...
 
Sustum !

Biliyorum ki kelimeler yetmeyecek
Kaçtım oradan;içime.yüreğime
Biliyorum yine saklandım
Kalleşçe vuruldum yüreğimden
Haince savruldum atıldım
Sustum !
Şimdi uzun bir yolculuktayım
Kendi huzurumu aramaya koyuldum
Yalnızım ve hep öyle kalacam
Artık konuşmuyorum....
Biliyorum ki kelimeler yetmeyecek
Biliyorum ki dertler bitmeyecek
Yağmurlu ve kasfetli bir havada
Yürüyorum...Yalnızlığıma
Ötmüyor kuşlar,uçmuyor kelebekler
Sessiz,çok sessiz
Bende sustum.
Biliyorum ki dinleyenim yok
Biliyorum ki kelimeler yetmeyecek
 
Her mutluluğumu yazmam aslında ama bugun gerçekten MUTLUYUM ve bunu herkesle paylaşmak istiyorum. SİZİNLE BİLE (?)

Bir insan yaşamı boyunca defalarca mutlu olabilir ama bazı anlar vardır ki onlar asla unutulmaz ve belki birkaç damla gözyaşı ile sulanarak tohumlar serpilir gönül tarlasının uçsuz bucaksız topraklarına....

Öyle bir günümdeym işte özelimi açacak değilim . Mutluluğumu bilsin istiyorum herkes duysun istiyorum sadece ...

Belkide haksızlık yapıyorum mutluluğuma , belki cimrilik etmeliyim ama ne bileyim farklı hissediyor insan anlattıkça dahada mutlu oluyor gibi geliyor bana ...

Neyse çok dolandırmadan sonlanayım yavaş yavaş ben uzak olayım buralarda, zira MUTLULUĞUM omzuma kafasını yaslamış gozlerimin içine bakmakta...

Bu Nasıl bir manyaklıksa...
 
Unutulmuş bir kaç şiirimin içinden çıkan bir kaç söz mutluluğuyla uyandım bu sabah..
Mutluluk şarkıları şakıyan kuşlar gibi sarıldım umutlarıma
Dünü aratmadı yine heyecanım
yaşamaya dair ne varsa
bugüne taşıdım an ve an ...
ve sürüklemek istediğim tüm zamana,
gülücüklerimi hapsettim yine ..
böyle bir güne başladım
böyle bir günü yaşıyorum
ben böyle biriyim bugün işte...
 
tumblr_lo4j181Dou1qf2oo3o1_500.gif


Birini birçok kez affedebilir, yalnızca bir defa sevebiliriz.
Yani; “Affet beni” diye yalvarılabilir ama “Beni yeniden sev” denmez insana...
 
Gözlerini sil
ve bu sevda kadar
koyu bır çay tutuştur ellerime...
Yok gitme,
sen gidince sevmek,
boğazımda düğümleniyor.
Özlemeyi yutkunuyorum.
Sonra pencereme
ürkek kuşlar konuyor...
Şu gök var ya şu gök!
... birden üstüme çöküyor...
Yok gitme !
Aç göğsünü,
ısınıp kalayım öyle...
 
Hislerini kaybetmiş biri için tekrar mutlu olmak zordur. Çünkü o vaktinde çok acı çekmiştir. Sen de onlardan birisin biliyorum. Ve gün geçtikçe hissizleşiyorsun. Bir yanın hayata bağlıyken bir yanın hayattan tamamen kopuk. En son ne zaman içten bir kahkaha attın? Ya da en son ne zaman fotoğraf çektirirken gülümseyerek poz verdin? Hatırlamıyorsun değil mi? Şimdilerde sadece fotoğraf çektiren insanların mutluluğuna şahit olabiliyorsun sadece.

Seni hiçbir zaman sevmeyecek birini seviyorsun. ”Seni hiç yalnız bırakmayacağım” diyenler birer birer gitmediler mi hep? Geride kalan hep sen olmadın mı? Hala gözyaşlarını hak etmeyen insanlar için ağlıyorsun. Sevdiğin insanlar hayatından aniden çıkıp gidiyor. Aylardır canım dediğin insan bir anda yabancı kesiliveriyor sana. Beraber gülüp eğlendiğin birinin kin dolu bakışlarına maruz kalıyorsun her gün. Gurur, aranızda görünmez bir duvar olur adeta. O duvarı bir türlü yıkamıyorsun.

Sonra mesafeler geliyor aklına. Yüzünü bile görmekten bıkmayacağın insanlarla aranda kilometrelerce mesafeler oluyor hep. Ot gibi yaşadığını hissettiğin günler oluyor mesela. Hayatın ne kadar anlamsız olduğunu düşündüğün geceler oluyor. Her gün dinlemekten keyif aldığın şarkı bile bir süre sonra güzelliğini yitiriyor..

Sessizlik yüreğine işlemiş, ruhunu mutsuzluk kaplamış. Ne yaparsan yap mutlu olamıyorsun işte baksana. Hep bir şeyler eksik gibi. ”Keşke yanımda olsaydı” dediğin insanların aklına bile gelmiyorsun. Anla artık, beklediğin kişi hiçbir zaman gelmeyecek. Hissizliğin kucağında her gün yitip gidecek düşlerin.. Bütün bunları bildiğin halde hayata mutluymuş devam etmek ne kadar zor. Ruhun mutsuzluktan kıvranırken bedenin sadece susuyor.. Oysa mutlu olmayı ne çok istemiştin sen..​
 
Senin için keşke hiç tanımasaydım demedim.
Ama keşke tanıdığım gibi kalsaydın.​
 
inaniyorumki insan gerçekten isterse değişebilir.Ama birine inanmak, kumar oynamaya benzer.
Bazen kazanırsın o kumarı,bazen de kaybedersin​
.
 
olduk hep ve canımız yanmadıkça açıkça konuşmaktan korkan dilimizin…
Ses tonumuzu hep iyiye, güzele, nezakete, tehdide harcadık… Hiç tam anlamıyla Yansıtabildi mi ses tonumuz yüreğimizin hislerini?
“Fonda türk sanat müziği çalıyor kısık bir seste..”
“Şimdi uzaklardasın/ gönül hicranla doldu/ hiç ayrılamam derken/ kavuşmak hayal oldu”
Ayrılık mı gerekir bize? özlem mi? acı mı güçlendirir edebiyatımızı?
Bu, boş beyaz sayfa senin yüzünden daha mı cesaret vericidir?

Hiç bilemem, anlayamam, anlatamam…

Sevmiyorum ki seni, peki neden bu hissiyat? Kızgınlık mıdır ki? Yoksa pişmanlık mıdır? hırs?
Belki de hepsi, belki de hiç biri.

Ulaşılamayanın hazin hikayesi… “Onlar” seni en basit şeylerle mutlu edebiliyorlar gibi. Oysa ben, bu kadar basite bile indirgeyemiyorum…

Bir annenin bebeğini sevmesi, sakat birinin koltuk değneklerine sarılması ve ona mahkum olduğu için ettiği lanet gibi…
Hem sevip, hem kahretmekmi bu?

Yazdıkça genişliyor bembeyaz, parlak zemin…

Bir kaç sigara masamın üzerinde, bir fincan kahve… Karanlık odada gözlerimi kamaştıran beyaz sayfanın nur yansıması…
Ve yazmam için beni zorlarcasına sürekli yanıp sönen kursör. |

Yitirilmişliğin derdi tasasımı bu? Ya da söylediklerinin yalan olma ihtimali? Eğer doğruysa Neden kıskandırır gibisin?
Değil ise, ben neden kıskanır gibiyim?
 
Geri