Toz Kaçtı..!

Konu sahibi son olarak 3158 gün önce görüldü
295925_184606121607149_1953013_n.jpg


Anlamıyorsun!
Zamanın dövdüğü bir hüzün ustasıyım ben.
Kelimelerim tuğla tuğla…
Defalarca söylememe rağmen anlamıyorsun!
Seni en çok ben severim, senden en çok ben nefret ederim!
Ve anlamıyorsun!
Ben gecelere demir atmışken sen uyuyabiliyorsan bunun adı aşk değildir artık

Kaçırdığın her şey için pişmanlık duyarsan, pişmanlık duyduğun hiç bir şey için sana acımam..
Şimdi anla…
Artık beni görmek istersen yapacağın tek şey hayal kurmak.
Çünkü ben; susmaların en çok yakıştığı anda, bilinmedik bir akşamüstü, gidiyorum!
Biliyorum…
Hiç bir aşk kapıdan çıkmalarla bitmiyor.
Ama sen de bil ki, sevginin yalan olduğunun en büyük kanıtı şu an ki yalnızlığım!

Sadece bil ki; her nerede, ne halt ediyorsan gitmekle bitmiyor sevda.
Yanlış anlama beni.
Ağlamaklı Cümleler Kurmuyorum!
Sadece Sözlerime Toz Kaçtı..!
 
Anlamı kalmadı sensizliğin
Sana adadığım hüzün kokan gecelerin
Varlığını hissettigim gündüzlerin
Önemi yok artık saatlerin..!

Anlamı kalmadı görüyorsun
Yollara sürülmüş bu sevdanın
Avuclarımda kar gibi eriyorsun
Gereği yok artık konuşmanın..!

Gökteki tek yıldız sen değilsin
Söner güneş karanlıkta kalırsın
Ay bakmaz yüzüne şavkı vurmaz gözüne
Her şey döner tersine Dünya durdu sanırsın

Anahtarı kaybolmuş menteşesi çıkmışsa bu sevdanın
Varsın sensizlik bir nehir gibi tersine aksın..!

Beni kaybediyorsun damla damla..!
 
Ey gönlümün ölümlere firar yüzü..!
Gün geçti, ay geçti sen gelip geçmedin tenimden..
Bir damla sesine muhtaç eyledin de gelip sormadın halimden…
Kurudu da dudaklarım değmedi ılık nefesin…
Şimdi yaralarım kabuk tutmak üzereyken çıkıp gelmişsin…
Birkaç cümleyle yok saymışsın yara beremi..
Hiç bir şey olmamış gibi dünler hiç yaşanmamış gibi tam olarak benim olmadan ama benimmiş gibi davranarak yaşanmıyor Aşk..
Bilmelisin..

Sen af dilerken benden içime döndüm;
“Ey bedenimin kan revan kesikleri dile gel..!
Affı mümkün müdür bu sevdanın..?”
Bir avuç dolusu çığlıkla bir damla gözyaşıydı cevap..

Yarim mi daha çok yara veriyor yoksa yaram mı yar için kanıyor?
Yaramdan geçip yare yol alsam kan kaybından ölür müyüm?
Sorular cevapsız, cevaplar kan revan..

Çaresizliğim diz boyu..
Önüme taş duvarlar dizmişsin şimdi elini uzatmak ne fayda sesini bile işitemezken…
Herkes mi şahitti sevdamıza..?
Kimlere anlattın bizi de anladıklarına inandın ve nice anlatılanlara kandın...
Oysa aşk iki kişilikti ve anlatılarak anlaşılmazdı..
Anlayanlar hangimizin yarasını taşıdı göğsünde de acıdı halimize..?
Ey hasretimin buz tutmuş gözyaşı..!
Her dokunduğunda ağlardı parmak uçların…
Şimdi dön yüzüme…
Bak gözlerimin taa içine..
Bak utanma..!
Yabancı değilsin bu yaşlı gözlere bak..!
Yine böyle kan çanağıyken bakmışlardı ya ilk sana hatırla..!
Şimdi..
Hala seni sevmeye mecali kalmış bir yürekle söylüyorum..
İlk defa kendim için bir şey yapıyorum
ve senden
VAZGEÇİYORUM..!
 
Unutulmuyor...

Nice sevdalar bekliyor da..
Gitmeye yürek mi kaldı söylesene
Gözlerinde içimi törpülediğim adam..!

Şimdi insanlara bakıyorum..
Çoğunun bekleyeni ,ömrüne bir ömür daha ekyeni var
Diyorlar ki küsme aşka daha kimler gelecek kimler gececek
Bilmiyorlar ki en son giden herşeyimi götürdü..
Bilmiyorlar ki en son giden daha sonra gelecekleri bile götürdü....
Şimdi ben bu eskitilmiş gençliğimle
Yaşımı tersten yazıp öylece giden bir senin ardından
Kime hangi sevgimi vadedeceğim söylesene silinmiş harfim benim?
Ellerimi tutana bulaşacak kokun
Soluğumu paylaşan harflerini yutacak
Oysa ben yutkunamayacağım bile
Kurudu boğazım sen gideli
Ki sana aldığım son buket bile kurumamıştır daha
Çürümedi vurduğum yer
Gözle görünmez darbeleri gidişinin

Öyle bir yer kanıyor ki içimde kanım var her damlanın içinde
Senle aldığım nefesleri vermedim daha
Senle aldığım nefesleri, sensiz verdiklerimle sıvamaya çalışıyorum
Tıkanıyorum işte ,soluğum kesiliyor
Giderken bir zamanlar bendeliğini de götürseydin ya
Ya da zıttı olmayan bir şey yapsaydın sen gibi

Tanıyorum ben seni gel desem gelmezsin
Gidersin git desem
Ve gidersem bir gün neylersin

Hiç bir sey söylemeden benden bir nefes duymadan kalsam
Sen hiç susmasan ben çıt duymasam
Kalsan neylerim

Yıkımdan çoğaltırım da seni bütün enkazlardan sağ çıkarırım bizi
Ey yar görüyorsun ya sonunda yine aşk kaybediyor
Hayat kazanıyor..
Sen benim susuzluğumu dindirecek yağmuru bulamadın
Ben senin yağmurunu yağdıracak o bulutu

Düş/tün kalkma sakın
Bu ayaklanış sana ölümden yakın
Ben yaşarım sen yokken

Ya ben sende sandığından çoksam..?

Ben varım senin yokluğun kadar dünyadaki yerim
Sen kendini bulursan eğer yaşarken olmayacak
Sen dilediğince varım de bende yerin kalmayacak
Seçtiğin yaşamın son sayfasını okur gibi oluyorum
Ve yaşamın son sayfasını,yaşamanın ön sözüne gururla bakıyorum
Elimi uzatırken tutmaya vaktin yoktu
Bize bir adım varken gelecek gücün bitti
Mutluluğu sığdıracak yüreğini arıyorken
Tutkumun o kör gözü,o yağlı ipi çekti

Şimdi farkına bile varamayacaksın bu ölümün
Öyle derin bir uyku bekliyor ki seni...

Uykundan düşünü çalsalar haberin olmayacak

Hep susmayı istiyordun işte sana dilsiz bir göç
Gün olurda uyanırsan beni değil kendini seç

Tadın damağımda,acın içimde hala
Ne için aglasam gözlerimden akan
Sen gittikten sonra biriktirdiğim yaşlar

Öyle bir bittik ki biz
Öyle bir gittik ki bu şehirden

Ama
Ama unutulmuyor işte

Ellerinin dokunulmazlığı
Gözlerinin bakılmazlığı
Seninle geçen her anın başa alınmazlığı

UNUTULMUYOR İŞTE​
 
Yıkık kent sevdası işte bitiyor…
Oysa sen dokunurken bu şehre şehir inlerdi.
Adımlarından anlardım gelişini
Bir çok insan yürüyor şimdi adımlarını sürüdüğün caddelerde…
Ama hiçbiri senin yüzündeki tebessümü vermiyor bu kez benim yüzüme
Şimdi gidişini herkes gözyaşlarımdan anlıyor.
Sen olmayınca hiç kimse olamıyor hiçbir şeyim…
Eyleme dayalı gözyaşlarım akmaktalar bir bir…
Dünyanın umurunda mısın?
Oysa ben seni dünyanın şahdamarı sanırdım.
Yıkılan kent sevdası işte burada biter
Yaşlı gözler elbet bir gün diner
Bir sevda kendini düne armağan eder.
Sayısız sevmelerim şimdi neye yarar
Ya da geç kalmış pişmanlıklarım…
Yaram az artık bana…
Şimdi seni sonbahara sığdırıp tüm mevsimlerimi yaza gebe bırakıyorum.
Sesi değince yüreğime başkalaşan adam !
Hangi bahar hazır olursun aşkıma?
Bekleyeyim sırtımda bıçak gibi keskin duran soğuğumla…
Yaşanmışlıklarını sen biriktir öyle gel !
Ben yaşayamadıklarımla özlerim seni yine
Kin vurmaz yüzüme bilirsin
Bencillik nedir bilmem ben…
Mart soğuğu değerken tenime sen yaşa benim sahip olamadıklarımı…
Yarınlar uzak değil biliyorum.
Ellerin arayacak beni zamansız…
Biliyorum…
Sesi değince yüreğime sevda yeminini özleten adam !
Gideceksin biliyorum.
Gecikmedin gitmek için geldiğin kadar geç kalmadın yani
Bu kadavra aşkımın yüzüne bile bakmadan
Şehrimi enkaza teslim edip gittin…
Güzel bakışlı masal yüzlü dev Kahraman!
Ne çok büyüttüm gözümde seni ve ne kadar çok büyüdüm gidişinle
Mevsimsiz bir yalnızlıkla sevdim seni
Sevdiğimden habersiz dolaşırken sen bu caddeleri
Kızıl nehirlerde boğulmamak için düşlerimi can simidi yaptım kendime…
Sen benim tekdüze edilmiş masalımdın…
Ben bir tek senin gözlerine kanardım.
Sen duymasan da ben söylerim kulaklarında çınlasın…
Yaşıyorum hep sana kalıyorum
Ve ben hep seni özlüyorum…
Duymadığın tek kelimeyi ödenmesi gecikmiş bir senet gibi
Haczedilmiş kıymetli düş gibi adrese teslim ediyorum…
Borcumun bedeliyse bu sözler
İşte ödüyorum…

SENİ SEVİYORUM…
 
gidiyorum.jpg


Başka Şehirlerde Karşılaşma Umuduyla Gezinen Aşk Fakiriydim Ben
Başka Aşkların Ayrı Düşüp, Vuslatın Bize Gülmesini Bekleyen Bir Çocuk
Büyükdükçe Öğrendim Hiç Bir Ayrılığın Kavuşmayacağını
Terkedilince, Alıştım Gelmeyeceğine…

Şehirlerin Ayrılık Kokan Sokaklarında Gezinirken, Sarhoş Yalnızlıklar, Yolunu Kaybetmiş Sevdalar, Öksüz Umutlar ve Yetim Hayallerle Tanıştım.
Hepsi Bir Birinden Yıkık, Çaresiz…
Öyle Pişmanlık Kokuyorlar ki, Yanaşmaya Korkuyorum Ama Zaman İşte, Sevdaya Alıştırdığı Gibi Herşeye Alıştırıyor…
Pişman Değilim…
Sinmedi Başka Bedenlerin Pişmanlıkları Yüreğime..
Hiç Bir Umutsuzlukta Gözlerimi Korkutmadı…
Hepsi Yalnızlığını Yanına Alıp Umutsuzluk Kokan Parkın Banklarına Yerleşmişti..
Mahkum Gibi Her Güne Kavuşma Umuduyla Başlıyorlardı..
Sözde Artık Umud Etmiyorlardı!
Kendilerini Kandırmaktan Başka Birşey Değildi Bu…
Sade Yalnızlığı Gösteren Gözlerim Görmüyormuydu Artık, Bilemiyorum..
Bu Umutsuz , Bir O Kadar da Umut Kokan Çaresizlerin Gözlerinde Seni Görüyordum..
Sebepsiz Kavgalarım Başlıyordu..
Açlığını Hissettikçe Daha Bir Öfkeli Oluyordum..
Bu Sokağı da Terketme Vakti Geldi Sanırım..
Bu Şehirde Sıkıyor Ruhumu..
Zaman Bana Acımıyordu..
Dilimin Ucunda Toplanan Sebepsiz Küfürlerim Yalnızlığımı Kovmaya Yeterli Olmuyor…

Bu Şehirde de Yendi Beni Yokluğun
Yeni Kentlere Yerleşmek Üzere Topluyorum Yalnızlığımı…
 
images


Hayat sana bazı iyi şeyler sunuyor,
bazı zamanlar
bazı zamanlar çok şımarttığını düşünerek,
alıyor elinden sevincini
oysa bir şey değil,
onca acının yanında küçük bir tebessüm
bir şey değil,
hüzünlerin bağımlılık yarattığı bir yüreğin başka duyguları tanıması

hayat seni bazen kaldırıyor yerden,
bir dost şefkati ile bakıp yüzüne
bazı zamanlar ise,
çoğunlukla yaptığı gibi tat alıyor engebeli arazilere dönüşen yüz çizgilerinden
oysa hak edilmiştir,
bunca gri gökyüzü görmüşlükten sonra güneşli bir gökyüzü
hazırlanılmıştır;
"Yaşasın hayat" demeye özgürlüğüne kavuşan bir mahkum sevinciyle

Hayat bazen "İşte bu kez tamamdır" dedirtiyor,
bir kaç mevsim tekrarlayan iyi bahar göstermişliğinden sonra
bazı mevsimler ise,
üzerindeki kar örtüsünü geçemeyen kardelen çiçekleri gibi kalıyorsun üzgün
oysa ne ılgıt rüzgarlara hazırlanmıştır kolların,
özenip bir göçmen kuşun özgürlüğüne maviliklerde
ne sevdalara bilenmiştir yüreğin,
bir kentin orta yerine yalnızlığını bırakmaya hazırlanıp.

Hayat bazen sevmiştir seni,
yeni ayakkabısını başucunda saklayan çocuklar gibi saklamışsısın sevinçlerini
bazen öldürmüştür,
sevdiklerini alıp giderken zalim...
 
Şarkılarda başka anlatılıyordu Aşk..
Bu yüzden mi çok sevdik…
Biz susunca şarkılarda konuştuk
Bu yüzden mi çok yaralandık…
Her söze inandık…
Ağladık…

Ve anladık
Biz ölüyoruz…
Hasretin içinde yok olup gidiyoruz…
 
Rüzgarlı bir tepenin yamacındayım şimdi
Kent suskun...
Ve istasyonlar ayrılık için var bu şehirde...
İmlası buzuk, üşümüş ve kirli bir çocuk olurum seni düşünürken..
Ömrüme iliştirdiğim martı leşleri yamalı bir geçmişi oynar
İmtihanlar ve intiharlar üzerine kurulu hayatlardan
Gecenin en serseri yanını alırım günceme..
Durup durup şiirler yazmak yoluna
Yeni bir yaşam biçimim oldu son günlerde..
Kendimi sende kalabalık buluşum belki de bundan
Her gece yorganımın altında sakladığım
Kırlangıç sürüleriyle geliyorum sana
Sen uykudayken...

Babam her gece ölüyor şimdilerde
Annem nihavent bir çığlık oluyor...
Bana en çok sensizlik koyuyor...
Sonra babilin asma bahçelerine asıyorum kendimi
Uyanmak için...

Eski bir aşkını anlatıyorken bana
Konuştuklarından yapılma bir sessizlik oluyor ağzım..
Kaç kez kanıyorum bir bilsen
(ya da hiç bilmesen)
Sesinin ardında yüzün sessiz bir tabanca gibi duruyor
Kendimi kötü kurulmuş bir cümle sanıyorum
Gece yüklü bir kamyon uykularımı solluyor..
Yastığının altında yalnızlığın var biliyorum
Oysa ben senden bir bardak su istedim
Akdeniz değil..

Son yalnızı benimdir bu kentin
İstanbul arkamdan gelir..
Ey hüznü yüzünde gülücük diye taşıyan adam..
Hep kendine mi saklarsın çocukluğunu..?
Ağzıma bir bulut bulaşsa da yokluğundan yapılmış
Kayadan seken kurşun en serseri yanımız olur kimi zaman..
Ve ben hep kendimi terk ederim senden..
Her katilin aşkı
Her aşkın katili
Bir öncekinin faili
Hep ben olurum
Hep ben ölürüm
...

İçime uzanan koridorların ortasından
Hep gülerdin beni görünce..
Bense sana hep geç kalırdım
Sona kalırdım..
Sonra kanardım..
Yağmurlarla inseydin içime
İçim senden yanaydı..
Yüzümdeki işgaller senden karaydı
Seni sevmek en gizli ağlama biçimimdi..
Sana yazacaklarım sil sil bitmezdi..
Ve ben
Sende hiçbir şeydim..
Sen bende her şeyken..
Canım,
Yastığının altında biriktirdiğin yalnızlıklarım kendine varlaşıp bana yoklaşan biri yapar seni
Ve ne kadar kaçsan o kadar yakınsındır aslında kendine..
Geciken sevdalar yıkık kentlere benzer bilirsin..
Ve sevgisizlik alır bir gün seni benden
İşte bu yüzden,
Sen hep sevil
Hep sevil
Sevil...
 
Bir sokak kedisinin gözlerinde, sessizim..
Yalnızlaştırıyor yüzümü beton giymiş kalabalıklar..

Ne açtığın boşlukları doldurabiliyorum, ne de yaşayabiliyorum içinde.
Gecenin segahını mesken edindi yüreğim,umut mahsulu saatler bana varmadan ölüyor.
Bir kapsüle sığmayacak kadar çoğaldı içimde yaralar, yarım bardak uykuyla susturamıyorum kendimi.
Dilime acımı bağlayıp haykırıyorum, acım dinmiyor.
Haykırışlar yetse de kırılışları anlatmaya, anlattığını dinletmeye yetmiyor…

Ruh esir, aşk diri, kalem küskün...
İz bırakmış gölgelerle yaşanmıyor aşk kavradım…

Kapatılmamış defterlerinin ağrısı volta atıyor şimdi, titreyen kıyılarımda.
Tanımadığım suretlerin hoyratlığını yudumluyorum avuçlarından...
Eskitemediğin acılarına sattın sevgimi!
Halbuki ben, yüreğine baştan borçlu yazıldığımdan bihaber, dünyaya sığdıramadığın ismini tek heceye sığdırmıştım.
Yorgun düşmüş yüreğini dokunmadan tutmuş, "sus"olup sancılarında, su olup akmıştım yeşertmeye çalıştığın ne varsa...
Sen bütün sebepleri buruşturup savururken çöp kutularına, sonuçları birbirine geçirip yollar yaparken ayaklarına, ben sadece kendime söylemişim anlıyorum…

Çok gördüm aslında, herhangi bir zamanın içinde kaybolanı ama görmedim kaybolduğu yerde bulunanı.
Sen kendini hep yanlış yerde aradın, bulamadıkça vazgeçtin en insancıl yanlarından da... Anlık hazları diyarına hükümdar yaptın, koynundan çıkaramadın tek duyumluk dokunmaları…
Anlamadın yâr hiç anlamadın ;
Başını kuma gömüp yaşanmaz hayat...

Sağlam, hatta sayısız köprü inşa etmek; köprülerde yaşamak hayatı, nehri akmaz kılmıyor. Örülen duvarların arkasından bakmak ya da hayata, fırtınaları uzağına düşürmüyor.
Kaçmak ise sadece çözümsüzlük zincirine bir halka daha ekliyor.
Ve dayanılır kılmıyor yalancı söylemler acıları...

Emir verilmiyor durağan olmayana!
Acılar yüzleşme istiyor;
Yüzleşme kendine dönüp bakmayı ve tam burada başlıyor, aynalara yeminli dillerin firarı.

"Oysa firar katlanılır kılmaz efkârları ve üstünden atlayarak aşılmaz hiç bir acı..."
Gün senin günündür artık...

Sen, ben ve gölgeler denklemine yenik düştü bir yanım.
Harcanacak tek bir "gel"im bile kalmadı hiçlik sokaklarında kaybolmayı emir biçtiğin ömrüne.
Bir korsan dağınıklığı şimdi bana kalan...
Bakire bir yıldız bile kalmadı gök/yüzümde.
Her gün biraz daha artan bedeli ödüyorum, bilmem kaç kursun eskiterek yüreğimde.
Dirhem dirhem sonlanan çağ, hatırlatıyor unuttuklarımı anımsıyorum
Mesela tüm acılar mutluluklardan doğardı…

Varlığın kaybolan bir günün içinde kalsa da; kaybolan günün yamacından sessizliğe vuranlara atılan her ok, gecemin karanlığında saklı.
Geceyi kaybolan gün mü karartmıştı yoksa yıldızlar parlamak için geceyi karanlığa mı mecbur kılmıştı?

"Cevapsızlığın körü, sarfet sarfet söylenmeyenler var, söylesem de duyuramadıklarım..."​
 
Sen en çok bana sustun; ben en çok sana konuştum.
Sana benzemeye başladığımdaysa ben de içimi susarak döktüm...

Yoksa içim dökülecekti...

Susacak hiçbir şeyin kalmadığında ise içindeki sessiz diyaloglarla benden çekip gittin.
Oysa bilmeliydin; bütün bir hayatı ürpererek yaşama cesaretiydi Aşk...
Ve yola çıkıldığında göze alınmalıydı Aşkın adressizliği...
 
Gidişini öperek uyandırdım bu sabah ayrılığı.
Fırından yeni çıkan bekleyişler satın aldım.

Kırmızı mavi ekoseli yalnızlığımı serdim masaya.
Manzaraysa ayrılığa sıfır!
İşte herşey hazır...
Acılarımla iki lafın belini kırdık.
Yokluğunda bir kuş sütü eksik...

Yalnızlığım ve ben...
Seni çok bekledik...
 
Anladım bu son durak
Beni anılarla yalnız bırak..!
Tutmam gereken bir matemin var..
Hislerin var Unutmam gereken..!

Yanar yanar durur Kalbim
Kan ağlar ağlar durur..!
Senin bende kalan Günahın var..!
Sözlerin var unutup gittiğin..!

Es..!
Nereye istersen..
Nerde çok sevdiysen..
Uğra bir geçersen
Maziyi savura savura...
Es..!
Deli rüzgârlarla kalbimi bir arada tutamam yaşayamam...
Son nefesim ol içime es..!
 
Ne gerek vardı sana, sensiz de yalnız kalırdım.
Ben zaten sen olmadan da ağlardım isteseydim eğer
Ne gerek vardı sana, ne gerek vardı yokluğuna ?​
 
Gecenin en karanlık yerindeyim,
Bir sigara ateşinin aydınlattığı kadar ışık bile olsan, yine de istiyorum Seni...

Bir kentin ortasında çığlık çığlığa bağırarak, tek başıma kalsam da
Yine seviyorum seni...

Bu bir suç duyurusudur, kendimi ihbar ediyorum..!
 
sad.jpg


Günler güz yaprakları gibi birer birer dökülürken ayaklarımın dibine, ben her gece karanlığa dikip gözlerimi senin aydınlığını bekledim.
Sen yoktun...
Binlerce adım attım bu kentin sokaklarında.
Her köşeyi her parkı her ağacı ezberledim.
Sevdaya bulanmış her kaldırım taşında senin adını aradım.
Sen yoktun...
Evlerin duvarları birer birer üzerime yıkıldı.
Her bir hücremin acısını ta yüreğimde hissederken beni enkazın altından çekip alacak elini aradım..
Sen yoktun..
Özlem şarkılarını ezberledim.
Kimini bağıra bağıra kimini fısıltıyla söyledim.
Karanlığa haykırdım hasretimi.
Sesimi duyacaksın diye bekledim.
Sen yoktun...
Senden gelecek bir tek haberi bekledim.
Saatler asırlar gibiydi, geçmek bilmedi.
Çalan her telefonu yüreğimin deli bir çağlayana dönen atışlarıyla açtım.
Senden başka duyduğum her seste hep aynı hayal kırıklığını yaşadım.
Onlar beni duymak istiyordu,bense seni.
Sen yoktun...
Seni aramaktan yorgun düşmüş bedenimi karanlığın kucağına uzattım her gece.
Bir an önce sabah olsun diye uykunun beni çekip almasını istedim.
Olmadı!
Kaç gece sabahı ettim gözlerimi kapamadan.
Kaç gece merdivendeki ayak seslerini dinledim,gelen sensindir diye.
Sen yoktun...
Her yağmurla birlikte hüzün de yağdı bu kentin üzerine.
Bulutlar yalnızlığın işaretiydi benim için.
Beni ıslatan yağmur olmadı.
Ben senin özleminle sırılsıklamdım her mevsim.
Hayat merhaba dedi bahara çiçek çiçek.
Uzun kıştan sonra gelmez dediğim göçmen kuşların dönüşünü gördüm.
Sen yoktun...
Her istasyon, her otogar adresim oldu.
Bir trenden inersin sandım.
Otobüslerdeki her yolcuya sensin diye baktım.
Ya da yolculuklara vurdum kendimi.
Kimsenin uğramadığı köylere,adı duyulmamış kasabalara gittim.
Senden bir iz aradım.
Sen yoktun...
Denizin sonsuz maviliğine umut bağladım.
Kıyılarda tükettim bekleyişlerimi.
Hep sensiz gemiler geçti limanlardan.
Ben gemicilerin hasret türkülerine eşlik ettim.
Sen yoktun..
Gözümden bir tek damla yaş akmadı.
Onlar sana aitti sana kalmalıydı.
Kimselere söyleyemedim acılarımı.
Bekleyişimin öyküsünü kimselere anlatamadım.
Nice fırtınalar koptu yüreğimde.
Dalgalar dövdü hayallerimi.
Sığınacak bir liman, yaslanacak bir omuz aradım.
İçimi dökecek bir insan aradım.
Sen yoktun...
Her gece ay paramparça oldu.
Her gece yıldızlar birer birer düştü sokaklara.
Yıldızları saçına takıp gelmeni bekledim ve bir güneş gibi doğup aydınlatmanı bekledim bu kapkara dünyamı
Ama
SEN YOKTUN..!
 
Geçmiyor işte
Geçmiyor sancısı
Hangi ten gözlerine tutuştuğum gibi yakar beni
Bir sen daha var mı ki?
Bir ben olsun başka tendeki
Şimdilerde herkes ellerimi soruyor sevgili
Sanıyorlar ki bu yangın elimden geçti
Hala unutmadın mı diyorlar
Diyorum ki o benim elimde değil,
Yüreğimde!
Bu yüzden onu hiç unutamam ki...
Yüreğim öyle yandı ki
İbret-i Aşk olsun diye yazdım ben seni

Oysa susuyordum
Kalemim kendimeydi
Geldiğim günden beri
Silmeye başladın beni
Olur da bir gün zerresi olduğum hayatının
Koca bir boşluğu olursam
Yerimi doldurmak için uğraşma
Yerimi senden aldığın günü hatırla
Ve bendeki boşluğunu bensizliğe katla...

Beni sorma
Buralar sensizliğin dibi
Küreği gamla ölüme çekiyorum şimdi
Yiğidi gam öldürür ya
Beni de bu dert öldürüyor şimdi

Benden çok yaşa
Gözüm yok mutsuzluğunda
Mutlu ol sevdiğin hayatla

Yalnız, gecede bir vakit düşeyim aklına
Öyle bir an olsun ki, dirileyim uykularında
Sana susarak gözyaşım dokunsun dudağına

O vakit
Beni nasıl çürüttüğünü yaşım anlatsın sana!
O zaman anla
Ve kendini kendine yasakla
İçimde kemiren cümlelerin çınlasın kulağında
En azından ömürde bir gece nasıl ölünür anla
Ve o gece ibret-i aşk olsun diye

Kendini tutukla...


305002_523358787681298_1279859876_n.jpg
 
199892_208837259127209_911124_n.jpg


Dudağını düğümlediğim fırtınaları kopardım sonunda bir bardak suda
Ben hancı sen soncu
"Sana dayanamadı bıçak kemiğe dayandığı kadar"
Elbette unuturum sonunda
En fazla bir mevsim ağlarım
Alışırım yalancı baharlara ama;
Ama yine de biri beni kandırsın yokluğunda
Sen bu şiiri okurken ben başka bir şiir de olacağım..

Sana anlattıklarım ne çok şey susuyor
Ve sustuklarım neler söylüyor
Gittin değil mi?
Şimdi ne desem kar yağıyor​
 
-Beni unutmak istiyorsun. Unutmak gitmektir.
-Hayır istemiyorum! Sadece kendimi denedim ben.
-Benim üstümden mi?
-Başka kimim var ki? Anladım ki ben senden ayrılamam asla!
-Melez bir ayrılık görüyorum sende. Genleri gidememekten yapılmış… Boyundan
büyük işlere mi kalkıştın?
-Zaten bir hayal değil miyim sende?

-İnsan hayallerini terk eder mi?

images-4.jpg

 
Geri