Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Tartışma işteştir ve tart kökünden gelir yani insanların birbirlerini karşılıklı tartması manasındadır. Tabii burada alegorik bir anlam da var. Neyse kavram kargaşasına girmeden
Tartışmayla ilgili, "doğru tartışma konusu", "iyi tartışma konusu" gibi parantezler açan insanların tartışmaya dair bilgilerinin bulunduğunu, ezberden ezan okuyabildiklerini bilin ama bilgi ve kavrama düzeylerinin üzerinde bir bilişsel performans beklemeyin.
Kök anlamdan değerlendirilirse insanların birbirini, karşılıklı tartması manasında değilmiş. Birlikte tartmak, değerlendirmek anlamına geliyormuş.
Daha derin etimolojik araştırma yaptığımda "dikte etme" ve "doldurma" manaları karşıma çıkıyor. Günümüz manası da bambaşka. Neresinden tutarsan tut, dediğin olmuyor.
Alegorik kelimesiyle cümle süslenmeye çalışılmış. Bilmeyene gideri var.
Bence de kavram kargaşasına girmeyelim.
Teşekkürler.
Tartışma işteştir ve tart kökünden gelir yani insanların birbirlerini karşılıklı tartması manasındadır.
Arapça mlw kökünden gelen imlāˀ إملاء "dikte etme, yazı yazdırma" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Aramice/Süryanice mlē מל "1. dolu, 2. herekeli yani sesli harfleri bildiren noktaları doldurulmuş yazı" sözcüğünün ifˁāl vezni (IV) masdarı olabilir; ancak bu kesin değildir. Bu sözcük Aramice/Süryanice #mly מלי "doldurma" kökünden türetilmiştir.
ETü: "çekmek" [ Uygurca İyi ve Kötü Prens Öyküsü, <1000]
kuş kuzgun konsar ışığağ tartğı men [kuş veya kuzgun konduğunda ipi çekeceğim]
ETü: "... terazide çekmek" [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
ol yıp tarttı [[ipi çekti]], ol yarmak tartdı [[teraziyle para tarttı]]
<< ETü tart- çekmek, terazide tartmak < ETü tar- yaymak, açmak +It-
→ dağıl-
Benzer sözcükler: tartı, tartılmak, tartım, tarttırmak
Bu maddeye gönderenler: tartış-
ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
ol meniŋ birle ya tartışdı [benimle yay germekte yarıştı]
TTü: [ Kul Mes'ud, Kelile ve Dimne terc., <1347]
bu dartışık [çekişme] bunlar arasında ulaldı, savaşa başladılar.
TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
tartışmak: Bahs ve iddia üzerine bir şeyi tarttırıp zabt etmek, muˁanede [inatlaşmak], keşākeş [çekişmek].
≈ ETü tartış- karşılıklı veya beraber çekmek, çekişmek < ETü tart- çekmek +Iş-
→ tart-
Benzer sözcükler: tartışılmak, tartışma, tartışma programı, tartıştırmak
tartışmak
1. nesnesiz, -le Bir konu üzerinde, birbirine ters olan görüş ve inançları karşılıklı savunmak.
2. nesnesiz, -le Karşılıklı ağır sözler söyleyerek çekişmek, münakaşa etmek:
"Usta da ben de tartışmak istemedik adamla." - Necati Cumalı
3. nesnesiz, -le, spor Güreşte karşı karşıya durum alıp elle birbirini yoklayarak rakibin zayıf yanlarını aramak.
Alegori; bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme sanatıdır.
Alegorik: alegoriye dayanan, alegori ile ilgili.
Bkz: Somut anlam, soyut anlam, yan anlam.
Bir kelimenin birinci anlamıyla kullanılmaması, soyut veya yan anlamı taşıması onu alegorik yapmaz. Neremle güleceğimi şaşırdım.
Halen üst düzey düşünme becerilerine dair bir beklentim yok.
İşteşlik her zaman birbirine yapmak anlamı vermez. Beraber yapmak anlamı da vardır.
Birden fazla özne tarafından aynı zamanda, karşılıklı veya birlikte yapılan fiillere “işteş fiil” denir.
Sana her şeyi baştan öğretmek gerek. Bilmeyene kolay da yanlış bilene çok zor. Olur inşallah ya, sıkma canını.
Burası çok alegorik, neyse kavram kargaşası yapmayalım şimdi. Hayvanın derisini yüzmek. Alegorik ha? Okey.
Bendeki daha büyük. Teşekkürler.
Fransızca allégorie
1. isim, edebiyat Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme, yerine koyma.
2. isim, edebiyat Bir sanat eserindeki ögelerin gerçek hayattan bir şeyleri temsil etmesi durumu.
i. (Fr. allégorie < Yun.)
1. Bir düşünceyi kişileştirerek ifâde etmek üzere yapılan tasvir, resim veya heykel: Adâletle kînin cinâyeti tâkip ettiği fikrini şahıslarla temsil ederek yapılan resim ve heykeller de birer alegoridir (Celâl E. Arseven).
2. Rumuz, sembol: O sizin gibi etten, kemikten bir insan iken bir sembol, bir alegori hâline girmiştir (Yâkup K. Karaosmanoğlu).
3. Bir edebî eserde düşünceleri rumuzlar ve sembollerle anlatma tarzı: Mücerredin ifâdesi müşahhas imajları getirdiği içindir ki batı Orta Çağ edebiyâtında olduğu gibi bizde de alegori büyük bir gelişme göstermiştir (Mehmet Kaplan). Şahsî bir yaşantıyı değil de genel bir fikri anlatan “Sessiz Gemi” şiiri sembolden çok alegoriye yaklaşır (Mehmet Kaplan).
[argo][/argo]![]()
Niyet okuyucu birisin, kimin kim olduğuna dair teoriler üretiyor olman, hiç tanımıyor olduğun kişiler hakkında ithamlar da bulunuyor olman salça oluyor olduğun anlamına geliyor.@Run ne diyorsun? nereye salça olmuşum? ayrıca o üslubunu düzelt, salça olmak ne demek?
Niyet okuyucu birisin, kimin kim olduğuna dair teoriler üretiyor olman, hiç tanımıyor olduğun kişiler hakkında ithamlar da bulunuyor olman salça oluyor olduğun anlamına geliyor.
Eh işte az önce neden tartışma yapamıyoruz konusuna yazdın, senin yazdığın konu ışığında cevaplar yazıyorum. Uygunsuz bulduğum şeyleri herkesle tek tek tartışmaya açacağım. Üslup konusunda çok dikkatli biriyimdir, tavsiyen dikkate alınacak.
Merak etme herkesi ziyaret edeceğim, ben ne okuduğunu anlayan biriyim. Kimseye de çatma gibi bir huyum yoktur, ama birilerini eğlence yapmak isteyen kişilere tavır koyarım.hdsfhj ya Run, o konuyu okur musun bir? orada kim ima etmiş bir bak. çok yanlış kişiye çatıyorsun. zaten, arkadaş (hatun nickli arkadaş) da o kişiye dair bir sitemde bulunmuş. (şube mizahı) gerçi o imada bulunan kişiler de, bu forumdaki iyi niyetli insanlardan. yanlış anlaşılma olmuş belli ki.
ben alavarezle şakalaştım.
senin bana karşı bir önyargın var ama kırmaya çalışmayacağım. selamlar.