Kaan Turkoglu Kisisel Paylasim Sayfasi

S
  • Kullanıcı stonecypher
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
Ben mesela az önce elimde bardakla çay koymaya gittim Ve bardağı unutup geri geldim. Seninki de böyle bir şey. gitmedin yani, Beni bir yere bırakıp geri geldin. İçim boşken doldurdun. Anlıyor musun? Geri almaya geldiğinde soğumuş olacağım. Oysa Demli koymuştun! Dibe çökmüştüm! Düşüp kırılmadım ama. Ben kimseye kırılmadım... Alacağınız olsun dedim, alacağınız olsun boş verin
 
Pardon, Hangi sevgiden bahsediyordunuz siz? Kız çocuğu mu.. Kadın mı, adam mı , ne? Ağlayan bir kız çocuğunun saçlarını okşayıp, "Yavrum benim" dediğiniz zaman, garip garip bakıyorlar size. Siz, onlara göre sapıksınız. Ve aynı çocuğa şeker uzatıp, hadi gidelim dediğiniz zaman, Gülümsüyorlar, İyi kalpli diye.. Organları sökülmüş bir çocuk gibi yalnız kalsın içim, bırakın. Ne olur sevgiden, Ve aşktan, açlıktan bahsetmeyin o kirli ağızlarınızla. Dinlemiyorum.. Söylediğiniz her söze kulak misafiriyim, dünyaya tanrı misafiri. Kusura bakmayın, misafir olsam bile, Sevgimi paylaşacak kadar samimi olmayacağım sizinle.. Şimdi bana şeker uzatın, Suratınıza çarpıp gitmek istiyorum..
 
''Hayatta sevmem'' dedin ya.. Bunun ahireti de var, umutlanıyor insan işte.. :)
 
Ne karanlıktı, ne de ben ağlıyordum. Sadece, Ellerimle yüzümü kapatıyordum, dua eder gibi aklımdakine... " Nasıl yapıyordun bilmiyordum, ama yapıyordun. Her şeye benzetiliyordu gidişin, yaşanmamış şeylere ve çıkmamış bir çimene. Uçmayı öğrenen çelimsiz bir serçeye, Kendi kanatlarına yabancı göçmen bir kırlangıca. Yine bir şeyler yapıyordun içimde, iyi şeylerdi bunlar. Ama yapma, yapma be.. Artık gelme. Gidişin herşeye benzetildikten sonra, Gelişin; Bir şeye benzemez... Üşüyorum, yanıyorum, ölüyorum gibi şeyler söylemem sana, Sen yokken yaptıklarım arasına koymam bunları. Ama dediğim gibi, üşüseydim, yansaydım ya da, Keşke ölseydim.. Görmek isterdim, gömmeye gelmediğini. Gelmediğini görmek isterdim kalabalığın arasından, Gelmediğine sevinmek isterdim.. Şimdi dedim istemeden, susun. Kısın sesinizi, pencerelerinizi kapatın, saklayın yaraları. Sende sus gelmeyen sevgilim, Sesini kıs, penceremi kapat, sakla yaralarımı, Ve bu şarkıyı bitir.. Kazanmaya ihtimal vermediğimiz bir savaşta, Kaybederek kazandık, Belki kendi sonumu gördüm bir çocuk ölürken, Belki kendi kanımı içtim onun elinden. Ve ipe dizdik hayallerimizi ıslak sokaklardan kaldırıp, Ağırlaşır ıslanan hayaller dediler, Sıkı dur dedim, ip, sıkı dur..
 
Ne acı.. Bugün yine bir sürü insan öldü, ve ben aralarında değildim.
 
Kahkahalarla evime koştuğum bir öğleden sonra, Annemin tavana asılı cesediyle selamlaşmaya benzerdin, benzersizdin..
 
Gece batıyor, Bir devirle, Söküp atıyorum seni kalbimden ve gömülüyorsun gıyabında düzenlenen bir törenle, Kelimelerin olmadığı bir şarkı ile.
 
Yırttı gömleğini, bütün makyajını sildi zaman… Sağa sola dağılan düğmeler, ve gırtlağa bir bir atılan düğümler.. Zaman , eteğini indiriyor ve üzerinde ilmek ilmek dikilen suratların hüznü eşliğinde sahneye çıkıyor jartiyer. Boşversene kralı, Kraliçe çıplak…
 




İnsan
yıkılırken bİle "Lamelif" gibi devrilmeli bükülmeden.( لا )
İnsan
sevdiğine atılan kurşunları"Cim"gibi alabilmeli bağrına. ( ج )
İnsan
sırtına dağlar yüklendiğinde"Elif"gibi dimdik durabiilmeli.( ا )
İnsan bir
ömür"Kef"gibi sevdiğini kucağında taşıyabilmeli.(ك)
İnsan
sevdiğine ölürken bile"Te"gibi tebessüm edebilmeli(ت )
İnsan
bir tek RABB karşısında "Mim" gibi secdeye koymalı başını ( م )
 
Hata yapınca eyvah diyoruz, korktuğumuz zaman anne, düştüğümüz de Allah.. Beni dünyaya sen getirmişsin, Eyvallah anne, eyvallah..
 
Herşey seni unutmama müsaitken ben değilim. Ve seni unutmak için, Yani eğer unutmam gerekse illa seni, Bütün kadınları öldür. Seni unutayım derken, onları sevemem.. Bilirsin uzun iş unutmak ve bunun için ölmek gerek. Ne zaman ölmeyi istesek, Yaşamayı sevdiren şeyler çıkıyor karşımıza. Umut ettirecek işler geliyor başıma. Ne zaman ölecek olsam, Bir intiharın eşiğinde yarı baygın buluyorum kendimi. Etrafımda ilaç şişeleri, içki şişeleri. Üzerine nefesimin bulaştığı ipler, Bir ilmek daha, Bir düğüm daha oluyor boğazıma
 
Aşk kutsaldır. Üç harfli oluşundan cin derler ona, Oysa kutsallığından bilirim. Cin ayettir, Cinayettir..
 
Hani "adamı dillendirir" ya aşk, Gidersen ikna edemem ve l'nin biri intihar eder.
 
Ne karanlıktı, ne de ben ağlıyordum. Sadece, Ellerimle yüzümü kapatıyordum, dua eder gibi aklımdakine. Nasıl yapıyordun bilmiyordum, ama yapıyordun. Her şeye benzetiliyordu gidişin, yaşanmamış şeylere ve çıkmamış bir çimene. Uçmayı öğrenen çelimsiz bir serçeye, Kendi kanatlarına yabancı göçmen bir kırlangıca. Yine bir şeyler yapıyordun içimde, iyi şeylerdi bunlar. Ama yapma, yapma be. Artık gelme. Gidişin herşeye benzetildikten sonra, Gelişin Bir şeye benzemez...
 
Ne esrem var ne ötrem. Ne beni durduran bir cezmim Ne bana ben katan bir şeddem, Ne elimi tutan bir harf Ne anlam katan bir harekem var. Kala kaldım sayfalar ortasında, Bir okuyan bekledim hep, Bir hıfz eden belki derinden sevebilen, Gölgesini istedim bir Sevgilinin. Sen gibi..
 
Ucu kırık şarap şişeleriyle bağımı kopartırken hatıralarla, bileklerimden atlayan bütün alyuvarların sensizlikten? gebermiş cesetler olduğunu asla sana söylemem, incinirsin. Puslu bir kış sabahı palyaçoyu ölü bulacağımı da demem, süpriz gibi geldi, süpriz gibi gitsin..
 
Sormadım nereye gittiğini. Çünkü biliyorum, kürtaj edilmiş bir çocuğa nereye gitmek istersin diye sorsa tanrı, annesinin yüzüne tükürmek için cehennem diyecektir
 
Kadındır bir erkeği sevgisiyle yüceltirken, nefretiyle de yerin dibine sokabilen..
 
Geri