2 gün önce, yoğun bir gün geçirip akşamında arkadaşlarımla stres atmak için buluşacaktım. Eve geldim, duş aldım, yemek yedim. Yorgun ama mutlu, üzerimde hafif bir dalgınlık vardı. Arabama bindim, müziği açtım. Sigaramı yaktım, seyir halindeydim.
Bir anda, ne olduğunu anlamadığım bir şekilde kendimi bariyerlerde buldum. En sağ şeritten gelen bir darbenin etkisi, beni savurup attı. Şok oldum. Bir baktım, yolun ortasındayım. Hemen tekrar sağa geçtim. Dörtlüleri yaktım, indim. Arabaya baktım. Ön taraf gitmiş, arka kapıya kadar vuruk var. Ön yolcu kapısı içe göçmüş, açılmıyor. Aşınmış, bariyer izi çıkmış.
Yol kenarına çöktüm. Bir sigara… bir sigara daha… Kendime gelemedim. Nasıl olduğunu hala anlamadım. Arabaya baktıkça gözlerim doldu. Neyse, bindim tekrar arabaya. Dedim ki, “Bugünü zehir etmeyeceğim.” Kırık dökük arabayla arkadaşımın evine gittim. “Kafam dağılır” dedim.
Ama çok kalamadan evime geldim. Evin içine girer girmez sinir krizi geçirmeye başladım. Ağladım. Yaşadıklarıma küfürler savurdum. “Neden ben?” diye isyan ettim. “Her şey neden bu kadar üst üste geldi?” diye sordum kendime. Tansiyon tavan yaptı. Migren vurdu. Gözlerim kan çanağı…
Sakinleştim, tekrar duş aldım ve yattım. Sabah olmasını istemedim. Ama kaçamadım tabii.
İçimi döktüm ki belki gerçekten artık rahatlarım diye.
Rahatlamak istiyorum Allahım, bana bir ferahlık ver.