folie a deux
Bronz Üye
- Katılım
- Mayıs 3, 2019
- Mesajlar
- 2,602
- Tepkime puanı
- 1,695
- Puanları
- 349
-emotionamood-
Acı ortak bir payda değildir.
Hayatın hiçbir evresinde, hiçbir yerinde, olayların içinde-dışında, birini kaybederken, gözlerimin önünde ölürken bile, canımın bu denli acıdığını hatırlamıyorum.
İçimi benden söktüler, içimi deştiler, derimi elleriyle ayıkladılar. Fakat hissetmedim, en ufak bir zerremden acı fışkırmadı.
Ama ruhum.
Ama can evim.
Ama yumrukların indiği karnım, kalbim.
Öyle bir yangın ki, çöllerin kızgın kumlarında yalın ayak yürümeye benziyor, sığınacak tek bir gölgelik bile yok.
Neden ben diyemiyorum kendime, kendimi haklı çıkarıp, öfkenin demine vurmak istemiyorum.
Haklı olmaktan nefret ediyorum.
Haklı değilim, haklı olmak istemiyorum.
Ama haklıyım!
Allah kahretsin ki...
Şimdi bu dikenleri kendimden başka kime batıracağım? Hep öyle olurmuş ya!
Herkes bir hayal kırıklığı yaşıyor diye, dikenlerini bir sonrakine batırmaktan geri kalmıyor.
Şimdi sıra benim, bu sefer ben acıtmalıyım, ama nasıl bilmiyorum ki?
Bir insan bilerek, isteyerek nasıl acıtılır, aldatılır?
Her zamanki gibi hayat bu döngüde seyir halindeyken, geç kalıyordum.
Kan çanağına dönen gözlerimden kaçıyorum, uyumak istemiyorum.
Ben affedeceğim elbet.
Seni.
Sizi.
Yapraklarını.
Yaptıklarınızı.
Peki siz nasıl affedeceksiniz kendinizi?
Üzerinizi giyindiniz diye çıplak değiliz sanıyorsunuz!
Fakat içinizde insanlığınız yok, ne çok aldanıyorsunuz!
İçimizi deştiniz.
Kurtçuklar yerleştirdiniz.
Ellerinizden akan kan, ahirette aleviniz olsun!
Acı ortak bir payda değildir.
Hayatın hiçbir evresinde, hiçbir yerinde, olayların içinde-dışında, birini kaybederken, gözlerimin önünde ölürken bile, canımın bu denli acıdığını hatırlamıyorum.
İçimi benden söktüler, içimi deştiler, derimi elleriyle ayıkladılar. Fakat hissetmedim, en ufak bir zerremden acı fışkırmadı.
Ama ruhum.
Ama can evim.
Ama yumrukların indiği karnım, kalbim.
Öyle bir yangın ki, çöllerin kızgın kumlarında yalın ayak yürümeye benziyor, sığınacak tek bir gölgelik bile yok.
Neden ben diyemiyorum kendime, kendimi haklı çıkarıp, öfkenin demine vurmak istemiyorum.
Haklı olmaktan nefret ediyorum.
Haklı değilim, haklı olmak istemiyorum.
Ama haklıyım!
Allah kahretsin ki...
Şimdi bu dikenleri kendimden başka kime batıracağım? Hep öyle olurmuş ya!
Herkes bir hayal kırıklığı yaşıyor diye, dikenlerini bir sonrakine batırmaktan geri kalmıyor.
Şimdi sıra benim, bu sefer ben acıtmalıyım, ama nasıl bilmiyorum ki?
Bir insan bilerek, isteyerek nasıl acıtılır, aldatılır?
Her zamanki gibi hayat bu döngüde seyir halindeyken, geç kalıyordum.
Kan çanağına dönen gözlerimden kaçıyorum, uyumak istemiyorum.
Ben affedeceğim elbet.
Seni.
Sizi.
Yapraklarını.
Yaptıklarınızı.
Peki siz nasıl affedeceksiniz kendinizi?
Üzerinizi giyindiniz diye çıplak değiliz sanıyorsunuz!
Fakat içinizde insanlığınız yok, ne çok aldanıyorsunuz!
İçimizi deştiniz.
Kurtçuklar yerleştirdiniz.
Ellerinizden akan kan, ahirette aleviniz olsun!