folie a deux
Bronz Üye
- Katılım
- Mayıs 3, 2019
- Mesajlar
- 2,602
- Tepkime puanı
- 1,695
- Puanları
- 349
-son anlarına girerken şiirin, şairin ağzına sıçmak, kutsal bir görevdir.
Buyurun(!)
Uzun uzadıya yakalamaya çalıştım saniyeleri. Sağa sola savrulan, içine cin kaçan yanıma dövünüp durdum.
Ah kahrolası şu yerküre, iki ayağımı sokamadığım tüm arka bahçelerine ayrı ayrı zerk ettim çaresizliğimi.
Topraktan, damarlarına dek yüzüp durdum tüm yanımı.
Şimdi kanasam ne fayda?
Ne vakit, çözülse içimdeki buzlar ve su olup nehirler aşıp, denizlere dalmaya niyetlensem; devasa bir silüet bitiyor yanımda.
Bir ağız, bir dil, 32 diş, sınırsız yalan..
Peynirin kokusunu alan fare misali, kapanın içini tırtıklamaya başlıyorum..
Ve sonrası, kuyruğum veryansın etsin şimdi tüm haneye!
Yakaladınız beni yine..
Düştüm haliyle..
-
Tanıdığım tüm kadınların her santimetresinden biraz verilmiş sana.
Muazzam, eşsiz, hayatıma sıçman için tüm olanakları kuşanmışsın.
Güzergahını kaybeden, yanlış imgeleri giyinen bir şiirdim ben.
Fazlaca lüks kaçtım dudaklarına, bir susumluk içtin beni.
Ah dünyevi adetleriniz yok mu!
Güzel şeyleri hemen tüketmek istersiniz hep, eşyalara benziyor aşk’a bakışınız
Adı üstünde kelebek etkisiydik seninle.
Bir günlük mutluluğa bile asiydin, kanat çırpmaların katiliydin işte.
Özgürlüğe vurulan ışıktın daha ne?
-
Burjuva aşklarınız, 7’den 70’e hepsi karanlık odaların silik yataklarında başlar ve biterken, ertesi gününe, arkadaşlara zevkle anlatacağınız hikayelerden başka bir şey olmazken ellerinizde, yeri geldiğinde ananız bile avrat olurken sizlere, kahrolası b’ağzı’larınız, devasa kuleler inşa ediyordu tüm memlekete.
Her mahalle her sokak bir başka kâhpe bağlantı noktasına erişiyordu.
Sonrası mı?
Parayı veren düdüğü çalar misali, düzüyordu yoksulu ta iliklerine kadar.
Hepsi bu.
Buyurun(!)
Uzun uzadıya yakalamaya çalıştım saniyeleri. Sağa sola savrulan, içine cin kaçan yanıma dövünüp durdum.
Ah kahrolası şu yerküre, iki ayağımı sokamadığım tüm arka bahçelerine ayrı ayrı zerk ettim çaresizliğimi.
Topraktan, damarlarına dek yüzüp durdum tüm yanımı.
Şimdi kanasam ne fayda?
Ne vakit, çözülse içimdeki buzlar ve su olup nehirler aşıp, denizlere dalmaya niyetlensem; devasa bir silüet bitiyor yanımda.
Bir ağız, bir dil, 32 diş, sınırsız yalan..
Peynirin kokusunu alan fare misali, kapanın içini tırtıklamaya başlıyorum..
Ve sonrası, kuyruğum veryansın etsin şimdi tüm haneye!
Yakaladınız beni yine..
Düştüm haliyle..
-
Tanıdığım tüm kadınların her santimetresinden biraz verilmiş sana.
Muazzam, eşsiz, hayatıma sıçman için tüm olanakları kuşanmışsın.
Güzergahını kaybeden, yanlış imgeleri giyinen bir şiirdim ben.
Fazlaca lüks kaçtım dudaklarına, bir susumluk içtin beni.
Ah dünyevi adetleriniz yok mu!
Güzel şeyleri hemen tüketmek istersiniz hep, eşyalara benziyor aşk’a bakışınız
Adı üstünde kelebek etkisiydik seninle.
Bir günlük mutluluğa bile asiydin, kanat çırpmaların katiliydin işte.
Özgürlüğe vurulan ışıktın daha ne?
-
Burjuva aşklarınız, 7’den 70’e hepsi karanlık odaların silik yataklarında başlar ve biterken, ertesi gününe, arkadaşlara zevkle anlatacağınız hikayelerden başka bir şey olmazken ellerinizde, yeri geldiğinde ananız bile avrat olurken sizlere, kahrolası b’ağzı’larınız, devasa kuleler inşa ediyordu tüm memlekete.
Her mahalle her sokak bir başka kâhpe bağlantı noktasına erişiyordu.
Sonrası mı?
Parayı veren düdüğü çalar misali, düzüyordu yoksulu ta iliklerine kadar.
Hepsi bu.