folie a deux
Bronz Üye
- Katılım
- Mayıs 3, 2019
- Mesajlar
- 2,602
- Tepkime puanı
- 1,695
- Puanları
- 349
Biz intihar ediyoruz sayın seyirciler, iyi seyirler.
Seni seviyordum, sevmiştim.
Sana benziyordu sevgim korkakça, şuursuzca, adamca, kadınca..
İlk geldiğin günün ürkekliğini giydim üzerime, son gününde en fiyakalı şerefsizliğimle uğurladım seni. Böylesine kader diyemezsin, bunu kaderle perçinleyemezsin.
Bakıyorum senin bana baktığın yerden.
Sevilecek adam değilmişim esasen, öyle bir albenesi yokmuş hiçbir yanımın. Fakat insan aklı işte, geçiştir şimdi hayasız aklını. İstemsizce sevdim de, elimde değildi de, aralık, ayrılığa gebe değildi de, kasımâ inanmıştım de.
Ne dersen de, bir avuç kül oldum ellerinin arasında, üfledin son kez; gök yüzü yıkasın utanmaz yanımızı.
Hiçbir neden-sonuç ilişkisi taşıyamayacak tecavüze uğrayan düşüncelerimizi, başka kalplere doğru çıkan ellerimizi de yıkayamaz hiçbir yağmur.
Kirliyiz işte, biraz senden fazlayım belki de.
Şimdi sana günler sonra olacakları anlatmaya kalkışmayacağım, bana uğrayacak olan cellatların adını da sayamayacağım. Yaşamın ucunda, bir ilmiğin koynunda inlediğimden de bahsetmeyeceğim. Bir ambulansa düşersem, koluma serum takacak yer bulamayacaklarından söz edemeyeceğim. Sırtımı duvara dayamam gerektiğiyle ilgili sebeplerin içinde yüzmeyeceğim.
Sana hiçbir şey söyleyeceğim.
İlla ki bir iz bırakacağım ardımdan, bir avuç mutluluğu barındıran şu nostaljik fotoğraflardan ziyade, saf, ilk sahibinden az kullanılmış acılarımı, bir camusun içindeki öfkeyi bırakıyorum sana.
Ben sığmadım çünkü, küçüldükçe küçüldüm, un ufak kesildim, sanırım artık tükendim.
Garip bir hissiyat, bir kişiyle bir araya gelip hiç kimse olarak ayrılmak.
Onur konuğu olduğum dünyanın bir adım ötesinde, pencerenin dibindeki uçurumu da gördüm.
Yaşarken de, severken de, giderken de hep ben öldüm, sadece ben.
Sahi niye hep ben?
Bunlardan sana söz edemem, sen bunların dışında; umudun koynundasın.
Aşağısı uçurum, aşağısı intihar, aşağısı ölüm.
Kelebek değilsin ki sen;
Yaşamalısın, yaşamalısın.
Bugün, yarın, daima.
Yaşamalısın.
Kendin için, benim için, bizim için..
Seni seviyordum, sevmiştim.
Sana benziyordu sevgim korkakça, şuursuzca, adamca, kadınca..
İlk geldiğin günün ürkekliğini giydim üzerime, son gününde en fiyakalı şerefsizliğimle uğurladım seni. Böylesine kader diyemezsin, bunu kaderle perçinleyemezsin.
Bakıyorum senin bana baktığın yerden.
Sevilecek adam değilmişim esasen, öyle bir albenesi yokmuş hiçbir yanımın. Fakat insan aklı işte, geçiştir şimdi hayasız aklını. İstemsizce sevdim de, elimde değildi de, aralık, ayrılığa gebe değildi de, kasımâ inanmıştım de.
Ne dersen de, bir avuç kül oldum ellerinin arasında, üfledin son kez; gök yüzü yıkasın utanmaz yanımızı.
Hiçbir neden-sonuç ilişkisi taşıyamayacak tecavüze uğrayan düşüncelerimizi, başka kalplere doğru çıkan ellerimizi de yıkayamaz hiçbir yağmur.
Kirliyiz işte, biraz senden fazlayım belki de.
Şimdi sana günler sonra olacakları anlatmaya kalkışmayacağım, bana uğrayacak olan cellatların adını da sayamayacağım. Yaşamın ucunda, bir ilmiğin koynunda inlediğimden de bahsetmeyeceğim. Bir ambulansa düşersem, koluma serum takacak yer bulamayacaklarından söz edemeyeceğim. Sırtımı duvara dayamam gerektiğiyle ilgili sebeplerin içinde yüzmeyeceğim.
Sana hiçbir şey söyleyeceğim.
İlla ki bir iz bırakacağım ardımdan, bir avuç mutluluğu barındıran şu nostaljik fotoğraflardan ziyade, saf, ilk sahibinden az kullanılmış acılarımı, bir camusun içindeki öfkeyi bırakıyorum sana.
Ben sığmadım çünkü, küçüldükçe küçüldüm, un ufak kesildim, sanırım artık tükendim.
Garip bir hissiyat, bir kişiyle bir araya gelip hiç kimse olarak ayrılmak.
Onur konuğu olduğum dünyanın bir adım ötesinde, pencerenin dibindeki uçurumu da gördüm.
Yaşarken de, severken de, giderken de hep ben öldüm, sadece ben.
Sahi niye hep ben?
Bunlardan sana söz edemem, sen bunların dışında; umudun koynundasın.
Aşağısı uçurum, aşağısı intihar, aşağısı ölüm.
Kelebek değilsin ki sen;
Yaşamalısın, yaşamalısın.
Bugün, yarın, daima.
Yaşamalısın.
Kendin için, benim için, bizim için..