folie a deux
Bronz Üye
- Katılım
- Mayıs 3, 2019
- Mesajlar
- 2,602
- Tepkime puanı
- 1,695
- Puanları
- 349
-beni benden başkası bulamazken, nasıl oluyor da, ben beni kaybedebiliyorum?
nefesim kalmadı sormaya, sen de sorma(!)
-
Gidişine gebeyim ben zaten.
Biliyorsun, her yıldönümünde dokuz doğuruyorum gitmelerini..
Niye dokuz?
Dokuz canlıyım ya ben! Kedi misali, her terk edişinle daha da büyütüyor, milli ediyorsun beni..
Diyorum ya (deme onu deme işte)
Ben de seni kalbimde büyütüyorum, gidişin ellerimden dökülürken...
Kavruluyorum, yangın değil
Bu kış ortasında, asfalta dökülen iliklerimin önünü ilikledim
Ama yağmur
Ana avrat sövüyordu pencereye -delirdim-
-
Hey ben!
Bugün gibiydim..
Yaşandım..
Ne hayatlar ne vedalar peydahladım.
Kahpe misali, dört duvarda yankılandım.
Radyo-haber kanallarında, son dakika bandından tüm dünyaya aktarıldım.
En azılı suçlular listesinde baş köşede adım
Nefret dolu gözlerin ucundayım
Bilmediğim kanalizasyon çukurlarından, sonsuz denizlere açıldım
Boğazına plastik kaçan balıktım.
Bir karaya vurdum kaldım.
Bir yaraya düştüm yandım.
Bunca denizin ortasında; nefes alamıyorum diye haykırdım.
Sesimi kesti içim
İçimi deşti sessizliğin.
Ölürken bile; ne de güzel gülüyordum bir bilseydin!
Gamzemi yutarken yüzüm,
En iyi şaheserindim senin,
Yemin ederim!
-
Bi’ ara yarın oldum..
Savananın ortasındaki mara oldum.
Yaşam ile ölüm arasındaki gölette yuvarlandım.
Suyun altında,
Nefesini hissettiğim timsahlar, ellerim ayrılırken bedenimden,
Bir veda hazırladım ikimize.
Elçin’in dediği gibi:
“Evet sevgilim, hala ikimiziz ayrılırken bile”
Sen, hayatın her yolunda, yeşil levhalarla karşılaşırken,
Ben; muhtemel her hız limit aşımında buluyordum kendimi.
Sonrası malum, ikimizde biliyoruz beni.
Kazara sevmiştim ben seni.
Şerit ihlalinden kaynaklanıyordu sana toslamam.
Bariyerler gibi can evimden vurmuştum beni
Aşk sanmıştım sadece..
Hayır ölmedim
Hayır ölmeyeceğim
Hayır ölmemeliyim
Hepsi bu
Hepsi bu..
nefesim kalmadı sormaya, sen de sorma(!)
-
Gidişine gebeyim ben zaten.
Biliyorsun, her yıldönümünde dokuz doğuruyorum gitmelerini..
Niye dokuz?
Dokuz canlıyım ya ben! Kedi misali, her terk edişinle daha da büyütüyor, milli ediyorsun beni..
Diyorum ya (deme onu deme işte)
Ben de seni kalbimde büyütüyorum, gidişin ellerimden dökülürken...
Kavruluyorum, yangın değil
Bu kış ortasında, asfalta dökülen iliklerimin önünü ilikledim
Ama yağmur
Ana avrat sövüyordu pencereye -delirdim-
-
Hey ben!
Bugün gibiydim..
Yaşandım..
Ne hayatlar ne vedalar peydahladım.
Kahpe misali, dört duvarda yankılandım.
Radyo-haber kanallarında, son dakika bandından tüm dünyaya aktarıldım.
En azılı suçlular listesinde baş köşede adım
Nefret dolu gözlerin ucundayım
Bilmediğim kanalizasyon çukurlarından, sonsuz denizlere açıldım
Boğazına plastik kaçan balıktım.
Bir karaya vurdum kaldım.
Bir yaraya düştüm yandım.
Bunca denizin ortasında; nefes alamıyorum diye haykırdım.
Sesimi kesti içim
İçimi deşti sessizliğin.
Ölürken bile; ne de güzel gülüyordum bir bilseydin!
Gamzemi yutarken yüzüm,
En iyi şaheserindim senin,
Yemin ederim!
-
Bi’ ara yarın oldum..
Savananın ortasındaki mara oldum.
Yaşam ile ölüm arasındaki gölette yuvarlandım.
Suyun altında,
Nefesini hissettiğim timsahlar, ellerim ayrılırken bedenimden,
Bir veda hazırladım ikimize.
Elçin’in dediği gibi:
“Evet sevgilim, hala ikimiziz ayrılırken bile”
Sen, hayatın her yolunda, yeşil levhalarla karşılaşırken,
Ben; muhtemel her hız limit aşımında buluyordum kendimi.
Sonrası malum, ikimizde biliyoruz beni.
Kazara sevmiştim ben seni.
Şerit ihlalinden kaynaklanıyordu sana toslamam.
Bariyerler gibi can evimden vurmuştum beni
Aşk sanmıştım sadece..
Hayır ölmedim
Hayır ölmeyeceğim
Hayır ölmemeliyim
Hepsi bu
Hepsi bu..
Son düzenleme:
