Duvarcı Ustası...
Her insan duvarcı ustası,
Başkasının duvarını örmekte... Çalar güftesi!
O Kurbanlarından biriydi,
Açmıştı duvarcı ustası paftasını...
İsmi Şeref’ti, elinde aynası
Söğüdün altında ilk önce süslenir, neyse manası?
Karşımızdaki apartmanın köşesine gelir,
Kalınca bıyıklarıyla oynaya oynaya,
Her gün üçüncü kattaki kıza bakmaktı kederi!
Her dikizde kızda balkonda olur, el sallardı,
Gülerdi, acımayla karışık öpücükte yollardı,
İşte böylesi deliydi...
İkisi de her gün bu anı kollardı
Vazife yeri belliydi!
O bir delimiydi diye söylenir o an, hayranlıkla izlerdim deliyi...
Bu filmin tek seyircisi, koltuklar benle dolardı!
Gezdiği her sokakta duyulurdu iniltisi,
Tanımayanlar içmiş sanırlardı,
Ardından küfür ederlerdi!
Zaten, kadın olsan fahişe,
Çocuk olsan afacan afişte,
Kusur bulmaksa aşta,
Dikilirdi ön yargı yuları…
Daha neler, neler... Vurulsun hele damgası,
Koyuvermek kolaydı lakabı!
Başkasının duvarına örmeye meraklı, vitrinde eli kanlı kasabı
Görmeli ucube vaazı, üstelik de çoktan verilmiş kararı!
Gerçeği anmak mümkün müydü hazırken gıybet özürü...
Şeref çocukların oyun fesiydi,
Peşinden cümbüş bestelenirdi,
Taklitleri, usta büyüklerinin eseriydi...
Fırsatını bulan ustacıklarda onu eylerdi!
Ustası delirten, delide patlar celali
Deli-evin sokağından geçen- habersiz... Bilmez helali,
Taşırdı, bedeniydi tek hamalı!
Bu durum kime, ne kazanç sağlardı?
Aranan belli, açıktı tercih kanalı
Başkasında ayıpla alay, söndürmüştü hayır fenerini!
Kendisindeki kusuru düzeltmek yerine
Kibir evini ören ustanın eğlencesine
Ne demeli birde pirim verenlere…
Anlamıyorum göklere çıkartılan bu pirleri!
Duvarcı ustaları her aklıma geldiğinde, hatırlarım kumarı,
Acıdan ve perişanlıktan başka şey değildir şiştikçe damarı,
Umudu kör eden kaybedileni tekrar kazanma şamarı,
“Ya tutarsa, göle maya”, Nasrettin hoca misali yine zar attırır...
Ya o an her şeyini vermişsindir,
Yâda umduğun son murat, çileyi kabul etmişsindir...
Yoksa hayalle gerçek aynı teraziye girer?
Sırf macera olsun diye uç yaşayıp bitmişsin
Yâda neyin entelektüel tekeri?
Kumar değil yaşam, yaşanmaz ahla
Bizi değiştiren ruhtur...
Mana hissettiğimiz ölçüde şekerlenir,
Yoksa her sahiplendiğimizde ölüm vardır!
Sadece boyut farkı zamanla parlar,
Bir başka zamanda göz açılıp sabahlanır!
Nerede adalet peşinde el, hayırda doruk
Nerede şerri besleyen aynalara yumruk!
Neden güzeli dileyen felsefe hala koruk!
Duvarcı ustalarını öldürseler,
Duvarlarını buldozerler yıksa, baksalar buruk...
Dökmem bir damla gözyaşı, derisini yüzseler!
Öldü dediler deli Şeref, şiirini yazıyordum!
Ne o apartmanın köşesini arar,
Nede o söğüdün altını artık süzüyordum!
Sevgilisi ne yaptı bilmiyorum, ya anası, babası ona tek yar...
Duvarcı ustaları kesmişti o söğüdü ve gölgesini,
Üzerine yeni bina yaparlar!
Artık *********di birde, o apartman köşesi...