Günlük Dönüp Dolaşıp Aynı Yere Gelmiyor Muyuz?

🕒 Konu sahibi 2 saat önce aktifti
Karanlıktaki gölgem boyumu aştığında gerçekten büyüdüğümü anladım. Sahi sen ne zaman anladın?
 
Dibimdeki sesler uzaktan geliyor, duyamıyorum. Görüntüler bambaşka bir yerden, içine giremiyorum. bedenim ayrılmış sanki, yönetemiyorum. Güzel, çok güzel.:)
 
“Tezel de var işte,” der demez, sesinde bir değişme oldu. Titredi o ses. Ne denli önlemeye çalışsa da, hüzün elini kolunu sallayarak geldi, çöküp oturdu yüzüne, gözlerine: Tezel, neden eskisi gibi konuşamaz olduk biz? Konuşursak neden anlaşamaz olduk? Hiçbir sözün sonunu birbirimizi kırmadan getiremez olduk, neden?"

Adalet Ağaoğlu - Bir Düğün Gecesi

Sahi neden?
 
"Şimdiyse Tezel’e bakıyorum. “Bana bakıp durma!” demesi ona bakıp durmam için bir çağrıymış gibi. Onunsa içkisiz kalmamaktan öte beklediği hiçbir şey yok. Öyle görünüyor. Aysel’in uzak sesini ânında unutmuş bir Tezel bu. Değilse de alkol unutturur."

Adalet Ağaoğlu - Bir Düğün Gecesi
 
"Boşluk. Hiçlik. Gecenin karanlığı. Değil. Yeterince karanlık değil. Gece dediğin katran gibi olmalı. Denizde yalpalayan ışıklar, gelip geçen art arda bir kuyruk oluşturan araçların farları... Böylece işte, ne gece ne gündüz. İkisi arası bir şey. Benim gibi. Ben de bir şeyin ikisi arasıyım. “Tant de bruit pour une omlette!” Onca kıçını yırt, sonuç... Bunu düşünüyor olarak bile; (bunu düşünüyor olarak bile, deyince hele) boşluk hapı yutuyor. Hiçlik piç oluyor. Puşt Ruslar–! Onlar da adam kandırdılar. Onların düşünürleri de, yazarları da, sanki her bir şeyi ve her bir kişiyi tek tek yaşamışlarmış, YAŞAMIŞLARMIŞ gibi ya şu, ya
bu deyip çıktılar... Ne o, ne bu. Bu inançsızlığın, o bunalımın ve yorgunluğun, bezginliğin sonu bilmem nereye varırmış... Niye varmadı peki? O sıralar üç buçuk duyarlı aydının mı vardı yoksa kendini asabilecek? Sıra kendine gelince de, Allaha sığın, paçayı kurtar. Oldu mu şimdi? Bir inançtan kaç, ötekine tosla. Bizde böylesi çok. Her zaman çok. Kendini asan hiç yok. Haa, o çocuklar mı, o çocuklar çağdaş birer müntehir, öyle mi? Çünkü her şey gelişiyormuş, her yöntem de... Evet gelişiyor, evet gelişiyor. Yukardakine hiç selâm çakmadan ve çağdaş bir müntehir de olmadan, yaşama ölümlü kılmak canını. İşte benim gelişmiş okulum da bu. Belki tam gelişmiş bir okul değil daha. Ya da geri kalmış devrimcilerimizin en ilerisi kadar gelişmiş. Neden başka türlü olsun ki?"

diyor Tezel.
 
Düşe kalka yapıyoruz bir şeyler. Devam, sürekli ileriye devam ederek, arkanda bıraktıklarının önündekilere engel olmasına izin vermeyerek. Devam.
 
"Ne biliyorum" değil, "ne öğretebilirim", "ne katabilirim" olsun hayat felsefemiz.
 
Esir eden korkular çıkmazı. Bir an hepsi gerçek sandım. Hayal gücümü frenlemeliyim galiba. Aklımı kaçırıp da ölmek istemem, hele ki en verimli olmaya başladığım şu dönemlerde.
 
Beynime bayram temizliği yapmalı. Dip bucak elden geçmeli, yüzeyler parlıyor da kıyılarım köşelerim küf tutmuş.
 
"Bizi birleştiren şeyler, ayıranlardan çok daha fazladır."

Agora'dan.
 
“Dünya’yı olduğu gibi görmeyi kabul edersek ne ile karşılaşırız? Bir an ön yargıları bıraksak karşımıza nasıl bir dünya çıkardı? “
 
"Nefret ettiğin çocuktan daha kötüsü hoşlandığın çocuktur."

Kitap Hırsızı'ndan.
 
"Hayallerimiz için çabalamayı bıraktığımızda kendimizi iyileştirme şansını da kaybettik."

Yağmurdan Kaçmayanların Şarkısı isimli kitaptan.

Böyle de bir kitap varmış. Daha neler var, zamanın yetmeyeceğinden korkuyorum. Boşluklara da ihtiyaç var, yoksa nasıl yer açılır? Bilemiyorum.
 
[YOUTUBE]wq-S8CIU7VA[/YOUTUBE]

The O.C. jenerik müziği.
 
[YOUTUBE]bDRbF80NKDU[/YOUTUBE]
 
[YOUTUBE]WKfWN2YACQg[/YOUTUBE]
 
[YOUTUBE]IEVow6kr5nI[/YOUTUBE]
 
mücadele.

Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz.

Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor.

Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.



bencil.

Biraz da bencil olman lazım diyor

Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor.

Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak hava bırakmıyor.




bozuk.

Ne çok insan biriktiriyoruz.

Keder zamanlarında aramak, telefonda, bir kahvede sandalyenin köşesinde, denizde sekiz kulaç arasında dertlerimizi anlatmaya kıstırmak için.

Bozuk para gibi.

Aylarca hatırlanmayan çantanın ön cebinde.



arkadaş.

Onun bunun hakkında gıybet yaptığın dostunun, damarının içinde gezenleri başkalarına anlatmasından sonra ilişkinizin aldığı (eski) den hali.

(Alıntı)
 
No wave, 1970'lerde New York şehrinde ortaya çıkan bir müzik, bağımsız sinema, video sanatı ve modern sanat akımıdır. "No wave" terimi ise punk kültürü tarafından dönemin popüler New Wave müzik türü ve bu türün ticari öğelerini hicvetmek için ortaya atılmıştır. Bu müzik tarzı özellikle Talking Heads gibi plak şirketleri ile anlaşan new wave gruplarına ve bu tarzdaki gruplar tarafından sıklıkla kullanılan Chuck Berry gitar riff'lerine karşı doğmuştur. Terim, merkezi New York'un sanat jargonuna Diego Cortez'in küratörlüğünü yaptığı 1981 yılındaki "New York/No Wave" performansı ile katılmıştır. Aynı zamanda "no wave"'in Fransız Yeni Dalga öncüsü yönetmen Jean-Luc Godard'dan da esinlendiği düşünülmektedir. Akım her ne kadar kısa sürmüş olsa da, müzik, bağımsız sinema, görsel sanat ve moda dallarını büyük ölçüde etkilemiştir.

No wave müzik tarzı olarak post-punk ile ilişkilendirilmektedir. Bu tarzda müzik yapan sanatçılar, anaakım punk rock'dan etkilense de müziklerinde ağırlıklı olarak atonal, gürültülü ve ritmik öğeler kullanmış; melodiye önem vermemiştir. Chance and the Contortions, Teenage Jesus and the Jerks, DNA ve Mars gruplarından şarkıların bulunduğu ve Brian Eno'nun yapımcılığını üslendiği No New York (1978) derleme albümü, türün önemli örnekledirnden olmuştur. Alternatif rock grubu Sonic Youth da kökenlerini bu akımdan almaktadır.

(Wikipedia)
 
Daniel Pennac, Okurun hakları

Fransız yazar Daniel Pennac Bir vakitler "Okurun Hakları" Başlıklı Bir Bildirge kaleme almıştı.

1.. Okumama hakkı.
2.. Sayfa atlama hakkı.
3.. Bir Kitabı bitirmeme hakkı.
4.. Tekrar okuma hakkı.
5.. Canının İstediğini okuma hakkı.
6.. "Bovarizm" Hakkı.
7.. Canının istedigi Yerde okuma hakkı.
8.. Çöplenme hakkı.
9.. Yuksek Sesle okuma hakkı.
10.. Susma hakkı.
 
Geri