Günlük Dönüp Dolaşıp Aynı Yere Gelmiyor Muyuz?

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
"Bayan Wright, büyüme çağında gittiği dini okulda bütün kızların kulaklarını örtecek şekilde eşarp taktığını söyledi. Kitabı Mukaddes'e göre Kutsal Ruh, Meryem Ana'nın kulağına fısıldadığı anda Meryem Ana hamile kaldı. Ona göre, kulaklar vajinaydı. Tek bir yanlış fikir duyduğunda, masumiyetini yitiriyordu insan. Tek bir detay, çok şey dernekti ve insanın hayatı kararıyordu. Bilgi yüzünden insan aşırı dozdan ölüyordu."

Chuck Palahniuk - Ölüm Pornosu
 



İnsanlar sigaraya böyle zamanlarda başlıyor olmalı. Böyle zamanlarda parmaklar ve dudakları tüketmeyi bu kadar arzuluyor olmalı. Tüketirken tüketilmeyi, kaybolmayı istiyor olmalılar farketmeden. Kaç dakika sürer bir tanesinin içimi? Hiçbir fikrim yok. 2 dakika sürüyor mu ya da üç dakika? Ciğerler dumanla dolarken, parmaklar ve ağız meşgulken zihin nerede oluyor? Yine geçmişe gitmiyor mu? Tekrar tekrar cilalamıyor mu anıları? Ya da gelecek hesapları yapmıyor mu hırsla? Kim doya doya dumanın ciğerlere akışını izliyor ki? İzleyebilse bunu, hiç sigara içer mi? Bilemiyorum, benim ki boş laflar kalabalığı..​
 
Acı çekerken sert sert nefes alın ve verin, konuşun, bağırın. Odağınız değişsin, acı geçip gidecek, yerini bambaşka bir şeye bırakacak. İyi geliyor.:)
 
bilgisizliğin derecesi,
adaletsizliğe ve trajediye
olan inancının derinliğidir.

tırtılın dünyanın sonu dediğine,
usta
kelebek der.

richard bach / mavi tüy
 
"Gerçekten de, Dostoyevski, suçlulara karşı sınırsız bir yakınlık duymaktadır. Bu duygu, suç işlemiş bir zavallıya karşı beslenen acıma duygusundan çok, eski çağlarda delilere ve saralılara karşı beslenen "kutsal korku"ya benzemektedir. Dostoyevski'nin gözünde herhangi bir suçlu, başkalarının yüklenmek zorunda kalacağı kabahati üstüne almış olan bir "kurtarıcı" gibidir. Bu suçlu insan öldürdüğü için, ötekinin suç işlemesi gerekmez artık. Çünkü o bu suçu işlemeseydi, öteki belki işlemek zorunda kalacaktı. Bu sadece bir acıma duygusu değil, birbirini andıran öldürme eğilimleri üzerinde temellenen bir özdeşleşmedir. Daha doğrusu yerinden kaymış bir narsizm - kendini sevmedir."

diyor Freud, Dostoyevski ve Baba Katilliği adlı makalesinin bir bölümünde.
 
Zaman; yetecek misin isteklerimi gerçekleştirmeye? Hadi bir sözleşme yapalım seninle.
 
Prison Break izlemeye başladım. Bu filmler mi çok güzel ben mi görmemişim hiçbir şey, bilmiyorum. Tatlı şeyler.:)
 
Bu da patates salatam:



Biraz bulanık çıkmış. Ancak bu kadar çekiyor benim telefon.:)
 
Bu da biber dolmam:



Nefis oldu, yandaki beyaz şeyler pinpon topu. Yumurta gibi durmuş.:)
 
Her kapı başka bir kapıyı açıyor. Bitmeyen kapılar, bitmeyen anahtarlar, bitmeyen cevaplar ve bitmeyen meraklar. Fazlasıyla büyüleyici.
 
Yanında olup sana destek olabilmem için önceliği kendime vermeliyim. Kendimi iyileştirmezsem eğer, sana hiçbir faydam dokunmaz. Sana faydalı olamazsam yok olur gidersin. Nasıl zor bir süreç bu, bilemezsin. Bilme de, sadece iyi ol, iyi ol ki döngümüz şaşmasın.
 
Özürler aşındı, defalarca dolaşılan yollar gibi. Keşfedildi tüm sokaklar, tüm kelimeler. Sana kalan unutmak. İlk kez duyuyormuş gibi sevinmek, affetmek. Yapabilir misin?
 
belki de cevapları yanlış yerlerde arıyorsun. soruları yanlış kişilere soruyorsun.

fazlasıyla gizemli ve çekici, öyle değil mi?
 
Erteleyip durdukça yükün ağırlaşıyor. Söyle bana, ne zaman yola çıkacaksın?
 
Gitti, gitti, gitti. Mala bağladım resmen. Çocuğum gibi sahiplendim, büyüttüm, suladım. Soldu, kurudu.
 
Geri