Ateizm Ve Ateistlerin Yanılgıları

Konu sahibi son olarak 2511 gün önce görüldü
Sana diretebilmem için beni önce zorlaman gerek ama bu konu içinde zorlandığım tek bir kısım bile olmadı .. Senin beğendiğin düşünce tarzı yenilik, beğenmediklerin eski gibi bir genelleme yapman bile başlı başına incelenesi vaka ..
Konu içerisinde ki mesajlarına gayet usluplu ve nazik cevaplar vermeme rağmen agresif tutumunu sürdürmen halinde Dr.Who'yu çağıracağım haberin olsun :)

Hüma bu mesajım da cevap niteliğinde bunu da sil istersen ..

canım benim konuşmam bu şekilde, sen bana naber desen de bu tavırla cevap alırsın. üslubumla ilgili bi problem yok bence. ben yeni-eski çatışmasında olan biri değilim. senin gibi dininden dolayı 'hepimiz kardeşiz' diyip sonra ateist, gay, travesti, satanist, agnostik, deist diye ayırmıyorum insanları. çünkü ben hepsinin düşüncesinde bi mantık arayışına girip empati yeteneğimle kavrayabiliyorum. kendim de ateistim. bunu beni tanıyan herkes bilir. hacca gitmiş bir insana da sabahı biriyle etmiş bi insana da aynı oranda saygım var. ama körü körüne inanan birine değil ;) ben de bi zamanlar müslümandım, ben de öyleydim. insan kendinde olan bişeyi değişince, o şeyi başkasında gördüğünde tahammülü olmuyor. ben Allah'ın egoları tatmin olsun diye bilmediğim bir dilde ibadet etmem. ama etrafımdaki herkesi karakterimle, hareketlerimle kendime hayran bırakabilirim. bir çok müslümandan daha üstün bi yerde olabilirim. ben bunları sana niye anlattım bilmiyorum, belki içimi dökmek istemişimdir. sen yine beni anlayışla karşılamazsın, ama ben yine de anlattım...
 
Canım :)
Evvela ben insanları fikriyatlarına göre ayırt edip ona göre saldırıya geçmem .. HAKKI mı söylüyor Batılı mı ona bakarım ..
Bir de ALLAH'ın egoları yoktur .. İnsanların egoları ve legoları vardır .. Bunlarla nice nice yapıtlar yapıp yapıp yıkarlar ..
ALLAH sana hidayet etsin ne diyim ..
 
Maria puder canım sen ateist miydin ben yanlış mı anlıyorum?
 
Incıl,Tevrat ve kuran okursanız 3 nun de çok ortak noktaları olduğunu görürsünüz.

Ben ki bu kitapların genel olarak değiştiğini düşünmüyorum. Kuran da da bazı efsane tarzında şeyler olduğunu düşünüyorum. Misal neden 23 yılda ve yasanan her olayın üstüne bir ayet gönderildi? Bu beni düşündurmustur.
Evet zaten ortaktır hepsi Allahın ktabı. Ama mevcut kavmin üzerine iner öncelikle. Kuranda son kitap olduğu için tüm zamanları kapsar

Her olayın üzerine br ayet gönderilse idi emin ol şu an kuranı kucağımızda taşıyamazdık bile. Sadece insanları zorlayacak olan durumlarda inmiştir ayetler, mesela Hz aişeye atılan bir iftira ile alakalı bir ayet inmiştir, şimdi baktığımız zaman kadınlara iftira atılıyor halen, bir inanan nasıl davranacağını nereden bilecek ? kurana bakacak o konuyu anlamadı ise tefsirine bakacak , hadislere baş buvaracak. iftira eden de edilenle bu konunun ne denli kötü bişey olduğunu ayetlerden öğrenecek. Yani bunun gibi örnekler çok , mesela bir oruç için ayet inmese ne zaman orucumu bozacağımı nasıl bilebilirim ? neyin sevap neyin günah olduğunu nasıl bilebilirim .O zamanlar peygamberimizde çoğu şeyi bilmiyordu zaten , insanlar yeni bir dinle karşı karşıya onlara ispat gerekli , bunun içinde mucizelere gerekli ve peygamberimiz o dini anlatmakla mükellef ve yaymakla görevli. Tıkandığı yerde ayet iniyor.
 
Bana göre ataizim bir moda, düşünce tarzı bile değil. Ama olması gereken bir şey. Bu dünyanın ve insanların inanalara da ihtiyacı var inanmayanlarada. Hani ataist arkadaşlara neden inanmıyorsun sorusu geldiğinde; görmediğim, duymadığım, hissetmediğim birine/bir şeye nasıl inanayım cevabını alırsınız. Kesinlikle mantıklı. Bu tamamen inanç meselesi. Ama kalkıpta inanan birini sorgulamak, işte burada aslında ataistinde aklında inanmakla alakalı düşünceler olduğunu görebilirsiniz. Madem inanmıyorsun neden sorguluyorsun?

Hepimizin ortak noktası insan olmak. Burada islami ve dini anlatabilecek en temel şeyler ayetlerdir. Kalkıp bir kişi size ayetle cevap verdiğinde kopyala yapıştır diyip yahut ben inanmadığım şeylere tamah etmem derseniz bu tamamen algıda seçiciliğe girer ki baştan kaybeden siz olursunuz. Biz Hıristiyanlığı da din olarak kabul ediyoruz, değiştirilmiş din olarak. Hıristiyanlık Müslümanlığı din olarak kabul etmiyor. Biz Hz. İsa'yı da, Hz. Musa'yı da peygamber olarak kabul ediyoruz, ama Hz. Muhammed'i peygamber olarak kabul etmiyorlar. Aramızdaki fark sadece bu.

Kuran-ı Kerim olayına gelecek olursak, Hz. Ebubekir zamanında Hz. Zeyd ile toplanmıştır. Hz. Zeyd hafızdır. Bu sırada olur ya insanız diyerek yanlışa düşülmemek için Hz. Zeyd ile beraber her ayet için iki şahid tastik ettirildikten sonra nüshaya geçilmiştir. Kuran tamamlandıktan sonra Hz. Ömer'e verilmiş, Hz. Ömer'den sonra halife belli olmadığı için Hz. Hafsa'ya teslim edilmiştir. Hz. Osman'ın Kuran-ı çoğaltması Hz. Hafsa'da ki nüshadan olmuştur. Yakıldığı ile ilgili hiç bir rivayet okumadım ben.
 
Misal neden 23 yılda ve yasanan her olayın üstüne bir ayet gönderildi? Bu beni düşündurmustur.


Mariam, buna $oyle diyebilirmiyiz?
kur'an jusqu'a la fin des temps (sorry turkçesini bulamadim :sorry: )hukum suren kitap olacagi icin, insanlarin kar$ila$abilecekleri ce$itli durumlara ve olaylara kar$i ibret ve misal olsun diye inmi$ oabilir belki ^^


abow ben du$unup post atana kadar milet baya bi yazmi$ :D
ben cekilim en iyisi d:
 
Incıl,Tevrat ve kuran okursanız 3 nun de çok ortak noktaları olduğunu görürsünüz.

Ben ki bu kitapların genel olarak değiştiğini düşünmüyorum. Kuran da da bazı efsane tarzında şeyler olduğunu düşünüyorum. Misal neden 23 yılda ve yasanan her olayın üstüne bir ayet gönderildi? Bu beni düşündurmustur.

Şu alıntı belki merakını giderir sevgili Maria ..


Kur'ân-ı Kerim'in 23 senede indirilmesinde çeşitli hikmetler vardır. Kur'ân-ı Kerim'in nâzil olduğu dönem, insanlığın olgunlaşmaya doğru ilerlediği bir dönemdir. Onun için en son ve en mükemmel Peygamber gelmişti. Onun cemaatinin yapacağı şey, o gün en ileri, en yetişkin seviyeye gelme, mükemmellik merdivenlerini son basamağına kadar kat etme, medenî milletlere muallimlik yapma işi idi. Halbuki o güne kadar onların yapageldikleri kötü ahlâk ve fena huylar ruh ve damarlarına öylesine işlemişti ki, bunları teker teker söküp atmak; ayrıca yerlerine yüksek ahlakı, güzel huyları getirip yerleştirmek ayrı ayrı işlerdi. Kur'ân bir anda bütün emirleri ile birden gelip onların karşılarına dikilseydi, altından kalkamazlardı.

Günümüzden misâl verecek olursak; bir kısım sigara, içki müptelası veya sokaklarda gezme hastası, yahut kahvede oturma alışkanlığı olan kimseler düşünelim. Bunların başlarını kesseniz ve "Arkadaş kahveye gidersen öleceksin" deseniz, o yine bir takım bahaneler ileri sürerek gidecektir. Eğer bir gün kahveye gitmeyip evde kalsa, evinde bir köşeye oturacak, üf-üf edecek ve fırsat bulunca da kahvenin yolunu tutacaktır. Çünkü alışageldiği hayat şekli değişmiştir. Halbuki o, lüzumlu olmayan basit bir adetini terk etmiştir.

Şimdi bir de, sigara tiryakisini ele alalım; nikotik olmuş bir adama diyorsunuz ki: "Vücuduna zararlı olan bu sigarayı terk et. Çünkü senin sigara içmen yavaş yavaş intihar etmek gibidir. Sanki elindeki hançeri birdenbire değil de, yavaş yavaş sinene saplıyor ve âheste âheste intiharı tamamlamış oluyorsun." Hatta bunu bir hekime anlattırsanız, yâni doktor dese ki: "Sigarada, hiçbir fayda olmadığı gibi, şöyle şöyle, zararları da var." bu adam sigarayı terk etmek için bir hayli tereddüt geçirecektir. Bırakın onu, bildiği halde doktorun kendisi de vazgeçmiyor ya...

Bir de alkolik kimseyi ele alınız; adam mest olmuş, iç alemi başkalaşmış. O kadar ki, bir adım daha atsa kendinden aşağı tabakadaki mahlûklara benzeyecek. Şimdi bu kimseye birden: "İçkiyi bırak" demek, "fıtratını değiştir" demek gibi olacaktır.

Böylesine, insanların huy haline gelmiş ve damarlarına işlemiş âdetleri, kötü ahlakdan binlerceye çıkarınız ve sonra Kur'ân'ın inişindeki zamanın geniş tutulmasını düşününüz...

Evet dikenleri kesip evvela çapa yapıyor, kötü şeyleri tahliye edip temizliyor. Sonra süslemeye başlıyor. Yani kötü huyları onların ruhlarından çıkararak, âli huyları getirip yerleştiriyor ve kısa denecek bir zamanda binlerce iş yapıyor. Buna göre biz, Kur'ân-ı Kerim'in 23 senede indirilmesini çok sür'atli buluyoruz. Bediüzzaman Hazretlerinin de dediği gibi: "Haydi, yüzer feylesofu alsınlar, oraya gitsinler, yüz sene çalışsınlar! O zâtın o zamana nisbeten bir senede yaptığının yüzden birisini acaba yapabilirler mi?" İşte, hodri meydan!

İçkiden binlerce yuvanın yıkıldığı meydandadır. Yeşilay Cemiyeti her sene konferanslar vermektedir. Bu işi genişleterek ilköğretimden yüksek tahsile kadar götürmektedir. Buna karşılık acaba kaç kişi içkiyi terk etmektedir. Buyurun üniversite, bütün profesörleriyle seferber olsun, bir sene çalışsınlar acaba yirmi adama içkiyi terk ettirebilecekler mi? Şayet başarabilirlerse, bunu onlar hesabına çok büyük muvaffakiyet sayacak ve Efendimiz'in (sav) icraatının yanına altın yazılarla yazıp asıvereceğiz. Heyhat, o bir kere olmuştu! Dost-düşman, o sûrette ikincisini imkansız görüyor.

Evet, 23 sene çok seridir; bu yüzden de, Kurân'ın yaptıkları mucizedir. İnsanlık, Efendimiz'in (sav) 23 senede kat ettiği mesafeyi binlerce senede kat'edememiş; kat'edemez de...

Kur'an-ı Kerim bir taraftan böyle kötü huyların binlercesinin kaldırılmasını hedef almış, diğer taraftan da kaldırılan bu kötü huyların yerini Kur'anın yüksek ahlaki düsturları ile donatmak, ziynetlendirmek vazifesini hedeflemiş ve bütün bunları kimseyi örselemeden, törpülemeden, ürkütmeden, ruhlarını rencide etmeden onlara kabul ettirmiş. Ortaya attığı bir çok meseleyi o kadar çeşitli safhalardan geçirip tatbikat sahasına getirmiştir ki; bugün onların birkaçının pratik hayata hâkim olması için daha bilmem ne kadar 23 seneye ihtiyaç duyulmaktadır.

Bu 23 sene, süreye ihtiyaç duyulan bir kısım emir ve yasakların, o günün insanının kabullenip benimsemesi için gerekli olan bir zamandı ve belli şeylerin derece derece kaldırılması, onların yerlerine de belli şeylerin yerleştirilmesi için bu süreye ihtiyaç vardı. Meselâ, bu süre zarfında üç dört devrede içki yasaklanmış, iki devrede kız çocuklarına yapılan zulümler kaldırılmış; darma dağınık kabile hayatı, bir iki hamlede halledilmiş ve kabileler arasında birlik temin edilerek kitleler toplum hayatı şuura yükseltilmiş, böylece kendilerine bir cemiyet teşkil etme liyâkati kazandırılmıştır ki, bütün kötü huyların atılması, onların yerlerine yüksek ahlakın getirilip oturtulması gibi çok çetin icraatlarla mümkün olabilmiştir. Bundan dolayı da daha uzun zamana ve mehile ihtiyaç hasıl olmuştur.

Ayrıca görüyoruz ki, bizim hayatımızda, “şu sene şartlar şöyle gitti, bundan dolayı şöyle bir sosyal denge ve düzen gerekiyor.” deyip gelecek sene şartların değişeceği hesap edilerek, plân elâstikiyeti ona göre ayarlanıyor; daha sonraki senelerin şartlarına göre, detaylardaki değişmelerin dizaynı yapılıyor: derken zamanın akıcılığı ve eşyanın tabiatına uygunluk aranarak yaptığımız şeylerin sürekliliğini temine çalışıyoruz. Bunun gibi saadet devrinde de, müslümanlar tıpkı bir ağaç gibi büyüyor âheste âheste yeni şartlara adapte oluyor ve fıtrî olarak gelişiyorlardı. Müslümanlığa hergün yeni katılımlar, ısınmalar oluyor, yeni yeni fikirler, şuurlar kazanılıyor; onlara alıştırmalar yapılıyor ve derken fertler, sosyal fertler haline geliyordu. Bunlar yavaş yavaş oluyordu ama; bütün olmalar âhenk içinde birbirini takip ediyordu. İşte, bu seyr içindeki çeşitli safhalar, ebedlere kadar devam edecek olan İslâm hakikatının mikro planda, zaman boyutuna ait bütün hususiyetlerini aksettiren bir ayna oluyordu.

Bu, 23 senede değil de, birden bire yapılmak istenseydi, bir ölçüde o bedevî cemiyet bu işe dayanamayacak ve ölecekti. Bunu, şuna benzetebiliriz. Meselâ: bir insan güneşe maruz kaldığı zaman, cildinde değişmeler olur. Soğuk memleketlere götürüldüğü zaman da bu defa ona göre bir takım küçük küçük değişmeler meydana gelir, ama katiyyen 20 mutasyon ağırlığında ciddi bir değişiklik birden olamaz. Olsa, bu türlü seri fizikî değişmelerde canlı öldüğü gibi, bunda da öyle olur. Bu tıpkı 1 (bir) atmosfer basınç altında duran birinin birden bire 20 bin fitlik bir irtifaya çıkması gibi bir şey olur ki, insan orada hemen ölüverir. O noktaya uçaklar dahi çıkarken, oksijen maskeleri ve sâire ile sizi ihtiyatla çıkarıyorlar.

İşte böyle birden 20 bin fit irtifaa yükselmek nasıl öldürüyor; öyle de hayat anlayışı, aile anlayışı, ferd anlayışı sıfır derecede olan bir cemiyete, birden bire, Kur'ân inip aynı günde hemen: "İşte hükümler ve kanunlar, tatbik edin. Bu kitaptaki hükümlerin hepsini eksiksiz yaşayın." diye karşılarına çıksaydı, o cemiyetten hiç kimse bunu kabul etmezdi. Çünkü bu, birden bire cemiyetin 20 bine fite yükselmesi demekti ki o cemiyet buna dayanamayacaktı. Öyleyse Kur'ân-ı Kerim'in, hükümlerini insanlara 23 senede getirmesi, yavaş yavaş, adım adım telkin etmesi, insan yaratılışına uygunluğun gereğidir ve insanın yapısına da en uygun olanıdır.

İnsanı kâinattan ayıramayacağımıza göre, onu kâinatın içindeki hadiselerin seyrine göre ele alma mecburiyetinde olduğumuzu ve onu kâinattaki gelişmelerin dışında değerlendiremeyeceğimizi, kabullenme mecburiyetindeyiz. Kâinatta nasıl ki, bazı gelişmeler yavaş yavaş ve basamaklar şeklinde oluyor ve kanunlar o doğrultuda hareket ediyor, insanın olgunlaşma ve terakkisi de, aynı şekilde olacaktır. O ilerlemenin zembereği, esası ve prensipler mecmuası olan Kur'ân-ı Kerim de, işte bu esasa binaen 23 senede nâzil olmuştur.

Allah'ın (cc) hikmeti bu süreyi 23 yapmış... Bu 24 de olabilirdi, 25 de. Nebiler Sultanının (sav) mukaddes hayatları 63 yıl olacakmış. 23 sene sonra hayatına, nübüvvetten hatime verilecekmiş, vahiy de sona erecekmiş. Ama 64 sene olurdu, vahiy de 24 seneye çıkardı. Biz de onu, aynı hikmet çerçevesi içinde kabul ederdik.

Gerçeği yalnız Allah bilir.
 
Mariam, buna $oyle diyebilirmiyiz?
kur'an jusqu'a la fin des temps (sorry turkçesini bulamadim :sorry: )hukum suren kitap olacagi icin, insanlarin kar$ila$abilecekleri ce$itli durumlara ve olaylara kar$i ibret ve misal olsun diye inmi$ oabilir belki ^^

Kuzum Portakallı top kek ' im :p

bak Diyanet ne diyor;

“insanın herhangi birşeye alışıp intibak etmesi gibi,öğrenip alışkanlık haline getirdiği bir davranışı terketmeside zaman ve çaba gerektirir.işte bu sebebe bağlı olarak kuran zaman aralıklarıyla indirilmiştir.”

(Kaynak : Diyanet İşleri Kur’an Meali Giriş)

Sence şimdi gelseydi kuran Hangimiz inanırdik?
 
Bana göre ataizim bir moda, düşünce tarzı bile değil. Ama olması gereken bir şey. Bu dünyanın ve insanların inanalara da ihtiyacı var inanmayanlarada. Hani ataist arkadaşlara neden inanmıyorsun sorusu geldiğinde; görmediğim, duymadığım, hissetmediğim birine/bir şeye nasıl inanayım cevabını alırsınız. Kesinlikle mantıklı. Bu tamamen inanç meselesi. Ama kalkıpta inanan birini sorgulamak, işte burada aslında ataistinde aklında inanmakla alakalı düşünceler olduğunu görebilirsiniz. Madem inanmıyorsun neden sorguluyorsun?

Iste burda devreye girerim:p

Ergen ateistlerimizi konu dışında tutarak söyle diyeyim ateizm moda değil çoook eski çağlardan beri allahı/tanrı yi sorgulayan bi akım filozaflarimiz var Artur Schopenhauer amcamiz Kant, nice var tanrı her dönem sorgulandi.

Mantıklı nedenlere dayandiran kişilerin hakkını yemeyelim:)

Madem inanmıyorsun neden sorguluyorsun dediğiniz kişiler bi vakit müslüman ya da her hangi bi dine inanmış kişilerde olabiliyor:)
O halde şüpheye düştüğü için inanmamis birinde bunu söyleme hakkımız yok bence. Devamlı sorgulaması kötü birsey değil sonuçta.

Spagetti canavarı da inanmıyorum ama açıp okuyorum.

Tanrı körü körüne inanmamizi isteseydi o halde bize bilinç vermezdi.
 
Konu tartışma bölümüne taşınsa sanki daha uygun olur EmRe olur mu sence ?

Oraya daha uygun oldu
 
konuya yorum yapmadan geçemedim. HoşgeldinHarunAbi nin yazısını da hepinizinkinden çok beğendim.
Ben de Allah ' a yürekten inançlı ve bağlı olduğumu belirterek burada ateizme karşı yapılan yorumların da çok yetersiz, çok klişe olduğunu söyleyebilirim.

Öncelikle, İslam dini hoşgörü dinidir. Bir insanın ne olduğunu sorgulayacak kadar Allah'a şirk koşabiliyorsanız , inanın beğenmediğiniz ateistlerden farkınız yok benim için.

Yine forumda önceden belirttiğim bir dayatma, eğitimsel bir din anlayışından bahsedicem. Dünya üzerinde her din için geçerli, ailemizin öğrettiği gibi yaşıyoruz dinlerimizi. Kaçınız sorguluyor, kaçınız acaba bu niye böyle gibisinden sorular sorabiliyor ? 3ümüz 5imiz.

Sorgulamaya cesaret edemediğiniz bir şeyi, sorgulayıp inanmamayı seçen insanlardan çıkararak hata yapıyorsunuz söyleyeyim.
Ne ateist arkadaşlarım oldu, biri hayatımın en değerli parçalarından biridir. İçindeki vicdan duygusunu inançlı çoğu insanda göremedim de.


İkinci olarak :
Kolay yoldan inanmamayı seçen ateistler de biliyorum. .çok kez sohbete girdiğimde bundan bir cacık olmaz diyerek kestirip attığımı.
Aslında olaya direk inanmamayı seçerek başlıyorsunuz.
Ben de çok sorguladım dinimi, inanmayacaım değil inanacağım şeyler araştırmak istedim , bir şey kafama yatana kadar peşine düştüm. Ve inanın, kendimi manevi anlamda sığınacak böylesine derin bir huzura sahip olduğum için şanslı da görüyorum.

Bu demek değil ki, ateistlerin sığınacak kapısı yok. Kim neyi ne kadar bilebilir.
İnsanların mutlaka inandığı bir şeyler vardır. Herkes ortak bir şeye inanmak zorunda değil ne de olsa

yine belirtmek istediğim bir şey daha : herkesin inancına saygı duymayarak başladığınız tartışmalarınız hiçbir yere götürmüyor sizi . Ne kalıplaşmış bir Müslüman olarak , ateistlere saldırılsın burada ne de benim çok hassas olduğum, güzel bulduğum dinime- İslam'a - aşağılayıcı laflar söylensin.

 
Kendi adıma konuyu sonlandırmış bulunuyorum .. Yeteri kadar izah yaptığıma kaniyim .. Selametle ..
 
Konudaki yorumlara cevap vermeyeceğimi/vermediğimi belirterek yazı hakkında bir şeyler söylemek istiyorum.

HosgeldinHarunAbi'ye çoğu konuda olduğu gibi yine katılıyorum. Aradan geçen 9-10 yıldan sonra ortak düşünmeye başladık herhalde ki kelimesi kelimesine tam olarak düşündüğüm şeyleri yazmış.

Şimdi şu yazı ve şu başlık tam bir fiyasko. Ateizm ve bilmem ne diyorsan senin önce ateizmi açıklaman lazım ama yok, hadi onu geçtim sen direk başlığa ateistlerin yanılgıları diye girersen ben senin zihniyetinden şüphe ederim. Yazı ayrı bir rezalet. Ateistlere demediğini bırakmamış. İşin garibi bu forumda bas bas benim inançlarıma saygılı ol muhabbetleri dönüyor, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?

Şimdi bu başlık ve yazının saçmalıktan ibaret olmasına değinen üç beş kişi var bu konuda. Mazlum abinin de Serhat'ın da dediği gibi bu konuda yazılmış çok yazı hatta kitap var ama ben böyle seviyesiz, üsluptan yoksun, içeriği vasat olanını ilk defa gördüm. Paylaşan arkadaşa teşekkürler, çok aramış olsa gerek.

Sonrasında sadece bir empati istiyorum buraya: Burada yazıyı destekleyen arkadaşlar varsa (bakın yazıdan bahsediyorum üslubu başlığı vs.) ben de yarın şuraya "İslam ve Müslümanların Yanılgıları" diye bir yazı yazayım, inananların beyni şöyle küçük bunların hepsi şöyle oldukları için inanıyorlar tarzı af buyurun ahmak ahmak konuşayım ama siz buradaki "hiç bir problem yok" tavrınızı orada da gösterin.
 
Arturo kardeşim ALLAH'ın " onları nerede bulursanız öldürün " buyurduğu ayeti bizimle paylaşır mısın .. O ayet üzerinde seninle beyin fırtınası yapmak istiyorum .. Ben ayetin hangisi olduğunu biliyorum ama iddiayı atan sen olduğun için senden bekliyorum ..

“…Müşrikleri (puta tapanları) bulduğunuz yerde öldürün. “(Tevbe Suresi,ayet 5)
 


“…Müşrikleri (puta tapanları) bulduğunuz yerde öldürün. “(Tevbe Suresi,ayet 5)

Mekke fethinden sonra inmiştir .. Ayetin tamamı şu şekildedir ..

Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

Cihad halinde olan bir İslam devleti için ALLAH tarafından verilmiş emirlerdir ..
 
Geri