Ateizm Ve Ateistlerin Yanılgıları

Konu sahibi son olarak 2507 gün önce görüldü
Öncelikle tüm bu fikirlerimi, gördüğüm yanlışlıkları, minik eleştirileri belirtirken Tanrının varlığına inanan biri olduğumu belirterek başlayayım :

Lakin öncelikle ateizme karşı dini savunan arkadaşların anlaması gereken bir şey var bu savunma ve temellendirmeleri mümkün olduğunca Kuran-ı Kerim den sıyrılarak yapmanız lazım. Çünkü karşıdaki insan o kitaba inanmıyor. Yani bu konuyla ilgili bir arkadaşın dediği gibi "Ben de kendim bir kitap yazayım, bu kitaba inanmak zorundasınız hak kitap budur diyeyim, her tartışmada o kitaptan alıntılar yapayım." mantığına bürünüyor.

İkincil olarak da şu ölüm korkusu sarınca Allah nidalarınızı duyarız vesaire söylemlerden vazgeçmeniz lazım. İğrenç ve mide bulandırıcı olarak geliyor. Evet muhtemelen masumhane, arkasında bir anlam taşımadan yapıyorsunuz bunu lakin Radikal islami terör örgütleri yıllarca inanmayan insanları katlettiler. İğrenç yöntemlerle. Ve bu söylemler direkt olarak akla o günleri getiriyor. Biri ölürken Allah'ın adını anarsııın seeeen dediği zaman altında ima arıyorum. Hizbullahı hatırlıyorum, domuz bağları gözümün önüne geliyor ve içimde kin, öfke, nefret büyüyor.

İnanmayan arkadaşlar da inananları "ahmak" olarak görmekten vazgeçmeli. Kendileri bir maneviyata inanmış durumdalar ve inandıkları maneviyatı savunmak en tabii hakları. Sürekli aslolalan bilim siz soyut konuşuyorsunuz ahmaksınız gibi itham edici cümlelerden uzak durulmalı bence.

Şimdi tarafsız bir gözle yazıya gelince ; Mazlum Abi'nin dediği gibi buna benzer çok yazı okudum ben de fakat bu gördüğüm en temellendirmeden, mantıktan uzak yazıydı. Hani bir "İnsanlık maymundan geldiyse, şimdiki maymunlar neden insan olmuyor." demediği kalmıştı.

En basitinden Ateist olmanın en büyük nedeninin bilgisizlik olduğunu öne sürmüş yazıyı yazan kişi lakin benim tanıdığım, ve inananlara karşı inançsızlığı savunacak yetkinlikteki tüm ateistler, tüm kutsal kitapların Türkçesini okumuş kişilerdi. Bunun yanında Turan Dursun da okumuş da kişilerdi. Ama aksine burda harıl harıl İslam'ı savunanların bırakın Turan Dursun okumuş olmasını, bir kaç kişiyi tenzih ederek söylüyorum Kuran-ı Kerimin Türkçesini bile okuduğuna inanmıyorum.

Ve ayrıca dünya sevgisi, mal, mülk için ateistim demez bir ateist. Aksine mal mülkte gözü olanların dini kullandığını gördüm ben bunca zamandır. (İdeolojik mesajımı da verir çekilirim aradan.)
 
Eğer birgün öldüğünde Allah ile karşılaşacak olsa, ''O'' na verecek cevapları varmış.
Yani bir ateistin gözünde yüce Allah kendini inkar eden bir İnançsız ile (karşılıklı soru cevap tarzında) sohbet edecek öyle mi ?

Yahu bu nasıl bir hezeyandır böyle ?


cok afedersiniz millet daliyom boyle ben :d

alinti yaptigim o kisim cok tuhafima gittti benim,
kar$indakine diyoken ELLAH senle sohbetmi eedecek, islami bildigini idda etme diye,
sen nereden biliyon ELLAHin etmeyecegini?
belki dinliycek, sorularina cevap vericek?
ELLAHin yapip yapmayacagini biz nerden bilebiliriz?
unutmayin ki ELLAHi biz nasil biliyosak bize oyle davranir,
oda oyle biliyosa inaniyosa bellki istedigine kavu$ur?
 
KitKat

Sur'a üfürüldü; böylece Allah'ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde olanlar çarpılıp-yıkılıverdi. Sonra bir daha ona üfürüldü, artık onlar ayağa kalkmış durumda gözetliyorlar. Yer, Rabbi'nin nuruyla parıldadı; (orta yere) kitap kondu; peygamberler ve şahidler getirildi ve aralarında hak ile hüküm verildi, onlar haksızlığa uğratılmazlar. (Zümer Suresi, 68-69)

Gözleri 'zillet ve dehşetten düşmüş olarak', sanki 'yayılan' çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar. (Kamer Suresi, 7)

... Sonra sizi yerden (toprağın altından) bir (kere) çağırma ile çağırdığı zaman, hemencecik siz (bir de bakarsınız ki) çıkarılmışsınız. (Rum Suresi, 25)

O gün yer, onlardan çatlayıp-ayrılır da (onlar,) hızla koşarlar. İşte bu, Bize göre oldukça-kolay olan bir haşir (sizi birarada toplama)dır. (Kaf Suresi, 44)

Boyunlarını çağırana doğru uzatmış olarak koşarlarken, kafirler derler ki: "Bu, zorlu bir gün." (Kamer Suresi, 8)

Başlarını dikerek koşarlar, gözleri kendilerine dönüp-çevrilmez. Kalbleri (sanki) bomboştur. (İbrahim Suresi, 43)

Sur'a üfürülmüştür; böylece onlar kabirlerinden (diriltilip) Rablerine doğru (dalgalar halinde) süzülüp-giderler. Demişlerdir ki: "Eyvahlar bize, uykuya-bırakıldığımız yerden bizi kim diriltip-kaldırdı? Bu, Rahman (olan Allah)ın va'dettiğidir, (demek ki) gönderilen (elçi)ler doğru söylemiş". (Yasin Suresi, 51-52)

O gün, öyle yüzler vardır ki, 'zillet içinde aşağılanmıştır.' (Gaşiye Suresi, 2)

Ve o gün öyle yüzler vardır ki üzerini toz bürümüştür. Bir karartı sarıp kaplamıştır. İşte onlar da, kafir facir olanlardır. (Abese Suresi, 40-42)

Kıyamet günü, Allah'a karşı yalan söyleyenlerin yüzlerinin kapkara olduğunu görürsün. Büyüklenenler için cehennemde bir konaklama yeri mi yok? (Zümer Suresi, 60)

O da (şöyle) demiş olur: "Ben görmekte olan biriyken, beni niye kör olarak haşrettin Rabbim?"

(Allah da) Der ki: "İşte böyle, sana ayetlerimiz gelmişti, fakat sen onları unuttun, bugün de sen işte böyle unutulmaktasın." (Taha Suresi, 124-126)

Allah, kimi hidayete erdirirse, işte o, hidayet bulmuştur, kimi saptırırsa onlar için O'nun dışında asla veliler bulamazsın. Kıyamet günü, biz onları yüzükoyun körler, dilsizler ve sağırlar olarak haşrederiz. Onların barınma yerleri cehennemdir; ateşi sükun buldukça, çılgın alevini onlara arttırırız. (İsra Suresi, 97)
 
EkSen dediklerinde dogrusun, ama orda hicbirinde ELLAH'in inanmayanlarla konu$mayacagi, veyahut yuzlerine bakmayacagi yazmiyo,
benim dedigim o, biz bilmiyoz bilemeyizki.
 
Hem önceki kitaplara inananlar da cehennemde yanacakmış mantığı var ya, bu beni bitiriyor işte. Kendi yolladığına inanan birini yakıyorsa, eziyet yapmak için mi yollamış?

baci sende sanki ate$e koruknen gidiyon ha nedir o oyle cok komik felan zaten diken ustunde millet :d :d

yalniz o alinti yaptigim yer icin diceklerim var (:
her kitab inidiginde o zamanin kitabina iman edenler yanmicakki,
$imdi islam dinine inananlar bile zebur'u incil'i kabul etmi$ oluyolar
ne eziyetinden bahsediyoz hem?
 
Ben Afrikada uluderede reyhanlida insanların katledilmesine kader demesine hazmedemiyorum yasadigimiz dünyanın yalan olduğunu savunuyor dinciler. Ama vatan millet gaziyla yalan dünyadaki suçlu insanların canını alıyor. Bi gidin ya.
 
EkSen dediklerinde dogrusun, ama orda hicbirinde ELLAH'in inanmayanlarla konu$mayacagi, veyahut yuzlerine bakmayacagi yazmiyo,
benim dedigim o, biz bilmiyoz bilemeyizki.

En son ayeti dikkatlice oku kardeşim .. ALLAH herkesi sorguya çekecek ama bunu nasıl yapacağını O bilir .. Konuşmaktan kasıt bizim anladığımız şekilde bir konuşma olmayabilir .. Bir de öyleleri olacak ki Rabbimiz onları sağır ve dilsiz olarak canlandırıp yüzlerine dahi bakmayacak ..
 
En son ayeti dikkatlice oku kardeşim .. ALLAH herkesi sorguya çekecek ama bunu nasıl yapacağını O bilir .. Konuşmaktan kasıt bizim anladığımız şekilde bir konuşma olmayabilir .. Bir de öyleleri olacak ki Rabbimiz onları sağır ve dilsiz olarak canlandırıp yüzlerine dahi bakmayacak ..


bende onu diyommm :d
ELLAH bilir, belki dinleyecektir belki dinlemiycektir dicegini o $ahsin,
biz bilemeyiz bunu
boyle bi konuda 'ELLAH seni dinleyecek oylemi? cevap vericek sana?'
$eklindeki yorumlar cok abes ^^
 
Ilk kuran nerededir bilen var mı?
H.z muhammed in madem sakalı
Sandaletleri hala günümüze kadar geliyorken kuran Nerede?
 
Kur'an'ın Allah Rasûlü zamanında yazımı:Allah Rasûlünün (s.a.v) emri ile vahiy katipleri Kur'an'ı parça parça olarak işlenmiş ince deriler, kürek kemikleri, ağaç kabukları ve düzgün taş gibi maddelerin üzerine yazmakta idiler. Yazılan bu âyetler, vahiy henüz tamamlanmadığı için, tek bir mushafta toplanmamıştı. Bu dönem içersinde Ashab ezberledikleri âyetleri Allah Rasûlünün (s.a.v) gösterdiği sûrelerin altına yazıyorlardı.
2- Kur'an'ın Hz. Ebu Bekr (r.a) döneminde yazılışı:Zeyd b. Sabit (r.a), Hz. Ebu Bekr (r.a)'in emri ve Hz. Ömer (r.a)'in uygun bulmasıyla Kur'an âyetlerini biraraya toplamıştır. Zeyd İbn Sabit Kur'an'ı toplarken, vahiy katiplerinin yazdıklarını dikkate almış ve âyetleri ilk defa bir mushafta toplamıştır.
3- Kur'an'ın Hz. Osman (r.a) döneminde yazılışı:ilk Mushaf Kur'an'ın okunşundaki tartışmalara son vermek amacıyla, farklı kıraatleri yansıtacak şekilde Hz. Ebu Bekr'in topladığı ve Hz Ömer'in kızı Hafsa'nın koruduğu nüshaya bağlı kalınarak yazıldı. Bununla ilgili olarak Hz. Osman, Zeyd b. Sâbit (r.a), Abdullah b. ez-Zübeyr (r.a), Sad b. el-Âs (r.a) ve Abdurrahman b. el-Haris b. Hişam (r.a)'ı görevlendirdi. Bu Mushaf üzerinde noktalama işaretleri ve harekeleri bulunmamaktaydı. Hz. Osman (r.a) yazılan Kur'an'ın bir nüshasını saklamış diğer nüshaları ise çeşitli İslam şehirlerine göndermiştir.
4- Kur'an'ın harekelenmesi ve noktalanması üç merhalede tamamlanmıştır.Birincisi: Muaviye b. Ebu Süfyan döneminde, Muaviye, Ebu'l-Esved'i görevlendirmiş, O da Kur'an okurken meydana gelebilecek okuma hatalarını ortadan kaldırmak amacıyla nokta şeklinde hareke işaretleri koymuştur. İkincisi: Abdülmelik b. Mervan döneminde Kur'an'daki bazı harfleri birbirinden ayırmak için noktalar konulmuştur. Mervan bu işte el-Haccac b. Yusuf'u görevlendirmiş; o da bu işi Nasr b. Âsım ve Hayy b. Yasmur'a havale etmiştir. Üçüncüsü: Bu dönemde i'rab alametleri olan Fetha, Damme, Kesre ve Sükûn konulmuştur. Bu harekelendirmede Halil b. Ahmed el-Ferahîdî'nin yolu izlenmiştir.


1-11.jpg

2-10.jpg

3-14.jpg


Kahire'de el-Meşhedü'l-Hüseynî'de muhafaza edilen Hazreti Osman mushafı tam 80 kilo geliyor ve Kuran metninin harfi harfine korunduğunu ispatlıyor. Tüm mushafların ondan koplayandığı mushaf Kufi yazısı ile yazılmış.

Ahmet Doğru'nun haberi

Dünyanın farklı yerlerinde muhafaza edilen ve Hazreti Osman'a nispet edilen en eski mushaflar eski Diyanet İşleri Başkanı Tayyar Altıkulaç'ın gayretleri ile yayımlanıyor.

Son olarak Kahire'deki Hazreti Osman mushafı IRCICA tarafından yayımlandı. İlk kez ayrıntılı olarak incelenen mushaflar Kur'an'ın okunuşu kadar yazılışıyla da değişmeden günümüze ulaştığını gösteriyor. 'Kadim nüshaları' ilk kez harf harf inceleyip yayına hazırlayan Dr. Tayyar Altıkulaç, "Bu mushaf da gösteriyor ki, Kur'an-ı Kerim sadece hafızların okuyuşları ile değil, yazısı ile de korunmuştur ve on dört asır önce nazil olup yazıldığı gibi elimizdedir." diyor.

Bu mushaf, Kur'an'ın korunmuşluğunu gösteriyor

Hazreti Peygamber'in vefatından sonra yalancı peygamber Müseylime üzerine yürüyen sahabe orduları Yemame'ye ulaştığında iki ordu arasında kıyasıya bir mücadele başlar. Hazreti Ebubekir tarafından görevlendirilen sahabelerin başında 'Allah'ın kılıcı' Halid ibni Velid, bulunmaktadır. Akşama doğru Müseylime, askerleriyle birlikte yüksek duvarlarla çevrili bir bahçeye sığınır. Ancak ölümden kurtulamaz. Müseylimetü'l Kezzab gailesi atlatılmıştır, ama Müslüman ordusu iki binden ziyade şehid vermiştir. Üstelik şehidler arasında en az 70 hafız-ı kurra da bulunmaktadır. Bu hadise üzerine Hazreti Ömer, Halife-i Müslimîn Ebubekir'e (r.anhüm) giderek kurraların şehadetinden duyduğu üzüntüyü ve böyle giderse bazı ayetlerin zayi olacağı hususundaki endişesini dile getirir. Kur'an ayetlerinin iki kapak arasında toplanmasını teklif eder. 23 senelik vahiy müddetince bir taraftan ezberlenen, bir taraftan da hurma dalları, ince taşlar, kürek kemikleri, deri, kumaş, tahta, çömlek parçaları gibi mevcut malzemeler üzerine kaydedilen ayetler, o zamana kadar bir araya toplanmamıştır. Fakat bazı sahabelerin kendileri için yazdıkları derlemeler vardır.

Hazreti Ebubekir, Resulullah'ın yapmadığı bir şeyi yapmaktan çekindiği için teklife ilk başlarda uzak kalır. Hazreti Ömer'in ısrarı devam edince vahiy katiplerinden, aynı zamanda da hafız olan Zeyd ibni Sabit'i çağırır. Zeyd (ra), Hazreti Ebubekir'in tavsiyesi üzerine (sanki kendisi Kur'an'ın Resulullah'ın vefatından önce Cebrail Aleyhisselam'la mukabele ettiği halini ezberden bilmiyormuş gibi) halka ilan eder, iki şahit eşliğinde getirilen yazılı ayetleri kayda geçirir. Böylece ashabın üzerinde ittifak ettiği tam bir mushaf meydana getirilir. Hazreti Ebubekir'in vefatından sonra bu mushaf, müminlerin annelerinden Hafsa validemizde (r.anhâ) emanet kalır.

Azerbaycan ve Ermenistan'ın fethi sırasında Şamlı ve Iraklı askerler arasında Kur'an okuyuş farklılıkları yüzünden ihtilaf çıkar. Bu sırada hilafet makamında Hazreti Osman (ra) bulunmaktadır. Hazreti Osman, yine Zeyd bin Sabit başkanlığında bir komisyon oluşturarak Hafsa validemizdeki mushaftan istifade yeni nüshalar hazırlatıp Mekke, Kûfe, Basra, Şam gibi büyük merkezlere gönderir. Bir nüshayı Medine'de muhafaza eder. Ashabın kendileri için derledikleri tam olmayan nüshaların ise ileride karışıklığa sebep olmaması için imha edilmesini ister. Günümüzde Topkapı Sarayı'nda, Türk ve İslam Eserleri Müze-si'nde, Kahire'de, Londra British Library'de, St. Petersburg'da, Paris Biblioetheque Natio-nale'de Hazreti Osman'a nisbet edilen mushaflar bulunuyor. Bunlardan bazılarının bizzat Hazreti Osman'ın okuduğu 'imam mushaf' olduğu ve şehadeti sırasında üzerine kanının aktığı iddia ediliyor. Kur'an tarihi, mushafların imlası ve kıraat ilmi açısından önem taşıyan, ancak muhafaza edildikleri yerlerde ilim adamlarının ulaşma imkanı çok fazla bulunmayan bu mushaflar, eski Diyanet İşleri Başkanı Dr. Tayyar Altıkulaç'ın gayretleri ile birer birer yayımlanarak İslâm âlemine arz ediliyor. Daha önce Topkapı mushafı İslam Tarih Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) tarafından, Türk ve İslam Eserleri Müzesi mushafı İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) tarafından yayımlanmıştı. Son olarak da Kahire'de el-Meşhedü'l-Hüseynî'de muhafaza edilen Hazreti Osman mushafı IRCICA tarafından basıldı.

İki cilt halinde basılan eserde, Kûfî hatlı orijinal mushafın tıpkıbasımı, ayetlerin günümüz Arap yazısıyla okunuşları ve Hazreti Osman'a nisbet edilen diğer nüshalarla arasındaki imla farkları bir arada veriliyor. Giriş bölümünde de Arap yazısının gelişimi, ilk mushafın hazırlanması, Hazreti Osman mushafları ile Hazreti Ali'ye nisbet edilen mushaf nüshaları hakkında geniş bilgiler yer alıyor.

Tayyar Altıkulaç, 1969 yılında Kahire'ye gittiğinde el-Meşhedü'l-Hüseynî'de muhafaza edilen mushafı da görmek istemiş, ancak buna muvaffak olamamış. Yıllar sonra Topkapı mushafı üzerinde çalışmalara başladığında o dönemde IRCICA Genel Sekreteri olan Ekmeleddin İhsanoğlu'nun Mısır hükümeti nezdinde yaptığı girişimlerle mushafın çekimlerine ulaşmış. Deri üzerine 57x68 cm ebadında, 80 kg ağırlığındaki mushaf, 1.087 varaktan ibaret. Tayyar Altıkulaç, kadim mushaflar üzerinde yaptığı incelemelerde hiçbirinin Hazreti Osman tarafından yazdırılan mushaflardan olmadığı, ancak onlardan çoğaltılan ilk nüshalar oldukları neticesine varmış. Altıkulaç, Kahire'deki mushafın da Hazreti Osman tarafından Kûfe'ye gönderilen mushaftan çoğaltıldığını söylüyor. Altıkulaç'a göre ilk kez harf harf ele alınıp incelenen Kahire mushafının en önemli özelliği, bugün okuduğumuz Kur'an-ı Kerim'in orjinalliği konusunda aynen Topkapı ve Türk ve İslâm Eserleri Müzesi mushafları gibi bütün insanlığa verdiği mesaj. Altıkulaç, "Bu mushaf da gösteriyor ki, Kur'an-ı Kerim sadece hafızların okuyuşları ile değil, gerçekten yazısı ile de korunmuştur ve on dört asır önce nazil olup yazıldığı gibi elimizdedir. Bu mushaflar bu gerçeğin tartışmasız şahitleridir. Nübüvvet kaynağından çıktığı berraklığı ile bugünlere ulaşan ve bu niteliğinin sonsuz sayıda sesli ve yazılı şahitleriyle tüm insanlığın hep gündeminde olan bu mukaddes sisteme inananlara gıpta etmek, onların tükenmek bilmeyen hazlarına imrenmek tabiidir." diyor.

(Zaman Cuma)
 
Ilk kuran nerededir bilen var mı?
H.z muhammed in madem sakalı
Sandaletleri hala günümüze kadar geliyorken kuran Nerede?

İlk yazılan Kuran-ı Kerim değilde, ilk toplanan Kuran-ı Kerim desek daha doğru olur. Çünkü Kuran ayet ayet indi.

1-11.jpg


2-10.jpg


3-14.jpg


Kahire'de el-Meşhedü'l-Hüseynî'de muhafaza ediliyor.
 
Ibn omer: “hiçbiriniz kur’an’ın tümünü aldım (elimde bulunduruyorum) demesin. bilemez ki, kur’an’ın çoğu yok olup gitmiştir. ’ne kadar ortada varsa o kadarını elimde tutuyorum’ desin yalnızca.” (suyuti, el itkan, 2/32.)
 
1) hz.osman'ın ebu bekir mushafından kopyalatıp çoğalttırdığı tam sayısı bilinmeyen mushaflar kayıptır. bunların aslı olduğu rivayet edilen ve yaşamı süresince hz.hafsa'da bulunan ebu bekir mushafı da, hz osman ın damadı ve kuzeni halife mervan ibn hakem tarafından yakılmıştır.

2) mushaf tabir edilen ve anılan ikinci el kaynaklara dayanan derlemeler hz.osman tarafından imha ettirilmişir.

3) karbon testleri ve yazım teknikleri ile incelendiğinde en erken kuran mushafı 8. yüzyılı göstermektedir.


Bu durumda kuran değişmedi diyebilir miyiz?

Bknz: kaynak sorularla islamiyet.
 
Maria bişey merak ediyorum sen ateist misin?
 
1) hz.osman'ın ebu bekir mushafından kopyalatıp çoğalttırdığı tam sayısı bilinmeyen mushaflar kayıptır. bunların aslı olduğu rivayet edilen ve yaşamı süresince hz.hafsa'da bulunan ebu bekir mushafı da, hz osman ın damadı ve kuzeni halife mervan ibn hakem tarafından yakılmıştır.

2) mushaf tabir edilen ve anılan ikinci el kaynaklara dayanan derlemeler hz.osman tarafından imha ettirilmişir.

3) karbon testleri ve yazım teknikleri ile incelendiğinde en erken kuran mushafı 8. yüzyılı göstermektedir.


Bu durumda kuran değişmedi diyebilir miyiz?

Bknz: kaynak sorularla islamiyet.


seni bi kez daha sevdim Maria. Desteklediğin için değil, kanıtlarla geldiğin için, sorguladığın için. Çünkü inanan biri bile sorgulayarak inanmışsa saygı duyarım. Ama körü körüne inanan birine saygı duyulması biraz şüpheli bi yaklaşım. Bu devirde inanç saltanat gibi, babadan oğula geçiyor...
 
Maria bişey merak ediyorum sen ateist misin?

Bunla ilgili cevap vermek zorunda miyim?
soruyu sormadan ki amacı da anlamış değilim.
Daha evvel de bir yerde deist olduğumu yazmıştım zaten forumda.
Benim istediğim sey birşeye inanan biri onu tam anlamiylaa
Bilmeli. Samimi gelmez öteki turlu körü körüne inanmak Icin de şüpheye yer olmamalı.
O yüzden ateist birini çok iyi anliyorum.
Dindar birini hiç anlamadığım kadar hem de.
 
sakin yahu, duyanda çok büyük bişey sordum sanıcak. (:
 
sakin yahu, duyanda çok büyük bişey sordum sanıcak. (:

Yunus müslüman inançlı biri olsam da sormaya devam ederdim. Ki zaten Türkiye de doğmuş kimliğinde islam yazan herkes, ateist te olsa bi dönem müslüman di.
Ben de öyle idim.
 
Ve toplumun % 95 inin müslüman olduğunu iddaa ettiği bi ülkede ateist kimliğini alenen ortaya çıkarmak büyük risk: )
Ateistlere bu yüzden bile saygı duyabilirim.
 
Geri