Vatandaşlık hakları geniş bir yelpaze ama seçim işini hepsinden ayrı tutuyoruz, sadece seçimle yaşıyoruz sanki. Katılım oranları inanılmaz yüksek mesela. Seçim işi seçme eylemi, bir bilgi, düşünce isterken bizde oyuncak gibi... Garip insanlarız. Bazı ülkelerde insanlar seçimi protesto ediyor %30-40 katılımlı çıkıyor, bizde standart %85-90. Kullandığı oyun durumunu bile takip etmiyor sonra, sandığa attığınız kağıt kaç işlemden geçiyor?
Seçim işinin uluslararası yasası nedir bilmiyorum. Ülkemizde yaşayan Bulgar göçmenleri de Bulgaristan seçimleri için oy kullanıyor mesela. Oy kullanmak hakları ama yasal bir standardı vardır herhalde.
Kişisel düşüncem gurbetçilerin ülke siyasetine karışmamaları, yorumda bulunmamaları daha uygun. Oylarını kullansınlar ama 5 yılda birkaç ay kalan/kalmış insanın oy kullanması da saçma. Örn: Almanya'da rahat yaşamında olan biri %50-60'ı asgari yaşam standardında yaşayan bir ülkeyi nasıl sağlıklı değerlendirebilir? Bir de uzaktan milliyetçi pozları yok mu

Ülke insanı kendi içinde düşünce olarak bölünmüş, acımasızken gurbetçiye hiç acımaz. Hele saçma sapan yorum yapan gurbetçilerden sonra hiçbirine acımaz.
Çifte vatandaşlık işi de ayrı hoş.
Galatasaray'ın yerli yapmaya çalıştığı Yusuf Demir'in sadece Avusturya pasaportu var. Aksi halde oradaki haklarını kaybedecekmiş. Biz de böyle saçmayız işte. Başkalarının hayatı için saçma düşüncüler üretiriz gerçeklikten uzak.
Mesut Özil de vatandaşlığı güzelce anlatmamış mıydı sanki...
Tanıdık isimlerden örnek seçtim.
Suriye'de sandıkları kurduk herhalde, listede adını görmedim. Suriye seçmeni önemli.