Bilen bilir, normalde sağlıklı beslenmeye, formuma ve sporuma özen gösteren biriyim. Ancak bir süredir hem sporu hem de sağlıklı beslenmeyi, sağlıklı beslenme şöyle dursun düzenli zaman dilimlerinde beslenmeyi de bırakmış durumdayım. Bir süredir azığımı yanı başımda bulunan ve çevredeki yegane market olan Can Marketten temin ediyorum. Burası avrupanın en büyük metropollerinden İstanbul'un kalbinin attığı Bağcılar ilçesinde bulunan şirin bir köy işletmesi gibi. Her sabah sandviçimi almak için oraya gittiğimde işletme sahibi beyefendiyi ağzında sigarayla beni karşıladığını görürüm. Sandviç siparişimi babacan bir tavırla alır, eldiven asla kullanmaz ve asla hijyenik olmayan bir ortamda yapar işini. Zaman zaman oğullarının bulunduğu kendisinin piyasaya çıktığı günlerde kendimi biraz şanslı addederim. Oğullar, babalarına nispeten biraz daha modern ve eldiven kullanıyorlar. Peki sadece bıçak tuttukları ellerinde neden eldiven var? Sandviçimi hazırlarken domates ve salatalıkların yıkanmamış olduğunu görüyorum. Dostum bu işletme bir harika. Haşlanmış yumurtaları cehennem ateşinde kaynatıyor olacaklar ki sarı kısımlarında yer yer siyahlık görülüyor. Her gün bu durumu düzeltmem gerektiğiyle ilgili aynada kendimle uzun uzun konuşuyorum fakat ben galiba seviyorum bu işletmeyi ve tatları harika.