Toz Kaçtı..!

Konu sahibi son olarak 3159 gün önce görüldü
Tertemiz sevdim…
Adımın anlmına mıhladım yüreğimi, adına astım!
Çok sevdim onu.
Adamakıllı bekledim beklemekse.
Sabretmekse, insana yakışmazdı benim sabrım!
Canım yandı, “ne tatlı” dedim “verdiği acı”…
Doyulmaz hazları tattırırken bana,
kendimde değildim ki tadına varayım!
Hep hak verdim.
Her zaman “yarın anlayacak” dedim. “acele etme”…

“Geliyorum” dedi, kendimi bile kovdum yanımdan yabancılık çekmesin diye.
Gelmedi!…
Kovduğum ben de gelmedi geri…

“Seviyorum” dedi nefessiz kaldım.
Dünyanın bütün dillerinde duydum dediğini,
dünyanın bütün dillerinde gıkım çıkmadı.
Kalakaldım, en yerinde duramayan durağanlığı tattım.
Sonra sustu…
Haftalarca duyamadım bir hecesini.
Aramadı, sormadı…
Aradım, sordum…
Cevabı “sus”tu, duydum…​
 
Sen hayatıma girmeden önce değildim ben böyle.
Ve inanır mısın, kimseyi sevmemiştim böyle ölesiye.
Değer bilmedin.
Varmış gibi görünen ama asında olmayan tek organındı kalbin.
Hani derdim ya sana, sen "aşk"sın diye..
Değilmişsin.
Sen bir hiç'mişsin gözlerimde..

Ve son kez geçmişe bakıyorum, "Neyim var?" diye.
Sen varsın..
Ve hep de geri de kalacaksın !
 
Bundan sonra ne zaman konuşmak istesem dudaklarıma bir mühür gibi konacaksın...

Sevdamı en çok anlatmak istediğim suskunluğumsun artık...

BEN DE SUSTUM...

Oysa söylenecek ne çok şey vardı...
 
Simdi gece..
Gunun en koyu siyah saatlerinden birindeyim..
Sabaha daha cok var.. Hic istemesem de adınla baslıyorum yıne her gune geceye.. Seni bilmem ama ben hala senle uyuyup senle uyanıyorum.. Kahvaltılarım yok hala.. Aksam yemeklerine hep gec kalıyorum.. Kendime hala dikkat etmiyorum.. Demem o ki: istemedigin ne varsa hepsi bende.. Simdi bu satırları okusan ne kadar kızarsın.. " hani soz vermistin" diye.. Benim sozum sozdu de senin verdiklerin neydi? Aynalara bakabiliyor musun benden sonra? Uyku tutuyor mu seni beni dusunerek gecen bir gunden sonra.. Sarkılarımız bile demeye dilimin varmadıgı o sarkılar aglatıyor mu seni?
Bende durumlar hep aynı iste.. Hala biraz uykusuz hala biraz mutsuz biraz bensiz biraz da sensizim yani.. Gitmedigim yerler beni cagırıyor " O burda yok gel" diyor.. " O bende" diyorum.. Susuyorlar..
Beni tanımıyorlar.. Bana soruyorlar "Nerdesin?" diyorlar.. "Ben onu tanıdıktan sonra kendime hic raslamadım." diyorum.. Susuyorlar.. Sessizlikten yapılma bir cıglıkla son buluyor butun sorular..
Dusuncelerimden yola cıkarak dusuncesizce davranıslarda buluyorum kendimi..Elimde tutun kokusu, basımda bir duman.. Sevmedigım bir tat bu ama seni hatırlatıyor bana..Bir yaz gununu..Bir orman kuytusunda bir agac altını, belki de bir yaz yagmurunu..Her sey seninle bitiyor..Seninle baslamasa bile...
Yine de umutlanma..Hala seviyor mu? Diye gecirme aklından..Bazen aglatan bazen gulduren cogu zaman keske dedirten buydukce buyuyen bir bosluksun icimde..Kanatsa da artık acıtmayan..
Kulu ruzgara savrulmus bir ates yatagında siyah bir izden ibaretsin..
Ozgurlugunun tadını cıkar..Bak butun hayatını sana geri verdim..Al butun gunler geceler senin olsun..Tum sarkılar siirler sana agıt yaksın..Cok sevil ve cok mutlu ol.. Asla yalnız kalmazsın sen bilirim. Her zaman mutlaka vardır elini tutan birileri..Ama sunu asla unutma..Her gunun sonunda basını yastıga koydugunda tek basınasın ve yapayalnızsın..Yalnızlıgımdan yalnızlıgına gelsin bu satırlar..
Gece Sana Emanet...
 
Yasam kadar gectim hayattan ve sevdadan ve ayrılıklardan..
Ve artık ben de korkuyorum, senin gibi, herkes gibi sevmekten..
Canımı acıtmadan uzerimden alır mısın bu korkuları..
Kırgınlıklarımı kazıyarak benı askla barıstırabilir misin yeniden?
Ben senin bir zamanlar dokundugun kadındım..
Neden sessizce gittiginı konusmaya gerek kalmadan gozlerinle anlatabilir misin?
Butun bunları yapabilecek kadar yurekli misin bilmiyorum..
Simdi yasadıgın yerde kal ve sakın konusma..
Beden unutsa bile yurek unutmaz yaşadıklarını.. Bunu o garip gonlune ogretebilir misin?
Ama biliyorum benim yerime yapamayacağın seyler de var..
Benim icin sevemezsin siiri, muzigi, askı ve beni...
Iste bu yuzden...


Ne sesime, Ne yoluma, Ne sohbetime Düşme..!!!
 
Gıtmek icin once gelmek gerekır.. Sen hıc gelmedın kı! Gelır gıbı yaptın sonra cektın gıttın.. Varlıgına alısmamısken yoklugunla sınadın sevgımı.. Olmayan sevgınle sevgımı sorguladın.. Vakıt coktan tamamdı.. O terk edılmıslıgın olum yıldonumunu kutlarken ben! Sen hangı terk etmekten bahsedıyorsun! Gıt gecmıse bır bak.. Terk ettıgın gunu bır daha yasa! O vakıt tamamdık bız.. Evet bır butun olabılırdık. Kalsaydın, gıtmeseydın.. Sımdı ıstedıgın kadar terk et! Ben ruhuma okunan bır duada olurken, sen terk ettıklerınle yasa.! Son sozun cıkmasın aklından..! Son sozlerım kulaklarında cınlasın! KOLAYIMA GELMEDIN, ZORUMA GITTIN...
 
Canımı çok yakan şeyler olur; ama yine de susarım, tükenirim.

Buna izin de veririm aslında.

Salaklığımdan mı?

Hayır!

Ben kimseye ”git!” de demem, diyemem.

O kişi vazgeçilmez olduğundan mı?

Hayır!

O’na o kadar şeye rağmen, o kadar değer veririm ki, her gün

yaptıklarına söylediklerine utanır bana

bana GİT DİYORSA EĞER !

Ama bir gün öyle bir giderim ki;

GİT DEDİĞİ İÇİN..

- Kaybedeceğim hiçbir şey olmaz…​
 
Ya bir eksik var hayatımda ya da bir fazla..
Ya bu sevgi layık sana ya da cok fazla..​
 
Sana geldim Sona
Sen de yeryüzüdür gökte bulan
Ey Suların sonsuzluğu
Bakışlarım demir atsın gözlerinin limanına
Fırtınalara yorgun yüreğim ; Sana
Bütün Sabahlarım sesinde ağarsin
Keder tırmanmasın yüzüme bir daha;Sarmaşık gibi;
Öpüşlerin damlasın çöl dudaklarıma
Biliyorum; Yüreğim durgun sudur; dindiğim
Korku kıyılarımı sildiğim
Sana geldim
Sustum ve yumdum..

İki damla ateş düşürdün gözlerime
Al uslandır korsan bedenimi
Gece kanat çırpsın parmaklarımda
Birbirimizden kaçıracak yerimiz kalmasın
Birleşsin yağmur soylu ellerimiz
Bırak öpüşlerim ağzını kapatsın
Uzun uzadıya susarak kalalım birbirimizde
Sabaha söyleceyek Söz bırakmayalım
Köpekler gibi havlayan acılarımız sussun
Sevda çözmesin kendini bizden
Sularca gülüşelim
Yüreğim alıkoysun gitmelerimi
Sona geldim Sana !!
 
Ola ki yürürüm bir başka Aşka..
Ya da yürürüm mavi olmayan bir gülüşe
Unutma ki tek Aşk olduğum sensin
Âşık olduğum değil...

Karanlıkla süzülüyor içime yıkım
Dur diyorum, yıkılıyorum...
Uçurumları başucuma koyuyorum sonra
Okşuyorum saçlarını rüzgarda...
Scak ılık bir koku siniyor yüreğime

"Gitme" diyorum, "gitme"...
Düşüyorum...

Sonra beni soruyorlar bana
"Tanımıyorum" diyorum "daha hiç karşılaşmadık"

Aynı çizgide bilge susu mu dinliyorlar ben sustukça
Yazık.. Bir çığlığın doğuşu gibi ölüyorlar
Önce bir bir sonra hepsi
Sonra mı bir ben kalıyorum bir de yalnızlık
Uçurumlar yıkımlar ben ve yalnızlık...

Zorlu bir savaşın unutulmuş cesetleri gibi yatıyoruz yan yana
Öpüşüyoruz sevişiyoruz da hatta
Her şey oyunun yasaklarına uygun bir yasak oluyor sonra
Tek umudumuzu göğe gelin ediyoruz
Telli kanlı düğün işte...

Üşüyor saçlar biliyorum
Dargın mısın?
Bu baharda mayısa bıraktığım gibi misin hala?
Vurulmuş çocuk gibi büyümemiş yüreğinde hüzün
Hala kaçıyor musun gözlerini bırakarak birilerinde?
Hala ellerinden tutup sevgileri dipsiz kuyuya salıyor musun ağlayarak?
Küçücük bir dokunuşla son sevilen olabiliyor musun?

Kendin kadar aklımdasın...
Hala öyle savruk bir gök
Hala öyle yerini yurdunu bulamamış bir mavi
Ve aşkını şaşırmış bir tanr...
Çoğalan sızısıyla mutlu bir yara.

Öyle misin mavi gözlü sarı saçlı yoldaşım?
Öyle bıraktığım gibi misin?
Gerçeği yakmada hala usta mısın?
Yoksa çırak mı yanarken yalanda?
Saçlarıma dolanan aydınlığımsın
Somutlaştıramadığım tek imgemsin şiirede
Anlattıkça eksilen tek anlam
Anlattıkça eksilen tek anlam...

Hala bıraktığım gibi misin?
Yoksa beni bıraktığın gibi mi?
Kaç mevsimsiz kar düştü toprağıma.
Kaç mevsimsiz kar düştü benim toprağıma...

Hala bıraktığım gibi misin?
 
Ben ki yağmura Aşık, sesine Aşık..
Ben ki Yağmurdan sonraki toprak kokusuna Aşık...

O soğuktaki sıcaklığa Aşık..

Ben ki sana Sırılsıklam Aşık..

Gittin..
Yetim bıraktın hayallerimizi..

Şimdi bütün yağmurlar senin olsun..​
 
İçimin en iç yanı...
Sakın aglama sen..
Yoklugumu da at pencereden simdi ve okudugun her satirda yırt beni...
Duvarlara astığın her asi sitemini tak pesime de gönder hadi..!​
 
Kırgınım Sana..
Sana sevmeyi öğrettim…
Ama sen beni sevmedin…

Bir Eylül günü…
Susmak için yazıyorum bu sefer…
Şehrin ortasında kalan yanımdan bahsediyorum…
Yani, senden, yani bizsizlikten çoraklaşmış kelimelerimden…
Yani buruşturulmus kirli bir peçete gibi burusturdugun adımdan,
Yani sevdama ağıtlar yakan çocuk yüreğimden,
Yani ellerimle mezara koydugu yanakları al al kızımdan,
Yani gidişinin tamda eylül tadından…

Kırgınım üstelik sana…

Beni geceye mahkum eden her faniye olduğundan daha çok…
Kendimi ararken kör karanlıkta,
Elma dedim, ölüm çıktı karşıma…
Oysa sen “işte bu sana ölümlerine bedel” dediğim “mucizemdin”
hafızamda aşk var,
karıştırıyorum galiba…
Mucizeler güzel bitmez miydi?

Her hangi iki insanın karşılaşamayacağı gibi karşılaşmıştık seninle.
Birbirine kıyısı olmayan kentleri komşu yaptık önce.
Ve sonra daldım gözlerine.
Gri kentlerin beyaz çocukları kadar siyahtı gözlerin…
Ellerin üşürdü, ağlardım…
Ellerin üşürdü, yanardım…

Kırgınım sana…

Bir oyunun tamda ortasındaydım.
Saklanıyordum içimden.
Kaçıyordum…
Sobelemeye hiçte niyetim yoktu üstelik.
Adım geceydi ve gece saklıyordu yara izlerini.
Sonra gökyüzünden bir cemre düştü ışıl ışıl.
Aydınlandım, yakalandım, sobelendim…
Artık yaralarım belli oluyordu…

Gözyaşı ile karışık bir acıma tadında uzattın ellerini…
Anne tarafına denk gelmiştim sanırım.
Kabuklarım vardı ya; kan oldu şimdi…

Masal dedim, olsa olsa masal dedim sana.
Çünkü hiçbir şefkat bu kadar acıtmıyordu canımı ve hiçbir şehir ben olmuyordu sen olmayınca.
Mekansızdım yani ama geceydim.
Bütün şehirlerin üstüne seriliyordum her günbatımında
ama senin şehrine gün olan başkaydı,
gün tadındaydı ve gece lüzumsuzdu…

Kırgınım sana güzel insan…

Bir tek sen bilirdin yarımlığımı.
Beni sahiden leyleklerin getirdiğini
ve en az bir leylek ailesi kadar yuvaya sahip olduğumu bir sen bilirdin.
Anne ve baba diyemeyişimi leyleklerin dilsizliğine verdiğimi bir sen bilirdin.

Gene saçmalıyorum sanırım..
Öyle ya seni ne kadar sevdiğimi de bilirdin…
Hani koşarak, kaçarak gelirdin bazen…
Neden demezdim; öylesine derdin.
Anlat derdim; Susardın.
Susma derdim; ağlardın.
Ağlama derdim. Niye derdin.
Boğuluyorum derdim; Susardın…
Niye sustuğunu bilirdim, ağlardım…
Çaresizdim...

Kırgınım sana işte…
Neden deme…
Kırılacak kadar olan hiçbir şeyim yokta onun için.
Beyaz sen kadar kimseye yakışmıyor ;
onun için, aynalar canımı acıtıyor,
Gece artık beni saklamıyor
Ve KIZIM..
Kardelen’im ölüler ülkesinde karlar altında üşüyor onun için.

Hadi yüzüne o maskeyi tak şimdi.
Çehren değişsin.
Bana yabancı olduğun maskeyi tak.
Adım yine önemsiz bir harf dizilimi olsun.
Hadi tak o maskeyi şimdi.
Gözündeki izlerimi silsin.

Belki de kırgınım sana.

Öyle bir gittin, karanlık daha bir kör buralarda.
Faili belli bir intiharsın şimdi.
Avazım çıktığı kadar bağırsam ne değişir.
İç kanamalı susmalar düştü payıma.
Darağacındaki kelimelerim intikam peşinde yüreğimden

Ve sen ne de olsa bir şehrin her hangi bir yerinde,
Kimsenin görmediği kan izleriyle elindeki resmi yırtıp rüzgara bırakan,
gözyaşı Kızıldeniz bir yabancısın şimdi…

Şairin dediği gibi : Nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakça…

Ve yazacaklarım bitmedi…
Ölürsem belki…!!
 
Giderken Demişsin ya..
"Öyle bir giderim ki kaybedecek hiçbir şeyim olmaz" diye..
Oysa,
Herşeyini kaybettiğin için gitmiştin...
 
Ne öfkesi var yüzümde
Ne bir damla gözyaşı
Zaman son zaman bitti
Kader bu anı seçti

Bir küçük bavul içinde
Bir avuç çakıl tası
Eski güzel günlerin hatıraları
Onlar bile ağır, bıraktım denize

Gittiğimi biliyordun
Bu andan çok daha önce
Bittiğini biliyordun
Ruhunun her zerresinde



Yok geçmişin anlamı
Ve yarının sabahı
Kabul ettim vedası
Aşk bitti...
 
Şimdi senden bana kalan bir avuç yalan...
Bir kaç resim, bir kaç eşya...
Artık sen kokmuyorlar..
Bir kaç buket çiçek kuruyan..
Ve seni hiçbir zaman hatırlatmayacak şarkılar..

Unuttuğum ne varsa senin adınla başlayan, hepsini topladım sana yolladım...
Sahi,
Senin adın neydi?
Aşk mı? Yalan mı?​
 
Ben zeki insanlara benzemem...
Bir hatayı bin kez yaparım mesela..
Mesela ayırmadan herkese aynı değeri veririm..
Değer verdim mi hakettiği kadar demem hep fazlasını yüklerim..
Sevgide cimrilik yapmam mesela..
Zeki insanlar gibi bu sevilecek insan bu değil diye ayırmam..
Öyle severim...
Yaradandan ötürü emanet canıma can katarak severim..
Mesela kırmamak için kendimi kırarım..
Bin parçaya ayrılsam da tek bir toz tanesi düşmesin isterim O'nun kalbinden...
Az az değil, yavaş yavaş yavaş hiç değil..
En yüksek dozda enjekte ederim sevgiyi..
Öyle damara da değil direk ruha işler vermek istediklerim..
Ben diğerleri gibi alttan almam kimseyi..
Hepsi gözümün önündedir..
Ne çok altta ne çok üstte..
Kalp hizasında severim..
Ve isterim aynı hizada sevilmeyi..
Öyle herkes gibi değer görmek de istemem..
Artık istemem..
Verdiğim değeri bile anlamayan bir kalpten gelen hiçbir şeyi istemem..

Anladığım kadar anlaşılmam da ben..
Çözülmesi zor bilmece gibiyim sanki..
Çözdükçe karmaşıklaşan..
Mesela biraz da mutsuzum ben..
Ama herkes gibi değil..
Başka bir mutsuzluk bu..
Herkeste olmayan cinsten..
Öyle ağlatmaz beni, gecemi gündüze katmaz..
Sadece yakar iç tarafımda bir yerleri..
Hemde nasıl yakar..
Ateşi bile yakar..

Ben bir hatayı bin kez yaparım..
Mesela sözümden dönerim..
Yemin bozarım..
İsterim ki O kırılmasın, üzülmesin..
Ya da beni yanlış anlamasın..

Ben aynı hatayı bin kez yaparım..
Çok değer veririm mesela..
Hakkettiğinden fazlasını değil Haketmediği kadarını veririm..
Açık açık söylerim özlediğimi, sevdiğimi..
Çekinmem sıkılmam Kalbimden kopanı haykırmaktan..
Allahın bildiğini kuldan saklamaktan..
Ve ben Zeki değilim..
Çünkü ben beynimi de aklımı da hiç kullanmam..
Diğer insanlara benzemem..
Çünkü benim bedenime, ruhuma emir veren beynim değildir..
KALBİMDİR...
İşte bu yüzden ben bir hatayı bin kez yaparım..
Çok severim mesela ve çok değer veririm..
İnsanların gerçek yüzünü gözümle değil kalbimle görürüm..
Son sözümde bile kırmaktan kaçınırım..
Kötü kelam etmem mesela herkes gibi..(!)
O'na herkes değilsin desem de anlamadı..
Şimdi en klasik sözlerle son noktayı koyuyorum verdiğim değere..
"ARTIK SEN DE HERKES GİBİSİN.."
 
Uzak olduğumuz anlarda kim bilir neler yapar, neler düşlersin...
Hayaller kurarsın yarına, geleceğe, isteklerine...
Dualarım hep seninledir, inşallah hepsi gerçekleşir bitanem...
Ben hep seni özler dururum, her şeyde seni yaşatırım günüme...
Sever dururum kendi kendime...
Sen de beni özler misin diye hiç getirmedim aklıma...
Olur da cevabı canımı yakar diye, olur da beni bir an dalgınlıkla unutmuşsundur diye...
Ben seni hiç unutamam, sen sensiz hiç yaşayamam, bir adım bile atamam...
Sensiz cümlesi geçti ya az önce...
Sus be kalemim...
Sus be..!​
 
Geri