Anna Karenina
Elmas Üye
- Katılım
- Eylül 28, 2015
- Mesajlar
- 23,502
- Tepkime puanı
- 14,796
- Puanları
- 369
Nö.
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Evet bencede.Saçmalamayın.
Aşk sanıyorsunuz ama değil canım.
Evet bencede.
Daha çok bulgur pilavına benziyor
GM 5 Plus cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
Gel davık yiyekAcıktım
Gel davık yiyek
GM 5 Plus cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
Çukuru sen kaz ben torpah atarım üzerineCiğer gömek mi?
Çukuru sen kaz ben torpah atarım üzerine
GM 5 Plus cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
internetin hayatımıza girmesi ile ortaya çıkan nasıl bakarsan öyle göreceğin şey. bir çok şey bakış açına göre farklı anlamlar kazanır. kimisi sanal der kabul etmez kimisi de ayşe ahmet veya cuş-u huruş gibi kullanıcı isimlerinin temsil ettiği gerçek kişilerden oluştuğunu düşünür bu alemin her ikisi de kendi içerisinde doğrudur reddedilemez.
internet ortamında tanışılan birine aşık olmak gerçekten de kolay kabul edilebilir bir şey değil çünkü internette iletişim çok eksiktir. yüz yüze iletişimde dahi anlaşamadığımızı düşünürsek gerçek anlamda görüntünün, sesin olmadığı daha ziyade kelimeler üzerine kurulu bir iletişimde birilerini sevmek çok kabul edilebilir gelmeyebilir. kurulan cümleler üzerine kaçınılmaz olarak anlamlar yüklemek ve dolayısıyla hayalindeki insanı yaratma riski hep vardır. fakat bir de diğer bakış açısı var. aslında hepimiz gerçek insanlarız ve kullanıcı isimleri ile simgelediğimiz kişi biziz. dolayısı ile burasının sanal olduğunu düşünen insan kendi sanallığını kabul etmiş demektir.
esasında öncelikle her şeyin mümkün olduğunu düşünmek gerekir belki de. yani "gerçek hayat"ta da yeri geliyor kantinde veya otobüste gördüğünüz hiç tanımadığınız birisi ilginizi fazlasıyla çekebiliyor, tanışma fırsatları kolluyorsunuz. belki okulda hergün yüzlerce güzel/yakışıklı kız/erkek görüyorsunuz ama içlerinden birisini seçiyorsunuz hemde hiç tanımıyorsunuz. bu da çok mantıklı değil fakat daha alışıldık. her şey bir kenara konu aşksa mantıktan söz etmek zaten yanlış olur.
ben internet alemini ve onun alt iletişim köyleri olan forum/arkadaşlık siteleri, irc'yi sinemaya benzetiyorum.
-sinemada makinist filmi başlatır
-biz internete bağlanırız ve filmimizi başlatırız
-makarada film kalmaz, film biter
-biz de internetle bağlantımızı koparırız filmimiz biter
-sinemanın ve karakterlerinin kendine ait bir gerçekçiliği vardır, bu gerçeklikte değerlendirilir. yani orta dünya diye bir yer ve elf gösterildiğinde "ulan aslında böyle bir şey yok" demez, kabul ederiz.
-internetin de öyle -belki yanlış ama- "gündelik hayat"ımızda rahatsız olacağımız kimi davranışlar ya da konuşmalara burada daha bi müsamahalı davranılır ve her birimiz aynı "gereçek hayat"ta olduğumuz gibi ayrı birer karakterizdir burada belki biraz daha abartılı.
-sinemada perdeye bakarız
-internette monitöre bakarız
tek bir fark vardır belki aralarında. sinemadaki karakteri severseniz, karakterin özelliklerini taşımaya çalışabilirsiniz fakat fazlası olamaz çünkü o karakter perdeden çıkamaz. internetten tanıdığınız karakterleri sevdiğiniz zaman monitör sınırını kaldırabilirsiniz, isterseniz yanınıza kadar gelebilirler.
belki biraz bu minvalde bakmalıdır internete, eksikliklerini görerek, küçümsemeden, kendi gerçekliğinin ve internetin kendi gerçekliğinin farkında olarak ama gerçekliği internet üzerine kurmayarak. ne demişler "taklit ile tok olan hakikatte aç ola" yani evet, burası taklittir. temkinli olmak yanlış değil ama peşin hükümlü olmak da pek iyi sayılmaz. kaldı ki gerçek aşk denilen aşkların kaçı gerçek ki? kaçı samimi? kaçı nefsani? (gerçi nefsani aşk olmaz derler) kaçı araba için? kaçı sevişmek için? kaçı sırf güzel/yakışıklı olduğu için? hakikaten zor sorular bunlar. en iyisi boşvermeli onu bunu kötülemeyi veya "asla" demeyi. mühim olan gönlün* ne dediğidir.
Bunu büyücünün yazmadığına yemin edebilirim ama kanıtlayamam asdasd alıntı sanırım