Sanal aşklara inanırmısınız ?

Konu sahibi son olarak 586 gün önce görüldü

Sanal aşklara inanırmısınız ?

  • Evet

    Kullanılan: 7 41.2%
  • Hayır

    Kullanılan: 10 58.8%

  • Kullanılan toplam oy
    17
Bir üstad şöyle söylemişti sevdiği kadına seni herkeze eşe dosta kötülüyorumki seni benden başkası sevmesin:)
 
Niye Sanalda dost arkadaş oluyorsunuzda sevgilimi olamıyorsunuz...
Hayatınız sanalıyla reeliyle bir bütün değil mi?
Burada ayrı reelde ayrı olmak iki yüzlülük değil mi...?

Dost olabiliyorsan...
Arkadaş olabiliyorsan...

Muhakkak evliliğe giden bu yolda heryerde adım atabilirsin...

Burada onu tanıyorsun zaten...
Uslubunu...
Duruşunu...
Kişiliğini...
Karekterini...
İdeallerini...
Zihnini...
Vs vs...
Olayın görme kısmını konuşma kısmını da eminim teklitif etmeden hal etmişsinizdir...
Geriye ne kaldı ki :)


Yeri gelmişken


Naif Hanfendi izmirli ve Kibar beyfendi Forseti...
Hayr olsun hayra vesile olsun...
Allah kalbinizi birbirine kopmayacak bağlarla birbirine bağlasın...

Bilgi - İnanç - Eylem
 
Niye Sanalda dost arkadaş oluyorsunuzda sevgilimi olamıyorsunuz...
Hayatınız sanalıyla reeliyle bir bütün değil mi?
Burada ayrı reelde ayrı olmak iki yüzlülük değil mi...?

Dost olabiliyorsan...
Arkadaş olabiliyorsan...

Muhakkak evliliğe giden bu yolda heryerde adım atabilirsin...

Burada onu tanıyorsun zaten...
Uslubunu...
Duruşunu...
Kişiliğini...
Karekterini...
İdeallerini...
Zihnini...
Vs vs...
Olayın görme kısmını konuşma kısmını da eminim teklitif etmeden hal etmişsinizdir...
Geriye ne kaldı ki :)


Yeri gelmişken


Naif Hanfendi izmirli ve Kibar beyfendi Forseti...
Hayr olsun hayra vesile olsun...
Allah kalbinizi birbirine kopmayacak bağlarla birbirine bağlasın...

Bilgi - İnanç - Eylem


Ne güzelde anlatmışsın aklımda olanları imzamı atarım bu sözlere

ve dediğin gibi burda farklı reelde farklıysa bir insan zaten iki yüzlüdür ne insanlar görüyoruz dip dibe dünyalar kadar uzak kimi var Dünyanın iki ayrı ucunda ama aynı solukta yaşar
 



Ne güzelde anlatmışsın aklımda olanları imzamı atarım bu sözlere

ve dediğin gibi burda farklı reelde farklıysa bir insan zaten iki yüzlüdür ne insanlar görüyoruz dip dibe dünyalar kadar uzak kimi var Dünyanın iki ayrı ucunda ama aynı solukta yaşar
Eyvallah üstad....

Bilgi - İnanç - Eylem
 
Bir kere oldum. Öyle de kimseyi sevemedim bir daha.17 yaşımda o gençliğimdi benim. O bitince inancım kalmadı.
İnsan yanındakine güvenemezken uzaktan dokunmadan görmeden hissetmeden sevemez.
 
Çok değil belki bir sene anca olmuştur Forumsal'da biriyle yakınlaşalı. Sanaldan kimseyi tam anlamıyla tanıyamıyorsunuz. Bir bakarsınız, size "O benim kankam, kardeşim." dediği insanla aşk yaşadığına şahit olursunuz. :D He gerçi o gerçek hayatta da oluyor ama en azından gerçek hayatta tanıma ihtimaliniz daha yüksek oluyor. :)
 
Aşk'ın sanali reeli olmaz.Sadakat diye bir sey var ki bu da her insanda bulunmaz.Ama siz yinede aynı şehirden, benzer örf adet ve kültürü olan birini tercih edin bunlarda iliskinin olmazsa olmazı.
 
Elinin tutamayıp gözüne bakamyınca aşk olmaz o bence :D
Ayrıca güvensiz bir ortam :p
 
Sanal aşk ne yav burda başlayıp burda mı bitiriyorsunuz :e2:
 
gerçek aşkı arayıp duranlara

pokemon go diyoruz
 
Çağın kolaylığı internet, herşeyi elegeçirdiği gibi doğal olarak aşk hayatımızı da ele geçirdi. Ele geçirmekle kalmadı, bazılarının aşk hayatını güzelleştirdi bazılarının aşk hayatını mahvetti =)

Sanal platformlarda kurulan bağlara inanırım da "ilk sohbette aşk, meşk"e inanmam bunun adı" ilişki yaşadığını zannetme hali" dir.

Profiller hazırladık, resimler koyduk. Kendi özelliklerimizi ve aradığımız kişinin özelliklerini yazdık. Daha ileri gidip, bilgisayarın ortak noktaları bulup, bize uygun adayları önermesini istedik. Sonra beklemeye başladık. Gelen mesajların sahiplerini profillerinden çözdüğümüzü düşündük. Onlarca defa yanıldık. Çoğu karşılaşma hüsrandı veya sonradan hüsran oldu. Peki, sanal alemde sabahlara kadar süren sohbetlerin içimizde yaratığı o duygular gerçek değil miydi? İnsan hiç görmediği birine aşık olabilir mi? İlk görüşte aşkın yerini, ilk sohbette aşk mı aldı?

Elbette insan hiç görmediği, dokunmadığı birine aşık olabilir. Bir yazara, bir ressama da aşık olabilir. Bu aşktan ne anladığınıza bağlı! Görselliği çok önemsemeyen biriyseniz, bir adamın beynine vurulabilirsiniz. Aşkın bin türlü hali var.

Ancak bizim gözden kaçırdığımız şey, çoğunlukla bir hayale aşık olduğumuzdur. Ekran karşısında kahramanlık yapmayı seven bir milletiz. Gerçi ekrandan önce de öyleydik. Sanal alemin içinde hiç gerçek sevgilere rastlanmaz mı? Elbette bu olasılık dahilindedir. Kendinizi ne kadar şanslı gördüğünüze bağlı... Ancak benim gözlemlerim, özellikle farklı şehirlerde yaşayan insanların, bir ilişki yaşadığını zannetmesidir. Mesafelerle daha da kolaylaşan aldatmalar, sonunda yüreğimizin vurgunlarla yıkılmasına neden olur. İnsanlar her ortamda tanışabilir. İnternet de, diğer olasılıklar gibi bize hizmet etmek ve hayatımızı kolaylaştırmak için var. Özetle benim çıkarımım şudur: Normal hayatta bile başlayan ilişkileri sürdürmek, güvenmek ve sahip çıkmak çok zorken, sanal alemde yapılan sohbetlerin aşka dönüştüğünü düşünmek, bizi acı verici bir sona hazırlar. Sanal alem keyiflidir ancak işyerinden koşarak eve gidip, bilgisayarın başına oturma boyutuna geldiyseniz, siz de artık sanal bir kişisiniz demektir.
 
Çağın kolaylığı internet, herşeyi elegeçirdiği gibi doğal olarak aşk hayatımızı da ele geçirdi. Ele geçirmekle kalmadı, bazılarının aşk hayatını güzelleştirdi bazılarının aşk hayatını mahvetti =)

Sanal platformlarda kurulan bağlara inanırım da "ilk sohbette aşk, meşk"e inanmam bunun adı" ilişki yaşadığını zannetme hali" dir.

Profiller hazırladık, resimler koyduk. Kendi özelliklerimizi ve aradığımız kişinin özelliklerini yazdık. Daha ileri gidip, bilgisayarın ortak noktaları bulup, bize uygun adayları önermesini istedik. Sonra beklemeye başladık. Gelen mesajların sahiplerini profillerinden çözdüğümüzü düşündük. Onlarca defa yanıldık. Çoğu karşılaşma hüsrandı veya sonradan hüsran oldu. Peki, sanal alemde sabahlara kadar süren sohbetlerin içimizde yaratığı o duygular gerçek değil miydi? İnsan hiç görmediği birine aşık olabilir mi? İlk görüşte aşkın yerini, ilk sohbette aşk mı aldı?

Elbette insan hiç görmediği, dokunmadığı birine aşık olabilir. Bir yazara, bir ressama da aşık olabilir. Bu aşktan ne anladığınıza bağlı! Görselliği çok önemsemeyen biriyseniz, bir adamın beynine vurulabilirsiniz. Aşkın bin türlü hali var.

Ancak bizim gözden kaçırdığımız şey, çoğunlukla bir hayale aşık olduğumuzdur. Ekran karşısında kahramanlık yapmayı seven bir milletiz. Gerçi ekrandan önce de öyleydik. Sanal alemin içinde hiç gerçek sevgilere rastlanmaz mı? Elbette bu olasılık dahilindedir. Kendinizi ne kadar şanslı gördüğünüze bağlı... Ancak benim gözlemlerim, özellikle farklı şehirlerde yaşayan insanların, bir ilişki yaşadığını zannetmesidir. Mesafelerle daha da kolaylaşan aldatmalar, sonunda yüreğimizin vurgunlarla yıkılmasına neden olur. İnsanlar her ortamda tanışabilir. İnternet de, diğer olasılıklar gibi bize hizmet etmek ve hayatımızı kolaylaştırmak için var. Özetle benim çıkarımım şudur: Normal hayatta bile başlayan ilişkileri sürdürmek, güvenmek ve sahip çıkmak çok zorken, sanal alemde yapılan sohbetlerin aşka dönüştüğünü düşünmek, bizi acı verici bir sona hazırlar. Sanal alem keyiflidir ancak işyerinden koşarak eve gidip, bilgisayarın başına oturma boyutuna geldiyseniz, siz de artık sanal bir kişisiniz demektir.

Sanirim bilgisayarinizda bir problem var yazinin tamamini kopyalamamis ve kaynak koymamişsiniz. Neyse ki yardimsever birisiyimdir yazinin orjinalini atiyorum.

Sanal aşklar tatlı başlar. Aslında o duygulara aşk demek de biraz ayıp olur ama konuya buradan girip kafanızı karıştırmayayım. Çağın kolaylığı internet, doğal olarak aşk hayatımızı da ele geçirdi. Ele geçirmekle kalmadı, aşk hayatımızı mahvetti!

Ekonomik sıkıntılar, hepimizi sosyal hayattan uzaklaştırdı. Zaman geçtikçe daha yalnız ve içe dönük bireyler haline geldik. Evde televizyon izleyerek geçirilen sıkıcı akşamlara renk getirebilmek için, soluğu sanal alemde aldık. Önce Google’ın ne olduğunu öğrendik. Kendimizi dünyanın tüm bilgilerine haiz sandık. Ardından internet ortamında tanışabileceğimizi keşfettik. İcq, skype ve sonunda msn! İletişimin bin bir çeşit yolunu bulduk. Ancak tipini görmediğimiz ve hakkında bilgi sahibi olmadığımız insanlarla konuşmak bizi sıkmaya başladı. Günler ve haftalar boyunca sohbet ettiğimiz kişilerle ilk karşılaşmamız bizi hayal kırıklığına uğratınca, tanışma sitelerine yöneldik.

İlk sohbette aşk
Profiller hazırladık, resimler koyduk. Kendi özelliklerimizi ve aradığımız kişinin özelliklerini yazdık. Daha ileri gidip, bilgisayarın ortak noktaları bulup, bize uygun adayları önermesini istedik. Sonra beklemeye başladık. Gelen mesajların sahiplerini profillerinden çözdüğümüzü düşündük. Onlarca defa yanıldık. Çoğu karşılaşma hüsrandı veya sonradan hüsran oldu. Peki, sanal alemde sabahlara kadar süren sohbetlerin içimizde yaratığı o duygular gerçek değil miydi? İnsan hiç görmediği birine aşık olabilir mi? İlk görüşte aşkın yerini, ilk sohbette aşk mı aldı?

Elbette insan hiç görmediği, dokunmadığı birine aşık olabilir. Bir yazara, bir ressama da aşık olabilir. Bu aşktan ne anladığınıza bağlı! Görselliği çok önemsemeyen biriyseniz, bir adamın beynine vurulabilirsiniz. Aşkın bin türlü hali var.

sanal-asklar-gercek-midirAncak bizim gözden kaçırdığımız şey, çoğunlukla bir hayale aşık olduğumuzdur. Ekran karşısında kahramanlık yapmayı seven bir milletiz. Gerçi ekrandan önce de öyleydik. Biz, kısır günlerinde yan komşumuza, rakı masalarında yıllanmış arkadaşlarımıza bile hava atmayı severiz. Bir yabancıyla konuştuğumuzda geldiğimiz nokta şuydu: Hepimiz kral ve kraliçeydik! Çoğumuz en az bir yabancı dil biliyorduk, neredeyse hepimiz üniversite mezunuyduk. Hayatımıza giren kadın ve adam sayısı bir türlü üçü geçemedi. İyi para kazanıyorduk. Kendi ayaklarımızın üstünde duran, bilgili, üreten ve çağdaş kişilerdik. Ülke toplamında gerçek sayımda çıkmayacak ve baskı sayısı yetişmeyecek kadar çok kitap okuyorduk. Boş zaman diye bir kavramımız yoktu çünkü boş zamanlarımızı konser, tiyatro ve sinema ile dolduruyorduk. Evde izlediğimiz korsan CD’leri sinema yerine, restoranda çalan müzikleri de caz konserine çevirme becerimizi atlamak ayıp olur tabii ki. Bizler, sanal alemde kendimiz olmayı beceremedik. Olmak istediğimiz kişilerdik. Yani, hepimiz iyi birer pazarlamacı olduk ve bu işe kendimizi süslemekten başladık. Ancak aşık olduğumuzu düşündüğümüz kişilerin de, aynı hediye paketine sahip olduğu aklımıza gelmedi.

İlişki yaşadığını zannetme hali
Sanal alemin içinde hiç gerçek sevgilere rastlanmaz mı? Elbette bu olasılık dahilindedir. Kendinizi ne kadar şanslı gördüğünüze bağlı... Ancak benim gözlemlerim, özellikle farklı şehirlerde yaşayan insanların, bir ilişki yaşadığını zannetmesidir. Mesafelerle daha da kolaylaşan aldatmalar, sonunda yüreğimizin vurgunlarla yıkılmasına neden olur. İnsanlar her ortamda tanışabilir. İnternet de, diğer olasılıklar gibi bize hizmet etmek ve hayatımızı kolaylaştırmak için var. Özetle benim geldiğim nokta şudur: Normal hayatta bile başlayan ilişkileri sürdürmek, güvenmek ve sahip çıkmak çok zorken, sanal alemde yapılan sohbetlerin aşka dönüştüğünü düşünmek, bizi acı verici bir sona hazırlar. Sanal alem keyiflidir ancak işyerinden koşarak eve gidip, bilgisayarın başına oturma boyutuna geldiyseniz, siz de artık sanal bir kişisiniz demektir.

Her şeyi dozunda bırakın! Dışarıdaki gerçek yaşamdan kaçarak sığındığınız bilgisayar ekranı, sizi asosyal, yalnız, üzgün ve kaybetmiş biri yapmasın. Gerçek dünyadan kopmayın, sanal alemin keyfini çıkarın!

Candan Ünal’la Aşk ve İlişkiler
 


Sanirim bilgisayarinizda bir problem var yazinin tamamini kopyalamamis ve kaynak koymamişsiniz. Neyse ki yardimsever birisiyimdir yazinin orjinalini atiyorum.


Amacınız nedir bilmiyorum ama yazıdaki katıldıgım bölümleri aldım ve konuya ekledim. Ayrıca konulardaki her düşüncemiz kendimizin olacak diye bir kural vardı da ben mi atladım =)
 
internetin hayatımıza girmesi ile ortaya çıkan nasıl bakarsan öyle göreceğin şey. bir çok şey bakış açına göre farklı anlamlar kazanır. kimisi sanal der kabul etmez kimisi de ayşe ahmet veya cuş-u huruş gibi kullanıcı isimlerinin temsil ettiği gerçek kişilerden oluştuğunu düşünür bu alemin her ikisi de kendi içerisinde doğrudur reddedilemez.

internet ortamında tanışılan birine aşık olmak gerçekten de kolay kabul edilebilir bir şey değil çünkü internette iletişim çok eksiktir. yüz yüze iletişimde dahi anlaşamadığımızı düşünürsek gerçek anlamda görüntünün, sesin olmadığı daha ziyade kelimeler üzerine kurulu bir iletişimde birilerini sevmek çok kabul edilebilir gelmeyebilir. kurulan cümleler üzerine kaçınılmaz olarak anlamlar yüklemek ve dolayısıyla hayalindeki insanı yaratma riski hep vardır. fakat bir de diğer bakış açısı var. aslında hepimiz gerçek insanlarız ve kullanıcı isimleri ile simgelediğimiz kişi biziz. dolayısı ile burasının sanal olduğunu düşünen insan kendi sanallığını kabul etmiş demektir.

esasında öncelikle her şeyin mümkün olduğunu düşünmek gerekir belki de. yani "gerçek hayat"ta da yeri geliyor kantinde veya otobüste gördüğünüz hiç tanımadığınız birisi ilginizi fazlasıyla çekebiliyor, tanışma fırsatları kolluyorsunuz. belki okulda hergün yüzlerce güzel/yakışıklı kız/erkek görüyorsunuz ama içlerinden birisini seçiyorsunuz hemde hiç tanımıyorsunuz. bu da çok mantıklı değil fakat daha alışıldık. her şey bir kenara konu aşksa mantıktan söz etmek zaten yanlış olur.

ben internet alemini ve onun alt iletişim köyleri olan forum/arkadaşlık siteleri, irc'yi sinemaya benzetiyorum.

-sinemada makinist filmi başlatır

-biz internete bağlanırız ve filmimizi başlatırız

-makarada film kalmaz, film biter

-biz de internetle bağlantımızı koparırız filmimiz biter

-sinemanın ve karakterlerinin kendine ait bir gerçekçiliği vardır, bu gerçeklikte değerlendirilir. yani orta dünya diye bir yer ve elf gösterildiğinde "ulan aslında böyle bir şey yok" demez, kabul ederiz.

-internetin de öyle -belki yanlış ama- "gündelik hayat"ımızda rahatsız olacağımız kimi davranışlar ya da konuşmalara burada daha bi müsamahalı davranılır ve her birimiz aynı "gereçek hayat"ta olduğumuz gibi ayrı birer karakterizdir burada belki biraz daha abartılı.

-sinemada perdeye bakarız

-internette monitöre bakarız

tek bir fark vardır belki aralarında. sinemadaki karakteri severseniz, karakterin özelliklerini taşımaya çalışabilirsiniz fakat fazlası olamaz çünkü o karakter perdeden çıkamaz. internetten tanıdığınız karakterleri sevdiğiniz zaman monitör sınırını kaldırabilirsiniz, isterseniz yanınıza kadar gelebilirler.

belki biraz bu minvalde bakmalıdır internete, eksikliklerini görerek, küçümsemeden, kendi gerçekliğinin ve internetin kendi gerçekliğinin farkında olarak ama gerçekliği internet üzerine kurmayarak. ne demişler "taklit ile tok olan hakikatte aç ola" yani evet, burası taklittir. temkinli olmak yanlış değil ama peşin hükümlü olmak da pek iyi sayılmaz. kaldı ki gerçek aşk denilen aşkların kaçı gerçek ki? kaçı samimi? kaçı nefsani? (gerçi nefsani aşk olmaz derler) kaçı araba için? kaçı sevişmek için? kaçı sırf güzel/yakışıklı olduğu için? hakikaten zor sorular bunlar. en iyisi boşvermeli onu bunu kötülemeyi veya "asla" demeyi. mühim olan gönlün* ne dediğidir.
 
Geri