Şahsi kütüphanem

  • Kullanıcı Elia
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Kitap Kulübü
Konu sahibi son olarak 1035 gün önce görüldü
Merhaba yeniden.

Konu epeyce geride kalmış, bulmakta zorlandım. Okulun en yoğun olduğu dönemde olduğumuz için ne dışarı çıkıp kitap alabiliyorum ne de bir kitaba başlayabiliyorum..

Konuyu canlandırmak adına kısacık bir gönderi yazayım dedim. Sanırım bir hafta önce 2 tane kitap almıştım, onlardan bahsedeyim.

37yJkO.jpg


İlk okumak istediğim Mihail Bulgakov kitabı bu değildi fakat Genç Bir Doktorun Anıları sürekli elime alıp sonradan bıraktığım bir kitaptı. Burada bir şey itiraf edeyim. Bu noktada biraz da yayınevi etki ediyor alıp almama kararıma. İş Bankası Yayınlarının bu Modern Klasikler serisine bayılıyorum. Çok iyi kapak tasarımlarına sahip. Çevirileri de hep en üst seviyede. Bu yayınevleri hakkında bir ara bir yazı yazayım, aklımda bulunsun.

Gelelim diğer kitaba, bu dönem aldığım Türk Dili dersinin de etkisiyle inceleme kitapları okumaya iyice alıştım. Okuyup sevdiğim bir kitap ya da bir yazar hakkında inceleme/eleştiri okumaktan gerçekten zevk aldığımı söylemişimdir. Bu kitap hakkında da bir inceleme yazmayı isterim. ^^

Bu arada bir kitap bitirdim arada. Bir Cinayet Romanı. Fakat hakkında uzunca bir inceleme yazdığım için biraz bunaldım, eğer vakit bulabilirsem bir hafta içinde buraya da yazmayı planlıyorum. Şimdilik burada keseyim. Teşekkürler. ^^
 
Merhaba herkese. :hello: Nasıl da özlemişim buraya yazmaya.. Tahmin ettiğimden de fazla zaman geçti, jüriler finaller ve teslimler derken çok boşladım burayı ve okumayı. Kızıyorum kendime. Öncelikle güncel bir şekilde şu ana kadar okumuş olduğum kitapların listesini iliştireyim şuraya.

Ocak

1- Barbarın Kahkahası - Sema Kaygusuz
2- Mürebbiye - Stefan Zweig
3- Anayurt Oteli - Yusuf Atılgan
4- Belki Yine Gelirim - Ahmet Telli
5- Harry Potter ve Felsefe Taşı - J.K. Rowling
6- Ophelia'ya Mektular - Fernando Pessoa
7- Trendeki Kız - Paula Hawkins
8- Muhteşem Gatsby - F. Scott Fitzgerald
9- Pulbiber Mahallesi - Didem Madak
10- Mucizeler Çağı - Karen Thompson Walker
11- Uzaklıklar, Eski Denizler - Fernando Pessoa
12- Kuyucaklı Yusuf - Sabahattin Ali
13- Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk - Wilhelm Genazino

Toplam: 13 kitap

Şubat

14- Posta Kutusundaki Mızıka - A. Ali Ural
15- Ateşin Şarkısı - Tess Gerritsen
16- Ermişin Bahçesi - Halil Cibran
17- Bakışın Kirlettiği Ayna - Mehmet Erte
18- Korku - Stefan Zweig
19- Kim Bağışlayacak Beni - Birhan Keskin
20- Öyle Miymiş? - Şule Gürbüz
21- Eşref Saat - Şevket Rado
22- Seçme Şiirler - Emily Dickinson
23- Beşinci Düğme - Naime Erkovan
24- Rüya Günlüğü - Hakan Bıçakcı
25- Her Şey Bitmek İçin Başlar - Cicero
26- İvan İlyiç'in Ölümü - Tolstoy

Toplam: 13 kitap​

Mart

27- Narcissus'un Zencisi
28- Ölmek İçin Güzel Bir Gün - Semra Aktunç
29- Rüyanın Öte Yakası - Ursula K. Le Guin
30- Alice Harikalar Ülkesinde - Lewis Carroll
31- Daktiloya Çekilmiş Şiirler - Nilgün Marmara
32- Seçme Hikayeler - Katherine Mansfield
33- Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi? - Philip K. Dick
34- Yalnız Kadınlar Arasında - Cesare Pavese
35- Kırmızı Karanfil - Gülten Akın

Toplam: 9 kitap​

Nisan

36- Kafes - Josh Malerman
37- Ruhumu Öpmeyi Unuttun - İnci Aral
38- Körler Ülkesi - H. G. Wells
39- 1002. Gece Masalları - Çeşitli Yazarlar

Toplam: 4 kitap​

Mayıs

40-Yeni Öyküler (Öykü Yıllığı 2017) - Çeşitli Yazarlar
41-Fakir Kene - Birhan Keskin
42- Peter Schlemihl'in Olağanüstü Öyküsü - Adelbert von Chamisso
43- Bir Cinayet Romanı - Pınar Kür

Toplam: 4 kitap

Haziran

44- Nagazaki - Eric Faye
45- Hayatı Sevme Hastalığı - Sibel K. Türker
46- İtiraflarım - Tolstoy
47- Sıfır Noktasındaki Kadın - Neval El Seddavi
48- Hayaletin Hatası - Joseph Delaney
49- Hayalet Ağrı - Ayça Şen
50- Ah, Rüzgarda Giden Aşk - Federico Garcia Lorca
51- Olağanüstü Bir Gece - Stefan Zweig
52- Fi - Azra Kohen
53- Gertrud - Hermann Hesse
54- Acı Çikolata - Laura Esquivel

Toplam: 11 kitap

*

Buraya yazmadığım vakitlerde toplam 4 kitap bitirmişim, ufaktan başlayayım yazıma.

pWob3o.jpg


Bir Cinayetin Romanı'ndan başlayalım. Bu kitap benim finalde hakkında uzunca bir inceleme yazmam gereken kitaptı. O denli didik didik ettim ki kitabı, resmen sevmişken nefret ettim. Kısaca üstünden geçeyim tekrar. Türk edebiyatındaki ilk post modernist roman olarak geçiyor. Karakter olguları biraz kaybolmuş gibiydi zira romanın kendisini zaten karakterler yazıyordu. Kitabın içinde bahsi geçen bir cinayet romanı vardı ve karakterler tuttukları günlükler ile bu cinayet romanını yazmaya çalışıyorlardı. Roman içinde roman diyelim. Yazıldığı yıllar göz önünde bulundurulursa (80'ler) bu tarz daha önce pek denenmemiş bir şeydi ve Türk edebiyatına bir yenilik getirdi. İlkler her zaman güzeldir deyip diğer kitaba geçiyorum.

Nagazaki kitabı... Benim için başlı başına bir hayal kırıklığı. Arkasında yazılanlara bakınca müthiş bir korku gerilim romanı (belki hikayesi) olacağını düşünmüştüm ama inanın bana öyle saçma bir kurguya sahipti ki o incecik kitabı zar zor bitirdim. Başkalarının da önyargılı yaklaşmasını istemem ama maalesef bu kitap benden geçer not alamadı.

Hayatı Sevme Hastalığı... En az adı kadar güzel, içten, iç burkan bir kitap... Okurken gözlerim dolu doluydu çoğu zaman. Hani bazı kitaplarda çok acıklı bir bölümde içiniz parçalanır da ağlarsınız ama aynı zamanda bunların hepsinin kurgu olduğunu da bilirsiniz ya.. Bu kitapta her şey tamamen gerçek gibiydi. Sanki herhangi birimizin hayatından bir kesit alınmış ve roman haline getirilmiş gibiydi. Bu yüzden okurken kendimi buldum, kendimi buldukça da üzüldüm. İki tane ödül almış bir roman, söylemeden geçemeyeceğim, yerli edebiyat ödüllerinin çoğu gerçekten seçici ve kaliteli eserlere ödüller veriyor. O yüzden ödül almış romanları okuyunca asla pişman olmuyorum. Sözün kısası, alın okuyun diyeceğim bir kitap. Gerçekten içtenlikle söylüyorum bunu.

Ve son olarak Tolstoy'un İtiraflarım'ı. Uzun zaman önce başlamıştım bu kitaba fakat bitirmemiş olduğumu fark edip dün gece bitirdim. İvan İlyiç'in Ölümü hariç herhangi bir Tolstoy kitabı okumamış olduğumu belirteyim öncelikle. Bu tür büyük yazarları okumak için kendime zaman veriyorum diyeyim. Bu yüzden ne Tolstoy'u ne de onun yazım tarzını çok bilmiyorum. Bu kitapta onu biraz tanıdım. Ve itiraf edeyim kendime çok yakın buldum. Çok büyük iç sıkıntılarına düşmüş ve çok sorgulamış. Sorgularken de çok tehlikeli sulardan geçmiş. Ama maalesef sorgulamalarının sonuçları beni tatmin etmedi, gerçekten yanlış çıkarımlarda bulunmuş (bana göre). Biraz bencil bir insana dönüşmeye başlamış sonlara doğru. Hayat hikayesini de az çok bildiğim için en başta kendime yakın görürken şimdi alakamız bile olmadığının farkına varıyorum. Okudukça belki ileride yazar kişiliğini sevmeye başlayabilirim.

*

Gerçekten buraya yazmayı çok özlemişim. Biraz alelacele yazdığım için cümlelerimde sorunlar ya da düşüklükler olabilir lütfen şimdilik görmezden gelin. Okuyan herkese teşekkür ederim. ^^
 
Selamlar. Son zamanlarda kafam karmakarışık olduğu için okuma zevkim (ve seçimim de) dengesiz olmaya başladı. Önceden kendime belirli bir sıra yapıp mümkün olabildiğince farklı türde kitapları okumaya çalışırdım fakat son zamanlarda bu işleyiş nedense değişti. Kitaplıklarımın önünde bi' 10-20 dk bekleyip ani bir kararla bir kitabı seçip alıyorum ve sonra arkama bile bakmıyorum. Başlayınca kitabı bitirmesi epey kolay ama ben başlamakta ve o kitaba alışmakta çok zorlanıyorum. Mesela aylardır Tanrısız Ahlak kitabına başlamak istiyorum, kafamı yoracak şeyler okumaya ihtiyacım var fakat yapamıyorum işte.. Sanırım bir ya da iki ay daha böyle devam edecek, sonrasında eski düzenime geri dönebilirim.

Bir diğer husus ise çok eskiden almış olduğum ve okunmayı bekleyen kitaplar. Dikkat edenler olmuştur belki, aldığım kitapları hemen okuyor sayılırım. Sırf dönüp eski kitaplara bakıp da ne okusam kararsızlığı yaşamamak için. Ben bu kütüphaneyi kendim kurdum. 13 yaşından beri neredeyse her bir kitabı ben kendim aldım. Takdir edersiniz ki en başlarda okuma zevkim oturmamış olduğu için elime geçen her kitabı alıyordum. Vampir serilerinden iç ısıtan tatlış hikayelere kadar pek çok kitabım var o zamandan kalma. Ha şimdi olsa almam ama madem alınmış, onları okuma sıramın bir köşesine sıkıştırmak istiyorum. Yani arada aşırı anlamsız şeyler okursam, şaşırmayın. Muhtemelen onları uzunca yorumlamam bir iki cümle yazar geçerim.

Neysee. Amma uzattım lafı. İki yeni kitap bitirdim, onları yazmaya gelmiştim.

VM6d9v.jpg


Öncelikle Sıfır Noktasındaki Kadın ile başlayayım. Bu kitap beni rahatsız etti. Gereğinden fazla rahatsızlık verdi hem de. Nasıl minnettarım buna, iyi bir kitabın bizde buna benzer bir his bırakması gerekirdi zaten. Okudukça o hikayenin gerçek olduğunu kabullenemedim, gerçek olduğunu bildikçe de okuyamadım. Gelip de buraya dünyanın iğrençliği ve adaletsizliği hakkında dem vurmak isterdim sayfalarca, içimdeki o öfkeyi bir şekilde atabilmek isterdim fakat yapmayacağım. Bu tür geri kalmış ülkelerde (ülkemizin bazı kesimlerini de dahil ediyorum buna) kadınların omzuna bırakılan bu yük, onlara biçilen roller ve bu rollerin dışına çıkamamaları, çekilen eziyetler, sönüp giden hayaller, sona eren hayatlar... Benim daha fazlasını yazmaya dilim varmıyor. Rahatsız oldum bu kitaptan. İyi ki de oldum. Okuyun!

Gelelim ikinci kitaba. Bu okuduğumla alakası bile yok. Hayaletin Hatası... Wardstone Günlükleri serisinin 5. kitabı. Bu seriye yanlış hatırlamıyorsam 15 ya da 16 yaşında başlamıştım. Arkasında şey yazar kitapların: "Dikkat, karanlık bastıktan sonra okunmamalı!" İlk elime aldığımda çok saçma gelmişti, basit bir çocuk kitabı ne olabilir ki demiştim. Ama ilk kitabı beni o kadar korkuttu ki cidden geceleri okuyamıyordum. Basitçe özetleyeyim seriyi. Şehri karanlık yaratıklardan koruyan birini (ismi Hayalet) ve onun çırağını konu alan fantastik çocuk kitabı aslında. Ama 20 yaşına gelmeme rağmen hâlâ zevk alarak okuyorum seriyi. Cadılar, öcüler, hortlaklar, ifritler, deşiciler falan derken bayağı çocukluğuma dönüyorum. Şu an işte 5. kitabındayım ve yanlış bilmiyorsam seri 13 ya da 14 kitaplık. Ara ara özleyip seriye geri dönüyorum böyle. İçinde hâlâ çocuk ruhu olanlar okumalı bence. ^^

*

Bugün çenem bir miktar düşük sanırım. Umarım saçma cümleler kurarak okuyanları sıkmamışımdır, teşekkürler her birinize!
 
Elia mükemmel bir okuyucusun böyle bir konunun da olması çok hoş olmuş emeğine sağlık..
 
Merhaba herkese. Son günlerde dikkatim pek bir dağınık, iyi bir okuyucu olamıyorum fakat en azından okuma hızımda bir yükselme görüyorum. Bu iyi. Okuduğum kitabı hemen bittikten sonra buraya yazmak istiyorum ama biraz üşendiğim için birikiyor kitaplar. Bugün, bitirmiş olduğum üç kitap hakkında yazacağım.

lWrndX.jpg


Hayalet Ağrı ile başlayalım, ilk onu okudum. Hani şey vardır ya, kitabın ana karakterini (ya da anlatıcısı diyelim) sevmezseniz eğer o kitabı okumanız epey bir zorlaşır. Ben bu kitapta bu bahsettiğim problemi yaşadım. Ana karakter o kadar büyük bir bunalımda ki, okurken beni bile sıktı. Kitapta, var olan bir hastalıktan ve bu hastalığı ancak anılarını yazarak yenebilecek bir kadından bahsediliyor. Neredeyse tüm kitabı, acaba şimdi nereye bağlanacak diye okudum ve en sonunda acayip bir şekilde fantastik türüne kaydı. Böyle bir kitabın absürt bir şekilde biteceği asla aklıma gelmezdi, beni çok tatmin etmedi. Ayrıca kapak tasarımı da çok kötü. Bir zamanlar okuduğum her kitaba bir kapak tasarlardım, bu huyumu yeniden edinmeliyim..

Gelelim ikinci kitaba. Ah, Rüzgarda Giden Aşk. İyi bir şiir okuyucusu olmadığımı fark ettim bu kitap ile birlikte. Kitabı alma nedenim, arka kapağındaki enfes güzellikteki şiirdi fakat kitabın içinde buna benzer hiç şiir bulamadım. Aslında şiir önce şairin hayatını bilerek ve üzerinde incelemeler yaparak okunmalı fakat ben sabırsız bir okuyucu olduğum için maalesef bunları yapamıyorum. E haliyle okuduğumdan pek de bir şey anlamıyorum. Bu eksikliğimi fark etmem iyi oldu, belki ileride bunu aşmanın bir yolunu bulabilirim. O enfes şiiri buraya bırakıyorum:

"İstemiyor gelmeyi gece,
ne sen gelesin
ne de ben gidebileyim diye.

Ama ben gideceğim
şakaklarımı parçalasalar da akrepten güneşler.

Ama sen geleceksin
tuz yağmurlarında yanmış dilinle.
İstemiyor gelmeyi gün,
ne sen gelesin
ne de ben gideyim diye.

Ama ben gideceğim
örselenmiş karanfilimi kurbağalara bırakıp.

Ama sen geleceksin
karanlığın kokuşmuş pisliklerinden.

Ama istemiyor gelmeyi ne gece ne de gündüz;
çünkü yanmamı istiyor senin sevdandan,
senin de benim sevdamdan."

Ve son olarak, Olağanüstü Bir Gece. Tek kelime yazabilirim buraya, bayıldım! Yazacaklarım objektif bir değerlendirme olmayacaktır zira büyük bir Zweig hayranıyım. Şu ana kadar okuduğum çoğu kitapta hep aynı problemle karşılaşırım. Karakterler ikiyüzlüdür. Yazar onların nasıl olmasını isterlerse o hale bürünürler. Fakat Zweig kitaplarında hiçbir zaman bu geçerli değildir. Gördüğüm en doğrucu karakterleri yaratır. Sayfalar boyunca karakterlerin iç hesaplaşmasını okuruz ki bunları ancak üstün yetenekte bir yazar yaratabilir. Zweig'ın kitaplarını okurken tüm tabularımı bir kenara bırakıp ön yargısız değerlendiririm her şeyi ve herkesi. Günümüzde çoğu insanın buna ihtiyacı vardır ve elimden geldiğince herkese tavsiye ederim kitaplarını. Uzun lafı kısası, her bir kitabı okunmalı, başkalarına da tavsiye edilmeli.

*

Şimdilik burada kesiyorum. Okuduğum kitaplar hep ince ve akıcı olduğu için böyle biriktiler fakat şu an Fi'ye başladım ve hacmen büyük bir kitap. Bakalım beğenecek miyim... Okuyanlara teşekkür ederim. ^^
 
Selamlar herkese yeniden. Yine satın almış olduğumu unuttuğum, kargoyu görünce aa ben bunu almış mıydım dediğim bir kitapla daha beraberiz.

7NMApN.jpg


Kitap hakkında çok şey yazmayacağım. Alma nedenim şu daha önce başlamayı düşündüğüm serinin yan kitabı olmasıydı. (Cinder, Scarlett, Cress kitapları hakkında yazmıştım.) Yazın kafamın dağılmasını hedeflediğim için bu tür çerez kitapları okumayı seviyorum. Hem okuma hızımı yükseltiyor hem de ağır bir kitap okuyacaksam eğer, öncesinde dikkatimi toparlamamı sağlıyor. Okul zamanı hayatım çok fazla yoğun olduğu için bu tür seri kitapları okumayı da yaza bırakıyorum. Hem bol bol vaktim oluyor hem de bir önceki kitapta ne olmuştu acaba diye düşünmeme gerek kalmıyor.

Aslında bu yazıyı yazma amacım online kitap siteleri hakkında konuşmaktı. İzmir'de, yaşadığım ilçede her aradığım kitabı bulamadığım için internetten sipariş vermeye alıştım. Şimdi deneyimlediğim birkaç kitap sitesi hakkında yazayım.

kitapyurdu, benim ilk göz ağrımdır. Yanlış hatırlamıyorsam 2009'dan beri kullanıyorum. Şimdiye dek 173 kitap almışım oradan. Zamanında internet aleminde hiçbir rakibi olmadığından bu piyasayı tek başına götürüyordu fakat alternatifler çoğaldıkça pabucu dama atıldı diyebilirim. Maillerime her zaman cevap veren sorunsuz bir müşteri hizmetleri vardır. Kitap alarak ya da kitap yorumlayarak puan biriktirebilir ve puan kataloğundan istediğiniz şeyi alabilirsiniz. Ben şimdiye dek fiyatları hiç de az olmayan iki kitap (Cehennem ve Huzur) aldım hem de kargo bile ödemeden. Devamlı müşterilerine yaptığı katlanarak artan indirimler bir zamanlar gerçekten işime çok yarıyordu. Gel gelelim ki zamanla özensizleşmeye başladı. Gönderilen kargoların içinden hediye kitap, ayraç, magnet ne bileyim kahve falan çıkardı. Bu minicik şeyler bile insanı mutlu etmeye yetiyor. Fakat son zamanlarda kitabı özensiz bir şekilde paketleyip umursamadan gönderiyorlar ki bu da beni siteden soğutmaya yarıyor.

Okuoku, benim Kitapyurdu'ndan sonra kullanmaya başladığım ikinci siteydi. Site aslında Pegasus, Artemis vs. gibi daha çok gençler için çerez kitaplar basan yayınevlerinin kitaplarını indirime sokuyor ve onları satıyor. Bu tür kitaplar almak istersem bu siteyi kullanıyorum. Hiç bitmeyen bir 9.90'lık kitap indirimi var, arada böyle iyi kitaplara da denk geliyorum. Müşteri hizmetleri genel olarak iyi, her siparişte bir avuç ayraç yolluyorlar seviniyorum. :p Okuoku da zamanında hediye kitap yollamıştı. Fena bir site değil, tercih edilebilir.

Daha sonra İlknokta ile tanıştım. Bildiğim kadarıyla İthaki'nin kendi sitesi. Genelde bilimkurgu-fantastik türünde eserleri satıyor. Çok fazla kitap satın almadım fakat zaman zaman Kralkatili Serisi ve Zaman Çarkı Serisi'ni %50 indirime sokuyor. Yalnızca bunlar için bile takip edilebilir.

İdefix ve D&R'ın internet sitelerini aynı kategoride değerlendireceğim zira ikisi de aynı site zaten. Müşteri ile ilişkilerini pek sevmiyorum fakat İdefix'i son zamanlarda çok fazla kullanıyorum. Sanal fuarı gerçekten çok güzel oluyor, özenle hazırlanmış listeler imzalı kitaplar ve büyük indirimler oluyor.

Ve son olarak Babil. Yeni yeni tanıyorum fakat son zamanlarda İdefix ile birlikte en çok kullandığım site oldu. Bukoli ile anlaşma yapan ilk site olduğu için çok fazla sipariş vermiştim en başta. Yine çok büyük indirimler yapıyor ve bu indirimler sene boyunca da devam ediyor. Müşteri hizmetleri çok çok hızlı ve ilgili. Kargonun içinden tatlış baykuşlu defterler çıkıyor seviniyorum. :p Tek kötü özelliği banka kartının geçmemesi. Onun dışında mükemmel bir site.

*

Lafı yine uzattım. İstanbul'da olmadığım için uzun uzun kitapçı gezme şansım yok artık. Çok fazla kitap alamayacağım, onun yerine aldıklarımı bitirmeye çalışacağım. Ara ara böyle alternatif konular hakkında da bir iki laf etmeye gelirim. Teşekkürler herkese.
 
Kitapyurdu' ndan sanırım bir tek ben şikayetçi değilim. Çok mütevazi bir ücrete kadar kargo ödememe, puanınız karşılığı ücretsiz kitap seçebilme ki sayısını hatırlamadığım kitap aldım bu şekilde, satın aldığınız kitaplara göre nokta atışı yaptıkları kitap önerileri, kitaplara yaptığınız yorumlara bile puan vermesi, kargolarda karşılaştığınız küçük sürprizler ve bunun gibi bir çok özelliği ile başka hiç bir siteye yönelmememi sağlamışlardır. Satın alma sonrası bir problemle karşılaşmadığım için müşteri hizmetlerinin kalitesini bilmiyorum ancak onun da sorunsuz olduğunu düşünüyorum.

Yeni yayınladıkları kitapyurdu kütüphanem uygulaması ile de satın aldığınız kitaplar ile ilgili planlamaları oradan yapabiliyorsunuz. Hem sitesi, hem de akıllı telefon uygulamaları oldukça kullanışlı.
 
Kitapyurdu' ndan sanırım bir tek ben şikayetçi değilim. Çok mütevazi bir ücrete kadar kargo ödememe, puanınız karşılığı ücretsiz kitap seçebilme ki sayısını hatırlamadığım kitap aldım bu şekilde, satın aldığınız kitaplara göre nokta atışı yaptıkları kitap önerileri, kitaplara yaptığınız yorumlara bile puan vermesi, kargolarda karşılaştığınız küçük sürprizler ve bunun gibi bir çok özelliği ile başka hiç bir siteye yönelmememi sağlamışlardır. Satın alma sonrası bir problemle karşılaşmadığım için müşteri hizmetlerinin kalitesini bilmiyorum ancak onun da sorunsuz olduğunu düşünüyorum.

Yeni yayınladıkları kitapyurdu kütüphanem uygulaması ile de satın aldığınız kitaplar ile ilgili planlamaları oradan yapabiliyorsunuz. Hem sitesi, hem de akıllı telefon uygulamaları oldukça kullanışlı.

Ben de aslında şikayetçi değilim. Dediğim gibi 2009'dan beri kullanıyorum o zamanlar daha cana yakınlardı ve bizim gibi sadık bir alıcı kitlesi vardı. Alternatifler çoğalınca onlar da kargo 1 tl kampanyası, yorumlama ve yıldız vermeden puan kazanma vs. bir sürü kampanya yapmalarına rağmen eskisi kadar tercih edilir olamadılar. Bana göre asıl sorun geçmişe kıyasla daha kötü olmaları. Topluca kitap almadan önce her siteyi tek tek incelerim ve son zamanlarda hep en pahalısı kitapyurdu çıkmaya başladı. 20'ye yakın kitap siparişi verdim tek seferde, kitapların etrafını baloncuklu naylonla sarma zahmetinde bile bulunmamışlardı. Böyle ufak şeyler birleşince ister istemez olumsuz bir görüntü oluşuyor..
 


Ben de aslında şikayetçi değilim. Dediğim gibi 2009'dan beri kullanıyorum o zamanlar daha cana yakınlardı ve bizim gibi sadık bir alıcı kitlesi vardı. Alternatifler çoğalınca onlar da kargo 1 tl kampanyası, yorumlama ve yıldız vermeden puan kazanma vs. bir sürü kampanya yapmalarına rağmen eskisi kadar tercih edilir olamadılar. Bana göre asıl sorun geçmişe kıyasla daha kötü olmaları. Topluca kitap almadan önce her siteyi tek tek incelerim ve son zamanlarda hep en pahalısı kitapyurdu çıkmaya başladı. 20'ye yakın kitap siparişi verdim tek seferde, kitapların etrafını baloncuklu naylonla sarma zahmetinde bile bulunmamışlardı. Böyle ufak şeyler birleşince ister istemez olumsuz bir görüntü oluşuyor..
Sonuçta kitap alıyoruz. Önemli olan taşıma da kitaplara zarar verilmemesi ki 20 kitap baya büyük bir koli oluşturur ve taşıma da bunun sorumlusu kargo firmasıdır. Bazı firmalar gerçekten mimli bu konuda, tabi bu apayrı bir konu.
Kitapyurdu sanırım alternatifleri çoğaldıkça, kemik okuyucu kitlesine sahip olmanın verdiği güven ile fiyat konusunda pek bir düzenlemeye gitmedi. Hoş, çok farklar oynadığına şahit olmadım ama 10 dan fazla kitap aldığınızı düşünürsek bu baya bir fark yaratır elbette. Ben İdefix ' in DNR ile aynı gruba ait olduğu için DNR dan dolayı daha fahiş fiyatlarda satış yaptığına şahit oldum.
 
Geri