Qasem'ce Okumalar

Konu sahibi son olarak 783 gün önce görüldü
Hasan Gökçe Kardeşim Ruhun şad olsun...

Şehadet bir çağrıdır nesillere, çağlara...

Bilgi - İnanç - Eylem
 
BATI HIRSIZDIR
90 yıldır bizlere büyük ve gıpta edilecek bir medeniyet diye tanıtılan BATI aslında hırsız ve eşkiya medeniyetidir.
3. Dünya ülkelerinden çaldığı, gasp etti şeylerle bu zenginliği yakalamıştır.
Bugün herkesin imrenerek baktığı lüks yaşamlarının, yüksek binalarının, fabrikalarının harcında 3. dünyanın kanı, gözyaşı vardır.
Batı sadece hırsız değil aynı zamanda canidir de; son 500 yılda kan, gözyaşı, katliam ve soykırımların olduğu her yerde Batının parmağını görürsünüz...

Bilgi - İnanç - Eylem
 
HAMAS Şartı Numara mı..?
İsrail Türkiye ile ilişkilerin yeniden kurulması için Türkiye'deki HAMAS bürosunun kapatılmasını şart koşuyormuş.
Alamadığım şey, Türkiye mi ilişkilerin yeniden başlamasını istiyor yoksa İsrail mi?
İlişkilerin yeniden başlamasını isteyen İsrail'dir. Öyleyse ilişki talebinde bulunan İsrail'in HAMAS şartı ileri sürmesi mantıklı mı...?
Bence bu bir numara:
AKP İktidarı, İsrail'le yeniden ilişki kurmanın toplumda doğuracağı infiali azaltmak için "Bakın İsrail HAMAS bürolarının kapatılmasını istedi ama ben kabul etmedim..." intibaını vermek istiyor.
Ama yemezler...

Bilgi - İnanç - Eylem
 
HAMAS Şartı Numara mı..?
İsrail Türkiye ile ilişkilerin yeniden kurulması için Türkiye'deki HAMAS bürosunun kapatılmasını şart koşuyormuş.
Alamadığım şey, Türkiye mi ilişkilerin yeniden başlamasını istiyor yoksa İsrail mi?
İlişkilerin yeniden başlamasını isteyen İsrail'dir. Öyleyse ilişki talebinde bulunan İsrail'in HAMAS şartı ileri sürmesi mantıklı mı...?
Bence bu bir numara:
AKP İktidarı, İsrail'le yeniden ilişki kurmanın toplumda doğuracağı infiali azaltmak için "Bakın İsrail HAMAS bürolarının kapatılmasını istedi ama ben kabul etmedim..." intibaını vermek istiyor.
Ama yemezler...

Bilgi - İnanç - Eylem

Bence anlaşma olalı çok olmuş ve AKP verebileceği tüm tavizleri vermiştir.
İsrail ile anlaşmanın sözüm ona muhalefet tarafından gündeme getirilmesi için bir kaska ihtiyaçları vardı. Bunlar zemin yumuşatma daha sonrasında atılacak bir kaç ortam gerildi haberi ile sonunda israil istediğinden fazlasını almış olarak masadan kalkacak
 
Meclis’teki grup toplantısında konuşan Başbakan Binali Yıldırım “Akdeniz’i çevreleyen tüm komşularımızla sorunları çözeceğiz” buyurmuş! Dün bizzat kendisi İsrail ile anlaşmanın detaylarını açıklamış; bizler de ekranlarda, gazetelerde, açıklamalarda Siyonist çeteyle sarmaş dolaş vaziyetlere hep birlikte şahitlik etmiştik.

Yine dün Mısır’la bakanlar düzeyinde temas kurulduğu da bizzat Yıldırım tarafından ifade edilmişti. Böylece Sisi cuntasına karşı daha önce ileri sürülen siyasi tutukluların serbest bırakılmasından sonra ilişki kurulabileceği şartından vazgeçildiğini öğrenmiş olduk.

Başbakan, grup konuşmasında çok dikkat çekici bir şey söylüyor. Akdeniz’i çevreleyen tüm komşular şeklinde bir ifade kullanıyor. Bununla ne kast ettiği ise sır olmasa gerek!

Bu sözlerden Suriye rejimi ile de yeni bir sürecin planlandığını çıkarmak herhalde çok şüpheci bir yaklaşım sayılmasa gerek! Gelişmeler “Dostlarımızın sayısını artıracağız” beyanının “katil sürüsüyle kucaklaşacağız” anlamına gelip gelmediği sorusunu giderek daha fazla gündeme getirecek gibi gözüküyor!**



Bilgi - İnanç - Eylem
 
Hasan Gökçe Kardeşim Ruhun şad olsun...

Şehadet bir çağrıdır nesillere, çağlara...

Bilgi - İnanç - Eylem

Bir gaye uğruna yaşayıp,şereflice son nefesini veren tüm şehitlere dua ve saygıyla.
Allah mekanlarını cennet eylesin.
Bazı insanlar vardır ki hayatı onlar güzelleştirir,anlamını onlar ilmek ilmek doldurur.
Canlarını dahi bu uğurda feda etmeye amade kahramanlardır onlar.
İnsanlık onlarla onurlu.Onursuzlarla şavaş için birer neferdir.
 
Üstadım yazılarınızı zevkle takip ediyorum. :hi:
 
Üç Şartımız vardı.
1-Özür
2-Abluka'nın kaldırılması
3-Tazminat
--------
-Abluka kaldırılmadı. Ambargo İsrail'in inisiyatifinde hafifletildi. Abluka başka Ambargo farklı bir şeydir. Atılan imza ile Ambargo meşrulaştırılmıştır.
-Resmî bir tazminat ödenmiyor. Bir Türk vakfına para transferi yapılıyor.
Tüm bunlara rağmen "Türkiye Gazze Ambargosunu kaldırttı" diye manşet atmak açık bir yalandır. Kamuoyunu yanıltmaktır.
Gücümüz yetmedi bu kadar yapabildik diye mertçe konuşmak yerine halka yalan söylemek gazetecilik değil. Daha da çirkinleşerek İHH ve Özgürder'i Paralelcilikle suçlamak tam bir adililiktir. Ne de olsa Otorite'den izin alan bu kurumlar değil...
Rusya özrü kabul etmiş, Sırada Sisi ve Esed var. Bu yol yol değil dostlar...

Bilgi - İnanç - Eylem
 
Bugün PKK Ağrı'da 16 yaşında çobanlık yapan bir çocuğu Hakkari'de de biri 12 biri 7 yaşında 2 çocuğu katletti.
Büyükşehirlerde tuzukuru entel takılan Kürt Ulusalcısı-dindar melezlerin elbette katledilen bu 3 Kürt çocuğu için içleri sızlamadı...
Akademisyenler ve devrimci sanat dünyası için de bir anlamı yok o çocukların...

Bilgi - İnanç - Eylem
 
Şimdi dinle beni!
Dinle çünkü gerçekten sinirliyim!
Senin dedelerin Kafkasya'dan Kırım'dan Balkanlar'dan sığındı bu topraklara. Devlet Ermenilerle Rumlarla olan sorunları sebebiyle dedelerini aldı o insanların evlerine arazilerine yerleştirdi. Ermeniler ve Rumların hikayesi uzun. Konu o değil!
Dedelerin sığındığında yeni bir hayat kurmak için Anadolu'ya, buradakiler ekmeklerini paylaştılar kol kanat gerdiler!
Şimdi insanlar sana sığındığında ne kadar da çabuk dudak büker oldun!
Oysa onların dedeleriyle omuz omuza şehit düşmüştü senin dedenle!
Evet kültür farkı var gelenlerin içinde hırlısı da var hırsızı da, Alimi de cahili de...
Tıpkı Almanya'daki Türkler gibi yani! Ne yapalım Neo-Nazilere hak mı verelim aynısını sen yapıyorsun diye Türkiye'de!
Sen değil misin gitsinler çalışsınlar diyen! Çalışınca da işimizi çalıyorlar diyen!
Ama sen değil misin çaresizliğinden yararlanıp fahiş fiyata kiraya veren evini, sen değil misin sigortasız karın tokluğuna çalıştıran çaresizleri?!
Türk değil mi kendisine sığınan kızları pazarlayan müşterisi olan!
Ama mesele Türklük ve tüm Türkler değil mesele parsellenen vicdanlar bölünen hafızalar...
Peki ya sen Kürt?!
Yıllarca mazlumiyetini haykırmadın mı? Şimdi aynı duruma düşen başkalarına Kemalistler gibi davranmak Nasıl bir celladına aşktır?!

Son söz: Selanikten gelen biri atanız olabiliyor da Musuldan gelen biri vatandaş olamıyorsa bunda sıkıntı var demektir.

Bilgi - İnanç - Eylem
 
İbrahim'de 3 çocuğunu yetim bırakarak rabbine uçtu!

El-Cezire muhabiri meslektaşımız ابراهيم عمر Esed uçakları tarafından İdlib'in Tirmanin beldesine düzenlenen hava saldırısında şehit oldu.
Mekanı cennet olsun.

Bilgi - İnanç - Eylem
 
Deneme...

Başlarken...

Değerli IŞIK okurları; Temuz ayı 1. sayı ile yayındayız. Çalışmamızı aylık ; Edebiyat , Kültür , Düşünce ve Mizah dergisi olarak , bugün , dün , gelecek , güne ve gündeme dair söyleyecekleri olan , gerekse de kültür mirasımıza ve düşünce dünyasına katkıda bulunmayı amaçlarken , sizleri yeri geldiğinde de gülerken düşündürtmek istiyoruz.

İlk sayı olması hasebiyle baş yazımızı genel yayın ilkelerimize ayırmayı uygun gördük;

- Dergimiz herkesi düşünce, ırk, dil, din , mezhep, meşrep ve fraksiyon ayrımı gözetmeksizin kardeşlik ilkesi çerçevesinde herkesi kendine eşit yakınlıkta kabul eder.

- Dergimiz ilim adabına, meşveret kurallarına, ve genel ahlak ilkelerine aykırı olmadığı sürece her tür yapıcı eleştiriye açıktır. Yapıcılığı ilke edinmiş eleştirilerin verimli ikliminden yararlanmayı gereklilik olarak kabul ederiz. Eleştiri sınırlarını aşan hakaret, tahkir ve tezyif içerikli hiç bir yoruma kesinlikle müsaade edilmeyip yorumlarda yer almasına izin verilmeyecektir.

- Dergimiz fikri değeri bulunduğu sürece bütün düşüncelere , tezlere , önermelere , mizahi yazı , karikatür ve videolara açıktır. Dergimizde yer verdiğimiz her yazı ve görsel medya araçlarının teorik düzlemde kabul edildiği ve dergimizin fikri olduğu anlamına gelmez. Dergimizde yer verdiğimiz her yazı ve görsel medya aracı yazarlarının düşünce dünyasının yansıması olduğundan dolayı yazarlarını bağlar.

- Dergimiz yapay gündemlerin ve yersiz tartışmaların tarafı olmaktan uzak kalmayı hedefler. Yayınlanan yazı ve görsel medya ve mizahi yazılarla ilgili özel ve tüzel kişilerin “cevap verme ve düzeltme” hakkına saygı duyar.

Çalışmalarımızda bizde destek olan , söyleşi, röportaj ve diğer çalışmalarda yer almayı kabul eden tüm Forum üyelerine teşekkürlerimizi sunarız. Mizahi yazı ve görsel medya çalışmalarında ismi geçen arkadaşların, yazar arkadaşlarımızı anlayış ile karşılayacaklarını umut ederiz.

Aynı zamanda dergide emeği geçen Yazar arkadaşlarımız ; RaMSeS , ecLipse , The , Jose Chilavert , MayheM , Abaris , Grifikir , Qasem ' e teşekkür ederiz.

Dergimiz ve yazılarla ilgili yorumları yayın bittikten hemen sonra dergimizin altına yapabilirsiniz.

IŞIK DERGİSİ




Bilgi - İnanç - Eylem
 
İbrahim'de 3 çocuğunu yetim bırakarak rabbine uçtu!

El-Cezire muhabiri meslektaşımız ابراهيم عمر Esed uçakları tarafından İdlib'in Tirmanin beldesine düzenlenen hava saldırısında şehit oldu.
Mekanı cennet olsun.

Bilgi - İnanç - Eylem

Allah mekanını cennet eylesin.Bir fikir uğrunda yaşayıp ölen insanlar.
Yetimlerinin Allah yar ve yardımcısı olsun.Onur mücadelesinin bir neferi olarak yaşamış olmak.
Kimileri maddiyatı çocuklarına miras bırakır,kimileri şerefi.
 
Olanlara dair burada okuduğum bir çok şey nekadar art niyetli ve gündem tarih okuması, toplum okumadı yapamayan kişilerle dolu olduğunu gösterdi... Bu yüzden tartışmalara girmeden kendi okumalarımda değinmek istedim.

Düşüncem ; Bu olanlanlar oyun veya senaryo değil açık bir cuntacı darbe girişimidir. Öncelikle şunu söyleyeyim bu 1980 darbesi gibi emir komuta zinciri dahilinde tüm TSK mensuplarının katıldığı bir darbe değil 1960 darbesinde olduğu gibi bir grup cuntacı subay tarafından gerçekleştirilmek istenmiştir. 1960 darbesinde cuntacı subaylar ilk olarak genelkurmaybaşkanını tutuklamışlardı. Tıpkı dün akşam olduğu gibi..

1) Darbe gece olmazmış. Tam aksine darbeler cuma günü akşamı yapılır. Çünkü ertesi gün tatildir. Bütün devlet daireleri ve borsa kapalıdır. Böylece iki günlük zaman kazanmış olurlar. 27 Mayıs 1960 ve 12 Eylül 1980 darbeleri cuma günü gece yapılmıştır.

2) Darbe 2 şehirde yapılmazmış. Türkiyede en önemli iki şehir İstanbul ve Ankaradır. Bu şehirleri aldığınızda ülke yönetimini ele geçirmiş olursunuz. Bu nedenle olaylar özellikle bu iki şehirde gerçekleşti.

3) Hükümet yetkilileri tutuklanırmış. Evet doğrudur siyasiler tutuklanır. Zaten bunu denediler. Önce kendilerine karşı çıkan genelkurmay başkanını ve üst düzey general ve amiralleri tutukladılar. Marmariste cumhurbaşkanının kaldığı oteli bastılar fakat cumhurbaşkanı bir süre önce otelden ayrılmıştı. Meclisi basmak istediler, bombaladılar. Tabi bunlar yaşanırken bir yandanda kendilerini engellemeye çalışan emniyet mensupları ve ordu komutanları ile mücadele ediyorlardı. Aynı zamanda da sokaklara dökülüp iradesine sahip çıkan halkla mücadele ediyorlardı.

4) TRT ve tüm kanallar ve internet kapatılırmış. Bunu da denediler zaten TRT, CNNTURK ve Kanal D yi bastılar. Ankaradaki Türksat merkezini bastılar Türktelekoma müdehale ettiler. Ama başaramadılar.
Bu cuntacılar 30 Ağustostaki Yüksek Askeri Şurada zaten ordudan atılacaklardı atılmadan önce son kozlarını denediler. Emir komuta zinciri dışında hareket eden bu bir grup subay gider ayak basiretsizce denedikleri bu kalkışma halkın sokaklara çıkmasıyla başarısız oldu.

Aslında hükümet gece düştü, ülke yönetiminede bildiriyle beraber el kondu... Ama olayları halkın kendisi tersine çevirdi...
Benim ve arkadaşlarım için mesele parti meselesi değildir. Darbe gerçekleşseydi bütün partiler kapatılıp demokrasi rafa kaldırılacaktı. Hep birlikte irademize sahip çıkmalıyız ve çıkacağız...

Çalınan kornalar, sabahlara kadar yapılan eylemler birer kutlama değil aksine birer nöbet, darbe girişiminin tekrarlanmaması için bir Halk gövde gösterisidir... Birilerinin bunu çıkarlatı için kullanması nemalanması bunu yapanların karektersizLiğinden kaynaklanır...

Hükümetede, orduyada, emniyet birimi ve herkesin bundan çıkaracak dersleri var... Düşen ve halk tarafından yeniden kalkan hükümet halka kulak vermeli yoksa bizzat halk tarafından sivil iteatsizlikle alaşağı edilirler...

ALINTI YAPMAYINIZ...
CEVAP YAZMAYINIZ...

Kısaca yazdım zaten... Yazılış amacı da geriye dönüp baktığımda konuya, olaya, gündeme dair ne düşündüğümü görmek yeniden tahlil etmek amaçlıdır...

Tartışmaların tarafı değilim. Herşey netleşince uzun uzun üzerine konuşulur...

Bilgi - İnanç - Eylem
 
Olanlara dair burada okuduğum bir çok şey nekadar art niyetli ve gündem tarih okuması, toplum okumadı yapamayan kişilerle dolu olduğunu gösterdi... Bu yüzden tartışmalara girmeden kendi okumalarımda değinmek istedim.

Düşüncem ; Bu olanlanlar oyun veya senaryo değil açık bir cuntacı darbe girişimidir. Öncelikle şunu söyleyeyim bu 1980 darbesi gibi emir komuta zinciri dahilinde tüm TSK mensuplarının katıldığı bir darbe değil 1960 darbesinde olduğu gibi bir grup cuntacı subay tarafından gerçekleştirilmek istenmiştir. 1960 darbesinde cuntacı subaylar ilk olarak genelkurmaybaşkanını tutuklamışlardı. Tıpkı dün akşam olduğu gibi..

1) Darbe gece olmazmış. Tam aksine darbeler cuma günü akşamı yapılır. Çünkü ertesi gün tatildir. Bütün devlet daireleri ve borsa kapalıdır. Böylece iki günlük zaman kazanmış olurlar. 27 Mayıs 1960 ve 12 Eylül 1980 darbeleri cuma günü gece yapılmıştır.

2) Darbe 2 şehirde yapılmazmış. Türkiyede en önemli iki şehir İstanbul ve Ankaradır. Bu şehirleri aldığınızda ülke yönetimini ele geçirmiş olursunuz. Bu nedenle olaylar özellikle bu iki şehirde gerçekleşti.

3) Hükümet yetkilileri tutuklanırmış. Evet doğrudur siyasiler tutuklanır. Zaten bunu denediler. Önce kendilerine karşı çıkan genelkurmay başkanını ve üst düzey general ve amiralleri tutukladılar. Marmariste cumhurbaşkanının kaldığı oteli bastılar fakat cumhurbaşkanı bir süre önce otelden ayrılmıştı. Meclisi basmak istediler, bombaladılar. Tabi bunlar yaşanırken bir yandanda kendilerini engellemeye çalışan emniyet mensupları ve ordu komutanları ile mücadele ediyorlardı. Aynı zamanda da sokaklara dökülüp iradesine sahip çıkan halkla mücadele ediyorlardı.

4) TRT ve tüm kanallar ve internet kapatılırmış. Bunu da denediler zaten TRT, CNNTURK ve Kanal D yi bastılar. Ankaradaki Türksat merkezini bastılar Türktelekoma müdehale ettiler. Ama başaramadılar.
Bu cuntacılar 30 Ağustostaki Yüksek Askeri Şurada zaten ordudan atılacaklardı atılmadan önce son kozlarını denediler. Emir komuta zinciri dışında hareket eden bu bir grup subay gider ayak basiretsizce denedikleri bu kalkışma halkın sokaklara çıkmasıyla başarısız oldu.

Aslında hükümet gece düştü, ülke yönetiminede bildiriyle beraber el kondu... Ama olayları halkın kendisi tersine çevirdi...
Benim ve arkadaşlarım için mesele parti meselesi değildir. Darbe gerçekleşseydi bütün partiler kapatılıp demokrasi rafa kaldırılacaktı. Hep birlikte irademize sahip çıkmalıyız ve çıkacağız...

Çalınan kornalar, sabahlara kadar yapılan eylemler birer kutlama değil aksine birer nöbet, darbe girişiminin tekrarlanmaması için bir Halk gövde gösterisidir... Birilerinin bunu çıkarlatı için kullanması nemalanması bunu yapanların karektersizLiğinden kaynaklanır...

Hükümetede, orduyada, emniyet birimi ve herkesin bundan çıkaracak dersleri var... Düşen ve halk tarafından yeniden kalkan hükümet halka kulak vermeli yoksa bizzat halk tarafından sivil iteatsizlikle alaşağı edilirler...

ALINTI YAPMAYINIZ...
CEVAP YAZMAYINIZ...

Kısaca yazdım zaten... Yazılış amacı da geriye dönüp baktığımda konuya, olaya, gündeme dair ne düşündüğümü görmek yeniden tahlil etmek amaçlıdır...

Tartışmaların tarafı değilim. Herşey netleşince uzun uzun üzerine konuşulur...

Bilgi - İnanç - Eylem

Yazılış amacı da geriye dönüp baktığımda konuya, olaya, gündeme dair ne düşündüğümü görmek yeniden tahlil etmek amaçlıdır...

Diye not düşmüşüm...
Hükümete zerre güvenim kalmamış olsada yukarda yazdıklarıma dair düşüncelerim değişmemiştir...
 
Geri