Lisede bi ingilizce hocamız vardı ders anlatmaz bişey yapmaz soruları sorar herkes kötü kağıt verirdi sınavlarında. Ama aynı hoca sınav kağıtlarını çantasında taşır sınıfta bırakır ve öğrencilerin düzeltmesine göz yumardı -tabi anlamayacak kadar aptal değilse-. Zaten sınıfta bıraktığında değiştiremezsen cevap kağıtlarını verir üç beş öğrenciyi seçer okuturdu kağıtları. O arada ders anlatmaya(!) devam ettiğinden değiştirmek çok kolaydı cevapları. Seçilmiş öğrencilerden biriydim ben de. O kadar güveniyordu :honk: bana ait olmasa bile çok kişinin kağıdında düzeltme yaptım tanıdığım tanımadığım. Sonuçta bugün onlara yarın banaydı. Ve ben bundan hiç pişman olmadım olmuycam da 16-17 yaşında ne bekliyordu ki hem..
Neyse bir gün sınavım çok kötü geçti. Diğer sınıflar düzeltememiş bize haber verdiler. Daha önce çanta mahremiyetini ihlal edecek kadar -buraya uygun sıfat bulamadım- bir insan değildim. Ama sınav çok kötü 20-30 bir şey gelecek. Ve başarılı bir öğrenciysen o düşük notu telafi etmen mümkün değil. Okul puanın direkt etkileniyor bu da saçma sapan bir hoca yüzünden gelecekteki üniversiteni etkileyecek falan filan.. Neyse arkadaşlar biz çantadan değiştiricez dediler. O an ben yapamam dedim ve sınıftan çıktım aşağı indim. Ama içim içimi kemiriyo. Bi an durdum ki o an o insanlar kalabalık atmosfer hala gözümün önündedir, ya şimdi ya asla yaptıkların için pişman ol sonucu kötü olabilir ama bu notu toparlayamayacaksın kero sonuçlarına da katlancaz artık dedim ve döndüm arkamı çıktım yukarıya. Zaten çıkarmışlar kağıtları buldum kendiminkini. Değiştirdim bir şeyler yükselttim biraz notu. Sınıf da genelde çok yüksek notlar alıyordu ama biz değiştirenler dışında resmen dökülmüştü herkes. O olay anlaşılmadı. Değiştiremeyenler ispiyonlamadı. Bizim okul puanımız yine yüksek kaldı.
Sanırım hayatım boyunca yaptığım en etik olmayan davranış buydu. Ama hiçbir zaman pişman olmadım. Muhtemelen allah başka bi yerden çıkarmıştır diye düşündüm ama hiçbir zaman anlayamadım. Ve ne zaman ikilemde kalsam o olay gelir aklıma. Çoğu zaman o anın verdiği gazla seçerim riskli olanı.
Ama şimdi sevgili ineğim durum biraz farklı. Bir tarafta en büyük hayalim ki gerçekleşme ihtimali ortaya çıktığından beri içimdeki o müthiş huzur.. Diğer tarafta bunu gerçekleştirmem için geçmem gereken yollar.. Tahmin edebileceğin gibi iş o yollarda sarpa sarıyor. Ya her şeyi olduğu gibi anlatıcam ve dürüstlüğüm karşısında anlayış bekliycem ki kendi kendimle prova yaparken bile sanki karşıdakine küfrediyormuş gibi hissediyorum tepkilerini zaten kestiremiyorum. Ya da uydurucam bişeyler. Çok zekice yalanlar geliyor aklıma ama önemli olan onu karşıya aktarabilmek. Keşke birinin gözüne bakarken ki bakmazken bile söyleyemeyen biri olarak, yalan söyleyebilseydim bunu başarabilseydim diyorum.. Ve olay bununla da kalmıyor ben bi şekilde o yolları atlatıp hayalim için gereken ilk adımı atabilirim. Ama o adımı atmama rağmen bu hayal bir hayal olarak kalmaya devam edebilir. Herkes abarttığımı fazla duygusal yaklaştığımı sırf yalan söyleyemiyorum diye hayatımı mahvedebileceğimi söylüyor. Ki haklılar da. Gerçekten mahvedebilirim. Ve bu defa kaldıramam da. Yani uzun lafın kısası kararsızım.
Hayat bana hep seçenekler sundu sevgili ineğim. İyi ile kötü arasında da bırakmadı saolsun. Ösym ile akrabalığı var sanırım hayatımın hep bir çelişki hep bir birbirine yakınlık sunduğu seçenekler arasında ama sonuçları apayrı olan, riskli olan, fazla riskli olan.s.s