Mansur Yavaş'ın cb adayı olmaması

Konu sahibi son olarak 33 gün önce görüldü
Hepimizi hüzünlere boğmuştur. Gerçi ben böyle şeylere hüzünlenmem ama forum hüzünlenir diye başlık şart diye düşündüm. Mansur sevdalıları.. başkan bize kaldı. üzgünüz..
 
Ülke öyle bir hamasete gömüldü ki herkes kendi tek adamını yaratma derdine düştü. Akp'nin 20 yıldır anlattığı "Güçlü X", "Yerli ve Milli Y" masalları sadece Akp seçmenini değil, diğer parti seçmenlerini de uyuttu. Haliyle muhalefet de bütün planlarını Akp'den sonra Yeni bir Akp olmak ve hatta Akp'den daha Akp olmak üzerine inşa etti. Bu planda Mansur Yavaş'a uygun bir başkanlık rolü yok. Mansur Yavaş profil itibarıyla muhalefetin tek adamı olabilecek niteliklere sahip değil. Başta tek adamlığını meşru kılacak bir teşkilata sahip değil. O sebeple Yavaş'ın muhalefeti temsilen aday olması bana pek realist gelmiyor. Ola ki aday olarak seçildi, ben başta Chp teşkilatları olmak üzere muhalefet grubunun teşkilatlarının Mansur Yavaş için çalışacağına ihtimal vermiyorum.
 
isabetlidir. kimseyi de hüzne filan boğmamıştır. zira halen 'mansur mansur' diyenlerin, 'neden mansur?' sorularına da mantıklı bir cevabını duymadım.

-abiğ mansur süper yaa, harika biri, çöpleri iyi topluyor abiğ... tam cumhurbaşkanı imaji varrr. başkanım...

ha, biz hepimiz ülkücüyüz, ülkücü başkan istiyoruz kafası çalışmasada olur diyorsanız, bak ona saygı duyarım...

neyse seri sad'lenin'

20220923_145257.jpg
 
Psi yine bardagin bos tarafindan bakmis.
Canims.
 
bölücüler ve çalıp çırpma düzeni devam etsin diyenler sevinç içinde. sadece işini yapacak, çalıp çırpmayacak, halkına hesap verecek bu adam fazla gelirdi bu ülkeye zaten.
 
İçten içe erdoğancı bunlarda.. chp bile erdoğanın kazanmasını istiyor.. Kılıçdaroğlu gelirse akp yine kazanır..
 
isabetlidir. kimseyi de hüzne filan boğmamıştır. zira halen 'mansur mansur' diyenlerin, 'neden mansur?' sorularına da mantıklı bir cevabını duymadım.

-abiğ mansur süper yaa, harika biri, çöpleri iyi topluyor abiğ... tam cumhurbaşkanı imaji varrr. başkanım...

ha, biz hepimiz ülkücüyüz, ülkücü başkan istiyoruz kafası çalışmasada olur diyorsanız, bak ona saygı duyarım...

neyse seri sad'lenin'

Ekli dosyayı görüntüle 66624
Abi "Neden Yavaş?" sorusunun "Neden Erdoğan?", "Neden Kılıçdaroğlu?", "Neden Demirtaş?" sorularından hiçbir farkı yok zira hiçbirinin doğru ve makul bir cevabı yok.

Kişilerin bu denli merkezde olması hemen her partinin irili ufaklı birer Akp olduğunun veya olmak için büyük çaba sarf ettiğinin kanıtıdır. Biz başta "Cumhurbaşkanımızın talimatıyla" garabeti olmak üzere sistemin ve yaratılan bu tek merkezliliğin yıkılmasını isterken Chp, Kılıçdaroğlu'nun başında olduğu bir tek merkezlilik için büyük mücadele veriyor. Hal böyle olunca neden Mansur değil de Kılıçdaroğlu veya bir başkası olsun ki?
 
Adam yerinde mutluysa neden başka işe girişsin?
Yerinde iyi olanı yerinde tutmayı bilmek de bir erdemdir.
Sağ kanattaki adamı alıp hücuma dönük orta sahaya koymayı denemek gibi bir şey bu iş.
Bir başlığa yazmıştım,
Meclis sistemine dönülecekse cumhurbaşkanı adayını buna göre de değerlendirmek lazım. Bu elbise bazı adaylara dar gelir.
 
Abi "Neden Yavaş?" sorusunun "Neden Erdoğan?", "Neden Kılıçdaroğlu?", "Neden Demirtaş?" sorularından hiçbir farkı yok zira hiçbirinin doğru ve makul bir cevabı yok.

Kişilerin bu denli merkezde olması hemen her partinin irili ufaklı birer Akp olduğunun veya olmak için büyük çaba sarf ettiğinin kanıtıdır. Biz başta "Cumhurbaşkanımızın talimatıyla" garabeti olmak üzere sistemin ve yaratılan bu tek merkezliliğin yıkılmasını isterken Chp, Kılıçdaroğlu'nun başında olduğu bir tek merkezlilik için büyük mücadele veriyor. Hal böyle olunca neden Mansur değil de Kılıçdaroğlu veya bir başkası olsun ki?

yaptığın tespit benim için yeni değil sevgilli glu, ama hatırlatman güzel, manalı. kitle yüzyıllardan beri her seçimde, her fırsatta, her ayaklanışta, her huzursuzlukta kendisini kurtaracak bir lider bekliyor. o lidere canı gönülden bağlanmak istiyor. hatta o liderin uğruna canını feda etmeye hazırlanıyor. ee haliyle liderler de kendini 'kahraman, kurtarıcı' zannediyor. kitlelerin beklentisini karşılayabilmek için onlara onların istediklerini söylüyor, onlara alıştıkları gibi hitap ediyor. seçimler de futbol turnuvası ne kadar hakikat ise o kadar hakikat. kitlelerde 'kendi hakikatiyle' bu yüzden yüzleşmiyor.

spinozaya göre yöneticiler kitlelerde üzüntü ve ümit duygusunu yaratmaya çabalar. üzüntü, kudretin azalması olarak katliamlarla, önlenemeyen yoksulluklarla cehaletle birlikte yaratılır ve bu siyasal olarak beceriksizlik hissiyle yönetilme arzusunu doğurur, kitlelerdeki güçlü bir lider (kimi için erdoğan, kimi için de mansur ve ya kılıçdaroğlu) arzusu bu yüzdendir; ümit ise yönetenler tarafından koşulu sağlandığında yönetenlerin kural tanımaz oyunlarında kazanmayı vaat ettirir.

demokratik seçim aldatmacasından ümitlenmek tarihin her sayfasında daha derin bir kederle, hayal kırıklığıyla sonuçlanmıştır. aldatılma karışında çaresizlik ise düzene kenetlenmeyi getirir. şayet faşizm koşullarında olduğumuzu kabul ediyorsanız, yapılan her seçimin 'bizden kim daha fazla çalabilir', 'bizleri kim daha fazla sömürebilir' seçimi ve onayından fazlası olmadığını kabullenmeliyiz.
 
Aday olmayacağı kesinleşti mi @juju cuğum? Çoklu aday konusu da gündemde galiba.
 
Bilmiyorum lefti.:D ben ekşide okudum. kılışdar beyin yanındayız diye foto atmış...
Bana farketmiyor. ezine peyniri aday olsa ona da oy vereceğim...
Son gelişmeleri takip edemedim ancak aynı şekilde kim olursa destekleyeceğim. :)
 
yaptığın tespit benim için yeni değil sevgilli glu, ama hatırlatman güzel, manalı. kitle yüzyıllardan beri her seçimde, her fırsatta, her ayaklanışta, her huzursuzlukta kendisini kurtaracak bir lider bekliyor. o lidere canı gönülden bağlanmak istiyor. hatta o liderin uğruna canını feda etmeye hazırlanıyor. ee haliyle liderler de kendini 'kahraman, kurtarıcı' zannediyor. kitlelerin beklentisini karşılayabilmek için onlara onların istediklerini söylüyor, onlara alıştıkları gibi hitap ediyor. seçimler de futbol turnuvası ne kadar hakikat ise o kadar hakikat. kitlelerde 'kendi hakikatiyle' bu yüzden yüzleşmiyor.

spinozaya göre yöneticiler kitlelerde üzüntü ve ümit duygusunu yaratmaya çabalar. üzüntü, kudretin azalması olarak katliamlarla, önlenemeyen yoksulluklarla cehaletle birlikte yaratılır ve bu siyasal olarak beceriksizlik hissiyle yönetilme arzusunu doğurur, kitlelerdeki güçlü bir lider (kimi için erdoğan, kimi için de mansur ve ya kılıçdaroğlu) arzusu bu yüzdendir; ümit ise yönetenler tarafından koşulu sağlandığında yönetenlerin kural tanımaz oyunlarında kazanmayı vaat ettirir.

demokratik seçim aldatmacasından ümitlenmek tarihin her sayfasında daha derin bir kederle, hayal kırıklığıyla sonuçlanmıştır. aldatılma karışında çaresizlik ise düzene kenetlenmeyi getirir. şayet faşizm koşullarında olduğumuzu kabul ediyorsanız, yapılan her seçimin 'bizden kim daha fazla çalabilir', 'bizleri kim daha fazla sömürebilir' seçimi ve onayından fazlası olmadığını kabullenmeliyiz.
Akp bir anlatı partisidir ve bu konuda bence dünya siyasi tarihinin en başarılı örneklerinden birisidir. İnsanların zaafları üzerine inşa ettikleri anlatılarla yapay bir lider kültü yaratıp bu kültü sadece kendi kitlesine değil, her görüşten yurttaşa benimsettiler. Şimdi bir benzerini Kılıçdaroğlu ve ekibi yapmaya çalışıyor. Akp'nin yarattığı Erdoğan kültü karşısına bir Kılıçdaroğlu kültü oturtmaya çalışıyorlar. Dediğin gibi, devamlı bir kurtarıcı arayan bu seçmen kitlesi düşünüldüğünde Kılıçdaroğlu'nun ekibi kağıt üstünde doğru olanı yapıyor ancak pratikte bu plan çalışmıyor. Kılıçdaroğlu'ndan bir lider ve dolayısıyla bir lider kültü yaratamıyorlar çünkü bunu yaratacakları zemini tam olarak oluşturamıyorlar. Eski islamcılardan, Mhp eskilerinden ve dincilerden müteşekkil bir zeminden yükselen yapının bugün olmasa da bir gün çökeceği ve o çöken yapının altında o yapıyı inşa edenlerin değil, Türk milletinin kalacağı da aşikar. O sebeple bize kurtarıcı insanlar değil, kurtarıcı sistemler gerek. Avcı toplayıcı dönemlerde vahşi hayvanlardan kurtulmak için bize yol gösterecek bir lider seçtiğimiz dönemlerde değiliz. Evet, bulunduğumuz coğrafya itibarıyla bu oldukça ütopik bir beklenti ama bunun gerçekleşmesi elzem. Her seferinde kurtarıcı liderin gelip bizi bu bataklıktan hiç olmazsa kafamızı kaldırabilecek kadar yukarı çıkarmasını bekleyerek sonsuza kadar yaşayamayız. Özetle, ben Cem Küçük yerine Barış Yarkadaş'ın geleceği ve geri kalan her şeyin yerli yerinde kalacağı bir sistem istemiyorum. Birilerinin gelip beni devamlı kurtarmasını da istemiyorum. Bizim modern bir Führerprinzip'e değil, akla, mantığa ve hukuka dayanan bir yönetime ihtiyacımız var.
 
Akp bir anlatı partisidir ve bu konuda bence dünya siyasi tarihinin en başarılı örneklerinden birisidir. İnsanların zaafları üzerine inşa ettikleri anlatılarla yapay bir lider kültü yaratıp bu kültü sadece kendi kitlesine değil, her görüşten yurttaşa benimsettiler. Şimdi bir benzerini Kılıçdaroğlu ve ekibi yapmaya çalışıyor. Akp'nin yarattığı Erdoğan kültü karşısına bir Kılıçdaroğlu kültü oturtmaya çalışıyorlar. Dediğin gibi, devamlı bir kurtarıcı arayan bu seçmen kitlesi düşünüldüğünde Kılıçdaroğlu'nun ekibi kağıt üstünde doğru olanı yapıyor ancak pratikte bu plan çalışmıyor. Kılıçdaroğlu'ndan bir lider ve dolayısıyla bir lider kültü yaratamıyorlar çünkü bunu yaratacakları zemini tam olarak oluşturamıyorlar. Eski islamcılardan, Mhp eskilerinden ve dincilerden müteşekkil bir zeminden yükselen yapının bugün olmasa da bir gün çökeceği ve o çöken yapının altında o yapıyı inşa edenlerin değil, Türk milletinin kalacağı da aşikar. O sebeple bize kurtarıcı insanlar değil, kurtarıcı sistemler gerek. Avcı toplayıcı dönemlerde vahşi hayvanlardan kurtulmak için bize yol gösterecek bir lider seçtiğimiz dönemlerde değiliz. Evet, bulunduğumuz coğrafya itibarıyla bu oldukça ütopik bir beklenti ama bunun gerçekleşmesi elzem. Her seferinde kurtarıcı liderin gelip bizi bu bataklıktan hiç olmazsa kafamızı kaldırabilecek kadar yukarı çıkarmasını bekleyerek sonsuza kadar yaşayamayız. Özetle, ben Cem Küçük yerine Barış Yarkadaş'ın geleceği ve geri kalan her şeyin yerli yerinde kalacağı bir sistem istemiyorum. Birilerinin gelip beni devamlı kurtarmasını da istemiyorum. Bizim modern bir Führerprinzip'e değil, akla, mantığa ve hukuka dayanan bir yönetime ihtiyacımız var.

belli bir yaşın üzerindeki sol liberal, düpedüz liberal, sağ liberal ve düpedüz sağ görüşte ve nispeten muhalif eski basın yeni youtube mensuplarını takip ediyorum uzun süredir.

sürekli aynı nakaratı tekrar ediyorlar; seçim, muhalefet partileri, ittifak ihtimalleri, muhtemel adaylar meclis aritmetiği, yasalar, anayasa mahkemesi vesaire. mütemadiyen müesses nizam ve teşkilatları üzerinden fikir üretiyorlar. bu alanda kalarak çözüm üretebileceklerini düşünüyorlar. ya algıları daha ötesini kavramaya yetmiyor. ya bizlerin algılarıyla oynuyorlar. ya da daha ötesine geçmeye tevessül etmiyorlar. cesaret niyet çaba... yok... vee aslında hiç bir şey yapmıyor, söylemiyorlar. sadece can dündar gördüğüm kadarıyla ve o da, sürgünün özgürleştiren radikalizmi ile rahat konuşuyor. farklı konuşuyor. murat yetkin'in anayasal değişiklik için söylediklerini dinlerken ülkenin duayen gazetecisi olarak herhalde ilk sıraya kendi adını iftiharla yazmaya kalkacak olan böyle bir şahsın aslında masal anlattığını şaşkınlık içinde kavrıyorum.

ahmet şık, nevşin mengü'ye hala seçim diyerek boğaziçililere yerinizde oturun diyen kılıçdaroğlu'nu mafyatik suç devletini anlamamış olmakla itham ediyordu.

kılıçdaroğlu ve chp'yi ileride tarih kitapları 'süreci eski rejimin araçlarıyla yönetebileceklerini ve saray'ı sandıkla tasfiye edebileceklerini düşündüler ve hatalarının bedelini kendileriyle birlikte ülkeye ödettiler' diye yazacak belki...

konuyu şuraya getirmeye çalışıyorum. inanın müreffeh bir ülkede yaşamayı sizler kadar ben de istiyorum. aslında her seçim dönemi bize şunu hatırlatır; haklar ve özgürlükler sadece bir gelecek vaatidir, her seçimde bir vaat olarak tekrarlanması bunu kanıtlar ve öyle kalmaya mahkum. zira kimsenin kimseye vereceği ne bir hak var, ne de özgürlük. verilse zaten bu lütfun adı özgürlük olmaz. haklar ve özgürlüklerden dem vuruluyorsa bilin ki bu bizlere verilecek ödevlerdir sadece. iktidara boyun eğme ödevi, vergi verme ödevi, devlete saygı ödevi vs. zırvalar.

hepimiz eşit, adil, özgürlükçü bir ülkede yaşamayı dilerken, çok kutuplu toplumumuzda bunun esasen ne kadar ütopik bir istek haline geldiğini görüyor ve üzülüyoruz. zira iktidarı(güç) ele geçiren her gücün bir elinde havuç, diğer elinde sopa olacağinida görüyoruz.
 
  • Beğen
Tepkiler: glu
Geri