Leben ist wie ein Zeichen, nur ohne Radiergummi ·♡♥ ·

Konu sahibi son olarak 4388 gün önce görüldü
Neden Karanlıklardaym?
Neden Acı Var Bedende?
Neden Bu Gözyaşlarım?
Kalınan Çaresizlik Niye??
Bu Soruların Nedeni Ne?!
Hangi Anlamsızlıklar Anlamı Olanların?
İnanamıyorum Artık Hiçbir Şeye...
Ne Sana...
Ne O'na...
Ne Bir Başkasına...
Herkes Yalan Söylüyor Sandığımca...
Hayat Koca Bir Yalan!
Sen Gülmeye Çalışıyorsun Herşeye İnat!
Bir Damla Tebessümle Bakıyorsun Bana...
Bende Yapmaya Çalışıyorum İnan...
Ama İçimden Gelmiyor Sanki Mutluymuşum Gibi Rol Yapmak?!
Kimi Kandırıyorum Ben?
Mutlu muyum Ki?!
Kim İnanır?
Hayatıma Nokta Koymanın Zamanı Belkide...
Geçmişe Çizik Atıp Herşeye Yeniden Başlamanın Zamanı da Olabilir...
Yeni Sayfa Kurmak Lazım...
Ama Emin Ol Bu Sayfada Yerin Olmayacak!
Bundan Sonra Hakedenlerledir İşim...
Hani Olur Ya!
Belki Başka Zaman Görüşmek Umuduyla...!

Elveda Geçmiş!
Bana En Doğruyu Öğreten Geçmiş..
Elveda Zamanı Şimdi...
Ayrılıyorsun Benden!
Bir Daha Göremeyeceksin İyi Bak!
Son Sözün Ne Olurdu Hayata Karşı?
Birşeyler Dilemek İster miydin?
Yok Yok..
Hayatımdan Çık Yeter Bana!

Elveda Hüzünler...!
Bana Acıdan Başka Bir Şey Vermeyen Varlıklar!
En Güzel Zamanımda İnsanı Yasa Boğan Hüzünler...
Elveda Zamanı Şimdi!
Özleyeceksin Beni Biliyorum. "Kimi Üzeceğim Ben Şimdi?" Diye Yas Tutucaksın!
Ama Ben Sana Uzaktan Bir Gülümsememle Cevap Vereceğim...
İşte O Zaman Sen Yıkılacaksın!

Elveda İsimsiz...!
Beni Üzmekten Başka İşe Yaramayan Şahıs!
Elveda Zamanı Şimdi!
Git Başkasına Acı Ver Biraz!
Git Başkası Sana Acı Versin Biraz!
Benim Sana Karşı Son Sözüm Bu Olabilirdi Ancak...
Şimdi Geriye Bakmamak Üzere Gidiyorum!
Sensiz Bir Hayata Hükmetmeye Gidiyorum...!!!

Yere Düşenler Sadece Cam Kırıkları Değildi!
Kalbimin Kırıkları da Vardı Aralarında...
Süpürseydin, Yok Etseydin Ya Onları da!
Ama Yap(a)madın..
Yine Ben Topladım Yerden Kalbimin Kırıklarını...
Sırf Ayaklarına Batmasın Diye...
Sensizlik Korkusu Göbek Adıydı Sevdamızda...
İsimsiz Kalmıştı Yaşadıklarım Sonsuz Harfler Boşluğunda...
Yüreğimde Patlayan Sessiz Volkanların Prangalarında Eskitiyorum Günlerimi...
Artık Ümit te Yok...
Bakışlarımda Yok O Eski Heyecanlarda...
Herkeslerden Uzak Odamın En Karanlık Köşesinde Sessizce Düşünüyorum...
En Masum Hayallerimin Ötesinde Kendimle Yüzleşmenin Kırgınlığı Büyüyor En Karanlık Köşelerimde...
İçimde Söylemeye Korktuğum Yalnızlığımın Sensizliğinin Hapsindeyim...
Biten Bir Sevdanın Kahredici Azabı İçinde Omuzlarıma ve Gözlerime
Çöken Ağırlığı Taşımak, Hayatın Yönlerini Yaşamaktan Daha Zor Olduğunu Acı Bir Şekilde Öğrendim...
Sensiz Ne Kadar Dayanırım...
Bu Hayatın Izdırabını Ne Kadar Çekerim...
Dizlerim Dermansız Kalır da Ne Zaman Taşımaz Olur Ruhu Sensizliğinde Esir Olan Bu Bedeni Bilemiyorum...
Ne Yüzünü...
Ne Ellerini...
Ne de Yüreğini Hissedebiliyorum Bu Soğuk Kış Mevsiminde...
İçimin Sesini Yaktığımdan Beri Yalana Bulanmış Dudaklarda Bir Kurşun Kadar Hızlı...
Bir Kurşun Kadar Soğuk ve Bir Namlu Kadar Sessizdi Bakışlarım...
Ayaz Soğukluğunda Sessizliğe Büründü Bu Şehir...
Gözlerimdeki Işıltı Sönerken Birer Birer Bakışlarımın Ellerini Aradım Yalnızca...
Nereye Uzansam Ayrılığa Çarptım...
Yüreğimde Hissettiğim Duygular Birer Birer Sönüyor...
Sevgi...
Mutluluk...
Huzur...
Bana Kalan Duygular İse Anlamsız Kelimeler...
Asaletini ve Matemini Harmanlayıp Sakladım Vedam da...
Vedaların Bana Ait Tüm Yollarını Çizdim Yüreğimin En Derin Köşelerine...
Gitmeden Önce Savur Küllerini İçindeki Fırtınaya...
Biliyorsun Ben Ben Değilim Artık...!!!
 
“En iyisi düşünmemekti.
Kaçmaktı.
Kendi içime kaçmak.
Fakat bir içim var mıydı?
Hatta ben var mıydım?”

Ahmet Hamdi Tanpınar
 
rs741.jpg
 
“Bir

ısıtır,
bir üşütür,
bir ağlatır,
bir güldürür;

Sen hem bir hastalık, hem de sağlık gibisin.”

Özdemir Asaf"
 
Ne pes eder, ne de vazgeçersin,
Bir kez inandıysan sonuna kadar gidersin.
Unutmak da neymiş,
Canın acıdıkça daha da çok seversin.
 
YAPRAK DÖKÜMÜ - CAN YÜCEL


Sararıp dökülmeden önce kızaran yapraklar ki onlar
Şan verdiler ortalığa bütün bir sonbahar

Mevsim dönüp de yeniden yeşermeğe başlayınca rüzgar
Çıplaklığında o atın yine onlar koşacaklar
O çocuklar
O yapraklar
O şarabi eşkiyalar

Onlar da olmasa benim gayrı kimim var?
 
Sonsuzluk, her ne kadar popüler düşüncede bitmeyen, zamansız ve zamanla tanımlansa da; birçok kişiye göre zamanın dışında bir zamansızlık varoluşu olarak tanımlanmıştır. Birçok sonsuzluk tanımı mevcuttur, bunlardan en belirgin olanı Aristo'nun maddenin, hareketin ve zamanın sonsuza dek varolduğunu önermesidir. Sonsuzluk, bir bakımdan ise sonu olmayan demektir.

Bazı felsefeciler, sonsuz çeşit sonsuzluk olduğunu ileri sürmüşlerdir. Sonsuzluk biçimleri zamansal, mekânsal, sayısal olarak olarak en fazla tanımlanan sonsuzluk çeşitleridir.
 
Ayrılık Hediyesi

şimdi saat sensizliğin ertesi
yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın
avutulmuş çocuklar çoktan sustu
bir ben kaldım tenhasında gecenin
avutulmamış bir ben...

şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
ki bu yaşlar
utangaç boynunun kolyesi olsun
bu da benden sana
ayrılığın hediyesi olsun

soytarılık etmeden güldürebilmek seni
ekmek çalmadan doyurabilmek
ve haksızlık etmeden doğan güneşe
bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun..
şimdi iyi niyetlerimi
bir bir yargılayıp asıyorum
bu son olsun be..bu son olsun!
bu da benim sana
ayrılırken mazeretim olsun!

şimdi saat yokluğunun belası
sensiz gelen sabaha günaydın!
işi-gücü olanlar çoktan gitti
bir ben kaldım voltasında sensizliğin
hiç uyumamış bir ben...

şimdi dişlerimi sıkıp
dudaklarıma kanamayı öğrettim
ki bu kızıl damlalar
körpe yanağında bir veda busesi olsun
bu da benden sana
heba edilmiş bir aşkın
son nefesi olsun...

kafamı duvara vurmadan
tanıyabilmek seni
beyninin içindekileri anlayabilmek
ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü
bütün saatleri öylece durdurabilmek için
çıldırasıya paraladım kendimi
lanet olsun!
artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
olsun be! ne olacaksa olsun!
bu da benim sana
ayrılırken şikayetim olsun

gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun isterim sende ben gibi yan ömrüne hep ağla hep ağla bu benden son dua bu benden ayrılık hediyesi olsun)
*
Yusuf Hayaloğlu​
 
Üç Derdim Var



Vara vara vardım ol kara taşa
Hasret ettin beni kavim kardaşa
Sebep ne gözden akan kanlı yaşa
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

Nice sultanları tahttan indirdi
Nicesinin gül benzini soldurdu
Nicelerin gelmez yola gönderdi
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

Karac'oğlan der ki kondum göçülmez
Acıdır ecel şerbeti içilmez
Üç derdim var birbirinden seçilmez
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm


Karacaoğlan​
 
Geri