Leben ist wie ein Zeichen, nur ohne Radiergummi ·♡♥ ·

Konu sahibi son olarak 4387 gün önce görüldü
Seninle her yer cennet diyen sevgili..!
Söyle şimdi hangi cehennemdesin?
 
stgwv.jpg
 



Nedim Zeper Ben Bizi Özledim
*
Aç kapıyı ben geldim
Nolur beni yok sayma
İçimde kopan fırtına sevdadandır anla
Ben bizi özledim aşkım
Sende ben bende sen olmayı
Var mısın yok musun bensiz mutlu musun
Düşünmeden kaybolmayı
Ben bizi özledim aşkım
Sende ben bende sen olmayı
Var mısın yok musun bensiz mutlu musun
Düşünmeden kaybolmayı
Var mısın yok musun bensiz mutlu musun
Düşünmeden kaybolmayı*
Aç kapıyı ben geldim
Nolur beni yok sayma
İçimde kopan fırtına sevdadandır anla
Ben bizi özledim aşkım
Sende ben bende sen olmayı
Var mısın yok musun bensiz mutlu musun
Düşünmeden kaybolmayı
Var mısın yok musun bensiz mutlu musun
Düşünmeden kaybolmayı
Tutunduğum gözyaşlarımdan
Ne kaldı geriye söyle koca bir yalan aah
Ben bizi özledim aşkım
Sende ben bende sen olmayı
Var mısın yok musun bensiz mutlu musun
Düşünmeden kaybolmayı*
Var mısın yok musun bensiz mutlu musun
Düşünmeden kaybolmayı

 
Mutluluk, TDK sözlüğünde “bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan doğan kıvanç durumu” olarak tanımlanmakta olup, şimdiye dek sayısız değişik tanımları yapılmış görece ve göreli bir kavramdır.

Mutluluk kavramı hakkında farklı görüşler

Kimileri mutluluğu maddi alanda, kimileri manevi alanda, kimileri ise hem maddi hem manevi alanda edinilebilecek bir ruhsal hal olarak ele almışlardır. Örneğin, mutluğun manevi alanda edinilebilecek bir hal olduğunu düşünen eski Grek düşünürleri mutluluğu erdemin ödülü olarak değerlendirmişlerdir.

Mutluluk hakkında mistisizmde, çeşitli dinlerde ve felsefi ekollerde ortaya konan görüşlerde farklılıklar genellikle şu soruların yanıtlarında toplanmaktadır:

Mutluluk bir amaç mı, bir sonuç mu olmalıdır?

Mutluluk, manevi değerlere mi bağlıdır, maddi değerlere mi bağlıdır?
Maddi değerlerin edinilmesiyle edinilen geçici hal mutluluk kapsamında değerlendirilebilir mi?
Mutluluk kişinin diğerleri hakkındaki hareketleriyle ne derecede ilişkilidir, diğer insanlarla birlikte yaşamayan, toplumdan yalıtılmış biri mutlu olabilir mi?
Istırap ya da mutsuzluğu tatmamış biri mutlu olabilir mi?

Hormonların bozukluğu

Vücutta melatonin, serotonin ve endorfin hormonlarının salgılamasının mutluluk üzerinde etkili olduğu düşünülmektedir. Bu yüzden kış aylarında daha az salgılanan hormonlar nedeniyle mutluluk oranı sıcak aylara göre daha düşüktür. Kuzey kesimdeki ülkelerde intihar sayısının Ekvatoral kesimlerden fazla olmasının nedeni de budur. İklim değişiklikleri mutluluğu etkileyen faktörlerdendir.

Ruhçu görüş

Spiritüalist görüşe göre ruhun dünyaya gelme amacı mutlu olmak değil, tekamül etmektir. Mutluluk ise bir amaç değil, bir sonuçtur. Mutluluk maddi değerlerle edinilemez, çünkü maddi değerler geçici olup, bir gün yok olacaklardır. Şu halde gerçek veya devamlı mutluluk, geçici olmayan manevi değerlere bağlı olup, ebediyen yaşayacak olan canlılara duyulan sevgiyle ve diğerkamca hareketlerle yakından ilgilidir. Gerçek mutluluk, başkaları için verilen emeklerin ruhta bıraktığı hazlardır, vazifesini yerine getiren varlığın duyduğu huzur ve sevinç halidir.

Mutluluk Hakkında Anekdotlar


“Kişinin yaşadıkça memnun ve mutlu olması için gereken şey, kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmaktır. (…) Bir insan böyle hareket ederken ‘benden sonra gelecekler acaba böyle bir ruhla çalıştığımı bilecekler mi’ diye bile düşünmemelidir. Hatta en mutlu olanlar hizmetlerinin bütün nesillerce bilinmemesini tercih edecek karakterde bulunanlardır.” (M.K. Atatürk,1937,100 ve 1937,5-277)
“(...) Hal böyleyken, insanlar gerçek mutluluk ve kurtuluşu, ancak maddelere tapan nefislerinin hava ve hevesine tutsak olmuş iradelerine göre değer biçtikleri birtakım uydurma kurallardan beklemektedirler. (…) Maddelere ve objelere bağlı mutluluklar, doğal olarak bu cansız şeyler gibi geçicidir (fanidir) ve günün birinde onlar gibi çökecek, yıkılıp gidecek, yok olacaklardır. Fani şeylere bağlı ve onlarla geçerli hiçbir mutluluk devamlı olamaz. Devam eden, ölmeyen bir mutluluk, ebedi (sonsuz) değerlere bağlı ve onlarla geçerli bir mutluluktur. Şu halde hakiki mutluluğun kaynaklarından birini de, ebedi olan canlı varlıklara, özellikle insan ruhlarına duyulan sevgi oluşturur. Çünkü o (sevgi) ebedidir. (...) İnsanın hakiki mutluluğunun ilk kapılarını açan sevgi, merhamet, şefkat ve yardım duygularıyla beslenir. Bu duygular mutluluk kapısının en sadık kapıcılarıdır. Bunlar izin vermeden ne gerçek sevgiye ulaşılır, ne de büyük mutluluğun kapıları açılır.” (Neo-spiritüalizm’in kurucusu Dr.Bedri Ruhselman)
“Bütün mutsuz olanlar, yalnız kendi mutlulukları peşinde koşanlardır. Bütün mutlu olanlar ise başkalarının mutlu olması için çalışanlardır.” (Budizm)
“Engelleri aşmak, varoluşun en büyük hazzıdır; bunlar ticaret ve iş yaşamındaki maddi şeylerde de olabilir, öğrenme ve bilimsel araştırmadaki düşünsel şeylerde de olabilir; bu engellerle savaşmak ve onları yenmek mutluluk verir." (Schopenhauer)
”İnsanın gerçek varlığını bilmesi mutluluk, unutması ise elemdir.” (Sri Nisargadatta Maharaj)
 



Toygar Işıklı Kalbimdeki Sancı



Gönlümdeki küçük, bir aşk oyunumu
Böyle gitmez, bilmiyorum ben sonumu
Dudaklarımda, aşk
Kalbimde, bir sızı
Her günüm ,gözyaşı
Her anım, ah acı
Bekliyorum ,gelirmisin söyle
Ağlıyorum ,bile bile yanıyorum
Yine ,bana kalır
Senden ,çektiğim acı
Neden ,beni bulur
Bitmek, bilmeyen sancı


 
Amin cumlemize , bu gulusemene neye borcluyuz bakim
Bilmiyorum canım ya,herhalde kötü şeyler yaşadıktan sonra daha kötüsü olmaz diyerekten her şeye rağmen yinede somurtmamaya çalışıyorum..şu üçgünlük dünyada hiç bişeye üzülmeye değmezmiş bunu hergün daha da iyi anlıyorum:icon_wink: hani ne gamsız nede çok laylaylom nede abartılı duygusal olacaksın herşeyin ortası en güzeli canım:cici:

GÜLÜMSEMEK


Her zaman mutluluğun doruğundayken gülünmez.
Bazen sirf hayata giciklik olsun diye uçurumun kenarındayken bile gülümseyeceksin.

Aşkın bir adı hüzünse,öbür adı mutluluktur.

Yarisi zorluksa, diger yarisirahat bir soluktur.
Bir gün yüreğin kanarsa biri ağlar iste "O" gerçek dostundur.

Dostlarinla oyle yaşa ki düşman olduğunda hakkinda söyleyecek sözleri olmasın.

Düşmanlarınla öyle yasa ki dost olduğunda yüzün kızarmasın.

Kucaklamaya kollarının yetmeyecegi bir agac, bir tohumla baslar.

En uzunyolculuklar bir adımla baslar.
Gercek sevgiler ise küçük bir tebessümle başlar.

Değer verdiğin insan sana değer vermiyorsa, bırak kendi değeriyle kalsın.

Lüzümsuz ieylerin pesinden kosan, luzumlu şeyleri kaçırır.

Gülü öyle bir sevmelisin ki, soranlara dikeni yok diyebilmelisin.

Dal rüzgari affetmiştir, ama kırılmıştır bir kere.

Insanlari cilgina ceviren sey; bu gunun deneyimi degil, dun olan bir sey icin pismanlik duymak ve yarının getireceklerinden korku duymaktir.

Geldiğin zaman boşlukları dolduran değil, gittiğin zaman yeridoldurulamayan ol.

Dostlar irmak gibidir. kiminin suyu az, kiminin çok... kiminde elleri ıslanır yalnızca, kiminde ruhu yıkanır boydan boya.

Hayatin en güzel ani her şeyden vazgectiginiz zaman sizi hayata bağlayan biri olduğunu düşündüğünüz andır.

Karamsar olmak zor degil.
Zor olan çılgın bir fırtınadan sonra gökkuşaği gibi gülümseye bilmektir.



buda benden olsun:cici:
 
“Yalnızlığı kanatan hüzünlü şarkılar, yalnızlığa iyi gelirmiş. İşte ben bu şekilde hayata karşı direndim.”


K.Tazeoglu

Sonya
 



Gece Geçilen Şehirler Işık Seli Gibidir



acılar büyütülerek unutulur sevdiğim
yüzünden kopunca bir buzul çığlık
ellerin buz tutmuş iki yarım şarkı olur
ve ben yoksulluk kokulu bir gidiş bırakırım sana

beni adresime sorsun esmer bakışların
dönsen de bulamazsın nasılsa gitsen de

kentlerden sakındığım bekçi duruşlarımı ara
emaresi boldur sokakların
sol omuz başımdaki kokundan yakalanırım
sokul ki geceme avuçların ıslanmasın

saat başlarını beş geçer yelkovanın
senle zamansızım amansızım
senle büyük susarım
kendime yenilirim her kavgada
sonra koca ağız bir çocuk olurum
bütün trabzanlardan kayarım
bütün köprülerden sarkarım
yüzüm kente sürülür
içime sesin kaçar
ben seni ağlarım

alışmak ölümdür
sanki hiç ölmedik
tanrının göğsümüze taktığı bir nişandır ölüm

teneşirlere yatırılıyor şimdi ellerim
sana uzanmaktan yargılıyım

hırçın bir iklimin sır girdabısın
seni anlamak kendine çelmeler takmaktır
ve kendini affetmesidir her seferinde
(bazen beni affedebiliyorum istanbul)

zehir yüklü bir mektup var
dalgakıranlarımda parçalı bulutlu durur
sana kent şiirleri biriktirdiğim bir gecede
çok eşli bir yağmur başlar
kentin en dövüşçü çocukları ağlar
bilirim dışarıda yağmur varsa
sen içinde ağlıyorsundur
ağlama ki gülmesinler bize
bak sen seviyorsun diye var sonbahar
her mevsim gelişine söz veriyor
saçlarına fısıldıyor
saçlarına
bana bir pencere bile açmadığın saçlarına

sensizliğe alışmak bir bozgun ağırlamaktır içinde biliyorum
örtülerine unutma beni çiçekleri takıyorum
şimdi yaşama hakkım sana
gel de yağmurumdan iç
seni seviyorum


Kahraman Tazeoğlu


 


Hemen Gitme

Unutmuşum aşkta söylenenleri
Nasılsını bile bir başkaydı
Hemen gitme
Böyle tenhalaşmışım ya
Durup halini hatırını soruyorum gölgemin
Sanki yüzgöz olmuşum hüzünlerle
Kalbim diyorum ellerim çıkıp geliyor
Kovamıyorum da
Hemen gitme
Sana bir yaprak kadar solgunum desem, rüzgar çeler aklımı
Dallanıp budaklanır içimdeki boşluk
Bahara karın tokluğuna gelen ağaçlar gibi olurum
Hemen gitme bu kente bir sokak daha gelse
Söyle kim arar seni
Kırılır gülümsemelerin bir bir içime düşer ve
Bir gülü uyandırıp uygarlığından kırmızılığı ne kadar
Kim götürür seni
Ahh neydi ki suçum
Gençliğimi ve terketmelerini kayırmaktan başka
Alıp başını gidiyorsun benden
Hemen gitme
Sana diyorum bir ağlasam, üşüsem derin bir kuyu gibi
Omuzlarından başlayıp yıkılsam önüne
Utanır sevinçlerim insan içine çıkamayan toprak gibi olur
Hemen gitme
Anla beni ben bu yalnızlıkla geçinemem
Geçinemem terkedilmiş bir yürekle
Ama yinede sen sen herşeysin işte
Hayata açılan pencerem
Sevinçlerimi büyüten odalarım
Hemen gitme
Terk edilmiş evler gibi olurum
Hemen gitme.....

Kahraman Tazeoğlu



 
Yoksun Ya



Yoksun ya
Gençliğimin deli rüzgarları da yok
Ve yoksul düş baharlarım
Neler kalmadı ki sende
Çaresizlik karabasanlarının çıkmazları
Avuntuzus saplantıların açmazları
Deli düşler

Yoksun ya
Kim anlar şimdi bu yüreği
Sensizlikte ne yapılır bilmem ki
Aşkın tepelerinden böyle apansız düşmedim

Ilık tebesusumler vaktine beş kala solan
Kahkahalar gibiyim
Yarısında yutulmuş
Sevinç çığlıkları dolu boğazım

Seni özlemeyi bile yakıştıramıyorum kendime

Yoksun ya
Buruşturulup atılmış mektuplar gibiyim
İçimdeki yürek boşluğuna yoldaş
Gülüşüm bükülü kaldı dudağımda
Sana sargın kalmak vardı gül yüzlü
Bu aşkın üstü
Böyle örtülür müydü


Kahraman Tazeoğlu​
 
Hayallerimin ötesinde seyreden güzellik ,ancak masallar ile anlatabilirdim seni.. »
 
Geri