Leben ist wie ein Zeichen, nur ohne Radiergummi ·♡♥ ·

Konu sahibi son olarak 4387 gün önce görüldü
PİA
ne olur kim olduğunu bilsem pia'nın
ellerini bir tutsam ölsem
böyle uzak seslenmese
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
otelleri bomboş bulmasam
içlenip buzlu bir kadeh gibi
buğulanıp buğulanıp durmasam
ne olur sabaha karşı rıhtımda
çocuklar pia'yı görseler

bana haber salsalar bilsem
içimi büsbütün yıldızlar basar
bir hançer gibi çıkıp giderdim

ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
singapur yolunda demeseler
bana bunu yapmasalar yorgunum
üstelik parasızım pasaportsuzum
ne olur sabaha karşı rıhtımda
seslendiğini duysam pia'nın
sırtında yoksul bir yağmurluk
çocuk gözleri büyük büyük
üşümüş ürpermiş soluk

ellerini tutabilsem pia'nın
ölsem eksiksiz ölürdüm

ATTİLA İLHAN
 
ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ
Gözlerin gözlerime değince
Felaketim olurdu, ağlardım
Beni sevmiyordun, bilirdim
Bir sevdiğin vardı, duyardım
Çöp gibi bir oğlan, ipince
Hayırsızın biriydi fikrimce
Ne vakit karşımda görsem
Öldüreceğimden korkardım
Felaketim olurdu, ağlardım
Ne vakit Maçka'dan geçsem
Limanda hep gemiler olurdu
Ağaçlar kuş gibi gülerdi
Sessizce bir cigara yakardın
Parmaklarımın ucunu yakardın
Kirpiklerini eğerdin, bakardın
Üşürdüm, içim ürperirdi
Felaketim olurdu, ağlardım
Akşamlar bir roman gibi biterdi
Jezabel kan içinde yatardı
Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele seni kollarına aldı mı
Felaketim olurdu, ağlardım

ATTİLA İLHAN
 
Ben Sana Mecburum
ben sana mecburum bilemezsin
adini mih gibi aklimda tutuyorum
buyudukce buyuyor gozlerin
ben sana mecburum bilemezsin
icimi seninle isitiyorum

agaclar sonbahara hazirlaniyor
bu sehir o eski Istanbul mudur
karanlikta bulutlar parcalaniyor
sokak lambalari birden yaniyor
kaldirimlarda yagmur kokusu
ben sana mecburum sen yoksun

sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
insan bir aksamustu ansizin yorulur
tutsak ustura agzinda yasamaktan
kimi zaman ellerini kirar tutkusu
birkac hayat cikarir yasamasindan
hangi kapiyi calsa kimi zaman
arkasinda yalnizligin hinzir ugultusu

Fatih`te yoksul bir gramofon caliyor
eski zamanlardan bir cuma caliyor
durup kose basinda deliksiz dinlesem
sana kullanilmamis bir gok getirsem
haftalar ellerimde ufalaniyor
ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
ben sana mecburum sen yoksun

belki Haziran`da mavi benekli cocuksun
ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
bir sileb siziyor issiz gozlerinden
belki Yesilkoy`de ucaga biniyorsun
butun islanmissin tuylerin urperiyor
belki korsun kirilmissin telas icindesin
kotu ruzgar saclarini goturuyor

ne vakit bir yasamak dusunsem
bu kurtlar sofrasinda belki zor
ayipsiz fakat ellerimizi kirletmeden
ne vakit bir yasamak dusunsem
sus deyip adinla basliyorum
icimsira kimildiyor gizli denizlerin
hayir baska turlu olmayacak
ben sana mecburum bilemezsin
 
MUSTAFA KEMAL
dağ başını efkâr almış
gümüş dere durmaz ağlar
gözyaşından kana kesmiş gözlerim
ben ağlarım çayır ağlar çimen ağlar
ağlar ağlar cihan ağlar
mızıkalar iniler ırlam ırlam dövülür
altmış üç ilimiz altmış üç yetim
yıllar gelir geçer kuşlar gelir geçer
her geçen seni bizden parça parça götürür
mustafa'm mustafa kemal'im

diz dövdüm şavkı aktı sakarya'nın suyuna
sakarya'nın suları nâmın söyleşir
hemşehrim sakarya öksüz sakarya
ankara'dan uçan kuşlar
kemal'im der günler günü çağrışır
kahrolur bulutlara karışır
gök bulut yaşmak bulut
uca dağlar dev boyunlu morca dağlar
divan durmuş bekleşir
mustafa'm mustafa kemal'im

nasıl böyle varıp geldin hoşgeldin
çıngı kaymış yalazlanmış gözlerin
sol yüzünde güneş südü sıcaklık
ellerinden öperim mustafa kemal
senin dalın yaprağın biz senin fidanların
biz bunları yapmadık
sen elbette bilirsin bilirsin mustafa kemal
elsiz ayaksız bir yeşil yılan
yaptıklarını yıkıyorlar mustafa kemal
hani bir vakitler kubilay'i kestiler
çün buyurdun kesenleri astılar
sen uyudun asılanlar dirildi
mustafa'm mustafa kemal'im

ATTİLA İLHAN
 
Aşk Nedir Biliyor Musun Sevgili
Aşk nedir biliyor musun sevgili;
Tesadüflerle karışık özel bir duygudur aşk
Kimi zaman sevip de kavuşamamaktır
Aşk çok istemek ama vazgeçmektir
Uzaktan sevmeyi öğrenmektir
Bazen de cesarettir
Risk almaktır aşk kendinden ödün vermektir
İçinde sessiz fırtınaların kopmasıdır
Herkeste onu görmektir
Unutmaya çalıştıkça daha çok bağlanmaktır
Aşk nedir biliyor musun sevgili;
Aşk bakışlarında boğuluyorken çırpınmamaktır.
 
Aşk dediğin beklemektir Ey Sevgili!
Kays gibi Mecnun olana kadar, Hz. Yakup gibi aydınlığa hasret kalana kadar beklemek bekleye bekleye gözden olmak, sözden olmaktır.
Ve beklemek dünyanın en asil eylemidir, eğer beklenene değecekse. Bilesin!

Aşk; yanmaktır Ey Sevgili!
Yanıp kül olmaktır, Kerem gibi Aslına ermektir. Ateşin ortasına hesapsız girmektir İbrahim misali. Ki onun gönlünün yangınıdır ateşi gülistana çeviren.
Ki yanmak insanı kurtarır hamlıktan çiğlikten. Hem ne diyordu şair; "Yanmışın halinden ne bilsin ham/ Sükut gerektir bize gayrı vesselam..
Gözlerinden ayrı geçen her an yanmaktayım. Bilesin!

Aşk; bedel ödemektir Ey Sevgili!
Bülbül, gonca gülü görebilmek için her seher uyanık olmak ve güle ulaşmak için yüreğini gülün dikenine asmak, kanını akıtmak zorundadır. Ya ben yüreğimi nereye asayım Ey Sevgili.
Çünkü Aşk bedel ister, külfetsiz nimet olmaz.
Beklemek bedel ödemekse eğer hâlâ ödüyorum o bedeli. Bilesin!

Aşk; vazgeçmektir Ey Sevgili!
Mecnun gibi aklından, Kerem gibi bedeninden vazgeçmek. Yardan gayrısından, cümle cihandan vazgeçmek.
Yemeden, içmeden, uykudan uyanıklıkdan ve vazgeçmekten bile vazgeçmektir gün gelince.
Senin için senden vazgeçmişim. Bilesin!

Aşk; bilmektir Ey Sevgili!
Bir tek yârı bilmek, onu candan daha aziz bilmektir. Ondan gayrı bildiklerinin hiçbir şey olduğunu dünyanın onunla mana bulduğunu bilmektir.
Onun selamı ile gelen bela olsa Eyvallah diyebilmektir.
Kızmana, gülmene, gelmene, gitmene hepsine Eyvallah. Bilesin!

Aşk; susmaktır Ey Sevgili!
Onun güzelliğini, iyiliğini tarif etmeye gücün yetmediği an susmaktır. Kelâmın, kalemin, sözün tükendiği yerde, manayı sessizliğe yükleyip susmaktır.
Artık sustum Ey Sevgili. Bilesin!

Aşk dediğin susup beklemektir,
Aşk dediğin....
Neyse sonra görüşürüz...



O Kendini Biliyor ... Evet Sana ...
 
zamansiz ayriliklardan dolayi kotu oldum .yada zamansiz kisilerle oldugumdan da olabilir. yada herseyde gecerli
 
Gecmis olsun. Diş hastaligi cok onemsenmesi gereken bir saglik sorunu zaman gecirmeden ilgili birimlerle irtibat kurmani öneririm ;)​
 
Aşk nedir ? Avuçların mı terliyor , kalbin mi tekliyor, sesin mi
Aşk nedir ? Avuçların mı terliyor , kalbin mi tekliyor, sesin mi kısılıyor? Bu aşk değil , hoşlanma.Gözlerini ondan mı ayıramıyorsun , dokunmak istiyorsun, öyle mi ? Bu aşk değil , şehvet. Onu herkese göstermek istiyorsun , aşkını haykırmak istiyorsun , öyle mi ? Bu aşk değil , gösteriş. Onu istiyorsun çünkü yanında değil , öyle mi ? Bu aşk değil , zayıflık. Sana aşkını itiraf ettiği için onunlasın ? Bu aşk değil ,acıma . Ona aitsin çünkü görünüşü seni cezp ediyor,kalbini tekletiyor , öyle mi ? Bu aşk değil , vurulma .Hatalarını görmezden geliyorsun çünkü onu önemsiyorsun , öyle mi ? Bu aşk değil arkadaşlık.Ona ,her gün , her an onu düşündüğünü mü söylüyorsun ? Bu aşk değil , yalan .Sevdiğin her şeyi hatıra olsun, diye ona vermek mi istiyorsun ? Bu aşk değil , hayır işi . AMA ; O ÜZGÜN OLDUĞUNDA , KALBİN Mİ ACIYOR ? İŞTE BU ,AŞK . O İYİYKEN BİLE ONUN CANI YANAR , DİYE AĞLIYOR MUSUN ? BU ,AŞK . GÖZLERİ, KALBİNİ GERÇEKTEN VE GÖRÜYOR VE RUHUNU DERİNDEN İŞLİYOR MU ? BU ,AŞK .KÖR OLMUŞ BİR ŞEKİLDE ,ACILAR ,,İÇİNDE KIVRANIRKEN BİLE HÂLÂ ONUNLA MISIN ? BU ,AŞK . ONU HATALARIYLA KABUL EDİYORSUN , ÇÜNKÜ HATALARI DA ONDAN BİR PARÇA DİYE DÜŞÜNÜYORSUN , ÖYLE Mİ? BU , AŞK. BAŞKALARINA DA İLGİ DUYUYORSUN AMA HER ŞEYİNLE , PİŞMAN OLMADAN ONUNLA MISIN ? BU, AŞK .ONU KALBİNİ , HAYATINI , HATTA ÖLÜMÜNÜ BAĞIŞLAYABİLİR MİSİN ? ŞİMDİ , GERÇEKTEN AŞIK MISIN ? BİR KEZ DAHA DÜŞÜN.
 
Aşk Nedir¿


*Şarabım aşk ateşidir,hele onun eliyle sunulursa öyle bir ateşe odun kesilmezsen yaşamak haram olur sana.
*Söz dalga dalga coşmada amma onu dudakla,dille değil,gönülle canla anlatman daha iyi.
*Aşk nedir,bilmiyorsan gecelere sor,şu sapsarı yüzlere,şu kupkuru dudaklara sor.
*Su nasıl yıldızı,ayı aksettirir,gösterirse bedenler de canı,aklı bildirir,gösterir.
*Can,aşktan binlerce edep öğrenmede,öylesine edepler ki mekteplerde okunup öğrenilmesine imkan yok.
*Gökyüzünde,yıldızlar arasında parlak ay nasıl görünürse aşık da yüzlerce kişi arasında öyle görünür,o göründümü herkesin parlaklığı söner.
*Akıl bütün gidilecek yolları bilse bile,gene aşk yolunu bilemez,şaşırır kalır.


Mevlana Celaleddin Rumi
 
Geri