Küfrüm aşar <<edebimi>>

Konu sahibi son olarak 660 gün önce görüldü
Cüzdanım da hala bana şarkı da dediği gibi "olmasa mektubun, yazdıkların olmasa, kim inanır ayrıldığımıza" diyen o kısa mektubun olmasa birini yeniden severdim.

Oysa içimdeki sen öyle çok ki bende üzerine alınma ama ondan geçecek yer bulamıyor hiç kimse.
Sevgide değil bu birşeyler birikmiş içimde.
 
İnsan bir kere gitmeye görsün bir daha ne zaman gelirse gelsin bir yanı "Ne yapsam da gitsem.." diyecektir.

Çünkü deneyimlemiştir.
Duramaz sende.
Tutma gider.
Gider ve ardından düşmeden yara alırsın hayatında ilk kez.
 
İki ilki yaşıyorum iki gündür.
1- Babamın "Hayat öyle zor ki kızım.." temalı konuşması.
Öyle olduğunu biliyordum ama ondan da duymak bir kere daha yordu ve sonra yeniden güçlendim.
2- Mavi gözlü çocuk yok mu.
Evet şu deniz kokulu da olan.
Cuma'ya gittiğini söyledi bu benim hoşuma gitti. Sık sık ağzından benim için duada dökülüyor.
Onunla konuşmak iyi geliyor.
Gerçi benim derslerim onun işleri biraz bu süreyi kısa tutsa da olsun.
Bakma be güzel sayfam arada hüzünlü şeyler yazsam da kimbilir bu adam kendi başarı öyküsüyle ve varlığıyla beni motive eder ve hayatımı anlamlı kılar.
Ona sinir olunca yok ben aşık olamam desem de..

Şey işte inanma sen aşk yok ama daha güzel şeyler olabilir neden olmasın ki?
 
Bunca derdimin ve telaşımın arasında sen de duruluyorum.
Seninle kurduğum iki cümleyi,
Başkalarıyla kurduğum onlarca satıra değişmem inan.
 
Düşüncelerim sıklıkla değişiyor.
Şimdi kendim dışında kimse umrumda değil.
Cidden.

Bunu sinirle demiyorum sadece muhattap olmamam gerektiğini bildiğim halde olup pişman oluyorum ardından.

Whatsapp yüklü değilken kafam rahattı aslında. Gereği yok bile ama arada oluyor.

Böyle o uygulamayı yine bi silesim var iğrendim.
 
Aylardan ekim
Ben yine tekim.

Şimdiden yazayım da alıntı yaparım. :lls:
 
be85cb96b6bd84160b9723534bc1df33.jpg
 
Bir resim çekilir ve arka plan silik yapılır orada istenen bir öğe olur ön planda.
İşte hayatımda uzun zamandan beri silik olan kısımda yer almaktaydım.

Buna bir son vermek yine bana bunu yaptıran kişilerin etkisiyle oldu. Benim bunu yap(a)mayacağımı düşünüyorlardı.
Oysa ben zorluklara rağmen işte Galata Kulesi gibi dimdik duruyordum o koca resimde.

Amiyane tabirle artık dünya yansa umrumda değildi.
Artık olamazdı.
 
Herşeyi unutan ve özel günleri özellikle de doğum gününü( ki bugünü yaşadığı bir günün etkisiyle günah keçisi ilan etmiş biri olarak)
Bazı tarihleri unutmam olması gereken ve akla da ilk gelen ihtimalken, ben ruhun bile duymadan anımsıyor ve belki de sana hala kızıyorum. Oysa oyun bitti ve masadan herkes alacağını alıp kalktı.

Artık aklımı azat etmem gerekir. Bu kin tutmakta değil sadece kalbimin hafızası aklıma karşı geliyor.
Mevzu ne sen ne başkası yani.
Kedinin kuyruğuyla savaşması gibi bir durum bendeki.

Anlatırken sana hitap ediyor olmak bile anlamsız.
İhsan Oktay Anar'ın kitabında geçiyor Bünyamin'in ustası Vardapet soluk borusunda bir ömür bir elmas parçasıyla yaşıyor da tam içerden casus çıksın diye patlatılan kalenin oraya çıkıp düştüğünde görüyor.
Oysa hayatı boyunca hırıltılı nefesiyle onun taş olduğunu düşünerek yaşamış ve gerçeği öğrendiğinde onu kaybetmişti.

Sen içimdeki o elmassın. Ben seni beni nefessiz bırakıyor olmana rağmen Vardapet gibi soluğumda taşıdım.
Sen yangından kaçarken fark ettim değerini.
Ama seni almak istemedim içimden kaçmasan düşmezdin yangın yerinin ortasına.
Yanıyorsan kendi,
Sönmüşsen yine senin suçun.


P.S:
Bu şarkıbana eşlik etti.
https://youtu.be/3gYrcqSN6pg
 
https://youtu.be/PeUQ9LEy7oE

Ve gitti kadın,
Çünkü o ellerini tutar diye yaz günü bile
Ellerine krem sürüşüne değmedi
Hayatında ilk kez sevgililer gününde
Ona acemice ördüğü atkıyı
Ertesi gün bağrında acıyla çöpe bastığını
Unutmadı.
O ilk yarasıydı.
Yıllar sonra "Neden" dediğinde
Hata diyecekti bu yarasına.
Yara yarayı çekecekti
Sonra yine kan içinde adamı buldu elleri
Yine neden diye sordu
Bu kez iyileştirme vaadi vardı
İnanmadı kadın
Kandı
Kanadı
Kanadı kırıldı
İlk aşklar unutulmaz derlerdi ya
Yalandı o!
İlk yaralar unutulmazdı
Ve dikiş tutmazdı..

"Yüreğinin iki yarası biraraya gelmeyenlere.."

Fırtınalar ne güzel.


05.10.2017 / şiirimsi/ ne sana, ne bana ne de bize sadece yüreğime..!


Ve sonra kadın örmeyi unuttu,
Özel günleri sulara attı,
Ne O özeldi ne de ona başkası özel!
 
Dönüp dolaşıp aynı uçurumda buluyorum kendimi ve ısrarla atlamıyorum.
Zaten bir öncekinden sonra bundan da düşersem toparlanmam zor olur.
Beni iten de olsa ve düşmeden elime bile basılsa,
DÜŞMEYECEĞİM!
Beni unut bunu unutma hayat!

Sent from my LG-H525 using Forum Fiend v1.3.3.
 
ne zaman kendimi bırakacak olsam herkesin aynı anda depresyonda olası tutuyor ama bana ihtiyaç varsa hep oradayımdır rabbim bu döngüyü kır.


-Sevgiliplath
 
Sana çok kızıyorum senden bu kadar nefret etmeme neden verdiğin için bana.
Bıraksaydın da içim soğusaydı biraz.

şiire gazele..
 
Sanırım okuyacaksın. O zaman dinle.
Evet 08.10.2015'te ne olmuştu?
Gitmiştin ve bu ilk gitmen değildi.
Sonra son iki yıl boyunca deprem gibi oldun.
Gidiş ve gelişlerin artçı sarsıntı.

Ama artık taş taş üstünde kalmadı.
Ve ben içinde senin olmadığı bembeyaz bir bina inşa etmekle meşgulum,
Sen yanlış insanlarla çarpık kentleşmeye devam etmektesin.

Yolun açık olsun bugün seni bir kez daha azat ettim..
 
George Orwell'in 1984 adlı kitabına başladım geçenlerde ama henüz tam olarak içine çekemedi kitap beni.

Ne okusam acaba?
Ama yarıda bırakmayı sevmem kitapları.
 
Bizden büyük tanrısı yok yalnızlığın..- demişti deli adamın biri-
hobaa.
Gelsin Mark Eliyahuu.
 
Turuncu bende takıntı olmaya başladı bir ara yeşil ve griye olduğu gibi. Yok yok siyah beyazın tahtı bende değişmez ama bazı şeyleri sadece turuncu renk alıyorum.

Ölen balığım turuncuydu.
En sevdiğim eşofmanım -ki yırtıldı- Turuncu.
son iki aldığım kulaklık.
1 Senedir uğurlu kalemim diye gezdirdiğim kalem.
Bugün yeni aldığım uçlu kalem.
Bu liste uzayabilir de yani.

Bir kitapta takıntılı turuncu vardı onun gibiyim işte.d
 
Oysa beni enterese etmemeliydi tüm bunlar. Her bireyin hayatında gerek ailesi gerek yakın çevresi tarafından biçilmiş rolleri vardı evde çocuk dışarıda komşu çocuğu ya da arkadaş falan olabilirdin.

Neden sonra birçok rolün sorumluluğu bindi omzuma bende bilmiyorum ama yıllardır bir yetişkin kadar ölçüp tartarak düşünüyorum. Çocuk kaldı belki yüreğim bu yüzden ve hayatımın sürmekte olan yıllarında yetişkin acılara karşı daha da çocuk kaldı yüreğim.

Şimdilerde ben buna dayanabilir miyim diye soruyorum. İdare edebilir miyim kendimi yeniden dibe çekmeden. Kendi hayatını sigorta etmeye çalışmaktı bu biraz.
Eskiden ne gelirse dayanamasam bile çekiyordum.Ben bir bakırdım, ergilmem gerekken zamanla tunca döndüm hayatın bana kattıkları ve çaldıklarından sonra.

Yandım,
Söndüm,
Ve bu rutine dönmüştü.


Şimdi ne olacak denilen o yerdeyim belki uzun zaman sonra ilk kez bu kadar dibe yakınım.
Karanlık baş ucumda..

Ne olacak sahi?
Ben bunu ne kadar dert etmeliyim. Ayarını tutturamıyorum.
 
Geri