Eskiden hayatım, koşulları değiştiren olaylara sebep oluyordu.
Sonra zamanla koşullar kendine uydurmaya başladı beni.
İyi yönde gelişen hiçbirşey yoktu. İçten içe önceleri teslim olmamaktan yana idim.
Zamanla isyanlarımın bende izler bıraktığını görmeye başladım. Adeta dalgalı denizde, rotası olmayan bi sandala dönüştüm. Bu halim daha çok üzmeye başladı bilhassa babamı.
Hayatın sona ermiş olduğunu ama uzatmaları oynuyor olduğumu düşünüyordum kendimce.
Benim gibi binlerce akranlarım olduğunu bilmek de sevindirmiyordu beni.
Hani insan başkalarının hüznüyle keyif çatamazdı ya.
Fazla adice olurdu bu.
Bu kez de onlar için de üzülüyordum.
Ben birseye yaramalıyım diye diye kendimi aileme feda etmiş buldum.
Sonra zamanı geldi pişmanlık cümleleri duydum onlardan.
Artık ayağa kalkmamı istiyorlardı.
Ben emekleyerek ilerliyordum.
Onca zaman sonra bi şehrin yarama merhem olması ihtimali doğdu içime.
Umutsuzluk ile başlayan cümlelerime umut ekeleyen neden de bu olmalı.
Hiç anılarının olmadığı bir yer kötü anılarla dolu yerden elbette iyiydi.
Dibe vurmak gibiydi.
Sıfırı gördükten sonra daha aşağı inemezdim.
Yükselmek benim elimdeydi.
Evet yine şartlara uyacağım ama bu kez iyileştireceğim kendimi.
Sırf bu yüzden kendimi ibadete verdim.
İlaçlarımı kullanıyor bedenime zulmetmiyorum.
Artık ben eski ben olmaya çalışıyorum.
Takdir Allah'tan.
Bu kez kendimi umuda teslim ediyorum.
Herşey güzel olacak dedi babamın buğulu sesi.
İçimde çalıp dinliyorum ikide bir.
Herşey güzel olacak babam.
Güzel olacak.