Küfrüm aşar <<edebimi>>

Konu sahibi son olarak 660 gün önce görüldü
9c0d27b7af3a19f5c352375d910bbc5b.jpg

Geceleri uyutmayan şey ne bilemedim.
Gece uykusunu özledim.
 
gecenin bir saatinden sonra bazı davaların içinden çıkmak zordur ya da ben için hiç sızlamadan başını yastığa koyabilmene bahaneler buluyorum.

seni suçlamıyorum çünkü istediğin zaman valizini toplayıp gidememek seni hiç düşmem dediğin çukurlarda uyutur biliyorum ama bütün umudumuzu bir limon ağacına bağlamışken, ciğerlerimize kokusunun değil dikenlerinin dolmasını kabullenemiyorum. terlediğin zaman sırtına havlu koyabilmek için peşinden koşan birine başını bile çevirmemenin ağırlığı altında ezilip ezilmediğini merak ediyorum. bazı geceleri nasıl sabah ettiğini, bazı cümleleri dilinin altında nasıl ustalıkla tutabildiğini, dizlerin titremeden nasıl susabildiğini merak ediyorum. içimdeki sabırsız küçük kızı her şey güzel olacak'larla kandıramıyorum. insan güzel günlere inanabilmek için uzun cümleler duymak istiyor, bazen ikna olmak için omzunda bir elin, kulağında bir sesin olması gerekiyor.

hiçbir savaş kaçarak bitmiyor, muhakkak kalıp savaşmak gerekiyor. bazen duvarlar üstüne yıkılmasın diye saklanmak değil, ayağa kalkıp koşmak gerekiyor.


-Sevgiliplath
 
Birini sevmek içinde mermi olmayan bir silahı eline vermek gibi.
Evet temkinli ama içini doldurup sana sıkmayacağını bilemezsin.
Mesela ben her defasında ona Rus Ruleti şansını verdim.
Defalarca beynim dağıldı.
Sandım ki beynim dağılsa unuturum.
Ama düşüncelerim etrafa yayılıp sonradan musallat oluverdiler.
Yani elleri öyle ya da böyle hayırlı işlere imza atmadı.
En güzel de giderken yazardı.
Bilirdim ki acıyı en aza indirgemek isterdi.
Bu sebeple daha çok acıya batardım.
Bilmezdi.

Bu yüzden artık bu yerlere gelmek istemiyorum.
Hatırası dahi yetiyor.
 
Bendeki bazı haller insanları yaralarına kadar sahiplenmekten.
Bi sorun mu var?
Susturmak yerine gel beraber ağlayalım diyorum.
 
Bana geçen sene aldığın kırmızılı kazağı hatırlıyor musun?
Bayramlıktı resmen evet.
Erkek kazağıydı çünkü ben öyle seviyordum.
İçine yazdığın notu cüzdanımdan ayırmadım.
Geçen gün çıkardım kırmızılı kazağı.
Sarıldım.
Ağladım.
Kucakladım.
Sanki sana sarıldım.
Sana değmiş birseye sarılınca.
Bu sene daha giyemedim.
Geçen sene de gözümden sakınmıştım.
Biliyorum sana dahi o kadar değer vermedim.
Çok kırdım.
Üzdüm seni.
Bu yüzden kendimden sonsuz nefret edebilirim..
 
Her gün'kafamda binlerce karar alıyorum.
Ama hangisini uyguluyorum,SIFIR.
 
Bir tren garında bıraktık sanki birbirimizi.
Tren hareket etti, ellerimi tutan ellerin yaprak dalından kopar gibi koptu sanki.
Ya da et tırnaktan ayrıldı.
Gökten bulut eksildi, geceden yıldız ayrıldı gibi.
Öyle bıraktık birbirimizi.
Hiçbir veda cümlesi bizim ayrılıklarımıza yetmedi.
Sana dair ne kadar çok yazdım biliyor musun?
Onlar bile benden ayrı.
Sanki geceleri Sen uyurken üzerin açılınca onlar örtüyor üzerini.
Ya da uykuya dalmadan evvel göz kapaklarına sızıp, rüyalarına geliyorlar ansızın.

Ama bildiğim birşey varsa.
O aşk denen şey vardıysa Sen ve ben bizken vardı benim için.
Sonrası karanlık.
Sonrası yokluk.

Şimdi Seni seviyorum diyemem.
Ama galiba Sana yazmayı seviyorum.
Kimbilir belki Şimdi seni de anlatmıyorum.
İçimdekileri yazıyorum.
Alışkanlık biraz da.
Aslında umutsuz ve çaresiz aşık gibi yazmak istemezdim.
Zaten öyle değilim.
Sadece bazen aklım hala almıyor bazı şeyleri.

Belki de bazı günleri özlüyorumdur.
 
Bana yokluğun Bazen gözüm açık olduğu halde dünyamı karanlık görmek gibi geliyor.
Işığım, aydınlığım senmişsin meğer.
Güneş değil sen ısıtırmışsın.
Ben bilmiyormuşum.
27326a68af0cdaeb1c22e37a691c26c6.jpg
 
Aynı yolda yürüyordu kadın ve adam,
Adam kadına daha önce hiç duymadığı şeylerden bahsediyordu.
Kadın ise daha evvel dinlemediği şeyleri cevap olarak söylüyordu adama.

Aşk buydu.
Bu zamana kadar konuşulmayan ve dinlenilmeyen şeylere bi anda dikkat kesilip kapılmak.
 
Ve aslında ne kadar yalnızız.
Küçük, küçücük büyülü anlarda anlıyoruz bunu.
Anı yaşarken çok değil bir saniye zamanı durdurunca anlıyoruz.
İnsanları görüyorum, birbirlerine hunharca bir şeyleri anlatma telaşı içindeler.
Belki kendim de dahil daha karşı taraf anlatırken, dinleyen ona neler anlatacağını düşünüyor.

Bunu anlamanın yolu da yok pek. Ama ben takıntılıyım. Bilhassa insanlara birşeyler anlatırken yüzlerini izliyorum.
Ya da sokaktaki insanları.
Dudaklarına, mimiklerine öyle çok bakıyorum ki. Beni sapık zannediyor olabilirler belki. Ama umrumda da değil.

Çok yalnızız bizler. İnsanlar yanımızdan, kalbimizden gelip geçiyor bizden alacağını alıp, vereceğini de verdikten sonra gidiyor. Ama öyle birdenbire değil.

Zaten aşklarda bundan bitiyor ya.
Ya alacak birşey kalmıyor.
Ya da verecek birşey.

Siz yalnızlıktan öyle korkarsınız ki zihninizde ötekileştirirsiniz.
Oysa ki siz yalnız değilsiniz.
Yalnızlık sizin her yerinizde.
 
Bazı şeyleri karşılaştırdığımız zaman, nerde hata yaptığımızı anlıyoruz ama çok geç oluyor.
 
Kısa zaman sonra birseylerin değişebilme olasılığı bile beni çok mutlu ediyor.
 
Herşey geçer.
İnanıyorum ki herşey de diner.
 
Geri