Kendimle Hasbihal

Konu sahibi son olarak 8 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Suskunluk zarif bir isyandır ,
Kelimeleri zayi etmeme
Duymak istenilmeyen kelimelerin önüne çekilmiş bir bariyer gibi ,
Sözcükleri durdurma biçimidir...

Suskunluk kırılmış bir insanın , kırmamak için verdiği gayrettir ...

Suskunluk konuşarak hallolmayan her şeyin üzerine vurulmuş bir mühür,
İnsan kalma mücadelesidir....

Ağırdır ağrılıdır sabıra sabır doğurtur ,
İçte çok şeyi yıkar soğutur
Ama karşındaki insanları yıkmamak için de
Sessizce yıkılmaya razı bir duruş biçimidir...

Ve suskunluk,
Her kişinin değil,
Gerçekten kırılmak nedir bilenlerin harcıdır..
 
“Meselenin hiçbir zaman aşk olmadığını otuzlu yaşlarınıza doğru anlayacaksınız. Mesele dostluk, güven, yol arkadaşlığı. Yanınızda yürümek istemeyeni kendi vaktinizden çalarak ikna etmeye çalışmayın.”
 
.
5e9dcb3c8b5634d0dc26ce1858672ef1.jpg
 
"Yüz dil bilsen, seni anlamayanların yanında dilsizsindir..."

Hz. Mevlâna
 
Bazen insanın boğazına bir yumru çöker ya,işte onun gibi...Işte öyle çöker mazinin yükü.Derin çok derinlerde bir yara kanar,kanar da senden başkası görmez onu.
 
Düşüncelerimin mimarı benim.Senin cılız dinamitlerin onları çökertir mi zannetmiştin?
Sen dilimdekini gördün de,her şey ondan ibaret bildin.Dilim senin anlayacağın kadarına dönmüştü.
Bir de senin anlamayacağın derin sözlerim vardı benim.Anlamı beni aşan,beni şaşkinlıklara salan gün görmemiş sözlerim.
Düşün,tohumu bizden olsa da can suyunu biz akıtsak da ince bir dala,onu yeşerten ne çok ilimler vardı oysa.
Ilmin bunu anlasaydı,o zaman her şey bambaşka olurdu.

Insani aldatan hep yüzeyin kendisi.Kimse derinliğin sırrını hesaba katmıyor.
Biraz da hata bizde.Gereksiz cümlelerle gölgelememeliydik,sessizliğin avazını.
 
RÜYA

Gözlerimi kapatabilseydim

Rüyalar elimden tutup götürürdü

Yükselir, süzülürdüm yeni bir gökyüzünde

Kederlerimi unuturdum.

Hayalimde seyehat edebilseydim

Aşkın ve umutların yeşerdiği, acının dindiği

Saraylar ve geceler yaratırdım.

Yarattığımızı her şeyi yok eden

Acımasız gerçeklerin bıraktığı

Zulüm, ızdırap ve çileyle gölgelenmiş

İnsanlar gördüğün bir dünya.

Bizi, düşlerimizi ezen

Tüm yürekleri karanlık ve aç gözlülükle dolduran

Zorbaların yükselen duvarlarını gördüğün bir dünya.

 
VE KADIN KONUŞTU...

Eski evliliklerin çoğunun uzun sürmesinin nedeni çiftlerin uyumundan değil, kadının çaresizliğinden kaynaklanmasıdır.
"Bir yastıkta kırk yıl" gibi romantik bir yanı yok bunun, evliliğini bitiremeyen dört duvar arasına sıkışmış kadının çaresizliği var.
Hiçbir eğitim almadan çocuk denecek yaşta evlendirilmiş, çoluk çocuğa karışmış, aile evine dönemeyen, mesleği ve geliri olmayan kadınlarımızın çaresizliği bu.
Bir kez olsun sevgiyle dokunulmamış, güzel söz işitmemiş, dişi olduğunu hissedememiş, beğenilmemiş, saçı okşanmamış, kendisi için yaşamamış annelerimizin, teyzelerimizin kavrulup gitmiş hayatlarının çaresizliği var, bu nokta koyulamamış evliliklerde.
"İçkisi yok, kumarı yok, evine bağlı" sözleriyle büyütülmüş evliliğin, çift olmanın bundan ibaret olduğunu düşünen ebeveynlerimiz.
Bu devir bitmiştir artık, güçlü bilinçli eğitimli kız çocukları yetiştirmek zorundayız, bir erkeğin insafına hayatını teslim etmesin, gerektiğinde istediği seçimi yapabilsin.

Aile kurumu kutsal değildir, kutsal olan insanın insanca yaşama hakkı.

___Güzin Yeğin.
 
Seninle karda yürüdük haberin yok. Müziği son ses açıp, ağaçlı yol bitmeden “iyi ki” dedin.
Ben sana “bas gaza”.
Geç uyuyup en geç biz uyandık.
Kahvaltıları unutacak kadar çok seviştik.
Ben çok güzel severim.
Yerli yersiz gözlerinden öperim.
Sen bilme, görme, es geç, başkası ol.
O olmamaya inat et.
Bir yerlerde iyi ki diyen bi’ sen.
Mutlu günleri hak eden bi’ ben var.
İyi ki…
 
Kalbimin En Doğusunda


Aşkın kanununu tahsil etmiştim kalbimin en doğusunda
İçimde yağmur duasına çıkmış birkaç köy
Birkaç köy sular altında.
Kalbimin doğusu,
Her resme güneş çizen bir çocuktu.
Gam yükünün kervanları yürürdü dudaklarımda
Kavruk ve çatlaktı dudaklarımın toprakları.
Ölümün ötesinde bir köy vardı
Orda, uzakta, kalbimin en doğusunda
Şimdi bana yalnızca
Dertli türkülere duyduğum karşılıksız aşk kaldı.
Güzel beyaz bir tay doğururdu her sene hafızam
Yorgundu oysa
Durmadan, durmadan hatırlamaya koşmaktan.
Kalbimin doğusunda bir yalan dünya vardı.
Okyanusları mavi olmayan.
Benim için hayat,
Kalbi kalpazanlıktan kırk sene yatmış çıkmış bir adamdı.
Geçmişim acıyor şimdi, yalnız benim değil
Benim ülkemin geçmişi de acıyor mesela.
Bilirdim oysa ilk badem ağaçları çiçek açar baharda.
Bilirdim çiçek satan çingene kızlarını
Onlar bütün şimdileri, bütün zamanlara
Bir gül parasına satardı.
Oğlan kıza bir gül alsa
Bilirdim odur en kırmızı zaman.
Adına aşk diyorlardı
Kalbimin en doğusunda bir yalan dünya vardı.
Kim bir şairi kırsa
Şair gider uzun bir dizeyi kırar mesela
Bilirim kim dokunsa şiire
Eline bir kıymık saplanacak.
Bilirim kırılmış dizeleri tamir etmez zaman
Yorgunum oysa
Durmadan kendime bir tunç uyak aramaktan.
Aşkın kanununu tahsil etmiştim kalbimin en doğusunda
Boş salıncaklar gibi gıcırdayarak konuştum karanlıkla
Kediler gibi mırıldanarak.
Alkolden bir denize bıraktım kalbimi
Kırmızı bir sandal gibi,
Arka sokaklarda sarhoş konuştum karanlıkla.
Avuçlarımla konuştum,
Allah büyüktür diyen insanlar gibi.
Kedi dili bisküvilerinin bir pastayla konuşması gibi
Yumuşak ve kremalı konuştum onunla.
Baharda leylaklar açardı boynumda
Mor ve pembe konuştum karanlıkla
Gece açılıp gündüz kapanan bir parantezdim,
Sözler vardı içimde işe yaramayan
Sözlerle konuştum karanlıkla...
Önce söz yoktu kalbimin en doğusunda
Sözler...
Bir yağlı urgandı acıyı boğmaya yarayan

Didem Madak
 
Gülümse; senin gülüşün mucizelere gebe (Bana seslen)

Bana seslen senin sesin

Geceye kelebek dikiyor

Bak bana senin bakışın

Bana ev oluyor



Uzun gecelerden sonra

Ey nurlu sabah, gülümse

Çünkü gülüşünün her parçası

Beni farklılaştırıyor



Yağ ey huzurlu mavi

Benim kuru çölüme

Seher bahçem

Ağaçlarım senin için yuva yapar



Dökül ey çılgınlık

Adım adım âbâd çöllerime

Harap kıl beni senin harabın

Beni divane eder



Sen ateş ol ve ayağa kalk

Şiirim üzerine baştan sona

Benim şarkım

Eski bir aşktan efsane yazıyor



Perişan ol o fırtınalı

Gecelerden daha perişan

Benim viran şehrimin esinitisi

Sana tarak olu

 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri