Kemalistlerin Çıkmazı

Konu sahibi son olarak 82 gün önce görüldü
Bilmediğin bir şeyi anlamanı bekliyorum afedersin :)

Cumhuriyet ile Demokrasinin aynı şey olarak algılanması bu ekolde ortaya çıkmıştır, anlıyor musun şimdi ?


Fransa rejimini 1971'de değiştirdi. Bin dokuz yüz yetmiş bir. 1971. Rejim değişikliği 1971.

Bin dokuz yüz yetmiş bir.
 
İki bölümü alıntılayıp düşüncemi yazacağım sadece.. Umarım cımbızlıyormuşum gibi düşünmezsiniz..



Bu ifadeler dindar kesimin hepsini "gerici, bağnaz, laiklik karşıtı, Atatürk düşmanı, kafa kesici, şeriat yanlısı vs" diye tanımlamakla aynı kapıya çıkar.. Her ikisi de çok çok yanlış söylemlerdir gözümde.. Çok uç noktalardan negatif örnekler sıralayıp genel özellikmiş gibi lanse ederek Kemalistleri kötülemenizi hiç doğru bulmuyorum.. Dilerim bu konudaki "tek tip"likten vazgeçersiniz.. Zira aklı başında hiç bir insan evladı sıkı yönetim meraklısı değildir.. Lafla olmaz o işler, çocuk oyuncağı değildir.. :) Ordunun geçmişte yönetime el koyması ve tekrarına meraklıymış gibi lanse edilmesi konuşulacaksa, önce 70'lerdeki ve 80'lerdeki sokak olayları ve dönemin ortamı her yönüyle incelenip konuşulmalıdır.. Dönemin mevcut devlet yönetiminin siyasi karışıklıklığı çözebilirliği, olayları sonlandırmak için ne yaptığı veya ne yapabildiği, krizi yönetebilirlik konusunda yeterliliğine dönüp bakılmalıdır.. Mevcut el koyma işlemi olmasaydı sokaklardaki ortam ne olurdu, olaylar bastırılabilir miydi, karşıt grupların birbirini kesmesi biter miydi onu da düşünmek, derinlemesine ele almak gerekir.. Lakin hiç birimizin bu konuda bilirkişi olduğunu sanmıyorum.. Güllük gülistanlık zamanlardan geçmedik, evet.. İlgili dönemlerdeki müdahalelerde yapılan yanlış adımlar vardır evet, kurunun yanında yaş da yandı evet.. Ama resmin köşesine bakmak yerine geneline bakmayı öğrenmediğimiz sürece değişen hiçbir şey olmaz.. Anca birbirimize, orduyu göreve çağırma meraklısı veya gerici diye saldırırız.. :)



Yine fazla genelleme yapılmış yanlış bir ifade.. Sizin düşündüğünüzün aksine "Kemalistlerin hepsinin" böyle bir ortak özelliği yok.. Siz de biliyorsunuz ki baş örtüsü başı örtmede kullanılan bir kumaştır ve bir araçtır.. Türban ise son dönemlerde çıkan bir bağlama biçimidir.. Çıktığı dönemden bu yana ne yazık ki siyasete fazla alet edildiğinden farklı algılanmaya başlanmıştır.. Sizin gözünüzde bunlar aynı şeyse onu bilemem tabiki.. Ama siz eminim aralarındaki bu farkı zaten iyi biliyorsunuzdur ama sadece Kemalistlerle alakalı konuşurken burada farkında olmadan yanlış ifade etmişsinizdir.. :)

Onedio sitesi bu konuda güzel örnekler sunmuş:
https://onedio.com/haber/turkiye-nin-renkli-bir-basortusu-kulturune-sahip-oldugunun-18-kaniti-352998

Bizden olmayana, farklı düşünene, farklı yaşayana saldırmak yerine çokça hoşgörüye, bireye saygıya ülke olarak ihtiyacımız var diye düşünüyorum.. Dinimiz hoşgörü dini evet ama ne yazık ki genel olarak farklılıklara karşı hoşgörüsüz bir toplumuz.. Saygılar.. :)




Ayrıca krallıkla yönetilir denilen ülkelerle ilgili bir dip not: hepsi Parlamenter Demokrasi ile yönetiliyor, karar mekanizması değiller.. Günmüzde, Kraliyet ailesinin varlığı semboliktir.. Yani devlet yönetiminde bağımsız hareket etmeleri söz konusu değildir.. Bugün bu bahsettiğiniz ülkelerde bir kraliyet ailesinin bulunma amacı yıllardan beri süregelmiş bir geleneği bozmamaktır.. Kraliyet ailesi ülkeyi temsil etmek için vardır, yönetmek için değil.. Yanlış bilgi vermeyelim..

Saygılar..

Konunun özüne yönelik
İlk cevap veren siz oldunuz
öncelikle tebrik ediyorum.

Cevaplarınıza gelince,
Siz istisnalar arasında olabilirsiniz,
Benim gördüğüm 15 yıllık Ak Parti
döneminde büyük bir hazımsızlık yaşandığı
ve buna istinaden Cumhuriyet mitingleri
falan benim tezlerini güçlendirir yönünde

Başörtü meselesine gelecek olursak
bakınız sizde aynı yanlışa düşüyorsunuz,
Çağdaş ve ilerici olduğunu
söyleyen insanların türban anlayışına
mana veremiyorum,
Ne yani şimdiki kadınlarımız
90 yıl önceki ninelerimizin
kullandığı bağlama şekillerine sadıkmı kalmalı
Onlar gibi mi bağlamalı başlarını?
Yaşam alanlarımızdaki bütün değişim ve yenilenme
normal karşılanırken
Başörtüsünde ki bu değişim neden yadırganır,
Neden bu değişim moda akımı olarak
algılanmaz da
siyasi simge olarak algılanır
Ben bunu anlamakta
gerçekten zorluk çekiyorum
 
Lütfen. O zaman aşamaları atlıyor sizin mantığınızla sonuca gidiyorum.

İngiltere, Yeni Zelanda ekolüne sahiptir. Dolayısıyla demokrasinin beşiği olamaz.

Bir şeyi kağıt üzerinde getirmeyle uygulamanın demokrasinin farkı olduğunu anladın nihayet :)

Adını demokratik cumhuriyet koydun diye cumhuriyet demokratik değil.

2015 verileri
Türkiye - Mecliste kadın oranı %14
İsviçre - Mecliste kadın oranı %32

Şimdi o kafan basıyor mu biraz ?
 
Din kullanmak din kullanmak din kullanmak...
Müslüman mahallesinde salyangoz satan bir insanın kandil simiti satan adama oranla daha salak olduğu gerçeği değişmeyecektir.
 
Ekol ile uygulamanın ne olduğunu anlamayan beynine tekrar sesleniyorum. 1789

BİN YEDİ YÜZ SEKSEN DOKUZ


1789 Fransız İhtilali'nin fikirsel kökeni İngiltere. Fransız ekolünü Fransızlardan önce hayata geçirme başarısını gösteren ülkemiz, demokrasinin piri İngilizlerin fikirlerini de İngilizlerden önce hayata geçirme başarısını göstermiş demek.


1971.
 
Bir şeyi kağıt üzerinde getirmeyle uygulamanın demokrasinin farkı olduğunu anladın nihayet :)

Adını demokratik cumhuriyet koydun diye cumhuriyet demokratik değil.

2015 verileri
Türkiye - Mecliste kadın oranı %14
İsviçre - Mecliste kadın oranı %32

Şimdi o kafan basıyor mu biraz ?


Anladım. Biraz basmaya başladı. Daha fazlası için yardıma ihtiyacım var ama.

Meclisteki kadın oranı bize neyi anlatır?
 
1789 Fransız İhtilali'nin fikirsel kökeni İngiltere. Fransız ekolünü Fransızlardan önce hayata geçirme başarısını gösteren ülkemiz, demokrasinin piri İngilizlerin fikirlerini de İngilizlerden önce hayata geçirme başarısını göstermiş demek.


1971.

Elbise soyluluğuyla uğraşan ülkenin son anda attığı hamleyle devrimler silsilesine girmesi, bir ekol ortaya çıkaramıyor demen kadar komik bir şey yok. O zaman dünyada sadece bir ekol var. Neticede hepsi bir şeyden kök alarak ilerliyor.

1789.
 
Elbise soyluluğuyla uğraşan ülkenin son anda attığı hamleyle devrimler silsilesine girmesi, bir ekol ortaya çıkaramıyor demen kadar komik bir şey yok. O zaman dünyada sadece bir ekol var. Neticede hepsi bir şeyden kök alarak ilerliyor.

1789.

Ayırıp birine iyi birine kötü dediğiniz fikirlerin aynı olduğunu anlatıyorum. Ev sahibi aynı. Birinin beslemesi var, birinin yok.

1789'da ortaya atılan fikirlerin İngiltere tarafından daha önce savunulduğunu önce kabul ediyor sonra es geçiyor, 1971'e kadar İngiltere gibi düşünen, uygulamada bulunan bir ülkenin fikirleriyle 1923'de bir şeyler yapıldığını savunuyorsunuz.


Gözlük konusunu bir kenara bırakalım. Şu meclisteki kadın temsil oranının ne anlattığını bana izah edin.
 
Ayırıp birine iyi birine kötü dediğiniz fikirlerin aynı olduğunu anlatıyorum. Ev sahibi aynı. Birinin beslemesi var, birinin yok.

1789'da ortaya atılan fikirlerin İngiltere tarafından daha önce savunulduğunu önce kabul ediyor sonra es geçiyor, 1971'e kadar İngiltere gibi düşünen, uygulamada bulunan bir ülkenin fikirleriyle 1923'de bir şeyler yapıldığını savunuyorsunuz.


Gözlük konusunu bir kenara bırakalım. Şu meclisteki kadın temsil oranının ne anlattığını bana izah edin.

Fikirler aynı vs. değildir. 3. Cumhuriyetin tarihine bakarsan 1971 1971 demeyi belki bırakırsın.
Ayrıca 3. Cumhuriyet kurulmadan önceki Napolyon'un seçimle geldiğine de bakarsın.
Hala demokrasi ile cumhuriyeti ayrılmaz zannettiğin için "daha önce İngiltere'de savunulduğu" gibi saçma bir cümle kuruyorsun. Demokrasinin kurumlarının-ilkelerinin yerleşmesiyle, Cumhuriyet ilan edilmesinin bir alakası yok.

Sen izah edeceksin, daha önce-sonra yapmayı öne süren sendin ben Yeni Zelanda örneğini verince. Ki Yeni Zelanda'da bunu yapanların nereli olduğunu bile bilmiyorken :)
 
Fikirler aynı vs. değildir. 3. Cumhuriyetin tarihine bakarsan 1971 1971 demeyi belki bırakırsın.
Ayrıca 3. Cumhuriyet kurulmadan önceki Napolyon'un seçimle geldiğine de bakarsın.
Hala demokrasi ile cumhuriyeti ayrılmaz zannettiğin için "daha önce İngiltere'de savunulduğu" gibi saçma bir cümle kuruyorsun. Demokrasinin kurumlarının-ilkelerinin yerleşmesiyle, Cumhuriyet ilan edilmesinin bir alakası yok.

Sen izah edeceksin, daha önce-sonra yapmayı öne süren sendin ben Yeni Zelanda örneğini verince. Ki Yeni Zelanda'da bunu yapanların nereli olduğunu bile bilmiyorken :)

Nereliler? Yoksa İngiltere mi?
 
Arkadaşlar biz burada
Atatürkçülüğü ve Cumhuriyeti tartışmıyoruz,
Despot Kemalistlerin
çelişkilerini tartışmamız gerekiyor
Zira başlık bu
''Despot kemalistler''
Sonunda hangi merkezlerin algı operasyonunun sözcülüğüne soyunduğunuzu çok net ortaya koydunuz.
 
Konu demokrasi ve onun kız kardeşi özgürlükler olduğu sürece kötü kemalist > iyi muhafazakâr
 
Kadınlara oy hakkını ilk defa Türkiye vermiş değildir. Yeni Zelanda bu hakkı 1893'te vermiştir. Böyle içi boş laflarla bir yere varamazsınız.
Kadınların erkeklerle eşit bir hayat sürdüğü dünyada ilk kez Türk toplumunda yaşandığı hatta kadının erkekten de ön planda tutulduğu türkler arasında görülmüştür. Gerek ibn Batuta, gerek, İbn Fadlan ve de Marco Polo'nun seyehatnamelerinde bu konudaki izlenimler ortadadır.

Atatürk'ün demokrasiden yana olmadığını iddia etmenizde Graham Fuller üstadınızdan almış olduğunuz direktiflerden biridir. Oysa Atatürk tüm kararlarını TBMM nin onayıyla almıştır. Yani üstadınızın belirttiği gibi, bir paşa fermanıyla kararlar alınmamıştır.

Türk'e gönlünüz akmadan Atatürk'ü tanıyamaz onun ilkelerini kavrayamazsınız.
Kemalist hiç olamazsınız, çünkü tıpkı Katil Yavuzun şah ismaile hitap ederken, ''eşşek Türk'' demesi gibi Türk düşmanlığı ruhunuza işlemiş.

Direk Atatürk'e sövemediğinizden olsa gerek üstadınız gibi Kemalizm aşılmalıdır demekle yetinmektesiniz..
 
Nereliler? Yoksa İngiltere mi?

Türkiye Türkiye, hepsinden öndeyiz ya :)

Bak birkaç mesaj yukarıda çizilen tabloyu çok güzel aktaran biri var. kötü kemalist > iyi muhafazakar diyor.

İşte bu Türkiye'de demokrasinin resmidir. İsmi demokratik olsun yeter :)
 
Bunu ben söylemiyorum. Tarih söylüyor.
Şu Exzeterci Ekmelettin'in danışmanlık yaptığı İngiliz gizli servisinin hazırlattığı derin tarih dergisinden bahsediyor olmalısın.
Mustafa Armağan gibi Graham Fuller yetiştirmesini bize tarihçi diye satacaksın anlaşılan.

Türk'e gönlü akmayan sizlerden de bu beklenir.

Ayrıca İbn Batuta, İbn Fadlan ve Marco POLO seyahatnamelerinde bahsedilen Türk kadınlarının erkekler kadar eşit hareket ettiklerinden neden söz etmek ihtiyacı duymuyorsun?
İşine mi gelmiyor?
 
Şu Exzeterci Ekmelettin'in danışmanlık yaptığı İngiliz gizli servisinin hazırlattığı derin tarih dergisinden bahsediyor olmalısın.
Mustafa Armağan gibi Graham Fuller yetiştirmesini bize tarihçi diye satacaksın anlaşılan.

Türk'e gönlü akmayan sizlerden de bu beklenir.

Sen yalnız birilerini taklit edip birilerinin komplocusu olarak hayatını idame ettirebildiğin için karşındakini de öyle zannetmen normal.

Demokrasinin ne olduğu, temel ilkelerinin ne olduğu ortadadır. Bu ilkelerin bulunmadığı, uygulanmadığı sistemler demokratik değildir. Senin anlaman için değil okuyan feraset sahiplerine yazıyorum bunları.
 
Geri